Bugün yaşı olgun kendisi dolgun olan bir hanım arkadaşım beni yeniden Pekmez'e aşık etti... Hanii her sektörde bulunan, yaşı 40 a dayanmış, 3. kocasını eskiten, küt saçlı, toplu, kirpikleri alnından çenesine kadar uzanan, makyajsız görmeyeceğimiz, cinselliği sere serpe konuşabilen, karşı cinsle konuşurken devamlı temas halinde bulunan bir hatun.
Direk herkesin içinde "aldın gül gibi çocuğu kapatma olarak kullanıyomuşsun" dedi...
Bu sevgililer gününe denk gelen EXPO muhabbetinde bizimkine dış görev vermişlerdi. bu bütün gün onların peşinde dolanmıştı(?) Meğersem bizimki o zaman orda kendine bir hayran kitlesi yaratmış. Milet onun poposundan ve gözlerinden bahsede bahsede bitiremiyorlarmış! Ama hatunun dediğine göre kimseye bakmamış (ama o gün bu şerefsiz beni bir kere bile aramamıştı!)
Şimdi bana diyor ki, "o çocuğu orda kaparlar, sağ bırakmazlar. Manken gibi çocukla çıkıyosun, efendi de, parası da var, kaşı gözü oynamıyor, dudaklar köfte, kalça yerinde, bir tane bile kusuru yok. Haaaa küçükmüş diyosan bilemem ama daşşaklı görünüyordu kotunun içinden. O gül gibi çocuğu kaçırırsan gerizekalı derim ben sana"
Bir gurur duymuşum... Şu ana kadar hiç bir sevgilimden böyle bahseden olmadı... Kottan gözüküyomuş kaltakta sanki X ray cihazı var! Neyse genelde toplama olarak sevgililerimden hep şu şekilde bahsedilmişti:
1. si için... "Allah belanı versin, uyuşturucu kullanıyor bu sünepe, saçına başına bak şunun aylardır banyo yapmıyor bitlidir bu ıyyyyykkk"
2. si için.... "Resmen bir hödükle birliktesin, ayıoğluayı bu. Göbeğe bak yarım dünya gibi, kaba saba görgüsüzün teki, puccacım sen daha iyilerini hakediyorsun"
3. sü için... "Canım, kızma ama bu otistik mi?"
Kadın tam 2 saat sadece Pekmezden bahsetti... Ve benim kıskançlığım Pekmez'e yeniden aşk olarak geri döndü.. Bi an kendime geldim.. İlk günlerde öyle ona hayran olduğum duyguları kamçıladım...
Hemen Pekmez'i arayıp saatlerce en gereksiz muhabbetleri yaparak şımarıklık yaptım. Hafta sonu geleceği için ona hediye bakmaya çıktım.. Hatta yalakalık olayını o kadar abarttım ki annesine ametist taşından abidik kubidik bişi aldım....
Yalnız şöyle bir piskolojide oluştu bende, hani şu manken kızların yanında duran kro, kısa, çirkin herifler var ya, aynı onlar gibi hissettim kendimi.. Hatun benim için tek kelime olumlu konuşmadı. Direk bende 'ben bundan daha iyisini bulamıyacağım, bari bunu elimden kaçırmayayım' durumu oluştu.. Çok ezik hissettim kendimi!
Tabii bir de şöyle bir durum var 2238 yılında dünyada tek erkek kalmayacakmış.. Lezbiyenler mekanı olacakmış gezegen.. Soyu tükenmeye yüz tutan bu cinsten elimde bir tane varken iyi beslemeye karar verdim...
İlişkimizi de düzeltmek için ilk adımı atım ve ona ayak show yapmaktan sıkıldığımı, böyle şeylerin bir özelliği olması gerektiğini anlattım... Yavrum anlayışla karşıladı. 3 sattir daha benden ne ayak ne bacak istedi.. Aptal aptal konuştuk, sonunda dayanamadı uykusu geldi yattı...
expo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
expo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21.05.2008
Ezik PuCCa
Olayla ilgisi olanlar
2238 de erkek kalamayacak,
3. kişiler,
başkalarının düşüncesi,
expo,
kadınların sevgilinizi anlatması,
kıskançlık,
X ray cihazı
5.05.2008
Fransa protesto
Bana vize vermeyen Fransa'ya bacağımı sokayım!!!!
