28.05.2010

Bir blog yazdım ve hayatım değişti



Bunu bana 3 sene önce söyleselerdi "siktir lan oradan" derdim! Şimdi bildiğin kitabım çıkıyor! "1 Haziran'da olsun, Norma'ya olan vefa borcumu ödeyeyim" dedim ama olmadı maalesef :( 3 Haziran'da ancak kitapevlerinde olacakmış. O gün de doğum günüm bu arada, hayatımın en güzel doğum günü hediyesi de bu olmalı.
İmza imza dediniz ya hani, hah işte imzalı isteyenler için kitapları öpüyorum. 2 buçuk kilo çiğdem çıtladıktan sonra dudaklarımı kemçük gibi yapıp, kırmızı rujla tek öpüp imzalayacağım. Bildiğin öpücük valla yapışkan falan değil yani.
Son dakikaya kadar Cem Mumcu'nun beni arayıp "ehehehe malsın kızım sen! Nasıl yedik seni enayiii!!! keriz kerizz... 'en güzel aşk smsleri' dışında bir bok çıkaramazsın. Biz enteller böyle senin gibi eziklerle eğleniriz, hahaha şimdi bas git evine" diyecek diye bekledim.
Çünkü rüya gibi bir şey abi, bir de o kadar iyi davrandı, her şeyimize koşturdu etti. Yayınevi bilmem nesi değil de amcamın oğlu sanki, her şeyle öylesine ilgilendi.
Sonra Selçuk ve Işıl her gün arayıp "senin yazdığın -de ve -da lara sıçayım, kalk git falım sakızına şiir yaz embesil karı" diyecekler diye bekledim... ama sağolsunlar kan kustular, kızılcık şerbeti içtim dediler gık demediler...
Sonra Çağatay, günlerce "şunu yapalım, bunu edelim, bak bunu da yapacaz" diye canı çıktı her şeyle tek tek ilgilendi, ben de oturdum adama yanlışlıkla "götünü keserim" diye bir mesaj attım. ayy o çok kötüydü ya, yavrum güldü geçti o da naapsın mallığıma verdi heralde.
Ve kızıl saçlı afet Ebru; videoyu, kapağı hazırlayan kişi yani. Ortaya bu kadar güzel bir şey çıkarttı ki sevinçten ağladım lan, Erik bana yüzüğü taktığında öyle ağlamamıştım!
En önemlisi kitabı alsanız da almasanız da... Bana her gün küfür etseniz de sevseniz de... Resmen sizin sayenizde oldu!
3 sene boyunca takip eden de vardı, bir ara bakıp giden de bütün manitalarımı benden iyi ezberleyen de sadece bana küfretmek için gelen de. Buraya derdimi yazdığımda arkadaşlarımdan, ailemden önce bana yardım için çırpınan da.
Depresyonun en dibindeydim buraya yazarken, işsiz, parasız, terkedilmiş bildiğim eziktim lan. Baktım olmuyor bu şekilde en sıradan şeylerden, komik anlar çıkarmaya başladım. En azından dedim ilerde okuduğumda acıyı değil gülünecek detayları görürüm diye. İyi ki böyle yapmışım diyorum şimdi ve iyi ki yazmışım bloga.

Alırsan hani diyerek reklamımı da yapayım bari :Pp Buraya tıkla
Bu da Dizüstü Edebiyatın Tıkı

12.05.2010

"Küçük Aptalın Büyük Dünyası" kitabını almayanın evini yakarım!!!!

Hanii teee ne zaman bi yazarın evinde yemek yedim gibi bişi yazmıştım ya, haa onu yazabilirim artık...
Şimdi twitter diye bir hadise var ya, ben öyle 140 karaktede derdimi anlatmaya çalışırken bir mesaj geldi "Cem Mumcu" dan... kitap dosyasınız tırıvınızı getirin gibi bişi yazıyor. Sonra Her Boku Bilen Adam var hani o da blogcu, mesajı okurken ona sordum, o da dedi "ee bana da geldi bu mesaj"
Iyyyy dedim spam yapıyorlar demek ki, böyle kişilere "kitabını getir" yazacaklar sonra tabi bunlar da "vayyy taşşaını yediğim yayınevi" diye her yerde reklamını yapcak. Kitap dosyalarını da okumadan "biz size döneriz" diyecekler. Yani ben yayınevi şeyi olsam reklamımı böle yapardım...
Ondan amaan yaa dedim, HBBA'da bi sorayım dedi, neyse bunlar konuştular ettiler... Meğer sadece ikimize göndermiş bu yazıyı.. Buluşma günü falan ayarlamışlar hep beraber tanışcaz...
Bi de o dönem, şizofren bi hatun var bana takmış! Yüzünü bile görmedim hatunun ama böyle neler saymış. Kızı birebir tanıyanlar da raporlu hasta, siktiret falan dediler... Boşverdim ama içten içe de "lan bu o hatunun işi olmasın manyağın teki yapar yapar Cem Mumcu hesabı alıp twitterdan." diye de düşündüm.
Neyse işte böyle bir şüphe bir güvensizlik derken buluşma günü geldi çattı. Nişantaşında bir cafeye gittik HBBA ile bekliyoruz.. Göbeğim fırtlamasın diye sabahtan beri bişi yememiştim o yüzden başım falan dönüyor. Tansiyonum nasıl düşük! Ayran alcam kendime HBBA diyor ki "kızım görüşmede ayran mı içilirmiş" Soda mı ne aldım o açlığımı daha da gurul gurul etti..
Bekliyoruz bekliyoruz gelmiyor adam.. Dedim yemin ederim o psikopat karının işi, sağdan soldan da kahkaha sesleri geliyor HBBA'da dedi kesin o keklendik falan derken, dışardan Cem Mumcu ve yanında kızıl saçlı bir afetin geldiğini gördük. Bir ohh çektim en azından adam kendisiymiş diye... Geldiler oturduk, kimsin nesin muhabbeti yapıyoruz ama benim tek düşündüğüm şey masanın ortasında duran kruvasanlar... Bunlar konuşuyor böyle HBBA hayatını falan anlatıyor, başarılarını, aldığı teşekkür belgelerini, okulun en çalışkan adamı olduğunu, okumayı çok çabuk söktüğünü falan...
Bana geldi sıra, çocuk lisedeyken bilmem ne kurulundaydım bile dedi... Benim hayat hikayem ise eheheh lisede hep 9 yazıf getirirdim, okuldan atıldım sonra, üniversitede herifin birin aşık oldum, sonra başkasına başkasına derken falan gibi gereksiz "öl sen bee" diyecekleri türden bir hayat hikayesi sundum...
Bi de dünyanın en cana yakın insanları, lan sen yazar psikiyatrist sonra ne bilim televizyon programı falan yapan birisin, insan böyle yakın mı davranır, sürekli gülüyorlar falan her yapılan şeye espri buluyorlar. Hani biraz kasılsalar kendimi daha iyi hissedecem, onlar böyle laylay şambali olunca bu masada birilerinin kasılması gerekli o da ben olayım bari dedim...
Kasılmamın diğer nedeni tabii açlığım, midemin içinden gelen sesleri duyuyorum.. Şimdi diyorum yemek alayım, üstümdeki elbise o kadar dar ki, midemi içime çektiğim için götümden çıkacak neredeyse, bir bardak daha su içersem patlayacak o elbise... Bi de sandalye de rahatsız, yemek yemeyim en iyi dedim. Sevgili arkadaşım HBBA ama orada "ehuehuehu PuCCa açlıktan ölüyordu" diyince ona öyle bir bakış fırlattım ki, deldim gözlerimle resmen hemen hoop kıvırdı o da.. işte böyle ben açlığım elbisemin darlığından nefes borumu sıkan baskı ile beraber, kitapları konuştuk ettik siz hazırlayın gönderin dedi.. Sonra Sami Hazinses'i twitterdan sevdiğini söyledi.. "O benim arkadaşım yaaee" dedim, "üstelik blogu var ahanda bu alın bakın" diyince. "Ben bakayım size haber vereyim olmadı 3 tane sırayla çıkartalım" dedi. "İlk PuCCa'nın olmak üzre..."
Yalnız öyle bir şey ki, o hafta içerisinde yeni bir iş buldum, aynı gün ev arkadaşımı buldum, ve kitaba karar verildi..
Aynı haftada yani bu... 1 senedir hayatım sikko bir biçimde geçiyordu bi anda her şey döndü, bi anda yani..
Sadece ve sadece Erik'le aramız acayip kötüydü o dönem. Pezevenk ben iş bulunca çok bozuldu, bi de kitap olunca bildiğin ezik gibi mi hissetti naaptıysa, "Ben kimim ki senin yanında dolanıyorum" durumlarına girdi.. Valla lan, "çöpü döksene tatlım" diyorum...
"Tabii çöp dökeyim zateni ben kimim senin işin var kitabın var ben çöpü dökmeye layığım"
"bas git manyak mısın" diyorum
"bak bak bak şimdiden başladın, hemen ilk fırsatta beni tekmeledin belliydi"
2 hafta böyle gına getirtti bana, her lafından biri buydu.. Sonra alıştı allahtan neyse ki artık yok öyle tutumları...
Neyse işte ertesi gün oldu, Cem Mumcu evine davet etti bizi yemeğe. Tabii yemeğe davet diyince böyle yazar evi şamdanlar falan Kürşat Başar'ın sahur programı ambianslı yemeği gibi bişi sanıyorsun. Alakası yok sevgilisiyle beraber bize yemek sepetinden sosis söylediler...
Ama evlerine ayakkabıyla girdik bi de bembeyaz ev.. İçim acıdı o ayakkabıyla dolanırken içerde... Bu kez tabi akıllılık yaptım kot giydim gittim ki en azından olaya kendimi vereyim diye...
Orada bir muhabbet bir muhabbet, kitap dışında her şey hakkında konuştuk yemin ederim...
Dünyanın en komik ve eğlenceli çiftiydi valla...
.....
Hah işte ben o geceden beri kitabı yazıyorum, o yüzden buraya da çok yazamadım. O dönem içinde Erik evde Pes oynadı ben pc başında yazı yazdım. Yüzük ve ev arkadaşım dışında hayatımda bir atraksyon bile olmadı... Çok çok çok kötü bir durum hariç (onu da kitaba yazdım spoiler ehehehe)
Kitaba buraya yazamadığım her şeyi yazdım yaa. Bazı şeyler vardı yakalanırsam sıçarım diye neyin kim olduğunu şaşırtmacalı yazdıklarımdan onları da net tak tak tak yazdım valla.
Üstüne üstlük oramı buramı da gösterdim kitapta! yaa yaaaa...
Burayı kitap haline çevirmedim yani... sıfırdan dan başlayarak yazdım... (anam ağlaya ağlaya)
Bunun dışında gazeteye de çıktım lan, twitter ünlüsü ayağına üç beş twitçiyle ayy onları da koyayım, Star, Hürriyet, Milliyet
Yani demem odur ki şansım dönüyor mu ne! Sadece eski sevgilimden intikam almak için açtığım sonra ona kıyamayıp burada kendimi kesip arabesk halde takıldığım, ardından o kadar yalnız kalınca iç sesimi koyduğum yer sayesinde bana bambaşka bir kapı açıldı...
Ne kadar çok robbie williamslan sevişmek sonra Obama'yı suikastten kurtarmak, Bradle film çekerken bana aşık olması gibi hayallerim var olsa da bu durum rüyamda bile göremeyeceğim bir şeydi sanırım...
Umarım bu işten de yırtarım yaa, başarırım yani. Allahım başarayım da en azından bıyıklı ev arkadaşımdan kurtulayım...
Gerçi şey kısmı acayip koyuyo yine isim falan saklı olcak çünkü. Facebook hesabımda bile "kitabım çıktı mihi" diyemem.. Sonra iletime bile yazamayacağım lan, okuyacaklar ama egoma yararı olmayacak :( onda da napalım gülü seven dikenini de yer..
Kitap çıkarsana sen diyenlerin de isimlerini tek tek aldım, eğer almazsanız evinize gelip yakacağım :Pp
Yalnız kitabın kapağını görünce çığlık attım resmen o kadar güzel oldu ki anlatamam... Kalbim boğazımda güp güp güp atıyor.. Adı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası" olacak...
1 Haziran olsun istedim kitap için, Norma'nın doğum günü yani. Umarım bir sıkıntı çıkmaz tam o tarihte onun için bir şey yapmış olurum....
Bu arada hepinize çok teşekkür ederim :)

