19.04.2010

11 tane baldırı çıplak adama tercih edildim yine de gık demedim

Dün maç vardı tamam mı Fener- BJK maçı. Erik koyu bir Beşiktaşlı olunca, bu maç onun kaçırmaması gereken bir durum. Ama günlerden Pazar ve benim tek izinli olduğum gün.
Başlarda maçına, içmesine, gezmesine ses etmiyorduk ama bugün edesim geldi.. Aslında başlarda o da çok takmazdı böyle maçları falan.. Hatta onunla maç izlediğim zamanlar bile olmuştu, yalnız işte olmuyor ben gayet sıkılıyordum, onu da sıkıyordum. durup durup, "meyva soyayım mı ya, cips yedim ya şimdi her yanım sivilce olcak baksana, ohaa çocuğa bak! bu kim adı ne, ayy salak neden futbolcu olmuş manken olsaymış ya, pencereyi açsana sen o taraftasın, tuvalete gidiyorum bi istediin var mııı?? ara versinler de sevişelim be, çok sıkıldım" diyerek
iki üç kez beraber maç izlemeyi denedik başaramayınca, daha doğrusu o bu işten sıkılınca ben yüzüğün de verdiği cesaretle direk içimden geçen sesleri dışarı aktarmaya başladım!
Sabahtan dedim ki, hadi gel çıkalım dışarı kitap falan bişiler bakmamız gerek. Çıktık işte, bu sürekli offluyor puffluyor. Sanki çocuğu vietnama savaşa götürmüşüm gibi.
Bi afra bi tafra bana. "evde kalsaydık ne olurdu, hah geldik işte, offf şuradan yürüsene"
Böyle her boka bir tavır, kapris deli etti beni.. Hayır bi de saat 11 akşam geç kalcam derdine düştü. Sanki maça değil pezevenk, rusya ya gidecek nasıl heycanlı. bir ton baldırı çıplak erkeğin koşturup, birbirlerini fortlamaya çalıştığı bir spor bu, içinde alev alev yanan bir ibne mi var nedir bu erkeklerin. Sevdikleri sporlar hep, memelerini götlerini ortaya çıkarıp, birbirlerini okşamak için ara ara esler veren sporlar..
Erik'te mırmırmır bana küfrede küfrede yürüyor "sabahın köründe çıktık sokağa ne vardı, akşama geç kalcam işte, off dürtüp durma beni! alt tarafı çanta, ne izliyorsun saatlerce almayacaksan gidelim. aynı kıyafetleri 15 mağazadan baktık, yemicem PuCCa aç değilim yemicem artık gidelim"
- Erik waffle alalım yaa gel ortaköye kadar yürüyelim hıııı
- Manyak mısın kızım buradan oraya yürüyemem ben! maça gitcem yer bulmam gerek. Şurada ne yiyeceksen ye, gidelim..
- Erikkk ayy şunlara bak ne tatlı
- neresi tatlı be fiyatına baksana insan satın alıyorsun sanki
- erik ya şu kitabı alayım mı
- al PuCCa al al ve oku gidelim artık beni sıkıntı bastı
- yaaa hava çok güzel yürüyelimmm elini versene
- geç kalıyorum anlamıyor musun????
kalktık geldik eve.. Bütün günü burnumdan getirdi resmen.. Sonra bir deli oldum ben. Gitmicen dedim maça! hayır bütün günümün içine sıçtın madem ben de senin gününün içine sıçcam gitmene izin vermiyorum dedim..
Dııttt birinci hata! İlişkinin ilk günlerinde ne maç, ne arkadaşlarıyla takılmak nedir bilmeyen Erik bir anda oldu Çarşı taraftarı. Bir dellendi, herifi ben bile tanıyamadım, kalktı ayağa, gözlerinin beyazı kıpkırmızı oldu, damarları dışarı fırladı, elleri titremeye başladı, kaşının kenarı pıt pıt attı.. "Bana karışamazsın" diyerek gitti içeri..
O gitti ya içeri basbas bağırmaya başladım, işi biraz da inada bindirdim.
- Bana göstermediğin ilgiyi alakayı 11 tane herife göstermeye mi gidiyorsun, bir günüm var bir günüm bugünü de benimle geçireceksin! kusura bakma ben sevgilinim, o tuttuğun takım.
- PuCCa mantıksızca konuşma bu maç önemli ve sus artık yoksa kötüye gidecek
- Ne kötüye gidecek ha nee?? terk mi edecen beni. İşte sen busun bu!! elalem kavga eder karılar kızlar yüzünden sen benle ilgilenmekten acizsin sen hep bunu yapıyorsun, yarın öbürsügün çocuğumuz olursa, o da hastalanırsa demek ki kalkıp gideceksin maça. yazık değil mi haa o çocuğa???
