4.05.2008

Salak


Dün bütün gün çekimdeydik o yüzden pekmezle ayrı gayrı takıldık, akşam kamerayı teslim etmeye gittiğimde bi baktım montajda kasedi bekliyor, hemen şeytan girdi aklıma gittim aldım kasedi bi de ben bakayım dedim, izleme odasına götürken tırnağımla bantı kopardım!! kaset bozuk çekmemiş diye yarım saat birlikte yeniden görüntüleri kasede aktardık.. Havadan yarım saat başbaşa kalmayı başardım...
ilk 10 dakika sadece ne desem, ne konuşsam diye kıvrandım durdum konuşacak tek kelime bulamıyordum ki; o anda görüntede ki kadın saçma bişey söyledi ağzımdan "salak" diye bi kelime çıkıverdi.. Bu kahkaha attı sonra, "çok tatlı salak dedin ya" dedi.. ve ben suratına bakıp milyon kere salak, salak, salak, salak, demeye hazır buldum kendimi..
Bugün zaten her 3 cümlemin sonuna alakalı alaksız koyuyorum salağı! çok utanç verici ve saçma ama valla istem dışı oluyor!
Amaaaaa asıl bomba bu sabah kahvemi pekmez getirdi, sonra yüzüme doğru iyice yaklaşıp çenemden tuttu; içimden "Allahımm sana geliyorum" diye feryat figan coşarken, dine imana dönerken içimde patlayan havai fişekleri yutarken "senin kirpiklerin takma mı?" diye sordu, yok dedim "ne güzel aynı oyuncak bebeklere benziyosun" dedi.. Orda öyle sanırım saatlerce mal pozisyonunda durmuşumdur...
Peki sonra akıllı bıdık olan ben naaptım? gittim tuvalete elimde avucumda ne kadar rimel varsa boyadım kirpiklerimi, yetmedi bi kez bile kullanmadığım kirpik kıvırma aletiyle sıkıştırıp iyice yukarı dayadım küçük kıl parçacıklarımı...Şu anda o kadar ağırlar ki, üzerlerinde resmen tansaş alışveriş poşetlerini koymuşum gibi, kapadıkça geri açamıyorum, hepsinden öte adım gibi biliyorum şu anda aynı maymuna benziyorum!!!!!

3.05.2008

İçimdeki salak hatun

Bazen dünyanın en salak insanı içime giriyo, -yani yanlış anlaşılmasın- bi anda o kadar aptal gibi davranıyorum ki.. Sonrasında ohaa lan bunu nasıl ben yaptım diyorum.. Sanki o sırada biri vücudumu esir alıyor -uzaylılar olabilir- beni salak gibi gösteriyor...
Lise bitmiş Öss sınavına girip üniversite kazanmak aptal insanlar için diyerek, konservatuar sınavlarına girmiştim.. Önüme tek hedef koyup Mimar Sinan Tiyatroyu seçmiştim.. Sonra babayı aldım! Kazanamadım tabii... Bu memlekette tiyatrocuda olunmaz diyerek boku atıp, hedef değiştirmeye karar verdim.. Ne olsam ne olsam diye düşünürken haberlerde polis yunusları gördüm.. Cillop gibi çocuklar, motorları var, ha akademiye girmişim, ha cennete diyerek polislik için başvurdum.. Amcam zaten akademiyi birincilikle bitirmişti torpilimde hazırdı...
Karşıyaka çarşısında, arkadaşımla birlikte alışverişe çıkmış tıngırı mıngırı gezerken amcam aradı "koş PuCCa bugün mülakat var" Ayağımda topuklu ayakkabılar, diz üstü bi etek, askılı badyim ve o zamanlar çok moda olan minnacık çantamla şıngır şıngır gittim oraya.. Herkes eşofmanlarla gelmiş, makyaj bile yok hatunlarda.. Resmen eğreti gibi duruyorum yanlarında.. Nasıl utanç verici birşey! hep böyle olmuştur zaten ben nezaman şık giyinsem etraf salaş olur, ne zaman salaş olsam millet tamtakır giyinir..
Neyse 10 kişiler gruplar halinde alıyolar içeri.... Sıra geldi bizim gruba... diz kapaklarımıza bakıyolar yara bere var mı diye, adam dizimi tutunca bir kahkaha attım, en huylandığım yer diz kapağımın arkası çünkü.. Sonra kendimizi anlatmaya başladık, ben öne geçtim, öne arkaya sallana sallana başladım anlatmaya... bi de amcam dedi benim adımı söyle diye, "ben işte bilmem kimin yeğeni..." Adamlar tip tip baktı suratıma "Aaaa sen onun yeğenimisin?" "Polis mi olcan bakalım sen?"
- evet Polis olcam, Yunus olmak istiyorum, bi de ımmm şey var yaa atlarla dolaşıyolar sahilde ondanda olabilirim, ama yazın olmayayım başıma güneş geçiyooo
- Polislik zor meslek ama nasıl yapacaksın
- amaaann neresi zormuş motorumun üstüne binip vırnn vırnn gideceksin
- puhahahaaaa Öylemii, sen ....'nın yeğeni olduğuna emin misin?
- Valla billaa
- Polis olmasan ne olmak isterdin peki.
- yaa aslında ben, tiyatrocu olcaktım ama almadılar beni, bende polis olayım dedim.
- Motor kullanmayı çok mu seviyosun
- bisiklet bile kullanamam, düşüyorum hemen, heralde öğretceksiniz dimii
- puhahaha tamam yaa diğerleri geçsin sen şurda bekle, demek ...'nın yeğenisin vay bee
4 grup geçti gitti, ben orda bekledim... Bana seni alacağız dediler, yunus olacaksın dediler, şerefsizler kandırdılar.. dalga geçip yedeklere bile almadılar!!!