1.05.2010

Sevmediğim otu Murphy'e sokayım iyi anlaşırlar

Evde mi kaldın? Sevgilin terk mi etti seni? Manitan evlenmeye adım atmıyor mu? Hemen pılını pırtını bir de 4000 lirayı toplayıp, bize yerleşiyorsun. Bir hafta kaldıktan sonra, kocan hoop kolunda.. Bıyıklı ev arkadaşım bana demişti de inanmamıştım. Karı dedi ki "kim yanımda kalsa ya da bizim orada çalışsa 2-3 aya kalmaz evlilik yolu gözüküyor. Herkesi evlendirdim ben" inanmadım o zaman gülüp geçmiştim... Ama şu anda bir tek taş sahibiyim!!!
Ve Erik bırak yüzüğü müzüğü, evlilik denilince 300 km koşan bir tipti.. Şu anda da porselen çaydanlık falan bakan biri haline dönüştü... Gerçekten de karı tekke gibi bişi.. 4000 lirayı ver, bize yerleş hoop kocan koynunda...
Bu arada haftaya babamla tanıştırıyorum erik'i... Kardeşim buradaydı, onun ailesi falan filan derken biz iyice bildiğin nişan çiftine dönüşüverdik.. Hatta öyle ki kendimden tiksindim bi an..
Tek taşım var ve ben bu sorumluluk altında ezim ezim eziliyorum.. ezildiğimle kalsam iyi mutasyona uğramışım sanki... Mesela cillop gibi çocuklar görüyorum böyle hafif kesecem güneş gözlüğünün altından, o anda bi parlama, bi nur gözümü alıyor, hooopp bakıyorum parmağımda bir yüzük.. O yüzük böyle Erik'in suratına dönüşüyor, o çocuğu keseyim kesmeyeyim telaşına düşerken, o oradan konuşmaya başlıyor.
"Ayıp değil mi yaptığın! yüzük takmış kadınsın artık biraz ağır ol! yoksa haketmiyor musun o yüzüğü haa??" diye.. töbeler olsun, 1 sene azmettim sabrettim öss sınavına girermiş gibi ter döktüm, kazandım o yüzüğü iki bebe kescez diye vicdanımla oynayıp kendimi kasmayayım diyorum ve başım öne eğik gidiyorum..
Bir ağırlık, bir hanımlık çöktü bi de üzerime sanki.. Yüzüğüme uygun elbiseler falan seçmeye başladım.. Utanmasam döpiyeslerle dolanacam sağda solda..
Nasıl kaptırmışsam kendimi geçen gün tencerelere bakıyorum "ayy maaşı alayım da şu çiçekli olandan alayım" diye.. Lan salak karı çay bile yapamıyorsun sen, bi de güllü dallı porselenli şeylere bakıyorsun..
Konuşmalarım falan da değişti artık konuşurken "biz" diyorum..
- yarın geliyor musun?
- geliyoruz ama Erik geç gelir sanırım
- ya lostu izlicem bütün gece ben son sezon müthişmiş
- Biz de Erikle geçen izledik, Erik etkisinden çıkamadı
- Peripetinin makarnası güzel oluyodu
- Erik de öyle demişti ya evet evet
Her şeyi sevgilimi katan iğrenç bir insan oluverdim.. O kadar adamla dalga geçerdim, ederdim ama yüzüklerin efendisindeki gibi bişi bu.. Taktığın an boyut değiştiriyorsun...
Ayy çok kötü, sıkıcı boktan bir insana dönüşüverdim.. Gittim elimdeki son parayı 3 tane her yanında böcekler pembeler allar güller sıçan nevresim takımlarına verdim...Tıkladığım internet siteleri de yemek blogları oldu.. Bi de saatlerce hayal kuruyorum, ayy şu fil taşşaklı somon salatayı Erik'in entellektüel misafirleri gelince yaparım.. Şu patatesli böreği de anası babası gelince işte...
Entellektüel misafiri de kim gelecekse artık, nasıl kaptırdıysam kendimi olaya, erik gözümde ODTUnün dekanı gibi bişi geldi sanırım..
Sonra "hadi dışarı çıkalım" muhabbetine girdik iki üç kez.. Ben içmedim! Bildiğin içmedim.. Bütün gece yanlarında oturup sütlü kahvemden içerek "başım ağrıdı eve gidelim tatlım" yaptım...
Ben böyle küfürsüz, flörtsüz, çeyiz kızları gibi ortalıkta dolanırken bi anda kendime geldim..
Bi de garip bir çift olduk, erik pes oynuyor, ben pc başındayım, tek muhabbetimiz "duvar kağıtları, yazın nerede tatil yapalım, babamın yanında onu söleme, annemlere giderken kek alalım..."
Bi de ev arkadaşım 2 haftadır falan yoktu. Biz çok evde beraber kaldık. Artık böyle direk uyku moduna da girdik, "içerde birileri var yapmayalım" "tamam tatlım" diyip yatıyoruz..
Market alışverişi yapmaktan zevk alan çiftler haline geldik. Tam ikeaya gidecektik ki dur dedim Erik.. Bak yanlış yoldayız, bunlar şimdi bize cazip geliyor ama sonra pişman olcaz. Bütün boşanan tipler böyle başladı. Evlendikten sonra değişmemiz lazım..
Diye oturdum uzun uzun anlattım. O sırada Pes oynadığı için bi şey duymadı.. Koy götüne gitsin dedik devam ettik..
Bizim bu nişanlı çift mihi muhattebimiz bu sabaha değin güzel güzel, anı yaşayarak sonucunu düşünmeden devam ediyordu ki bir olayla karşılaşana kadar!!!
....
Ev arkadaşım artık eve geliyor diye böle temizlik yapalım dedik, karıya ayıp olmasın.. Kalktık markete gittik, bi güzel aldık cifleri, yer silleri falan mutlu mesut elele kolkola, kanser yapıcı maddeler hakkında konuşarak eve dönüyorduk..
Tam evin oraya gelince apartmanın önünde iki adet sarı, böyle ışıl ışıl parlayan, orospumsu mu desem, sürtük mü, allah belalarını versin mi, kalleş köpek falan mı diye devam edemeyeceğim cisim bekliyor... Dış kapıyı açmak için uğraşıyorlar.
Zaten bu dış kapıları yapan firmaların tek özelliği o anahtarı takarken biraz dışarı çıkartıp kendine çekmek zorunluluğunda olman sanırım. Ulan bütün dış kapılarda aynı sorun mu olur. Bu mudur bu işin kuralı anlamadım ki?
Bunlar böyle garip gurup konuşarak açmaya çalışıyordu ki, bi baktım koşarak Erik yanlarına gitmiş karıların, kapıyı açıyor...
ben de arkasından pıtır pıtır koşturuyorum, o elimdeki cifleri tek tek götüne sokmak için!
Hoop erik açtı kapıyı, çocuk beni unuttu bi an "buyrun bayanlar" dedi.. Benim zaten orada beynim pıt pıt pıt atmaya başladı.. Kızlarda rusça konuşunca allaaaahhhhhhhhhhhhhhhhhhh!!!!
Yemin ederim taramalı tüfekle hepsini taramak istedim...
Derin derin nefes aldım, elimdeki poşetleri erik'e fırlattım.. Gözünün içine öyle bir baktım ki.. Anlamadı, bu kez asansöre doğru koşturmaya başladı, kapıyı açtı bizi içeri aldı...
Canım ya çok naziktir.. Evde ölsem pes'in başından kalkıp bana su getirmeyen herif, sifonu çekmeye erindiği için "puccaaa yaa sifonu çekiversene" diyen hayvan! beni bi defa otobüste unutmuş camış, orada centilmenlik yapmaya başladı..
Beraber bindik asansöre.. Kızların memelerinin oralarda bi yerde kayboldum ben.. Ezik sünepe gibi hissediyorum kendimi. Zaten terlemişim kokuyomuyum napıyorum, bi de saçımda ki yağın da biri bin para. Öyle aralarında acınası halde duruyorum.
Erik'in de gözleri ışıl ışıl.. Babası bisiklet hediye etmiş ilkokul bebesi gibi.. Nasıl gülüyor, nasıl sevinçli..
Orada aklına girsem neler düşündüğünü, nasıl fanteziler içerisinde gidip geldiğini tahmin etmem zor değil. İki sarı rus kızı ve bir hobitle, küçücük asansörde allaahhhhhh. Yer misin yemez misin.. Gerçi hoş beni fantezi dışı tutuyordur, sevgili kontenjanından sadece o da izlesin bari yazık diye düşünmüştür...
Döndüm ona karnına bir tane vurdum "o aklından geçen hayalleri sakın ama sakın kurma kes hemen!! yoksa ben kesecem" diyince "yaaeee ne diyosunn yeaaaaa" falan gibi ergen çocuk taklidi yaptı, pislik torbası!
Bizim üst katlarda bi yerde oturuyolar, çünkü ilk biz indik.. Geçiyoruz yanlarından kızların ayaklarına bastım, elimdeki poşeti de bi tanesine vurdum, yanlışlıkla olmuş gibi..
Erik'e de döndüm "sakın şirinlik yapma şunlara gel" dedim kuzu kuzu geldi..
Eve girdik, bunun surat asıldı, bi mutsuz oldu.. Çocuğumu sokakta oyun oynarken zorla eve alıp, ders çalıştıracakmışım gibi hissettim.. O surat nasıl ama böyle... Aaa pezevenge bak karılardan ayrıldı diye depresyona girecek..
- Ne oldu ayrıldın diye karılardan ağlıcan mı?
- Ya ama komşuların onlar biraz nazik olalım hadi yemeğe çağralım
- erik ağzına sıçarım senin
- aa çok kabasın çok bak o kızlar hiç öyle konuşuyorlar mıydı
- erik valla geliyor kafana haa
- rus kızları en iyi eşmiş valla ben diyim de ehehehe şaka yapıyorum yeaaaa canımsın benim sen okyanus gözlüm, yerli rusum.. onlara bin basarsın sen gel hadi yanıma...
Bu erkeklerin en nefret ettiğim huylarından biri, böyle sinir olduğun bi şey üzerinden sürekli olarak seninle dalga geçmesi.. Ona sinir olmuşum işte daha ne ehehe ohahaha hihihi diye mal mal laflar söylüyorsun... Kafandan geçenleri de biliyorum lanet olsun ki "ayy pompikim beni seviyooo benden başkasına bakmaz mihi^_^" karılarından değilim.. Ya da erkeğin kafasından geçeni bilmeyecek tiplerden... Ama bu yaptığına bir ceza bulmalıyım, öyle kolay o dış kapı muhabbetini affetmeyeceğim!!!!!
Bundan sonra Erik bizim eve asla ve asla gelmeyecek. Bu mahalle sınırları içerisine girmeyecek. O yaptığı espirilerin hepsi tek tek götüne girecek. Ayrıca babamla beraber aynı zamanda halamlarla da tanıştıracağım..
Hayatının en kötü günleri seni bekliyor erik!!! Gelecek haftasonu halamlar ve babamla geçireceğimiz zamanlarda andım olsun asla senden yana çıkmayacağım.. Seni kurtların arasına koyun gibi salacağım!!! Sana bugün yaptığının cezasını acı acı ödeteceğim..
Ve o rus kıları için de hemen imza falan toplayacağım, tamam mahallede ki, zencilere, japonlara hatta travestilere ses çıkarmadım ama bu çok fazla!!! Kusura bakmasınlar ben her gün bu işkenceyi çekemem, kalksınlar gitsinler başka yerde otursunlar! Sevmediğim ot burnumda bitiyor resmen...