- Çocuk hastalanırsa neden gideyim, o zaman doktora götürürüm. amaaan deli misin nesin, ben de sana benzedim. kızım ne çocuğu, alt tarafı maça gitcem şunu burnumdan getirmesen.
kalktım gittim ben de kendimi odaya kitledim. Ağlama krizlerine girdim. ama ağlamıyorum aslında ağlamış gibi yapıyorum. arada sırada da "sorun maç değil sensin hıckk bana hayvan gibi davranıyosun böhüüüüü" diye ağlıyorum. hıçkırmış gibi falan yapıyorum sessizlik olduğunda yere kapıya bişiler atıp, sinir krizi geçirdiğimi sanmasını istedim ama bir işe yaradı mı diye bir sor...
Yaramadı..
ben orada kendi kendime dellenirken, içerde biri var diye kriz geçirmiş gibi yaparken, beyfendi çıkmış gitmiş evden..
Onu da şey de farkettim, işte ağlıyordum, kapıya askılığı fırlattım ses çıkmadı, "ayrılalım da mutlu olll" diye bağırdım ses yok.. sonra kapıya doğru yaklaştım, kulağımı dayadım ses çıkmadı. kapıyı bir açtım çekmiş gitmiş.
ben orada yani ciddi bir kriz geçirecek olsam bırakmış olacak beni..
O kadar sinirlendim ki, şimdi keşke ölsem gece geldiğinde beni ölmüş olarak bulsa da aklı başına gelse..
Acaba kendimi aşağıya mı atayım, geldiğinde sokakta cesedimi görür pişman olur. "ahh gitmeseydim okyanus gözlümü üzmeseydim dilooo diloooo" diye ağıt yakar.
Yok ya ölürsem bi boka yaramaz, şey mi yapsam acaba; kusayım kusayım böle tansiyonum düşer zaten bayılırım, komşu beni hastaneye kaldırsın, bunu da arasınlar oradan öğrensin koşarak gelsin.. Olmaz bu gerizekalı duymaz telefonu..
Bacağımımı kırsam acaba şuradan düşsem de.. Ya davsanlik'a söylesem arasa onu, PuCCa'ya ulaşamıyorum nerede başına bişi mi geldi dese, evet evet. Du kapatayım şu telefonu da, geldiğinde de uyumuşum derim. O da "tatlımm öldün sandım çok korktum bi daha seni asla yalnız bırakmayacağım bu bana ders oldu" der mi?
Ya da terk mi edeyim lan evi, mektup yazayım, geldiğinde dolapları boş görsün yüzüğü de makyaj masasının oraya bırakırım, geldiğinde kahrolur, ferhat göçer gibi garip bi hale bürünür acılı acılı gelir benden özür diler...
Ayy salak PuCCa burası senin evin terkedemezsin, bi de senin makyaj masan yok! malzemelerini koyduğun yere yüzüğünü koysan herif hayatta o dağınıklıkta bulamaz zaten.
Ben böyle bir ton plan yaparken mesaj geldi telefonuma "ağlaman geçtiyse ekmek almayı unutma sonra gece acıktım diye beynimi yiceksin öptüm"
ben buna daha çok sinirlendim.. kapadım telefonumu eve geldiğinde ışığı bacayı kapatıp eve almamaya karar verdim. hem bi defa yataktan attım, yüzük geldi.. eve almasam belki gelinlikle gelir diye de düşündüm içten içe..
Bu kadar plan bu kadar program intikam yeminleri derken, pekiii sonunda ne oldu, BJK yenilmiş bunun surat 10 karış. nasıl üzgün nasıl yıkılmış. Yani şimdi terketsem inan beni siklemez bi de iki darbe yemesin diye makarnayı ısıttım, sonra da
- Allah'ın takdiri, ben ne zaman üzülsem üzüldüğüm şeyin ağzına sıçılıyor yapacak bişi yok, bi daha kine maça gitmezsin benim gönül rızam olmadan
- bugün STV'mi izledin sen naaptın?
dedi barıştık gülüştük seviştik dicem ama sonra "seviştini anlatıyo yaeee" dicekler. o yüzden demiyorum...

5.04.2010

İçimde yaşattığım Ferdi Tayfur öl artık!!

