işyerinde aşk felan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işyerinde aşk felan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.02.2009

Seni seçtim pikaçu


Bizim haberde bir çocuk var.. çocuk değil ama başka bişi o.. Ne zaman baksam 3 buçuk kilo eriyorum.. Baktım sosyal hayatım sıfır, pekmezi deli gibi özlüyorum.. birini bulmazsam, pekmezin kapısında kendimi rezil etcem.. bende sadece işyerinde eğlenenler sınıfına girmeye karar verdim.. Eskiden işyerindekilerle sadece işle ilgili konuşurdum.. ama artık herşeyle ilgili konuşmaya başladım.. gereksiz bir samimiyet, yılışıklık oluşmaya başlayınca kaçarın yok PuCCa sende işten eve, evden işe bir hayatın yolcusu oldun dedim.. Ve bari bu olay eğlenceli olsun diye o çocuğa sardım.. Aslında öyle ahım şahım birşeyi yok, pekmezden çirkin, siğilden çirkin ama onlardan daha sevimli.. Karakteri huyu suyu nasıl bilmiyorum, uzaktan gördüğüm kadarıyla piç kurusu.. Oda sadece tahminim, tipi iyi, ses tonuda çok iyi, parası pulu yok.. çünkü hiçbirimizin yok.. Şurdan paralı birini düşürmemin imkanı yok o yüzden.. Bi kere telefonda birinden borç istiyodu duymuştum.. Çok güzel giyiniyor, dişleri inci gibi ve komik bir çocuk.. çünkü ne zaman yanına birileri gitse hep kahkaha atıyolar..
Varya çocuğu bir kesiyorum şerefsizim papayı öyle kessem, adam hak dinine döner.. gider hacca 7 kere turunu atar, havaalanından da incik boncuk alıp yanıma gelir.. Dedim kesmekle bu iş olmayacak.. Bi şekilde yakınlaşmak gerek.. Aynı kattayız ama birimlerimiz hem ayrı, hem birbirimize çok uzağız.. Bizim o grupla pek muhabbetimiz olmuyor, hatta hiç olmuyor.. Bir tek ordan bi kız var, onla aram iyi.. Ondan ona yanaşsam desem, sürekli o tarafa geçince hemen kıllanacak millet.. Öğle yemek saatlerimiz bile farklı nerdeyse.. biz kurulu saat gibi 1 dk şaşmıyor yemek saatimiz.. onlar bazen inmiyor.. Servis saatleri desem, farklı yerlerde oturuyoruz...
Yan tarafımda cam duruyor, camdan onların orayı görebiliyorum, çocuk arşive gidince ben hemen koşarak, resmen koşarak ama oraya gidiyorum.. aklıma gelen en alakasız şeyi arıyorum.. Tabi herif bulacağını 2 dakikada bulup çıktığı için sadece birbirimize gülümsüyoruz..
Sonra düşündüm düşündüm.. Bi şekilde muhabbeti kurmalıyım diye.. bingoo tuvalet tabii..
Tuvalate giderken bunu görüyorum, hemen ardından ishal olmuşum gibi koşarak ben gidiyorum..
ellerimi suya azcık dokundurup, elime kağıt peçeteyi alıyorum, hani çocuk dikkatli biriyse "ayy pisliğe bak kukusunu yıkadıktan sonra ellerini yıkamamış" demesin diye.. Ki ben bakıyorum tuvaletten çıkan adam elini yıkamış mı yıkamamış mı diye.. Bir tanesi var herif hiç yıkamıyo.. tokalaşmıyorum bile onla.. içerde malafatıyla oynayıp oynayıp geliyor.. yemek falan yiyo birde örrkk..
Neyse işte ben bekliyorum kapının orda hemen yan tarafımızda erkekler tuvaleti, kapının sesini duyunca hemen atlıyorum çıkıyorum.. şöyle bir gülümseyip birbirimize, gidiyoruz.. Gülümsemenin ötesine geçememiştik daha.. Gerçi tuvaletten çıktıktan sonra ne konuşcaz.. "ee nasıl rahat sıçabildin mi" diye mi soracam çocuğa.. Ama elbet birgün bu kadar gülümseme, naber demekten öteye geçecem diye düşünüyordum ki,
.....
o gün bugündü işte!! az öne gene ben bekliyodum kapı sesi çıktı, hemen çıktım dışarı.. Baktım başkası çıktı.. Hemen pıtpıtpıt geri içeri geçtim.. milletinde bağırsaklarının çalışası gelmiş.. Kızın biri benle konuşuyo tuvalette.. gri oje çok moda bu yıl bik bik beynimi sikiyo.. bende tamamen beynimi karşı kapının sesine veriyorum.. bi taraftan kızın sesi, içerdekinin sifon sesi, musluğun sesi, fotokobinin sesi, insanların uğultuları arasında beynimi sadece kapıya yönlendirdim.. sanki diğer sesler yokmuş gibi düşünmeye çalışıyorum, bir yandan da diğer kıza gülümseyerek hımm hımm yapıyorum.. inanılmaz yorucu birşey.. O sırada gıırrrç sesi duydum, kızı siktirettim ve yavaş çekimde kapıyı açıpp çıktım..