19.04.2010

11 tane baldırı çıplak adama tercih edildim yine de gık demedim

Dün maç vardı tamam mı Fener- BJK maçı. Erik koyu bir Beşiktaşlı olunca, bu maç onun kaçırmaması gereken bir durum. Ama günlerden Pazar ve benim tek izinli olduğum gün.
Başlarda maçına, içmesine, gezmesine ses etmiyorduk ama bugün edesim geldi.. Aslında başlarda o da çok takmazdı böyle maçları falan.. Hatta onunla maç izlediğim zamanlar bile olmuştu, yalnız işte olmuyor ben gayet sıkılıyordum, onu da sıkıyordum. durup durup, "meyva soyayım mı ya, cips yedim ya şimdi her yanım sivilce olcak baksana, ohaa çocuğa bak! bu kim adı ne, ayy salak neden futbolcu olmuş manken olsaymış ya, pencereyi açsana sen o taraftasın, tuvalete gidiyorum bi istediin var mııı?? ara versinler de sevişelim be, çok sıkıldım" diyerek
iki üç kez beraber maç izlemeyi denedik başaramayınca, daha doğrusu o bu işten sıkılınca ben yüzüğün de verdiği cesaretle direk içimden geçen sesleri dışarı aktarmaya başladım!
Sabahtan dedim ki, hadi gel çıkalım dışarı kitap falan bişiler bakmamız gerek. Çıktık işte, bu sürekli offluyor puffluyor. Sanki çocuğu vietnama savaşa götürmüşüm gibi.
Bi afra bi tafra bana. "evde kalsaydık ne olurdu, hah geldik işte, offf şuradan yürüsene"
Böyle her boka bir tavır, kapris deli etti beni.. Hayır bi de saat 11 akşam geç kalcam derdine düştü. Sanki maça değil pezevenk, rusya ya gidecek nasıl heycanlı. bir ton baldırı çıplak erkeğin koşturup, birbirlerini fortlamaya çalıştığı bir spor bu, içinde alev alev yanan bir ibne mi var nedir bu erkeklerin. Sevdikleri sporlar hep, memelerini götlerini ortaya çıkarıp, birbirlerini okşamak için ara ara esler veren sporlar..
Erik'te mırmırmır bana küfrede küfrede yürüyor "sabahın köründe çıktık sokağa ne vardı, akşama geç kalcam işte, off dürtüp durma beni! alt tarafı çanta, ne izliyorsun saatlerce almayacaksan gidelim. aynı kıyafetleri 15 mağazadan baktık, yemicem PuCCa aç değilim yemicem artık gidelim"
- Erik waffle alalım yaa gel ortaköye kadar yürüyelim hıııı
- Manyak mısın kızım buradan oraya yürüyemem ben! maça gitcem yer bulmam gerek. Şurada ne yiyeceksen ye, gidelim..
- Erikkk ayy şunlara bak ne tatlı
- neresi tatlı be fiyatına baksana insan satın alıyorsun sanki
- erik ya şu kitabı alayım mı
- al PuCCa al al ve oku gidelim artık beni sıkıntı bastı
- yaaa hava çok güzel yürüyelimmm elini versene
- geç kalıyorum anlamıyor musun????
kalktık geldik eve.. Bütün günü burnumdan getirdi resmen.. Sonra bir deli oldum ben. Gitmicen dedim maça! hayır bütün günümün içine sıçtın madem ben de senin gününün içine sıçcam gitmene izin vermiyorum dedim..
Dııttt birinci hata! İlişkinin ilk günlerinde ne maç, ne arkadaşlarıyla takılmak nedir bilmeyen Erik bir anda oldu Çarşı taraftarı. Bir dellendi, herifi ben bile tanıyamadım, kalktı ayağa, gözlerinin beyazı kıpkırmızı oldu, damarları dışarı fırladı, elleri titremeye başladı, kaşının kenarı pıt pıt attı.. "Bana karışamazsın" diyerek gitti içeri..
O gitti ya içeri basbas bağırmaya başladım, işi biraz da inada bindirdim.
- Bana göstermediğin ilgiyi alakayı 11 tane herife göstermeye mi gidiyorsun, bir günüm var bir günüm bugünü de benimle geçireceksin! kusura bakma ben sevgilinim, o tuttuğun takım.
- PuCCa mantıksızca konuşma bu maç önemli ve sus artık yoksa kötüye gidecek
- Ne kötüye gidecek ha nee?? terk mi edecen beni. İşte sen busun bu!! elalem kavga eder karılar kızlar yüzünden sen benle ilgilenmekten acizsin sen hep bunu yapıyorsun, yarın öbürsügün çocuğumuz olursa, o da hastalanırsa demek ki kalkıp gideceksin maça. yazık değil mi haa o çocuğa???
- Çocuk hastalanırsa neden gideyim, o zaman doktora götürürüm. amaaan deli misin nesin, ben de sana benzedim. kızım ne çocuğu, alt tarafı maça gitcem şunu burnumdan getirmesen.
kalktım gittim ben de kendimi odaya kitledim. Ağlama krizlerine girdim. ama ağlamıyorum aslında ağlamış gibi yapıyorum. arada sırada da "sorun maç değil sensin hıckk bana hayvan gibi davranıyosun böhüüüüü" diye ağlıyorum. hıçkırmış gibi falan yapıyorum sessizlik olduğunda yere kapıya bişiler atıp, sinir krizi geçirdiğimi sanmasını istedim ama bir işe yaradı mı diye bir sor...
Yaramadı..
ben orada kendi kendime dellenirken, içerde biri var diye kriz geçirmiş gibi yaparken, beyfendi çıkmış gitmiş evden..
Onu da şey de farkettim, işte ağlıyordum, kapıya askılığı fırlattım ses çıkmadı, "ayrılalım da mutlu olll" diye bağırdım ses yok.. sonra kapıya doğru yaklaştım, kulağımı dayadım ses çıkmadı. kapıyı bir açtım çekmiş gitmiş.
ben orada yani ciddi bir kriz geçirecek olsam bırakmış olacak beni..
O kadar sinirlendim ki, şimdi keşke ölsem gece geldiğinde beni ölmüş olarak bulsa da aklı başına gelse..
Acaba kendimi aşağıya mı atayım, geldiğinde sokakta cesedimi görür pişman olur. "ahh gitmeseydim okyanus gözlümü üzmeseydim dilooo diloooo" diye ağıt yakar.
Yok ya ölürsem bi boka yaramaz, şey mi yapsam acaba; kusayım kusayım böle tansiyonum düşer zaten bayılırım, komşu beni hastaneye kaldırsın, bunu da arasınlar oradan öğrensin koşarak gelsin.. Olmaz bu gerizekalı duymaz telefonu..
Bacağımımı kırsam acaba şuradan düşsem de.. Ya davsanlik'a söylesem arasa onu, PuCCa'ya ulaşamıyorum nerede başına bişi mi geldi dese, evet evet. Du kapatayım şu telefonu da, geldiğinde de uyumuşum derim. O da "tatlımm öldün sandım çok korktum bi daha seni asla yalnız bırakmayacağım bu bana ders oldu" der mi?
Ya da terk mi edeyim lan evi, mektup yazayım, geldiğinde dolapları boş görsün yüzüğü de makyaj masasının oraya bırakırım, geldiğinde kahrolur, ferhat göçer gibi garip bi hale bürünür acılı acılı gelir benden özür diler...
Ayy salak PuCCa burası senin evin terkedemezsin, bi de senin makyaj masan yok! malzemelerini koyduğun yere yüzüğünü koysan herif hayatta o dağınıklıkta bulamaz zaten.
Ben böyle bir ton plan yaparken mesaj geldi telefonuma "ağlaman geçtiyse ekmek almayı unutma sonra gece acıktım diye beynimi yiceksin öptüm"
ben buna daha çok sinirlendim.. kapadım telefonumu eve geldiğinde ışığı bacayı kapatıp eve almamaya karar verdim. hem bi defa yataktan attım, yüzük geldi.. eve almasam belki gelinlikle gelir diye de düşündüm içten içe..
Bu kadar plan bu kadar program intikam yeminleri derken, pekiii sonunda ne oldu, BJK yenilmiş bunun surat 10 karış. nasıl üzgün nasıl yıkılmış. Yani şimdi terketsem inan beni siklemez bi de iki darbe yemesin diye makarnayı ısıttım, sonra da
- Allah'ın takdiri, ben ne zaman üzülsem üzüldüğüm şeyin ağzına sıçılıyor yapacak bişi yok, bi daha kine maça gitmezsin benim gönül rızam olmadan
- bugün STV'mi izledin sen naaptın?
dedi barıştık gülüştük seviştik dicem ama sonra "seviştini anlatıyo yaeee" dicekler. o yüzden demiyorum...

5.04.2010

İçimde yaşattığım Ferdi Tayfur öl artık!!