Günlerdir anamı babamı kesmişler, kardeşimden sucuk yapıp yemişler, beni de dolaba kapatıp bu işkenceleri seyrettirmişler gibi bir acı vardı üstümde. Allahım nedeni de bilmiyorum böyle bir şeyler olmuş sanki benim haberim yok. Babamı falan özlüyorum, ya öldüyse diye şıpır şıpır gözyaşı döküyorum. yerli yersiz kafamın içinde belli kelimeler dolanıyor, GURBET, ACI, GARİBAN, EZİLMİŞ, TERKEDİLMİŞ, YAPAYALNIZ... Sürekli bu kelimeler gelip gidiyor aklıma.. Kendimi tonlarca yükün altında ezilmiş unufak olmuş gibi hissediyorum. Biri benden bir şey istediği zaman "yapma ağabey vurma ağabeyyyy" diye ağladı ağlayacak durumdayım.. pencereden dışarıya dalıp dalıp ooffffff çekiyorum.. Babamla normalde ayda yılda bir defa konuşurduk onda da para lazım mı? lazım.. tamam.. bu kadardı yani. Ama şimdi aradığında "neden aramıyorsun beni :((( sizi çok özlüyorum gelsenize buraya, baba yemeğini özledim neden beni bıraktınız neden ha nedennnnn" Bildiğin ağlıyorum falan. Gece yatarken cenin pozisyonunu alıyorum "allahım neden ben böyle yapayalnızım neden bana bunu yapıyorsun neen beni sevmiyosun allaaam neden haa neeennnnn" diye hüngür hüngür ağlıyorum..
Geçen gün erikle telefonda konuşuyoruz, dedi ki çocuk "bi 10 dk geç kalabilirim" normalde tamam diyip kapatmam gerekli ya da çok sinirliysem, ondan çıkartmam gereken acı varsa, "zamanında gel bi gün de beeeaaaa" diye carlamam gerek. Ama ben kısık bir sesle, gözlerim dolu dolu "hep böyle oluyor işte hep geç kalınıyorum, herkesin geç kaldığı biriyim ben kimim ki zaten neyim ben sen de geç kal napalımmm" diyip iç çektim. Çocuk durdu durduuu
- PuCCa afadersin ama mal mısın? günlerdir böyle saçma saçma şeyler söylüyorsun iyi misin sen?
diyince bir dur dedim bi kendine gel.. Bu üzerinde ki acı nedir kızım senin dedim. Ve olayın kaynağını bularak çözdüm...
Şimdi işe yakın bir yerde eve çıkınca 10 dk daha yatayım otobüse binmem taksiye binerim diye salyamı yastığa akıtarak son sn rüyalarıma dalıyorum, dalmasına ama Taksi sendromu diye bir şey geçiriyorum sonra. Evden her çıktığımda küfrediyorum kendime "senin ağzına sıçayım ben PuCCa, 10 dakka yatcam diye vercen şimdi o parayı, her gün taksiye yatırdığın parayı birleştirsen ufuuuuu, ama nerede sende o beyin malsın kızım sen mal" diye kendimi ezikleyerek biniyorum taksiye.. Her taksiye binişimde aynı terane, o taksimetreye nasıl bakıyorum rakamlar her atışında benim kalbim de atıyor. Bir rakamları izliyorum, bir de etrafa bakıyorum piskopat gibi beni dolandırıp 3 tl mi fazladan almasın diye.
Ya çünkü bizim oraya 2 yol gidiyor, diğer taraftan dolanırsa pezevenkler 3 tl fazla yazıyor, her seferinde "abi buradan gitsene" diyorum, bana evlerine gelen cezayı anlatmaya başlıyor..
Bi de tik gibi bişi o taksimetreye bakmam, kalabalıkça da binsek, ben kendime onu görebileceğim mesafede yerimi ayarlıyorum, yok göremiyorsam hindi gibi kafamı uzatıp oraya bakıyorum...
Ha işte ben o taksimetreye bakarken taksi de çalan müzik kafamın içerisine işliyor. Takside genellikle sabahın kör vaktinde en ağır arabesk şarkılar çalıyor.. uyanır uyanmaz duyduğum ilk ses cengiz kurtoğlu, ferdi tayfur, hakan taşıyan olunca benim beynimde bu müzikler bütün gün çalıyor..
"Çıldırırım kahrederimmm, Hayatımı mahvederimmm, Bu şehirde durmaz giderim, Gelin olduğun gece.."
"Sevda bitti oldu yalan, Canım dedim oldu yılan, Ondan ağlamam ondan, Duygularla oynadı ya, Beni böyle ağlattı ya, ağlamam ondan..."
"Tahamül edemem bu ayriliga ne olur sevgilim vurda öyle git vurda öyle git vurda öyle git" (gerçi burada ki "vur" baskısını nedense ayıp ayıp olarak algılıyorum ama olsun... )
"Serseri dediler gücenmedim, Divane dediler gülüp geçtim, Senin bu yaptıklarına, Çok içerledim"
Her sabah güne böyle parçalarla başlayınca tabi bütün gün, "çocuğumu alışveriş merkezinde kaybetmişim, kafayı yemişim beni akıl hastanesine yatırmışlar, kocam üstteki zencilerle kaçmış, kaybettiğim çocuk dilendirilirken yakalanmış, müge anlıya çıkmış, sonra canlı telefon bağlantısıyla beni aramışlar, "çocuğunu satan ana" diye vesikalık fotomu koymuşlar ama benim bir günahım yok gibi hissederim..
