allaamm çok heycanlıyım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
allaamm çok heycanlıyım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.05.2010

"Küçük Aptalın Büyük Dünyası" kitabını almayanın evini yakarım!!!!

Hanii teee ne zaman bi yazarın evinde yemek yedim gibi bişi yazmıştım ya, haa onu yazabilirim artık...
Şimdi twitter diye bir hadise var ya, ben öyle 140 karaktede derdimi anlatmaya çalışırken bir mesaj geldi "Cem Mumcu" dan... kitap dosyasınız tırıvınızı getirin gibi bişi yazıyor. Sonra Her Boku Bilen Adam var hani o da blogcu, mesajı okurken ona sordum, o da dedi "ee bana da geldi bu mesaj"
Iyyyy dedim spam yapıyorlar demek ki, böyle kişilere "kitabını getir" yazacaklar sonra tabi bunlar da "vayyy taşşaını yediğim yayınevi" diye her yerde reklamını yapcak. Kitap dosyalarını da okumadan "biz size döneriz" diyecekler. Yani ben yayınevi şeyi olsam reklamımı böle yapardım...
Ondan amaan yaa dedim, HBBA'da bi sorayım dedi, neyse bunlar konuştular ettiler... Meğer sadece ikimize göndermiş bu yazıyı.. Buluşma günü falan ayarlamışlar hep beraber tanışcaz...
Bi de o dönem, şizofren bi hatun var bana takmış! Yüzünü bile görmedim hatunun ama böyle neler saymış. Kızı birebir tanıyanlar da raporlu hasta, siktiret falan dediler... Boşverdim ama içten içe de "lan bu o hatunun işi olmasın manyağın teki yapar yapar Cem Mumcu hesabı alıp twitterdan." diye de düşündüm.
Neyse işte böyle bir şüphe bir güvensizlik derken buluşma günü geldi çattı. Nişantaşında bir cafeye gittik HBBA ile bekliyoruz.. Göbeğim fırtlamasın diye sabahtan beri bişi yememiştim o yüzden başım falan dönüyor. Tansiyonum nasıl düşük! Ayran alcam kendime HBBA diyor ki "kızım görüşmede ayran mı içilirmiş" Soda mı ne aldım o açlığımı daha da gurul gurul etti..
Bekliyoruz bekliyoruz gelmiyor adam.. Dedim yemin ederim o psikopat karının işi, sağdan soldan da kahkaha sesleri geliyor HBBA'da dedi kesin o keklendik falan derken, dışardan Cem Mumcu ve yanında kızıl saçlı bir afetin geldiğini gördük. Bir ohh çektim en azından adam kendisiymiş diye... Geldiler oturduk, kimsin nesin muhabbeti yapıyoruz ama benim tek düşündüğüm şey masanın ortasında duran kruvasanlar... Bunlar konuşuyor böyle HBBA hayatını falan anlatıyor, başarılarını, aldığı teşekkür belgelerini, okulun en çalışkan adamı olduğunu, okumayı çok çabuk söktüğünü falan...
Bana geldi sıra, çocuk lisedeyken bilmem ne kurulundaydım bile dedi... Benim hayat hikayem ise eheheh lisede hep 9 yazıf getirirdim, okuldan atıldım sonra, üniversitede herifin birin aşık oldum, sonra başkasına başkasına derken falan gibi gereksiz "öl sen bee" diyecekleri türden bir hayat hikayesi sundum...
Bi de dünyanın en cana yakın insanları, lan sen yazar psikiyatrist sonra ne bilim televizyon programı falan yapan birisin, insan böyle yakın mı davranır, sürekli gülüyorlar falan her yapılan şeye espri buluyorlar. Hani biraz kasılsalar kendimi daha iyi hissedecem, onlar böyle laylay şambali olunca bu masada birilerinin kasılması gerekli o da ben olayım bari dedim...
Kasılmamın diğer nedeni tabii açlığım, midemin içinden gelen sesleri duyuyorum.. Şimdi diyorum yemek alayım, üstümdeki elbise o kadar dar ki, midemi içime çektiğim için götümden çıkacak neredeyse, bir bardak daha su içersem patlayacak o elbise... Bi de sandalye de rahatsız, yemek yemeyim en iyi dedim. Sevgili arkadaşım HBBA ama orada "ehuehuehu PuCCa açlıktan ölüyordu" diyince ona öyle bir bakış fırlattım ki, deldim gözlerimle resmen hemen hoop kıvırdı o da.. işte böyle ben açlığım elbisemin darlığından nefes borumu sıkan baskı ile beraber, kitapları konuştuk ettik siz hazırlayın gönderin dedi.. Sonra Sami Hazinses'i twitterdan sevdiğini söyledi.. "O benim arkadaşım yaaee" dedim, "üstelik blogu var ahanda bu alın bakın" diyince. "Ben bakayım size haber vereyim olmadı 3 tane sırayla çıkartalım" dedi. "İlk PuCCa'nın olmak üzre..."