2.05.2008

Pekmez

İşe başlayalı 2 hafta gibi bi süre oldu... Yan masamda oturan aynı programı yaptığım çocuğa karşı fena halde merak duyguları içerisindeyim....Benden 2 gün önce işe başlamış, İstanbulda büyük bir reklam ajansında metin yazarı olarak çalışıyormuş onun ağzından duyduğum şeyler bunlar...Googledan araştırdığımda ise 1 tane "kristal elma'sı" ve ohaa lan bunuda mı o yazmış diyebileceğim 8-9 tane reklam filmi biri ödüllü olmak üzere 3 tane kısa metrajlı filmini buldum...Bu kadar başarılı bir çocuğun İstanbulu bırakıp İzmir'e gelmesi için büyük bir sebeb olması gerekli... İstanbulda ki maaşının iyi olduğuna da kalıbımı basarım -jetta- arabası var çünkü!!!
Sabahları evden getirdiği pekmezli ekmeğini yiyor o yüzden ondan bahsederken "pekmez" diye bahsedeceğim....öğlenleri yemekten sonra binanın damına çıkıyor orda ne yaptığını çok merak ediyorum.. en az yarım saat damda kalıyor... sevgilisiyle konuşuyo zannediyodum ama telefonunu hep masada bırakıyor..Ona biraz daha yakın olmak için devamlı olarak bilgisayarımı bozuyorum, oda üşenmeden kalkıp neyi olduğuna bakıyor ama muhabbetimizi -hp nin neden dandik şeyler yaptığı- konusunu bi türlü aşamadı daha..
Az önce mesela ortak ağı bozdum.. "Tüh ya ağ çalışmıyo! metinleri sana yollayamayacağım o yüzden bana msn nini versene ordan sana atayım" dedim.. " ben msn türü şeylere karşıyım, o yüzden mailime yolla" dedi..
1- ya gerçektende karşı
2- bana msnini vermek istemiyor
her sabah Morcheeba dinliyor, sürekli insanları bozuyor, kimseyle konuşmuyor, ukala bakışları sinir bozuyor, dişleri çok güzel, bulgur pilavı sevmiyor, Golden cinsi bir köpeği var masasını onun resimleriyle donatmış, sürekli baş ağrısı çekiyor, gülümserken dudaklarını sağa doğru kaydırıyor, kaşlarını hafif kaldırıp, başını eğiyor (buda daha karizma bi hava veriyor).. Hakkında sadece bildiklerim bunlar...