O yüzden artık taksiye binmeyeceğim.. Böyle bir kahır acı çekmek çok zor lan..
Gerçi yine de şükrediyorum ya, Serdar Ortaç falan çalsaydı. Sonrasında tüm gün dengesiz dengesiz davran. Böyle ağlarken gül, üşürken denize girmek iste, bi anda gerdan kır falan ayy yok bilinçaltımın süngerliğini sikim ben..

25.03.2010

Öküzden olma, ayıdan doğma bir kız kadar romantiğim

Ne kadar şurada bulunan blogumda, arabesk arabesk şeyler yazsam da romantiklik konusunda suya sabuna dokunmayan bir insanımdır. Adam, bana çiçek alacağına mesela kalksın gitsin 2 kilo domates, bir kilo patates alsın derim. çiçeği napcam yani götüme mi sokayım! 3 gün sonra kuruyup böceklenecek, hiç bi işime yaramayacak. Ama patates, domates öyle mi, en azından o gün karnımı doyuracak.. Sonra öyle mum ışığında yemek falan çok komik gelir. Ya da başımızda keman çalan tiplerin olduğu duble mekanlar falan. Kasılırım ben, rahat edemem adamların yanında sevgilimle konuşamam bile.. ben daha çok köfte ekmek kızıyım, ya da ne bileyim evde olalım fifa oynayalım onla daha mutlu olurum. rakı balık yaparken mezeleri ben yiyeyim durumu, keman eşliğinden daha çekici gelir bana.. Ama işte Erik biraz daha klişe olduğu için, iki lafından biri de "hiç kız arkadaş gibi değilsin" durumuna girince bari dedim biraz onun kız kriterleri gibi davranayım.. Gerçi yanlış anlamışım olayı, o bundan bahsetmiyormuş.. Onun bahsettiği sürekli Murat Boz fantezilerimi yerli yersiz ona anlatıp kanser etmemmiş..
Ya bi de siz farkında değilsiniz ama bizim neredeyse 1 sene olacak.. Hani artık yıllanıyoruz da ilişki monotonluğa düşmesin biraz da farklı şeyler deneyelim dedim.. Şööyle elimden yemek yesin çocuk, mumlar falan aldım, parama kıydım az pahalı şarap aldım.. Yemek yapmak için bi ton malzeme aldım, çerezler merezler. Sanki iki kişi değiliz de Türk Silahlı Kuvvetlerini akşam yemeğe çağırmışım gibi alışveriş yaptım..
Ama bir girdi ki götüme o para, bir hafta dışarda yemek yiyebilirmişiz gayet.. Lan etin kilosu ne kadar pahalı, ineği kanlı canlı alsam daha ucuza malolacak resmen.. Geldim eve hoop çıkardım malzemelerimi baktım baktım baktım onlara, kafamda yapacaklarımın hayalini kurmak gayet güzel de iş yapmaya gelince, biraz götüm yemedi.. Dana bonfileler böle kekikli falan sonra peynir tabağı, soğan halkaları, tomarlarca meze, garip ismi olan makarna falan yapacaktım güya. Önümde zaten bir saat var, ben de oturdum, dondurulmuş inegöl köfteleri kızarttım, ardından soğan halkalarını, bi de hoop koydum meziz diye bir markanın hazır mezelerini (aman ben yaptım siz yapmayın patlıcan ezme diye bişi var ıyyykkk kapağı açar açmaz bütün ev koktu) pasta falan da yapacaktım ama tabi bir fırınımın olmadığı gerçeğiyle yüzleşince gittim onu da satın aldım. Öle abik gubik bir masa oldu.
Erik geldi işte mumları falan yaktık böyle fransızca şarkılar falan koydum ambiansa uygun olması maksatlı. Ama öyle hayvan bir sevgilim var ki gelmeden kokoreç yemiş! sonra otur sen bu adamla romantik yemek derdine düş.. Bir sinir oldum ama..
- Ya sen gerizekalı mısın? sana yemek yiycez diyorum kalkıp ne kokoreç yiyorsun, hadi yedin bencil köpek bana ne getirmiyosun. Sonra PuCCa benden neden ayrıldın, Pucca neden çükümü kestin! gerçekten çok sinirliyim sana kalk masadan, kalk kalk kalk...
- Ya ne biliyim sen yemek diyince, öylesine diyorsun zannettim. Hep yemek var gel diyorsun ama geldiğimde de arasana kebapçıyı yapıyorsun.. düşünemedim işte ya. Çok utandım affet hadi ama bak yiycem söz veriyorum..