Günlerdir anamı babamı kesmişler, kardeşimden sucuk yapıp yemişler, beni de dolaba kapatıp bu işkenceleri seyrettirmişler gibi bir acı vardı üstümde. Allahım nedeni de bilmiyorum böyle bir şeyler olmuş sanki benim haberim yok. Babamı falan özlüyorum, ya öldüyse diye şıpır şıpır gözyaşı döküyorum. yerli yersiz kafamın içinde belli kelimeler dolanıyor, GURBET, ACI, GARİBAN, EZİLMİŞ, TERKEDİLMİŞ, YAPAYALNIZ... Sürekli bu kelimeler gelip gidiyor aklıma.. Kendimi tonlarca yükün altında ezilmiş unufak olmuş gibi hissediyorum. Biri benden bir şey istediği zaman "yapma ağabey vurma ağabeyyyy" diye ağladı ağlayacak durumdayım.. pencereden dışarıya dalıp dalıp ooffffff çekiyorum.. Babamla normalde ayda yılda bir defa konuşurduk onda da para lazım mı? lazım.. tamam.. bu kadardı yani. Ama şimdi aradığında "neden aramıyorsun beni :((( sizi çok özlüyorum gelsenize buraya, baba yemeğini özledim neden beni bıraktınız neden ha nedennnnn" Bildiğin ağlıyorum falan. Gece yatarken cenin pozisyonunu alıyorum "allahım neden ben böyle yapayalnızım neden bana bunu yapıyorsun neen beni sevmiyosun allaaam neden haa neeennnnn" diye hüngür hüngür ağlıyorum..
Geçen gün erikle telefonda konuşuyoruz, dedi ki çocuk "bi 10 dk geç kalabilirim" normalde tamam diyip kapatmam gerekli ya da çok sinirliysem, ondan çıkartmam gereken acı varsa, "zamanında gel bi gün de beeeaaaa" diye carlamam gerek. Ama ben kısık bir sesle, gözlerim dolu dolu "hep böyle oluyor işte hep geç kalınıyorum, herkesin geç kaldığı biriyim ben kimim ki zaten neyim ben sen de geç kal napalımmm" diyip iç çektim. Çocuk durdu durduuu
- PuCCa afadersin ama mal mısın? günlerdir böyle saçma saçma şeyler söylüyorsun iyi misin sen?
diyince bir dur dedim bi kendine gel.. Bu üzerinde ki acı nedir kızım senin dedim. Ve olayın kaynağını bularak çözdüm...
Şimdi işe yakın bir yerde eve çıkınca 10 dk daha yatayım otobüse binmem taksiye binerim diye salyamı yastığa akıtarak son sn rüyalarıma dalıyorum, dalmasına ama Taksi sendromu diye bir şey geçiriyorum sonra. Evden her çıktığımda küfrediyorum kendime "senin ağzına sıçayım ben PuCCa, 10 dakka yatcam diye vercen şimdi o parayı, her gün taksiye yatırdığın parayı birleştirsen ufuuuuu, ama nerede sende o beyin malsın kızım sen mal" diye kendimi ezikleyerek biniyorum taksiye.. Her taksiye binişimde aynı terane, o taksimetreye nasıl bakıyorum rakamlar her atışında benim kalbim de atıyor. Bir rakamları izliyorum, bir de etrafa bakıyorum piskopat gibi beni dolandırıp 3 tl mi fazladan almasın diye.
Ya çünkü bizim oraya 2 yol gidiyor, diğer taraftan dolanırsa pezevenkler 3 tl fazla yazıyor, her seferinde "abi buradan gitsene" diyorum, bana evlerine gelen cezayı anlatmaya başlıyor..
Bi de tik gibi bişi o taksimetreye bakmam, kalabalıkça da binsek, ben kendime onu görebileceğim mesafede yerimi ayarlıyorum, yok göremiyorsam hindi gibi kafamı uzatıp oraya bakıyorum...
Ha işte ben o taksimetreye bakarken taksi de çalan müzik kafamın içerisine işliyor. Takside genellikle sabahın kör vaktinde en ağır arabesk şarkılar çalıyor.. uyanır uyanmaz duyduğum ilk ses cengiz kurtoğlu, ferdi tayfur, hakan taşıyan olunca benim beynimde bu müzikler bütün gün çalıyor..
"Çıldırırım kahrederimmm, Hayatımı mahvederimmm, Bu şehirde durmaz giderim, Gelin olduğun gece.."
"Sevda bitti oldu yalan, Canım dedim oldu yılan, Ondan ağlamam ondan, Duygularla oynadı ya, Beni böyle ağlattı ya, ağlamam ondan..."
"Tahamül edemem bu ayriliga ne olur sevgilim vurda öyle git vurda öyle git vurda öyle git" (gerçi burada ki "vur" baskısını nedense ayıp ayıp olarak algılıyorum ama olsun... )
"Serseri dediler gücenmedim, Divane dediler gülüp geçtim, Senin bu yaptıklarına, Çok içerledim"
Her sabah güne böyle parçalarla başlayınca tabi bütün gün, "çocuğumu alışveriş merkezinde kaybetmişim, kafayı yemişim beni akıl hastanesine yatırmışlar, kocam üstteki zencilerle kaçmış, kaybettiğim çocuk dilendirilirken yakalanmış, müge anlıya çıkmış, sonra canlı telefon bağlantısıyla beni aramışlar, "çocuğunu satan ana" diye vesikalık fotomu koymuşlar ama benim bir günahım yok gibi hissederim..
O yüzden artık taksiye binmeyeceğim.. Böyle bir kahır acı çekmek çok zor lan..
Gerçi yine de şükrediyorum ya, Serdar Ortaç falan çalsaydı. Sonrasında tüm gün dengesiz dengesiz davran. Böyle ağlarken gül, üşürken denize girmek iste, bi anda gerdan kır falan ayy yok bilinçaltımın süngerliğini sikim ben..

25.03.2010

Öküzden olma, ayıdan doğma bir kız kadar romantiğim

Ne kadar şurada bulunan blogumda, arabesk arabesk şeyler yazsam da romantiklik konusunda suya sabuna dokunmayan bir insanımdır. Adam, bana çiçek alacağına mesela kalksın gitsin 2 kilo domates, bir kilo patates alsın derim. çiçeği napcam yani götüme mi sokayım! 3 gün sonra kuruyup böceklenecek, hiç bi işime yaramayacak. Ama patates, domates öyle mi, en azından o gün karnımı doyuracak.. Sonra öyle mum ışığında yemek falan çok komik gelir. Ya da başımızda keman çalan tiplerin olduğu duble mekanlar falan. Kasılırım ben, rahat edemem adamların yanında sevgilimle konuşamam bile.. ben daha çok köfte ekmek kızıyım, ya da ne bileyim evde olalım fifa oynayalım onla daha mutlu olurum. rakı balık yaparken mezeleri ben yiyeyim durumu, keman eşliğinden daha çekici gelir bana.. Ama işte Erik biraz daha klişe olduğu için, iki lafından biri de "hiç kız arkadaş gibi değilsin" durumuna girince bari dedim biraz onun kız kriterleri gibi davranayım.. Gerçi yanlış anlamışım olayı, o bundan bahsetmiyormuş.. Onun bahsettiği sürekli Murat Boz fantezilerimi yerli yersiz ona anlatıp kanser etmemmiş..