İtiraf -?-


Okul yeni bitmiş, hayatımın iş olarak bana gelen en ballı fırsatını osuruktan bir söz yüzüğü* için bırakıp başka şehre gitmişim...
Depresyonun bokunu çıkarıyorum resmen, bir tane bile arkadaşım konuştuğum insan yok, işe başlayalı çok olmamış bi türlü adepte olamıyorum, sevgilim beni aramıyo sormuyo s.k gibi kalmışım ortada, bir evim var eşya az uz, evin içinde sadece ağlıyorum... Telefonum bi kere bile çalmıyor , fonda da Özlem Tekin'den: belki yakarım bu evi, Kurtulurum ikimizden, Belki yıkarım gider,Ne kaldı hikayemizden..?
Sen kalk elin herifi seni dizinin dibinde istiyo diye herşeyi es geç gel adam seni aramasın sana köpek çeksin! değer mi be Pucca dedim!
Bi gaza gelmişim ben, sıçarım demişim sözüne de, yüzüğüne de, beni s.klemeyen herife de, işine de , yakarım lan dedim bu evi! bırakıp giderim kendi evime...
Attım çantama iki kot bi bot, perdenin altından yaktım çakmağı kapıyı çektim gittim...
Aklımca işte anıları yakıp gidiyorum, bir iz kalmasın bu aşktan gibisinden böyle arabesk haldeyim asansörden indim, "ulan müstakil evdemi yaşıyosun,14 katlı bi apartman! çatır çatır yakacam bok yoluna insanları diye" paldır küldür çıktım yukarı... Perde ve yanındaki koltuk alev almış söndürdüm hemen... Yoruldum tabii, dedim azıcık uyuyayım sabah terkederim bu kenti..
Gece bir uyandım her taraf kıpkırmızı kalkamıyorum yerimden öyle bir baskı var ki! bütün ev yanıyor! McGyver gibi geçtim alevlerin içinden attım kendimi evden.. Bütün apartman ayaklanmış, itfaiye gelmiş, herkes yangını söndürmeye çalışıyor, herşeyim gözümün önünde çatır çatır yanıyor! insanlarda beni teselli ediyor...
Meğer ben ilk perdeyi yaktığımda koltuğun süngerinde bi parça kalmış oda yavaş yavaş yana yana büyük yangın çıkartmış... Yangın söndükten sonra karakolda ifade verdim, küçük tüp yüzünden dedim.. Bütün herkes; ev sahibi, sevgilim, apartmandakiler piknik tüpümü suçladı..
Özür dilerim minik tüpüm, herşey üstüne kaldı ama napabilirdim.. Ben bi piskopatım, sevgilimi terkedecektim bari havalı terkedeyim diye evi yaktım diyemezdim ya.. Affet beni :(

osuruktan söz yüzüğü* erkeğin, "bu kız kahrımı çok çekti, evlenmek gibi bi niyetim yok ama sevinsin garibim en azından", kızın ise "off tamda ayrılacakken, seviyo lan beni bu, bari bütün ömrümü adayayım canım ya baksana söz bile taktı bana" diyerek takılan yüzük.

Yusufcuk

Kendimi Türk filmlerinde ki hatunlar gibi hissediyorum.. Değerli mücevherlerle gözünü boyayıp kalbimi kazanacak olan erkek ise burda ki ve sonra beğenmeyip burda olan, çocukluk aşkı diyip buluştuğumuzda malın teki olduğunu öğrendiğim delikanlı!
Bana dana kadar altından bir yusufcuk kolyesi yollamış, zinciri bile eşşek ölüsü kadar... Kutunun içinde kutu şeklinde her yanı kalpler ve güller bir paket geldi, içinden salak saçma bişey çıkar diye beklerken kolyeyi görünce "ohaa lan" dedim...
Çok sinirlendim ama bu kadar salaklık görmedim de.. Bi defa ben o kolyeyi gördükten sonra bi çocuğu arasam adam demicek mi "lan bu kız beni maddiyat için arıyo düne kadar benim suratıma bakmıyodu, kolyeyi görünce yavşadı" diye....
Hepsinden öte zaten bi ton yusufcuk kolyem var, bu görgüsüzce seçilmiş bide 22 ayar olan hayvanat boyutlarda ki kolyeyi takmam...
Melisa P denilen yatak muhabbetlerinin anlatıldığı küçük kızın kitabından sonra çok hit aldı bu yusufcuk denilen hayvan.. Küçükken kuyruklarına ip bağlayıp canlı uçurtma yaptığım böcek güzel bir takı malzemesine dönüşmüş.. Bende her genç kız gibi bu akıma uyup sağıma soluma takıp takıştırmak için almıştım bu hayvanın taş modellerini... Şimdi ise iyice gözümden düştü....
Ama şeytan diyor salağa ders olsun; arama sorma hiç, git sat kolyeyi o istediğin çizmeyi al, oda kızları para pulla gözlerini boyamak ne demekmiş öğrensin.. Ama dua etsin iyi kalpli bi kızım geri yollayaım da bari yılbaşında annesine falan hediye eder... Bide not yazmış yusufcuğun sevgililer için uğur getirdiğine falan inanılır bla bla bla diye, bende geri gönderirken kurutulmuş karadul yollayayım..Karadul erkeğini yiyererek öldürürmüş diyede not yazayım; tırssın bi daha yapmasın böle abuk subuk şeyler...