Çocuğu kusturana kadar yedirdim.. Bir de sinirlendim affettirmesi için kendini bulaşıkları da ona yıkattım.. Romantik yemek olayımız bitti, sırada birbirimizle bakışıp şarap içme olayına girdik.. Salona geçtik, gene o salak mumları yaktım ben. çerezleri merezleri getirdim öyle muhabbet edelim şeyinde oturuyoruz.
Heyyy gidi hey nereden nereye yani böyle ilk tanışma anımızı falan anlatıyoruz..
- Ayy ilk günler ne güzeldi dimi
- evet PuCCa senin bir sevgilin vardı, hiç hatırlatma istersen!
- Neyse başka şeylerden bahsedelim, dün facebookuna kızın birini eklemişsin kim o, ben neden tanımıyorum???
Ardından tam 1 saat şifreni ver, vermezsen seni aşşağıya atacam tartışması.. hayır bir de çocuğa savunduğum bahane de, "arkadaşlarımın sevgilileri veriyo, sen de ver ya lütfen" baktım bu tutmadı "demek ki orada bir bok yiyorsun!!! yoksa neden vermeyesin??" Baktım buna da gelmedi. Ayrıldım işte senden dedim.. Sonra da "sen de bana şifreni ver o zaman veririm" diyince
- Ama aşkım ikimizin bazı özel şeyleri olması gerek. Bi bok olmasa bile o bana ait. Bu aynı sütyenimi giymeyi istemen gibi bişi. Saçmalama lütfen gecemizin içine sıçtın Erik! saçma sapan tartışmalar çıkartıyorsun kaç yaşındasın şifre istemeler falan aaaaa..
Diyerek ihaleyi ona bıraktım kapadım defteri..
Ya bu facebook olmadan önce nasıl temiz ilişkiler yaşıyormuşuz haberim yok. Bazen kendime kızıyorum, ya tamam 17lik beyni daha olgunlaşmamış, regl telaşında kızlar gibi davranma. Kaç yaşında kadınsın hala "yok onu neden ekledin" tartışmaları yapıyorsun, kendine mukayyet ol, tut o dilini falan diyorum ama.. Yok anacım olmuyor, valla olmuyor! Orada gördüğüm her şey beni dellendiriyor. "O neden fotona yorum yaptı, o neden seni dürttü, vayy o kesin eski sevgilin, kimden mesajlar geliyor.." Hayır çocuk orayı bir kapatsa ikimizde rahatlıcaz puşt da kapatmıyor!
....
Baktım gecenin içine cidden sıçcaz bari biraz yavşayım da şöyle aşklı meşkli bir gece olsun dedim.. Sonra böyle buraya yazamayacağım kadar cıvık cıvık iğrenç bir aşk muhabbetine girdik.. Böyle sen hayatımın bilmem nesisin, iyi ki varsın, benim en çok neremi seviyorsun ihihi falan gibi..
Ama ben bi türlü olaya konsantre olamıyorum, gözüm sürekli çocuğun yediği çerezlerde.. Masadan almak için elini uzatıyor, kendine çekerken kırıntılar yere. Lan ev arkadaşım temizlik manyağının teki! sabah bunları sikseler temizleyemem, böyle kalbim daralıyor o kırıntılar yere dökülürken. Sonra kadehi yere bırakıyor ama ayağı takılsa her taraf kırmızı olcak. Halının rengi de beyazlı bişi bu arada. Böyle koltuğun üstünde bir sürü çerez kabukları var. Çocuk işte gözlerinin okyanusu bilmem nesi falan diye bir şeyler söylüyor ama ben paso, "Şu üstündekileri peçetenin üstüne silkelesene, ya kadehi düşürceksin, şey yere oturalım mıı burada çok rahat değilim" diyerek bütün olayın içine sıçtım..
Karı nasıl üstümde bir hakimeyet kurduysa otomatik olarak "evin salonunu kullanmayan ev kadını" moduna bağladım.. Hatta ayy tv nin üstüne dantel örsem mi falan gibi düşünceler aklımdan geçerken bu gidişe bir dur demek lazım! dedim koy götüne rahvan gitsin ne olcak Erikten değerli mi dedim hoop çocuğun üstüne doğru kaykılarak, "yeter bu kadar mıçmıç sevişelim de yatalım uykum geldi" diyerek, hooop çıkardım üstümdekini..
Her romantik gecenin finali gibi bu da emme gömme muhabbetiyle bitti.
Zaten bunların hepsinin nedeni sadece bu. Yani ben tonlarca para vermeseydim, yine dürüm yeseydik yine yapacağımız şey bu olacaktı. Şarapla gelen uykuyu da hesaba katarsak hiç de hayatımın en ateşli gecesi gibi olmadı.. Ağzıma gelip duran inegöl köfteler, o pis mezizin mezeleri, acaba bir mum yanık kalmış mıdır telaşıyla uykuya daldım gitti..
