Ben
kavga edemiyorum! Öyle kollu bacaklı dövmeli vurmalı kavgadan
bahsetmiyorum. Onda zaten hemen 'Allah aşkına vurmayın ablalarım,
vurmayın ağabeylerim!' moduna geçiyorum. Hep yanlışlıkla yediğim dayaklarla dolu anılarım. Ağız dalaşı mı
diyorlar ona? Ne diyorlarsa işte ondan bahsediyorum. Karşılıklı
bir ahlak ve edep çerçevesinde başlanılan kavgalarda, her zaman
başarı sıfır! Bi kere her şeyi geç sinirlenince sesim hemen
tizleşiyor. Vik vik tarzında konuşmaya başlıyorum, yutkunmalar
falan derken sonra yiyorsa ciddiye alın.
O
yüzden kavga ederken hemmmennn geçmişi açıyorum, çünkü bilindik
konu ya, çok daha rahatım. Ya da onu orada bırakıp kaçıyorum. Ölümden döndüğün
anlarda, hayatın film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer ya,
benimki de hep aynı. 'Durdur şu arabayı, otobüsü durdur musunuz,
Allah’ım bu odanın anahtarları nerde? Peşimden gelmesene
yaaeee, polisi arıyorum bak, valla arıyorum!!!'
Bir
de yemek yememe tribim var. Yemekte kavga ediyoruz diyelim, alıyorum
tabağı biraz ileri itiyorum, arkaya doğru yaslanıp, suratımı
muşmula gibi buruşturup, başka yer izlemeye başlıyorum. O tabağı
biraz itiyorum ki anlasın öküz! Ama o yemek dışında başka bir
şeye bakmadığı için, çoğu kez ona küsüp yemek yemediğimi
anlamıyor bile! Bu da dünyanın en saçma olayı aslında. Hem
durduk yere papara yiyorum bir de üstüne aç kalan ben oluyorum!
Odaya
kendini kilitlemede de bir dünya markasıyım. Ağzımı açmadan
domuz gibi saatlerce odada bekliyorum. O ise kapının orada önce
bir ağzına geleni sayıyor. Ardından 'Hadi canım, hadiii , aç şu
kapıyı!' sonra bana hak vermece, bir özür ve kapı açılış.
Hoş artık onda da uslandı. Evdeki bütün kilitleri saklamış!
Kavga ederken kediden kaçan fare gibi odadan odaya gidiyorum.
Ortalığı
yıkıp dağıtmam var bir de. Kendimi kilitleyemiyorum, kaçamıyorum,
ağzımı açamıyorum ağlamak ise hiç istemiyorum. Çünkü ben
haklıyım! Bu kez hemen terlemeye başlıyorum. Oturduğum yerden
adam bana bangır bangır bağırırken saunada fiki fiki
yaparmışçasına bir ter, anlatamam! Sırtım baştan aşağı su!
Hele telefonda kavga ediyorsam, bir yandan viikliyorum, bir yandan
ağlamamak için kafamı sürekli yukarı kaldırıyorum, diğer
taraftan ise terlerimi siliyorum. Bir şey yapmam lazım yani, yoksa
su kaybından öleceğim! O yüzden ben de elime geçen ilk şeyi
yere fırlatıyorum. Sonra bir bakmışım masa devrilmiş, aaa
perdelere asılıyorum falan... O televizyonun halaaaaaaaa
taksitlerini ödüyorsun sen göt müsün nesin!
Allah’ım
bana kavga etme gücü ver ne olurrsun, terlemeden, ağlamadan,
yutkunmadan sesim kısılmadan çatır çatır kavgamı edeyim...
Teşekkür ederim.