Çok sinirliyim 700 kişilik kafileden tek vize alamayan kişiyim!!!
5 senedir İTO'da böyle bir olay görülmemiş, ama o soktuğumun Fransası bana vize vermedi.. Nedeni bekar kız olup işe giriş tarihimin yeni olması, İTO'dan gelen açıklama ise resmimin Moldovyalılara benzemesi...
Yani kısaca sende rus o.ospusu tipi var demeye getirdiler puştlar!!!
O kadar hazırlık, milletten küfür yemek hepsi boşa gitti..
Millet kına yaktı yemin ederim.. Çok sinirliyim,
Pekmez göbek atıyo, işyerindekiler adalet yerini buldu diye laf sokuyo,
ve ben sinirden çıldırıyorum...
Çok sinirliyim 700 kişilik kafileden tek vize alamayan kişiyim!!!
5 senedir İTO'da böyle bir olay görülmemiş, ama o soktuğumun Fransası bana vize vermedi.. Nedeni bekar kız olup işe giriş tarihimin yeni olması, İTO'dan gelen açıklama ise resmimin Moldovyalılara benzemesi...
Yani kısaca sende rus o.ospusu tipi var demeye getirdiler puştlar!!!
O kadar hazırlık, milletten küfür yemek hepsi boşa gitti..
Millet kına yaktı yemin ederim.. Çok sinirliyim,
Pekmez göbek atıyo, işyerindekiler adalet yerini buldu diye laf sokuyo,
ve ben sinirden çıldırıyorum...
Paris
İlk gün işe bi kot bi bady saçımıda tepeden sere serpe toplayıp gittim, erkeklerle hiç konuşmamaya çalıştım, kızlara büyük yalakalıklarla yaklaştım ama şans bu ya oranın en sürtüğüyle samimi oldum, sonra bunu farkedince hemen topuk oldum.. Sayfaları b.k gibi yaptılar görevim olduğu halde ses çıkaramayacak kadar aciz zavallı hissettim kendimi.
Bi sonraki sabah işe gitmek istemiyorum diye ağlanarak uyandım, uyandıktan 15 dakika sonra dank etti, "Şu ana kadar hiç bir insan insan evladını sallamamış bi hatunum, iş muhabbetinde babamı bile tanımayan hırslı az buçukta şerefsizin tekiyim şimdi ne sallıyosun ya, sana deselerdi 'kusura bakma götümüze benziyosun bu kurumda çalışamazsın' diye dahamı iyi olurdu! Onca para saçtığın kozmetikler işe yaramış demek ki seni güzel sanmış herif! kalk git hem tipini hem aklını kullan ezik gerzek!" diyerek şıkır şıkır giyinip çıktım dışarı.. İlk iş birini azarlayayım dedim (televizyonda çalışırken sadece kameramanlara bağırma hakkım vardı kalanına yalakalık yapmak zorundaydım işimi halledebilmek için, ama burda işler nasıl yürüyor bilmiyorum ama ilk hakkımı sayfa sekreterinden yana kullandım)
- buraya grafik çizmemişsin?
- söylenmedi
- söylenmesimi gerekti? ne kadardır çalışıyosun sen? yapamıyosan söyle bana getir ben yapayım
- afadersiniz...
Sonra bi pişman oldum, kızı kırdım diye.. içim içimi yedi... Napıyon ya sen dedim, yaşçada nerdeyse en küçükleri sayılırım (tahminimce) böyle sonradan görme bağrış çağrışlarla bi bok beceremezsin anca küfür yersin diye gidip kızı kantine götürüp börek çay ısmarladım, sonra bana Quark expressi öğretsene, hafta sonu geleyim bende sana photoshop'da grafik gösteririm falan filan diye sıçtığım boku temizledim...
Bu olay iyi oldu kızlarla tuvalette kaynaşmaya başladım ohh sonunda diyerek rahatca koltuğa gömülmüştüm ki patron geldi, pasaportumu sordu sonrasında da 5 günlük EXPO Paris zirvesine katılacak kişinin (maalesef ) ben olduğumu söyledi.. Maalesef diyorum çünkü bu kıyakla koca memeli sarışın pozisyonumu garantiledim.. daha geleli 2 gün olduğu halde beni Parise süs bebeği olarak yollamaları ufak çaplı bir kriz yarattı... İşyerinde bi anda kendimi sadece tuvalette tavanı izlerken huzur buluyorum kalan kısmında iğneli sözler, bakışlar ve benden tiksinen insanlar... Kaderde var koca memeli sarışın olmak ne kadar kaçsamda bi şekilde buluyo beni...