Ya bi de siz farkında değilsiniz ama bizim neredeyse 1 sene olacak.. Hani artık yıllanıyoruz da ilişki monotonluğa düşmesin biraz da farklı şeyler deneyelim dedim.. Şööyle elimden yemek yesin çocuk, mumlar falan aldım, parama kıydım az pahalı şarap aldım.. Yemek yapmak için bi ton malzeme aldım, çerezler merezler. Sanki iki kişi değiliz de Türk Silahlı Kuvvetlerini akşam yemeğe çağırmışım gibi alışveriş yaptım..
Ama bir girdi ki götüme o para, bir hafta dışarda yemek yiyebilirmişiz gayet.. Lan etin kilosu ne kadar pahalı, ineği kanlı canlı alsam daha ucuza malolacak resmen.. Geldim eve hoop çıkardım malzemelerimi baktım baktım baktım onlara, kafamda yapacaklarımın hayalini kurmak gayet güzel de iş yapmaya gelince, biraz götüm yemedi.. Dana bonfileler böle kekikli falan sonra peynir tabağı, soğan halkaları, tomarlarca meze, garip ismi olan makarna falan yapacaktım güya. Önümde zaten bir saat var, ben de oturdum, dondurulmuş inegöl köfteleri kızarttım, ardından soğan halkalarını, bi de hoop koydum meziz diye bir markanın hazır mezelerini (aman ben yaptım siz yapmayın patlıcan ezme diye bişi var ıyyykkk kapağı açar açmaz bütün ev koktu) pasta falan da yapacaktım ama tabi bir fırınımın olmadığı gerçeğiyle yüzleşince gittim onu da satın aldım. Öle abik gubik bir masa oldu.
Erik geldi işte mumları falan yaktık böyle fransızca şarkılar falan koydum ambiansa uygun olması maksatlı. Ama öyle hayvan bir sevgilim var ki gelmeden kokoreç yemiş! sonra otur sen bu adamla romantik yemek derdine düş.. Bir sinir oldum ama..
- Ya sen gerizekalı mısın? sana yemek yiycez diyorum kalkıp ne kokoreç yiyorsun, hadi yedin bencil köpek bana ne getirmiyosun. Sonra PuCCa benden neden ayrıldın, Pucca neden çükümü kestin! gerçekten çok sinirliyim sana kalk masadan, kalk kalk kalk...
- Ya ne biliyim sen yemek diyince, öylesine diyorsun zannettim. Hep yemek var gel diyorsun ama geldiğimde de arasana kebapçıyı yapıyorsun.. düşünemedim işte ya. Çok utandım affet hadi ama bak yiycem söz veriyorum..
Çocuğu kusturana kadar yedirdim.. Bir de sinirlendim affettirmesi için kendini bulaşıkları da ona yıkattım.. Romantik yemek olayımız bitti, sırada birbirimizle bakışıp şarap içme olayına girdik.. Salona geçtik, gene o salak mumları yaktım ben. çerezleri merezleri getirdim öyle muhabbet edelim şeyinde oturuyoruz.
Heyyy gidi hey nereden nereye yani böyle ilk tanışma anımızı falan anlatıyoruz..
- Ayy ilk günler ne güzeldi dimi
- evet PuCCa senin bir sevgilin vardı, hiç hatırlatma istersen!
- Neyse başka şeylerden bahsedelim, dün facebookuna kızın birini eklemişsin kim o, ben neden tanımıyorum???
Ardından tam 1 saat şifreni ver, vermezsen seni aşşağıya atacam tartışması.. hayır bir de çocuğa savunduğum bahane de, "arkadaşlarımın sevgilileri veriyo, sen de ver ya lütfen" baktım bu tutmadı "demek ki orada bir bok yiyorsun!!! yoksa neden vermeyesin??" Baktım buna da gelmedi. Ayrıldım işte senden dedim.. Sonra da "sen de bana şifreni ver o zaman veririm" diyince
- Ama aşkım ikimizin bazı özel şeyleri olması gerek. Bi bok olmasa bile o bana ait. Bu aynı sütyenimi giymeyi istemen gibi bişi. Saçmalama lütfen gecemizin içine sıçtın Erik! saçma sapan tartışmalar çıkartıyorsun kaç yaşındasın şifre istemeler falan aaaaa..
Diyerek ihaleyi ona bıraktım kapadım defteri..
Ya bu facebook olmadan önce nasıl temiz ilişkiler yaşıyormuşuz haberim yok. Bazen kendime kızıyorum, ya tamam 17lik beyni daha olgunlaşmamış, regl telaşında kızlar gibi davranma. Kaç yaşında kadınsın hala "yok onu neden ekledin" tartışmaları yapıyorsun, kendine mukayyet ol, tut o dilini falan diyorum ama.. Yok anacım olmuyor, valla olmuyor! Orada gördüğüm her şey beni dellendiriyor. "O neden fotona yorum yaptı, o neden seni dürttü, vayy o kesin eski sevgilin, kimden mesajlar geliyor.." Hayır çocuk orayı bir kapatsa ikimizde rahatlıcaz puşt da kapatmıyor!
....
Baktım gecenin içine cidden sıçcaz bari biraz yavşayım da şöyle aşklı meşkli bir gece olsun dedim.. Sonra böyle buraya yazamayacağım kadar cıvık cıvık iğrenç bir aşk muhabbetine girdik.. Böyle sen hayatımın bilmem nesisin, iyi ki varsın, benim en çok neremi seviyorsun ihihi falan gibi..
Ama ben bi türlü olaya konsantre olamıyorum, gözüm sürekli çocuğun yediği çerezlerde.. Masadan almak için elini uzatıyor, kendine çekerken kırıntılar yere. Lan ev arkadaşım temizlik manyağının teki! sabah bunları sikseler temizleyemem, böyle kalbim daralıyor o kırıntılar yere dökülürken. Sonra kadehi yere bırakıyor ama ayağı takılsa her taraf kırmızı olcak. Halının rengi de beyazlı bişi bu arada. Böyle koltuğun üstünde bir sürü çerez kabukları var. Çocuk işte gözlerinin okyanusu bilmem nesi falan diye bir şeyler söylüyor ama ben paso, "Şu üstündekileri peçetenin üstüne silkelesene, ya kadehi düşürceksin, şey yere oturalım mıı burada çok rahat değilim" diyerek bütün olayın içine sıçtım..
Karı nasıl üstümde bir hakimeyet kurduysa otomatik olarak "evin salonunu kullanmayan ev kadını" moduna bağladım.. Hatta ayy tv nin üstüne dantel örsem mi falan gibi düşünceler aklımdan geçerken bu gidişe bir dur demek lazım! dedim koy götüne rahvan gitsin ne olcak Erikten değerli mi dedim hoop çocuğun üstüne doğru kaykılarak, "yeter bu kadar mıçmıç sevişelim de yatalım uykum geldi" diyerek, hooop çıkardım üstümdekini..
Her romantik gecenin finali gibi bu da emme gömme muhabbetiyle bitti.
Zaten bunların hepsinin nedeni sadece bu. Yani ben tonlarca para vermeseydim, yine dürüm yeseydik yine yapacağımız şey bu olacaktı. Şarapla gelen uykuyu da hesaba katarsak hiç de hayatımın en ateşli gecesi gibi olmadı.. Ağzıma gelip duran inegöl köfteler, o pis mezizin mezeleri, acaba bir mum yanık kalmış mıdır telaşıyla uykuya daldım gitti..
Artık bi daha ki romantik akşam yemeğimiz dışarda olur, şahsen evde hiç eğlenceli olmuyor.. Yani ne bileyim bari dizi izleseydik, ya da film olmadı en azından oyun moyun oynardık.