Yanlış alarm, başkası çıkmış tuvaletten.. Neyse artık bi dahaki sefere dedim gidiyodum ki, çocuk üzerimdeki badyle ilgili bişi söledi.. sonra orda konuşmaya başladık.. O sırada da benimki çıktı tuvaletten.. Varya allam sana şükürler olsun şu meteroloji denen şeyi yarattın, yoksa böyle gereksiz zamanlarda neyle ilgili konuşabilirdik biz aciz kulların.. ayy havalar soğuk, doğalgaz zamları bimeneleri derken yanımızdaki çocuk gitti.
Biz kaldık onla başbaşa.. Tuvaletin önünde ne kadar başbaşa kalabilirsin bilinmez ama bana başbaşa gibi geliyordu.. Hatta orası tuvalet önü değil, cennetin en tenha köşesi gibi.. Kuşlar felan cıvıldıyo, ben üstüme beyaz ipekten kombinazon giymişim, çocuk şortuyla karşımda öyle romantik bi konuşma.. (Artık nasıl vahim durumdaysam romantizmle, porno filmleri karıştırdım..)
Neyse işte biz hava durumundan bahsediyoruz kırıta kırıta, "ayy yağmur yağmasın saçım akıyo" dedim.. Sonra o güzel gözlerini saçlarıma diktii diktii, "sen neden saçlarını boyadın ki, siyah çok güzeldi bence. Eski filmlerdeki kadınlara benziyodun siyah saçla" dedi...
Lan sen saçlarımı beğenirsin de ben o saçları siyah yapmazmıyım.. kolsuz güzelsin de, kolumu keser önüne atarım bee, böyle demedim tabi.. ortaokul kızları gibi ileri geri sallanıp, bir yandan duvarla oynayıp, diğer yandan utanmış taklidi yaparak kıkırdadım.. Tam o sırada pat pat sesleri eşliğinde Esra ceyhan geldi.. Beni gördüğü anda basbas bağırmaya başladı..
- yaa kızım çıldırttın beni sabahtan beri seni arıyorum.. nerdesin yaa sen.. çok önemli bi durum var...
tuttuğu gibi kolumdan çekip götürdü beni, evimin direği, çocuklarımın babasının yanından.. Bi süre beynime oksijen gitmedi kendimde değildim.. bana göstereceği şey, 3 seneden beri şu FW maillerle 'dünyanın en romantik klibi' diye dolanan klipmiş.. Bi capon var hani fotoğrafçımı ne dangalak.. Kuaför bi kıza aşık oluyo.. Sonra kızın gözlerine kezzap dökülüyo kör oluyor.. Bu salak gidip kıza iki gözünü birden veriyo.. Ulan mal herif, bi gözünü versene ikinizde mutlu mesut yaşayın işte.. Sonra işte terkediyo kızı, körüm ben sana layık değilim ayağına.. Sonra kız bunu motor pistinde buluyo, elinde kızın fotosu var.. Lan pezevenk! sen kör değil misin? foto kabartmalı mı ki, ne alaka yani fotoyu göremiyosun bile..
İşte bunu göstermek için beni orda rezil etti aldı getirdi.. O kadar sinirlendim ki esra ceyhana.. gerizekalı insan evladı.. Gerçi kız bilmiyo çocuktan hoşlandığımı, söyleyemem de.. çünkü kızın yaşı 27 ama beyni hala 12.. Herkesin içinde "aaauuu PuCCa bakk, uuuu PuCCaaaaaaa" diyecek.. o kokoreçleri aldırdığım çocuk ne zaman bizim oraya gelse.. bu işaret yapıyor "PuCcaaaa baaaakk seninkiii" diye kıkırdamaya başlıyor.. Hiiç o sıkıntaya giremem..
Şimdi camdan izliyorum gene.. masasının kenarına o sıkı poposunu koymuş, gazeteye bakıyor.. Bende hayallere dalıyorum.. O masa bizim yemek masamızmış masuscuktan, pazar sabahı ben kahvaltıyı hazırlarken oda gazeteyi okuyomuş.. bende kızıyomuşum felan "aaa çek o sert kaslı poponu, yemek yicez" diyomuşum.. o da sert adeleli kollarıyla beni sarıp, masanın üstüne atıyomuş, ben kikirdeyerek "ayy çocuklar uyanacak yapma" diyomuşum.. 2 çocumuz varmış, babalarına benziyomuş falanmış filanmış.. oofff offff..