Bu olay Pekmezinde hiç hoşuna gitmedi, Pekmez'in İstanbul'a gidiş tarihiyle benim Paris'e gidiş tarihim aynı güne denk geliyor.. 4 saatlik bağrış çağrılarının özeti....
- Hem herkes benden nefret ediyor diyosun hemde kabul ediyorsun böyle birşeyi.... diyemedin mi başkası gitsin diye.... bana bir parça saygın olsa gitmezdin... beni yolcu edeceğine elin herifleriyle Paris'i dolaşmak daha cazip geliyor tabii.. Ne bok varsa orda aklını başından almışlar senin artık hangi muhabirlerin gideceğini duymuşsan bilemiyorum.... Ben İstanbul'da sen Paris'te ne güzel bir ilişki bu ya, nasıl rahat bir adamım ben ya!.. Ben demişim ki bu kızı seviyorum diye cümle aleme yaymışım ama kız Paris'e eğlenmeye gidiyor.... Millet arkamdan neler diyor şuanda kimbilir.... Orda iyi arkadaşlıklar kurarsın ben yokken sıkılmazsın, arkadaşlarınla kah Paris kah İsviçre gezer dolaşırsın.. Zaten meraklıydın hiç arkadaşım yok diyodun al işte sana fırsat git gez dolaş... Piyasanın bütün şerefsizleri ordadır zaten aç kurt köpeklerine seni kuzu gibi göndereyim bende.. Beni seviyo olsaydın gitmezdin ama sen bi Paris'e sattın ne diyeyim herkes gibiymişsin demekki... Birde neden sen? Adamlar buraya geldiğinde götlerine yama olarak beni yolladılar da oraya giderken neden seni gönderiyolar? zaten gazetede ki pozisyonun milletin gözüne batarken birde bunla beni daha çok aşağıla, ne diyim ya helal olsun...
Manyakmı ne yaa!!! sanki Kahramanmaraş'a gitcem.. Bu olaylar gitcem diye heycanlanmamı da unutturdu bana! Bok gibi para var Pekmez'de madem çok seviyon beni, dersin ben seni götüreyim Paris'e gitme onlarla, gitmeyeyim bende (bunu da dedimde çok kızdı burda, hemde baya çok) Kusura bakmasın valla 5 gün 4 gece Parsi gezisini kaçıracak kadar mal biri değilim.. O beni göt gibi bırakıp biliyo gitmeyi, ben gidince 'adi' oluyorum.. Sevgilinle aynı işi yapmıcan ne olursa olsun mutlaka -ki ben pekmezin tırnağı olamam- bir rekabet oluyor... Birde ben Pekmezi hiç böyle görmemiştim o kadar irkin basit geldiki gözüme... Maskelerimiz sanırım yavaş yavaş düşüyor ikimizinde...
Bu arada ben hiç Paris'e gitmedim çok heycanlıyım, ve sanırım Pekmez benden ayrıldı...
Bi sonraki sabah işe gitmek istemiyorum diye ağlanarak uyandım, uyandıktan 15 dakika sonra dank etti, "Şu ana kadar hiç bir insan insan evladını sallamamış bi hatunum, iş muhabbetinde babamı bile tanımayan hırslı az buçukta şerefsizin tekiyim şimdi ne sallıyosun ya, sana deselerdi 'kusura bakma götümüze benziyosun bu kurumda çalışamazsın' diye dahamı iyi olurdu! Onca para saçtığın kozmetikler işe yaramış demek ki seni güzel sanmış herif! kalk git hem tipini hem aklını kullan ezik gerzek!" diyerek şıkır şıkır giyinip çıktım dışarı.. İlk iş birini azarlayayım dedim (televizyonda çalışırken sadece kameramanlara bağırma hakkım vardı kalanına yalakalık yapmak zorundaydım işimi halledebilmek için, ama burda işler nasıl yürüyor bilmiyorum ama ilk hakkımı sayfa sekreterinden yana kullandım)
- buraya grafik çizmemişsin?
- söylenmedi
- söylenmesimi gerekti? ne kadardır çalışıyosun sen? yapamıyosan söyle bana getir ben yapayım
- afadersiniz...