23.03.2010

Temizlik dediğin nedir gülüm, gelsin senin elinden ölüm

Bu kadının gittim diyip, gitmemesi beni deli ettiğinden, ona bir ders vermek istedim. Tam da ilk gün onun bana yaptığı eve almama olayını. Geçen gece girdim eve, kitledim kapının üst kilidini, çektim süngüsünü, anahtarı da üstünde bıraktım geçtim odamda bekledim.. Bu bir geldi kapı duvar tabi. Delirdi kapının önünde açmadım kapıyı. Nasıl tekmeliyor bi yandan da beni arıyor, telefonunda sesini kıstım bi güzel. Ne kapıyı açıyorum, ne teli. Sonra konu komşuyu topladı. Biraz onlarla tekmelediler. Yine nuh dedim, peygamber demedim açmadım kapıyı. Sanırım birinin evine gitti sonra bi yarım saat falan ortadan kayboldu.. Ardından bir daha tekmelemek için geldi ki, artık yeter bu ders olmuştur ona diyerek uyku mahmuru açtım kapıyı..
- Ayyy ya çok pardon, sen gidecem diyince ben de kitledim kapıyı.. Malum hırsızlık falan..
- Ya burda delirdim resmen evime almadın beni
- Gelmicem diyince napim halla halla kapıyı kitledim. Kusura bakma madem geleceksin ararsın beni, geliyorum dersin. Ben de o anahtarı kapıdan çekerim. Artık böyle çünkü. Benim ki de can yani, oturup senin keyfine göre açamam kapıyı pencereyi!
- telefonunu da mı duymadın kapıyı kırıyorduk resmen
- Valla hiç duymadım öyle de ağır uykum.. eee heryanı kitleyince huzur buldum tabii..
Bu çekti gitti kapısını sertçe kapattı yattı.. ertesi gün de Antalyaya -bu kez ciddi ciddi- gitti. sonra ki gecede mesaj attı gelmiyorum diye.. Bu gittim, gitmedim muhabbetini böylelikle çözdüm.. Diğer sorunlar içinse halamı kullanmayı düşünüyorum.. Halamı bizim evde 3-5 gün misafir edip kadına insanlığını sorgulamasını sağlayabilirim..
Bu arada ev kadını madını olmazmış benden onu anladım.. Hayatım boyunca hep yemek yaptım, babamla yaşadığımızdan evi ben çevirdim falan ama yok anacım, ben bildiğin yüzde 50 eksik yapmışım her işi.. Şimdi kadın paso temizlik yapınca kendimi pislik gibi hissettim. Bari dedim ben de bişeylerin ucundan tutayım.. Tuta tuta da camları silme olayını devraldım.. Bi kere ben hiç cam silmemiştim. Aklıma sıçayım yani kalk git tuvalet yıkamayı devral, ne bilim yerleri merleri sil, kadının elinden al viledayı. Hoş o da zor, kadın viledayla yatıp onla kalkıyor. Vibratör olarak mı kullanıyor napıyor anlamadım ki! Bir yer dediğin günde kaç kez silinir? Eve 8 de bir geliyorum, bu yerleri siliyor.. Saat 10 gibi bi bakıyorum hoop bu yine almış viledayı bi daha. O öyle davranınca, ben de hani yapamadığı işi yapayım camlardan başlayayım izin günümde diyiverdim...
Abi cam silmek nedir öyle, bildiğin altıma sıçıyordum! O temizlikçi kadınları, küçükken kimyasal deneylerin içine düşen örümcek falan mı ısırdı da böyle korkusuz korkusuz pencerelerden zıp zıp zıplıyorlar. Hayır kolum bile uzanmıyor camın arka tarafına. Nasıl bir cam yapmışlarsa eve, salon baştan aşşağı pencere gibi bişi olmuş.. Titreye titreye, camı silmeye başladım. Şimdi ön tarafı basit, çıktım sandalyenin üstüne gırç gırç siliyorum, bi yandan da konu komşuyu kesiyorum..
Karşı apartmanda moruk 2 tane travesti var, onun altında japon bir aile var, onun çaprazında ise zenciler var. En üst katda da 10 çocuklu bir aile var. Nasıl bir mahalle de yaşıyorsun diye sorma taksime 5 dk diyeyim sen anla..
Onların evlerini gözetleyerek iç taraftan bitirdim camları. Dışına geçecektim ki, töbe allam sen beni yaptığım pislikler için affet diyerek titrek bir manda edasıyla elimde ki bezi sürtmeye başladım. O pencere pervazına öyle bir sarılmışım ki, sevişsek o derece sıkı sıkı tutardım.. başka şeyler düşün kızım PuCCa, yere bakma, aklına başka şeyler getir.. Yakışıklı erkekleri düşün, çok zengin olduğunu, hayatın boyunca hiç temizlik yapmaman gerektiğini düşün.. Ya da dur hoop sar başa sen ünlü ol bencei böyle bu da çekim sahnen olsun, film çekiyolarmış edasıyla sil camı, altta yatak var düşersen yatağa düşcen bişi olmaz yani.. Öyle bir rahatladım ama sonra o film oldu bana zehir.
"Sanat Dünyası Yasta"
Ünlü, seksi, güzel, taş gibi, ilik gibi, bir içim su, peri kızları edasında olan hollywoodun aranılan yıldızı PuCCa, film çekimi esnasında yere pelte gibi düşerek hayatını kaybetti.
Bacağı bir tarafa, böbreği diğer tarafa dağılan, ağzı yüzü tanınmayacak hale gelen yıldızın, beyni düştüğü alanda bulunamadı. Doktorlar bunun bir mucize olduğunu söyleyerek, "Tüm aramalarımıza rağmen beyni bulamadık... Bir kaç tahlilden sonra anladık ki, PuCCa tam 26 yıldır beyinsiz olarak yaşamış! Bu çok ilginç bir durum, tıp tarihine geçmesi lazım. PuCCa hem tıp alanında ismini altın harflerle yazdırdı ,hem sinema sektörüne... nur içinde yatsın" dedi.
Ben bunların hayalini kurarken, serçe gibi tünediğim camda şıpır şıpır ağlamaya başladım. Bazen gerçekten gerizekalılaşabiliyorum. Hayır aklı başında olan hangi insan kendi öldüğünü hayal edip sonra ağlar ki. Bazen böyle öldüğümü düşünüyorum, tüm eski sevgililerim falan hüngür hüngür ağlıyorlar "değerini bilemedikkkkk" diye. Sonra ben de ağlayınca "lan allaan salağı PuCca ölmedin bi kendine gel" diye dürtüyorum kendi kendimi..
Camın yarısına kadar sildim, diğer yarısına kolum yetmediği için bırakmak zorunda kaldım.
Yarım saat sonra yağmur yağdı.. ben de bundan sonra cam silmeme kararı aldım. O kadar yaşadığım işkence, korku hepsi piç oldu! O kadar çok sinirlendim ki, o camların hepsini param parça edebilirdim.
Yok anacım cam silme falan hiç bana göre değil, bi bulaşık yıkamaktan nefret ediyorum, bi de artık bu olaydan. Haa bi de perde takmaktan, bi de ütü yapmaktan, bi de küvet temizlemekten, bi de yatakları çekip altlarını silmekten falan fıstık işte...
Dünyada ilk yaşayan kadın topluluğunun aklına sıçayım. kurnazlarmış tabii, herife demiş sen git dinazor avla ev işi bana ait diye. Ondan beri bu böyle devam etmiş. ne ateş var, ne bişi, evleri bile yok, sansar hatun paso yatmış, herif çalışmış çırpınmış. Zekasını ve herifi köpek gibi kullanmasına eyvallah diyorum ama insan biraz geleceği düşünür bacım oldu mu yani bu!