1.05.2008

Aşkın orospu hali

Beni nerede bıraktın
Hangi yol ayrımında kalmıştık
Çekip gitmeni geçen saniye gibi biliyorum
En orospu halini yaşattın bana aşkın
Ben öyle çok severken
Öyle kolay gidiyorum dedin ki
Sana defol bile diyemeyecek kadar şaşkındım
Öyle kolay bitti ki bu satırlar
Sana aşk olsun
Bana aşkın en orospu halini yaşattın.

Anlar

Yaşayamadığım anların düğümü boğazımdadır hep; ne zaman bahsedilse karnıma biri tekme atıyo gibi olur ve büyük bir kıskançlık triplerine sokar beni...İlkokulda herkesin evde annesinin yaptığı yemeklerden bahsetmesi gibi.. Ben daha hiç okuldan geldiğimde sıcak yemek yemedim evde.. Ve hiç kapıyı annem açmadı.. Ve bizim ev hep soğuktu çok soğuktu hemde, herkes eve gitmek için can atarken sınıfta, okul yolu bana işkenceydi... (bu biraz küçük emrah modunda olmuş :P )Birde çok büyük aşk yaşamadım hiç... Zaman olarak yıllanmışını yaşadım ama birlikte her anı geçiren, yanında gözlerimden yaş gelene kadar gülebildiğim sonuna kadar güvendiğim hiç aşkım olmadı daha... Hep hesap kitap aşkı yaşadım... Ayrılıkların sonunda çeteleleri tutulmuş faturaları suratıma çarpıp ben senden öndeyim diye çekip gittiler...Herşeyi büyütecek kadar küçük kız değilim ama, Büyüdükçe hiçbişeyin küçüleceği yok gibi gözüküyor...

Kader diyemezsin sen kendin ettin

Dün hayatımda yapmayacağım bir şey yaptım;Bayraklı yolunda kaza olduğu için yarım saat kadar trafik sıkıştı, milim milim arabayla ilerken Allam öndekine toslamama izin verme diye dualar ediyodum.. Artık dualardan sıkılıp gergedan gibi esnediğim bi anda yan taraftan birinin beni izlediğini farkettim, hemen esnememi kesip fonda roads çalarken slow motion olarak sol tarafıma doğru döndüm, ve bingoo! cennetten inme bir çocuk benii kesiyo, müziğin ve günlerdir izlediğim duygusal komedilerin etkisiyle takılı kalıp gülümsedim, kamera o anda çocuğun arkasından amors alıp yüzüme doğru ilerledi, ve aşk işte orda başladı... O sırada tabii trafikte açıldı..Sonra bugün teniste yan kortta ışık saçan bi cisim farkettim, gözlerimi avuşturarak baktığımda oda ne dünkü yan arabadaki beyaz atlı prensim:)) hemen kendi kendime "Kaderim" bu çocuk, iki gün üstüste karşılaşmamız yan kortlarda durmamız diye zırvalarken, kendmi hemen gelinlikle ona doğru ilerlerken farkettim, O anda gerçekle yüzyüze geldim...benim beyaz atlı prensimi öpen kısa boylu sümsük bi kız, ve musluk contası büyüklüğünde alyans >:/