Yalnız öyle bir şey ki, o hafta içerisinde yeni bir iş buldum, aynı gün ev arkadaşımı buldum, ve kitaba karar verildi..
Aynı haftada yani bu... 1 senedir hayatım sikko bir biçimde geçiyordu bi anda her şey döndü, bi anda yani..
Sadece ve sadece Erik'le aramız acayip kötüydü o dönem. Pezevenk ben iş bulunca çok bozuldu, bi de kitap olunca bildiğin ezik gibi mi hissetti naaptıysa, "Ben kimim ki senin yanında dolanıyorum" durumlarına girdi.. Valla lan, "çöpü döksene tatlım" diyorum...
"Tabii çöp dökeyim zateni ben kimim senin işin var kitabın var ben çöpü dökmeye layığım"
"bas git manyak mısın" diyorum
"bak bak bak şimdiden başladın, hemen ilk fırsatta beni tekmeledin belliydi"
2 hafta böyle gına getirtti bana, her lafından biri buydu.. Sonra alıştı allahtan neyse ki artık yok öyle tutumları...
Neyse işte ertesi gün oldu, Cem Mumcu evine davet etti bizi yemeğe. Tabii yemeğe davet diyince böyle yazar evi şamdanlar falan Kürşat Başar'ın sahur programı ambianslı yemeği gibi bişi sanıyorsun. Alakası yok sevgilisiyle beraber bize yemek sepetinden sosis söylediler...
Ama evlerine ayakkabıyla girdik bi de bembeyaz ev.. İçim acıdı o ayakkabıyla dolanırken içerde... Bu kez tabi akıllılık yaptım kot giydim gittim ki en azından olaya kendimi vereyim diye...
Orada bir muhabbet bir muhabbet, kitap dışında her şey hakkında konuştuk yemin ederim...
Dünyanın en komik ve eğlenceli çiftiydi valla...
.....
Hah işte ben o geceden beri kitabı yazıyorum, o yüzden buraya da çok yazamadım. O dönem içinde Erik evde Pes oynadı ben pc başında yazı yazdım. Yüzük ve ev arkadaşım dışında hayatımda bir atraksyon bile olmadı... Çok çok çok kötü bir durum hariç (onu da kitaba yazdım spoiler ehehehe)
Kitaba buraya yazamadığım her şeyi yazdım yaa. Bazı şeyler vardı yakalanırsam sıçarım diye neyin kim olduğunu şaşırtmacalı yazdıklarımdan onları da net tak tak tak yazdım valla.
Üstüne üstlük oramı buramı da gösterdim kitapta! yaa yaaaa...
Burayı kitap haline çevirmedim yani... sıfırdan dan başlayarak yazdım... (anam ağlaya ağlaya)
Bunun dışında gazeteye de çıktım lan, twitter ünlüsü ayağına üç beş twitçiyle ayy onları da koyayım, Star, Hürriyet, Milliyet
Yani demem odur ki şansım dönüyor mu ne! Sadece eski sevgilimden intikam almak için açtığım sonra ona kıyamayıp burada kendimi kesip arabesk halde takıldığım, ardından o kadar yalnız kalınca iç sesimi koyduğum yer sayesinde bana bambaşka bir kapı açıldı...
Ne kadar çok robbie williamslan sevişmek sonra Obama'yı suikastten kurtarmak, Bradle film çekerken bana aşık olması gibi hayallerim var olsa da bu durum rüyamda bile göremeyeceğim bir şeydi sanırım...
Umarım bu işten de yırtarım yaa, başarırım yani. Allahım başarayım da en azından bıyıklı ev arkadaşımdan kurtulayım...
Gerçi şey kısmı acayip koyuyo yine isim falan saklı olcak çünkü. Facebook hesabımda bile "kitabım çıktı mihi" diyemem.. Sonra iletime bile yazamayacağım lan, okuyacaklar ama egoma yararı olmayacak :( onda da napalım gülü seven dikenini de yer..
Kitap çıkarsana sen diyenlerin de isimlerini tek tek aldım, eğer almazsanız evinize gelip yakacağım :Pp
Yalnız kitabın kapağını görünce çığlık attım resmen o kadar güzel oldu ki anlatamam... Kalbim boğazımda güp güp güp atıyor.. Adı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası" olacak...
1 Haziran olsun istedim kitap için, Norma'nın doğum günü yani. Umarım bir sıkıntı çıkmaz tam o tarihte onun için bir şey yapmış olurum....
Bu arada hepinize çok teşekkür ederim :)