13.03.2010

Ölmedim sürünüyorum

Biliyorum bu kez eşşeğin amına suyu kaçırdım. Net daha bağlatamadığımdan eve, doğal olarak yazamıyorum buraya da.. Lan bir ton mail atmışsınız öldün mü diye.. Manyak mısınız nesiniz, kendimi buraya sorumlu gibi hissettirdiniz bana, böle bir dün gece yatarken. Bi şeyler eksik kalmış duygusuyla yarın bi yolunu bulup yazayım bloga bari dedim...
Hee yazmıyorum da sanki her gün ilginç olaylar mı oluyor dersen, yok anam babam nerdeeeeee..
Birinci olarak ev arkadaşımdan hoşnut değilim, bunu şu eve bir net bağlatayım uzun uzun yazcam tek tek nedenleri ile. Kaltak halamın kopyalanmış hali çıktı!
Geçen gün dedi ki, "ben Ankara'ya gidiyorum" ohh dedim iyi, gelsin manitam sabahlar olmasın. Ama eve bir geldim kadın salonda oturuyor!
Ertesi gün oldu, bu kez evdeyim, mesaj attı "Ben Ankara'ya gidiyorum" diye.. Lan bi baktım odasından çıktı. Var ya yemin ederim çocuğum olsa düşmüştü korkudan. Sürekli deneme kadında. Mutfak rafına 50 tl koyuyor sonra beni belgesel hayvanıymışım gibi izliyor.
Devamlı olarak lavabo temizliyor. Ama devamlı ne zaman görsem bir elinde cif, diğer elinde sünger lavabo ovup duruyor..
Bir de nasıl bahtsız bir insansam, bir tek benim odamdaki kalorifer çalışmıyor. geceleri götüm dona dona uyuyorum yine. Hayır bir de yorganım yok benim, battaniye getirmişim yanımda o incecik battaniyenin üzerine montumu falan koyup uyuyorum..
Kadına dedim yaptıralım şunu diye. Baktım parasını da benden alacak ayy lanet olsun dedim.
Buzdolabında yediğini içtiğini ayrı yerlere koyuyor. Bu kadar zaman amelasyon hesabı onla bunla yaşadım. Ama hiç kimsede bu yemek ayırma muhabbetine girmemiştim.
Bir de ilk başta faturalar ortak dedik, ama karı şimdi "ayy ben evde durmuyorum Antalya'ya gidiyorum faturalar sana ait" demeye başladı.
Oha be! ne evde durmuyosun, 2 gün Antalya'ya gittin sadece.. Onda da ben sevgilimin evinde kaldım, tırstım çünkü yine bir odadan sinsice çıkıp göbeğimi düşürmeme neden olacak diye..
yani uzun lafın kısası, kendinizden 10 yaş büyük bir kadınla eve çıkacaksanız onu netten bulmayın.
......
evle ilgili durumum bu, kalan olaylara gelince, o kızlık zarını diktiren arkadaşım evleniyor.. Allahım kıskançlıktan köpürüyorum resmen. Ne kadar çok ona ve etrafımızdakilere "yaptığını uygun bulmadığımdan şeyetmiyorum" desem de, içimden geçeni ben biliyorum! Onun gibi ucube orospu bile elin malını kandırarak evleniyor. Ben onu bile beceremiyorum.
Daha 2 ay öncesine kadar evlenen karılar için beraber "ay ne salaklar, hayatlarının en güzel baharını piç ediyorlar" derdik. Ama şimdi gel gör ne bok oldu..
Hayır bir de tavrı beni deli ediyor. geçen bu ev arkadaşımı anlatıyorum ona, "ya karı bir gitse 3 gün 3 gece eve kitlicem çocuğu" dedim. Benden tiksinirmiş gibi baktı baktııı baktıı, "Ayy PuCCa hayat senin hayatın ama çok kötü ya ne bileyim" dedi.
Lan yediğin önünde yemediğin arkandaydı sürtük. Hayır üniversite de beraberdik seninle, orda o kitlediğin çocukları kessem afrika doyar hayvan karı!!!!
Sonra o tavırları, hareketleri, mimikleri bir anda hatun oldu rahibe teresa..
hayır bana ne lolo yapıyorsun? benle beraber o zarını gittik, diktirdik. Ne bok olduğunu biliyorum işte senin. Ben bilmesem neyse de, beni de kandırcak allahh allaah..
Ama öle böle kadın bildiğin evleniyor.. İşte adalet dedikleri böle bişi bence..
Şeytan diyor, aç adamı söle gerçeği! bir de diyor yok şimdi söyleme, düğününde söyle, sonra diyor sadece adama söyleme ailesine falan herkese söyle ki rezil olsun bir daha evlenemesin.
Geçen telefonda konuşuyoruz, ban işte anlatıyor düğünü nasıl yapacağını falan. Aklımdan geçen tek şey..
O düğününe biri bomba koyar da kafan gözün patlar, duvağına ayağın takılır da yere düşüp beynin dağılır, düğününü bir deli basar da suratını kürekle dümdüz eder. Adam sapığın biri çıkar da gerdek gecesinde vajinana dinamit sokup bekler, hatta hatta kırbaçla dalsın da böle aklın başına gelsin..
......
Bunun dışında Erik facebook da bi şeylere tıklayarak yurtdışı seyahati kazanmış. Şaka gibi ya, deli oldum resmen. Herifin nasıl bir şansı varsa kazı kazan oynasak 100 tl çıkıyor ona.. Hayır abi bir de yurtdışı. Seni yanımda götürmicem diyip duruyor yavşak.. Nasıl hırslandıysam ben de bütün yarışmalara katıldım. iki haftadır sanırım manyak gibi yarışmadan yarışmaya koşturuyorum. sırf ona erişmek için.. Eee sonuç babayı aldım.. Hiç bir yarışmadan hiç bi bok kazanamadım! Sadece bir yerden umudum var. Şurası o da yurtdışına gönderiyor... görecek o!!! o gidiyorsa ben de gidecem. Hem de yolda ilik gibi bir bebe bulup! Madem beni götürmüyo!!! Yok bu da olmazsa gidip bankadan kredi çekip, ayak yapcam ödül kazandım diye. Napim lan "sen bir kaybedensin" diyip duruyor sürekli.. Hayır bu hırsla yakında yeteksizsize çıkarak maykıl ceksın dansı yaparım korkarım!
....
Bir de o neti bağlatana kadar burayı biraz şeyedebilirim. Neticede iş yerinden burada yazamıyorum. yalnız twitterım var benim, gündüzleri burada takılıyorum. PuCCa
Haa çok da sikimde değil dersen, valla benim de değil..