İtiraf- Yüzleşme

Çok küçük bi çocukken; takriben 7-8 yaşlarında iken, her gece dua ederdim:
Bir sindy bebek evi
büyüyünce film yıldızı olmak
ve üvey babamın ölmesi...
Aradan 1-2 yıl geçince artık sindy bebek evine ihtiyacım kalmamıştı, Büyümeme de daha çok vardı, Ama neden Allah üvey babamın canını hala almamıştı..
Normalde bahçedeki suya düşen karıncaları bile tek tek toplayıp ölmelerine izin vermezdim, bir civcivim vardı sürekli saçlarımda yatardı, öldüğünde ona iyi bakamadım diye kendimi cezalandırmak için saçlarımı kesmiştim.. İnsanlara kin duymayı bilmezdim bile ama nedense bu adamın ölmesini istiyordum ve bunu çok yürekten diliyordum...
Bunu kendi başıma yapmaya karar vermiştim; hergün çayına bir cimdik vim atıyordum, aklımca onu yavaş yavaş zehirlediğimi düşünüyodum.. Ama hala yaşıyordu... Annemi üzmeden onu öldürmem gerektiğine karar verdim; bir gün okula gitmeyip odada ki dolapta saklanacaktım; evimiz iki katlıydı, ve terlikleri sürekli ses çıkarırdı yukarıya çıktığını o sesten anlardık, merdivenlerden aşağıya inerken ki seslerini duyup hemen dolaptan çıkıp merdivenlerin alt kısmında bana doğru bakarken kafasına alet kutusunu atacaktım...
Ama yapamadım; o gün yukardan tıkırtılar geldiğini farkedip yukarı çıkmıştı dolabın kıpırdadığını görünce açıp beni gördüğünde kalp krizi geçirmişti korkudan.. Napacağımı bilememiştim...Koskoca adam yere yığılıp kalmıştı... bende var gücümle evden kaçtım o gün akşam 6 ya kadar hiçbişey olmamış gibi arkadaşlarımla oynadım,
eve geldiğimde o adamı gene televizyon koltuğunda pis pis sırıtırken buldum.. Hiç bişey olmamış meğersem dalga geçmiş pezevenk benle...
Yıllar sonra ben üniversitede okurken, intihar haberini aldım, Bileklerini kesmiş ve komadaymış annem yaşama şansı yok bilinci sıfır diye beni arayıp ağlamıştı, annemin yanında olmak için apar topar yanına gittim.. Hastanede onu göremedim, annemin üstüne üç beş bişi almak için eve gittim, Kapıdan içeri girince iğrenç derece bi kan kokusu sarmıştı, salona girdiğimde korkunç bi manzara vardı, bütün duvarlar kan olmuştu; Yerler, koltuk, televizyon hertaraf pıhtılaşmış kan doluydu... O kendi için bu kadar iğrenç bi ölümü düşünmüştü, Orda onu affettim, ölümünü hergün dilediğim adamın yaşaması için dua ettim..
Ve iyileşti...

Aşk denemeleri - Nostalji-

Yer: urlada bir çatı
zaman: 2003 yılbaşı
- PuCCa benimle evlensene
- yuhhhh saçmalama!!!
- ciddiyim bunda gelecek yıl okulun bitiyo bende askerliği hallederim, kızım kimsein yanında böyle rahat değilim ben...
- Sen bana aşık bile değilsin...
- İçerde bi ton kızı bırakıp, çatıda bu soğukta götüm dona dona yıldızları izliyosam senle, sana hastayım demektir... bu kadarda mı çalışmıyo saksın..
- Sen bana aşık falan değilsin hastasın sadece, baksana kendin dedin rahatsın diye işte,
- Rahat değilim kiremitler g.tüme giriyo şuanda...
- Peki ozaman neden Emrah, neden olmuyor bi türlü...
- Sen sarhoş olmuşsun
- Ne alaka be!
- Sen soru sormazsın çünkü, kafanda yaratırsın cevapları.. Herşeyi kurarsın kendi kafanda.. Verilen hiçbir cevap seni tatmin etmez...
- Ben senin bana aşık olduğuna inanmıyorum,
- Senin; şımarıklığına, vurdumduymazlığına, yatmadan önce okuduğun dualara, meyveli yoğurduna, kirpiklerine sürdüğün boyaya, titreyerek ağlamana, kin tutmayışına, sorgusuz sualsiz oluşuna, serbestliğine, rahatlığına, küfür edişine, bişey anlatırken heycanlanmana, seni kandırabilmeme, affediciliğine, iyimserliğine, hiç katkısız saflığına aşığım... Ama PuCCa ben bunlar yüzünden senden Nefret ediyorum.. Hiç kimseden nefret etmediğim kadar senden nefret ediyorum, ve kimseyi sevmediğim kadarda seni seviyorum...
- İçeri girsek iyi olacak!!!