Sonra bi pişman oldum, kızı kırdım diye.. içim içimi yedi... Napıyon ya sen dedim, yaşçada nerdeyse en küçükleri sayılırım (tahminimce) böyle sonradan görme bağrış çağrışlarla bi bok beceremezsin anca küfür yersin diye gidip kızı kantine götürüp börek çay ısmarladım, sonra bana Quark expressi öğretsene, hafta sonu geleyim bende sana photoshop'da grafik gösteririm falan filan diye sıçtığım boku temizledim...
Bu olay iyi oldu kızlarla tuvalette kaynaşmaya başladım ohh sonunda diyerek rahatca koltuğa gömülmüştüm ki patron geldi, pasaportumu sordu sonrasında da 5 günlük EXPO Paris zirvesine katılacak kişinin (maalesef ) ben olduğumu söyledi.. Maalesef diyorum çünkü bu kıyakla koca memeli sarışın pozisyonumu garantiledim.. daha geleli 2 gün olduğu halde beni Parise süs bebeği olarak yollamaları ufak çaplı bir kriz yarattı... İşyerinde bi anda kendimi sadece tuvalette tavanı izlerken huzur buluyorum kalan kısmında iğneli sözler, bakışlar ve benden tiksinen insanlar... Kaderde var koca memeli sarışın olmak ne kadar kaçsamda bi şekilde buluyo beni...
Bu olay Pekmezinde hiç hoşuna gitmedi, Pekmez'in İstanbul'a gidiş tarihiyle benim Paris'e gidiş tarihim aynı güne denk geliyor.. 4 saatlik bağrış çağrılarının özeti....
- Hem herkes benden nefret ediyor diyosun hemde kabul ediyorsun böyle birşeyi.... diyemedin mi başkası gitsin diye.... bana bir parça saygın olsa gitmezdin... beni yolcu edeceğine elin herifleriyle Paris'i dolaşmak daha cazip geliyor tabii.. Ne bok varsa orda aklını başından almışlar senin artık hangi muhabirlerin gideceğini duymuşsan bilemiyorum.... Ben İstanbul'da sen Paris'te ne güzel bir ilişki bu ya, nasıl rahat bir adamım ben ya!.. Ben demişim ki bu kızı seviyorum diye cümle aleme yaymışım ama kız Paris'e eğlenmeye gidiyor.... Millet arkamdan neler diyor şuanda kimbilir.... Orda iyi arkadaşlıklar kurarsın ben yokken sıkılmazsın, arkadaşlarınla kah Paris kah İsviçre gezer dolaşırsın.. Zaten meraklıydın hiç arkadaşım yok diyodun al işte sana fırsat git gez dolaş... Piyasanın bütün şerefsizleri ordadır zaten aç kurt köpeklerine seni kuzu gibi göndereyim bende.. Beni seviyo olsaydın gitmezdin ama sen bi Paris'e sattın ne diyeyim herkes gibiymişsin demekki... Birde neden sen? Adamlar buraya geldiğinde götlerine yama olarak beni yolladılar da oraya giderken neden seni gönderiyolar? zaten gazetede ki pozisyonun milletin gözüne batarken birde bunla beni daha çok aşağıla, ne diyim ya helal olsun...
Manyakmı ne yaa!!! sanki Kahramanmaraş'a gitcem.. Bu olaylar gitcem diye heycanlanmamı da unutturdu bana! Bok gibi para var Pekmez'de madem çok seviyon beni, dersin ben seni götüreyim Paris'e gitme onlarla, gitmeyeyim bende (bunu da dedimde çok kızdı burda, hemde baya çok) Kusura bakmasın valla 5 gün 4 gece Parsi gezisini kaçıracak kadar mal biri değilim.. O beni göt gibi bırakıp biliyo gitmeyi, ben gidince 'adi' oluyorum.. Sevgilinle aynı işi yapmıcan ne olursa olsun mutlaka -ki ben pekmezin tırnağı olamam- bir rekabet oluyor... Birde ben Pekmezi hiç böyle görmemiştim o kadar irkin basit geldiki gözüme... Maskelerimiz sanırım yavaş yavaş düşüyor ikimizinde...
Bu arada ben hiç Paris'e gitmedim çok heycanlıyım, ve sanırım Pekmez benden ayrıldı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)