Artık bi daha ki romantik akşam yemeğimiz dışarda olur, şahsen evde hiç eğlenceli olmuyor.. Yani ne bileyim bari dizi izleseydik, ya da film olmadı en azından oyun moyun oynardık.

23.03.2010

Temizlik dediğin nedir gülüm, gelsin senin elinden ölüm

Bu kadının gittim diyip, gitmemesi beni deli ettiğinden, ona bir ders vermek istedim. Tam da ilk gün onun bana yaptığı eve almama olayını. Geçen gece girdim eve, kitledim kapının üst kilidini, çektim süngüsünü, anahtarı da üstünde bıraktım geçtim odamda bekledim.. Bu bir geldi kapı duvar tabi. Delirdi kapının önünde açmadım kapıyı. Nasıl tekmeliyor bi yandan da beni arıyor, telefonunda sesini kıstım bi güzel. Ne kapıyı açıyorum, ne teli. Sonra konu komşuyu topladı. Biraz onlarla tekmelediler. Yine nuh dedim, peygamber demedim açmadım kapıyı. Sanırım birinin evine gitti sonra bi yarım saat falan ortadan kayboldu.. Ardından bir daha tekmelemek için geldi ki, artık yeter bu ders olmuştur ona diyerek uyku mahmuru açtım kapıyı..
- Ayyy ya çok pardon, sen gidecem diyince ben de kitledim kapıyı.. Malum hırsızlık falan..
- Ya burda delirdim resmen evime almadın beni
- Gelmicem diyince napim halla halla kapıyı kitledim. Kusura bakma madem geleceksin ararsın beni, geliyorum dersin. Ben de o anahtarı kapıdan çekerim. Artık böyle çünkü. Benim ki de can yani, oturup senin keyfine göre açamam kapıyı pencereyi!
- telefonunu da mı duymadın kapıyı kırıyorduk resmen
- Valla hiç duymadım öyle de ağır uykum.. eee heryanı kitleyince huzur buldum tabii..
Bu çekti gitti kapısını sertçe kapattı yattı.. ertesi gün de Antalyaya -bu kez ciddi ciddi- gitti. sonra ki gecede mesaj attı gelmiyorum diye.. Bu gittim, gitmedim muhabbetini böylelikle çözdüm.. Diğer sorunlar içinse halamı kullanmayı düşünüyorum.. Halamı bizim evde 3-5 gün misafir edip kadına insanlığını sorgulamasını sağlayabilirim..
Bu arada ev kadını madını olmazmış benden onu anladım.. Hayatım boyunca hep yemek yaptım, babamla yaşadığımızdan evi ben çevirdim falan ama yok anacım, ben bildiğin yüzde 50 eksik yapmışım her işi.. Şimdi kadın paso temizlik yapınca kendimi pislik gibi hissettim. Bari dedim ben de bişeylerin ucundan tutayım.. Tuta tuta da camları silme olayını devraldım.. Bi kere ben hiç cam silmemiştim. Aklıma sıçayım yani kalk git tuvalet yıkamayı devral, ne bilim yerleri merleri sil, kadının elinden al viledayı. Hoş o da zor, kadın viledayla yatıp onla kalkıyor. Vibratör olarak mı kullanıyor napıyor anlamadım ki! Bir yer dediğin günde kaç kez silinir? Eve 8 de bir geliyorum, bu yerleri siliyor.. Saat 10 gibi bi bakıyorum hoop bu yine almış viledayı bi daha. O öyle davranınca, ben de hani yapamadığı işi yapayım camlardan başlayayım izin günümde diyiverdim...
Abi cam silmek nedir öyle, bildiğin altıma sıçıyordum! O temizlikçi kadınları, küçükken kimyasal deneylerin içine düşen örümcek falan mı ısırdı da böyle korkusuz korkusuz pencerelerden zıp zıp zıplıyorlar. Hayır kolum bile uzanmıyor camın arka tarafına. Nasıl bir cam yapmışlarsa eve, salon baştan aşşağı pencere gibi bişi olmuş.. Titreye titreye, camı silmeye başladım. Şimdi ön tarafı basit, çıktım sandalyenin üstüne gırç gırç siliyorum, bi yandan da konu komşuyu kesiyorum..
Karşı apartmanda moruk 2 tane travesti var, onun altında japon bir aile var, onun çaprazında ise zenciler var. En üst katda da 10 çocuklu bir aile var. Nasıl bir mahalle de yaşıyorsun diye sorma taksime 5 dk diyeyim sen anla..