Bu yazı toplam 8 dk da yazıldı..

26.02.2010

yeni eve çıktım hepinizi beklerim o yee house parti zamanı

Artık merkezi bir yerde eve çıkabildim. Tek başıma eve çıkabilmek götüme patlayacağı için internetten kendime bir de ev arkadaşı bakayım dedim.. ev arkadaşı arayan tipleri uzun uzun inceleyerek kararımı verdim. Eğer ev arkadaşı bakıyorsanız dikkat etmeniz gerekenler:
1- hep erkekler arkadaş arıyor kendine
2- ille bayan gelsin diyor yine erkek çıkıyor
3- yeni boşanan adam hemen oraya link veriyor..
Bunlar ilk gözlemlerim oldu. 3 ilandan biri "bayan, rahat, özgürlüğüne düşkün, güzel fizikli, yemek yapmayı beceren bir bayan ev arkadaşı sarıyorum NOT: kira vermese de olur." Örnek verelim hemen..
Onları hoop tek tek eledim. geriye kaldı, bayan yanına bayan ev arkadaşları. ya bir şeyi anlamıyorum ilanların çoğunda direk "EVE ERKEK GELMESİ KESİNLİKLE YASAK" yazıyor. lan salak eve erkek getirmek için çıkıyorum zaten. Senle dizdize oturup aşk-ı memnuyu izlemek değil amacım. hem madem erkek atamıcam, o boktan eve neden o kadar para vereyim.. kalkar giderim yurtta misafirhanelerde kalırım. Düzenli seks benim de hakkım!!!! Bu hakkımı elimden alamazsın falan diye cellallenecektim de vazgeçtim hiç cevap yazmamak daha uygun olur diye düşündüm.. hoop erkek atamazsıncıları da sildim.
Geriye kaldı dürüst mürüst temiz olsuncular. Ayy bi tanesine mesaj attım, işte önce faceden birbirimizi ekleyelim falan diye hani ilk görüş manasında. Karı daha beni ekler eklemez, "hayatlarımızın birbirine uygun olmadığını düşünüyorum" yazdı.
Korktum bi an telaş yaptım, lezbiyen arama sitesine falan mı üye oldum da şey oldu diye. yoo gayet ev ilanı içindi.
Sonra biriyle daha aynı şekilde oldu, ekledik facebooktan birbirimizi. Yazdığını harfi harfine yazıyorum "eve sevgilim geliyor sen varken güvende olamam" sanki dexter'ım, ikinizi de kescem.
hayır profilime de bakıyorum kaşar gibi mi gözüküyorum diye. yooo gayet malak suratımın olduğu fotolar. hayır götümde kalktı "taş gibi kızım, korkun benden ezik kızlar ahaha" falan gibisinden. tabii bu götümün kalkıklığı, yabancı öğrencilerle eve çıkma fikrine kadar sürdü..
Göz ucuyla baktığım buraya okumaya gelip, ev arayan her kızın bacak boyu, ben kadar olunca, töbeler olsun bırak evi, bu kızı sokakta yanıma koymam diye düşündüm.
En sonunda acil yazanlardan bir tanesine mesaj attım. sonra o bana, ben ona derken aramızda garip bir elektrik oldu.
Mesajlarımız kurlaşmalara falan döndü. "Seni merak ediyorum" lar havada uçuştu. Telefon edip evi ne zaman tutacağımı sordum, o telefon konuşması tam yarım saat sürdü.
Böyle yatağa uzanmışım, bir elimi saçıma doluyorum, yatağın içinde dönüp duruyorum, arada garip garip "ahahah ahahah ayy çok ilginç" gibi kelimeler çıkartıyorum.
Sonra şöyle aynadaki suretimle gözgöze gelince, "napıyom lan ben" oldum.
Lezbiyen değilim, bişi değilim ama elin kızıyla fingir fingir konuşuyorum. durup durup mesajlaşıyoruz, "naaptın bugün , nasılsın, haftasonunu iple çekiyorum, senin odanı hazırladım kitapların çoksa sana kitaplık alayım mı" diye gün içinde bana mesajlar gönderiyor.
Ayy dedim, tamam niyeti kötü olmayabilir ama daha tanımadan birbirimizi 3 senedir çıkıyoruz da haftasonu düğünümüz var gibi davranmak ne diye? Hayır yarın öbürsügün gelip yatağıma girmeye çalışır, ayıp olmasın diye seviş işin yoksa..
yok anacım ben bunu almayayım dedim ve 250 tl ye full eşyalı profiloya 2 dk mesafelik olan yeri elimin tersiyle ittim!
..
Ardından bir tanesine daha mesaj attım ama umudum artık tükeniyordu.. Artık nasıl olsa olmayacak gözüyle bakıyordum ki hop güm pat kendimi eve taşınırken buldum..
Ev arkadaşım bıyıklı, göbekli, 130 boylarında kapkara 35 yaşlarında bir kadın. sadece valizimi alıp evine yerleştim. Kadın biraz garip ama neticede bir odam var ne olcak...
Gerçi bir çok şeyi de yalan çıktı, taksime 5 dk dedi yürüyerek nerdeeeee 5 dk. internet var dedi ama yokmuş. sorunca da "ee benim vınnım var" dedi. lan seninkini napim ben. depozito yok dedi senet imzalattırdı falan filan..
Artık o kadar zor durumdaydım ki ay dedim ne olursa olsun yeter bu çektiğim!
Ayy ama demez olsaydım, güya sadece valizlerimi götürcem 5 valiz kıyafet çıkardım. ve ben hergün aynı şeyleri giyiyorum, o kadar kıyafetim nasıl var inan bilmiyorum. Utanmasam zıbınlıklarımı saklayacakmışım, kıyamamışım bişeyimi atmaya..
5 ini birden götüremeyeceğim için aldım en büyüğünü, benle aynı boylardaki valizi, bindim otobüse.
Belediye otobüsüne valizle binmek sanırım yaşarken cehennemi tatmak gibi..
Kimse mi yardım etmez, o kocaman, içinde 5 insan cesedi varmış gibi olan valizle dolandım durdum bi de öyle bir yerden getiriyorum ki, izmir'den Bodrum'a belediye otobüsleriyle gittiğinizi düşünün na aynı öyle işte. neyse eşyaları bıraktım eve işe gittim..
...
Ardından akşam bir kaç işim vardı (ya aslında bunu yazmak istiyorum deli gibi ama sonra yazmalıyım, şimdi olmaz.. o akşam baya taşşaklı bir köşe yazarının evinde yemekteydim. Sevgilisi falan da vardı hatta birisi daha vardı süprüz.. baya güzel şeyler oldu ama sonra bu ayrı bir post konusu ve daha zamanı var şimdi yazarsam büyüsü bozulcak ondan..)
heh işte gece saat 12 gibi ordan çıkıp eve geldiğimde bir baktım kapı duvar.. allahım kadın kapıyı açmıyor, o gün de bana anahtarları yaptırcam akşam sana veririm demişti.
Dedim sıçtın PuCCa dolandırıldın. kadın seneti yaptı, kirayı peşin aldı, elalemin evini de kendi evi gibi gösterdi sonra pırrr. Aha da bu saatte nereye gitcem, cebimde var 7 tl para. Erik şehir dışında. tam 1 kontorum var. Sıçtım sıçtım sıçtım diye kaldım.
Bir de dolandırılmanın verdiği telaşla, mantıklı düşünemez hale geldim.. Erik'i aradım 15 dakika "ben sana demiştimm, sen hangi akla hizmet kendi kendine iş yapıyorsun? ben sana dedim, beni neden dinlemiyorsun, hemen en yakın karakola git sana para yollucam, off PuCCa sen de çocuk aklı yok" diye malak malak kalayladı beni.
Demişmiş bana, bana diyeceğine kalk gel sen yap o zaman pezevenk! Zaten dünya başıma yıkılmış bi de bu deli etti beni.. ben buna telefonda küfür ederken, apartmandakiler sessiz olmam için camlara çıkıp bişeyler söylemeye başladılar.
onlar bana kimi aradığımı falan soruyolar, ben ağlayarak kapıda kaldığımı anlatıyorum.
kendi kendime sinir harbi geçiriyordum kapının önünde ki bir baktım tuttuğum evin ışıkları yandı. Kadın alttan otomata basıp, beni içeri aldı.
Sadece uyuyakalmış hatun. ben de sesimi çıkartmadan gittim yattım.
Bu sayede de apartmanıma kendimi tanıtmış oldum. hepsi daha ilk günden ne boktan bir komşuları olacağını gördü.