Onların evlerini gözetleyerek iç taraftan bitirdim camları. Dışına geçecektim ki, töbe allam sen beni yaptığım pislikler için affet diyerek titrek bir manda edasıyla elimde ki bezi sürtmeye başladım. O pencere pervazına öyle bir sarılmışım ki, sevişsek o derece sıkı sıkı tutardım.. başka şeyler düşün kızım PuCCa, yere bakma, aklına başka şeyler getir.. Yakışıklı erkekleri düşün, çok zengin olduğunu, hayatın boyunca hiç temizlik yapmaman gerektiğini düşün.. Ya da dur hoop sar başa sen ünlü ol bencei böyle bu da çekim sahnen olsun, film çekiyolarmış edasıyla sil camı, altta yatak var düşersen yatağa düşcen bişi olmaz yani.. Öyle bir rahatladım ama sonra o film oldu bana zehir.
"Sanat Dünyası Yasta"
Ünlü, seksi, güzel, taş gibi, ilik gibi, bir içim su, peri kızları edasında olan hollywoodun aranılan yıldızı PuCCa, film çekimi esnasında yere pelte gibi düşerek hayatını kaybetti.
Bacağı bir tarafa, böbreği diğer tarafa dağılan, ağzı yüzü tanınmayacak hale gelen yıldızın, beyni düştüğü alanda bulunamadı. Doktorlar bunun bir mucize olduğunu söyleyerek, "Tüm aramalarımıza rağmen beyni bulamadık... Bir kaç tahlilden sonra anladık ki, PuCCa tam 26 yıldır beyinsiz olarak yaşamış! Bu çok ilginç bir durum, tıp tarihine geçmesi lazım. PuCCa hem tıp alanında ismini altın harflerle yazdırdı ,hem sinema sektörüne... nur içinde yatsın" dedi.
Ben bunların hayalini kurarken, serçe gibi tünediğim camda şıpır şıpır ağlamaya başladım. Bazen gerçekten gerizekalılaşabiliyorum. Hayır aklı başında olan hangi insan kendi öldüğünü hayal edip sonra ağlar ki. Bazen böyle öldüğümü düşünüyorum, tüm eski sevgililerim falan hüngür hüngür ağlıyorlar "değerini bilemedikkkkk" diye. Sonra ben de ağlayınca "lan allaan salağı PuCca ölmedin bi kendine gel" diye dürtüyorum kendi kendimi..
Camın yarısına kadar sildim, diğer yarısına kolum yetmediği için bırakmak zorunda kaldım.
Yarım saat sonra yağmur yağdı.. ben de bundan sonra cam silmeme kararı aldım. O kadar yaşadığım işkence, korku hepsi piç oldu! O kadar çok sinirlendim ki, o camların hepsini param parça edebilirdim.
Yok anacım cam silme falan hiç bana göre değil, bi bulaşık yıkamaktan nefret ediyorum, bi de artık bu olaydan. Haa bi de perde takmaktan, bi de ütü yapmaktan, bi de küvet temizlemekten, bi de yatakları çekip altlarını silmekten falan fıstık işte...
Dünyada ilk yaşayan kadın topluluğunun aklına sıçayım. kurnazlarmış tabii, herife demiş sen git dinazor avla ev işi bana ait diye. Ondan beri bu böyle devam etmiş. ne ateş var, ne bişi, evleri bile yok, sansar hatun paso yatmış, herif çalışmış çırpınmış. Zekasını ve herifi köpek gibi kullanmasına eyvallah diyorum ama insan biraz geleceği düşünür bacım oldu mu yani bu!

13.03.2010

Ölmedim sürünüyorum

Biliyorum bu kez eşşeğin amına suyu kaçırdım. Net daha bağlatamadığımdan eve, doğal olarak yazamıyorum buraya da.. Lan bir ton mail atmışsınız öldün mü diye.. Manyak mısınız nesiniz, kendimi buraya sorumlu gibi hissettirdiniz bana, böle bir dün gece yatarken. Bi şeyler eksik kalmış duygusuyla yarın bi yolunu bulup yazayım bloga bari dedim...
Hee yazmıyorum da sanki her gün ilginç olaylar mı oluyor dersen, yok anam babam nerdeeeeee..
Birinci olarak ev arkadaşımdan hoşnut değilim, bunu şu eve bir net bağlatayım uzun uzun yazcam tek tek nedenleri ile. Kaltak halamın kopyalanmış hali çıktı!
Geçen gün dedi ki, "ben Ankara'ya gidiyorum" ohh dedim iyi, gelsin manitam sabahlar olmasın. Ama eve bir geldim kadın salonda oturuyor!
Ertesi gün oldu, bu kez evdeyim, mesaj attı "Ben Ankara'ya gidiyorum" diye.. Lan bi baktım odasından çıktı. Var ya yemin ederim çocuğum olsa düşmüştü korkudan. Sürekli deneme kadında. Mutfak rafına 50 tl koyuyor sonra beni belgesel hayvanıymışım gibi izliyor.
Devamlı olarak lavabo temizliyor. Ama devamlı ne zaman görsem bir elinde cif, diğer elinde sünger lavabo ovup duruyor..
Bir de nasıl bahtsız bir insansam, bir tek benim odamdaki kalorifer çalışmıyor. geceleri götüm dona dona uyuyorum yine. Hayır bir de yorganım yok benim, battaniye getirmişim yanımda o incecik battaniyenin üzerine montumu falan koyup uyuyorum..
Kadına dedim yaptıralım şunu diye. Baktım parasını da benden alacak ayy lanet olsun dedim.
Buzdolabında yediğini içtiğini ayrı yerlere koyuyor. Bu kadar zaman amelasyon hesabı onla bunla yaşadım. Ama hiç kimsede bu yemek ayırma muhabbetine girmemiştim.
Bir de ilk başta faturalar ortak dedik, ama karı şimdi "ayy ben evde durmuyorum Antalya'ya gidiyorum faturalar sana ait" demeye başladı.
Oha be! ne evde durmuyosun, 2 gün Antalya'ya gittin sadece.. Onda da ben sevgilimin evinde kaldım, tırstım çünkü yine bir odadan sinsice çıkıp göbeğimi düşürmeme neden olacak diye..
yani uzun lafın kısası, kendinizden 10 yaş büyük bir kadınla eve çıkacaksanız onu netten bulmayın.
......
evle ilgili durumum bu, kalan olaylara gelince, o kızlık zarını diktiren arkadaşım evleniyor.. Allahım kıskançlıktan köpürüyorum resmen. Ne kadar çok ona ve etrafımızdakilere "yaptığını uygun bulmadığımdan şeyetmiyorum" desem de, içimden geçeni ben biliyorum! Onun gibi ucube orospu bile elin malını kandırarak evleniyor. Ben onu bile beceremiyorum.
Daha 2 ay öncesine kadar evlenen karılar için beraber "ay ne salaklar, hayatlarının en güzel baharını piç ediyorlar" derdik. Ama şimdi gel gör ne bok oldu..
Hayır bir de tavrı beni deli ediyor. geçen bu ev arkadaşımı anlatıyorum ona, "ya karı bir gitse 3 gün 3 gece eve kitlicem çocuğu" dedim. Benden tiksinirmiş gibi baktı baktııı baktıı, "Ayy PuCCa hayat senin hayatın ama çok kötü ya ne bileyim" dedi.
Lan yediğin önünde yemediğin arkandaydı sürtük. Hayır üniversite de beraberdik seninle, orda o kitlediğin çocukları kessem afrika doyar hayvan karı!!!!
Sonra o tavırları, hareketleri, mimikleri bir anda hatun oldu rahibe teresa..
hayır bana ne lolo yapıyorsun? benle beraber o zarını gittik, diktirdik. Ne bok olduğunu biliyorum işte senin. Ben bilmesem neyse de, beni de kandırcak allahh allaah..
Ama öle böle kadın bildiğin evleniyor.. İşte adalet dedikleri böle bişi bence..
Şeytan diyor, aç adamı söle gerçeği! bir de diyor yok şimdi söyleme, düğününde söyle, sonra diyor sadece adama söyleme ailesine falan herkese söyle ki rezil olsun bir daha evlenemesin.
Geçen telefonda konuşuyoruz, ban işte anlatıyor düğünü nasıl yapacağını falan. Aklımdan geçen tek şey..
O düğününe biri bomba koyar da kafan gözün patlar, duvağına ayağın takılır da yere düşüp beynin dağılır, düğününü bir deli basar da suratını kürekle dümdüz eder. Adam sapığın biri çıkar da gerdek gecesinde vajinana dinamit sokup bekler, hatta hatta kırbaçla dalsın da böle aklın başına gelsin..
......
Bunun dışında Erik facebook da bi şeylere tıklayarak yurtdışı seyahati kazanmış. Şaka gibi ya, deli oldum resmen. Herifin nasıl bir şansı varsa kazı kazan oynasak 100 tl çıkıyor ona.. Hayır abi bir de yurtdışı. Seni yanımda götürmicem diyip duruyor yavşak.. Nasıl hırslandıysam ben de bütün yarışmalara katıldım. iki haftadır sanırım manyak gibi yarışmadan yarışmaya koşturuyorum. sırf ona erişmek için.. Eee sonuç babayı aldım.. Hiç bir yarışmadan hiç bi bok kazanamadım! Sadece bir yerden umudum var. Şurası o da yurtdışına gönderiyor... görecek o!!! o gidiyorsa ben de gidecem. Hem de yolda ilik gibi bir bebe bulup! Madem beni götürmüyo!!! Yok bu da olmazsa gidip bankadan kredi çekip, ayak yapcam ödül kazandım diye. Napim lan "sen bir kaybedensin" diyip duruyor sürekli.. Hayır bu hırsla yakında yeteksizsize çıkarak maykıl ceksın dansı yaparım korkarım!
....
Bir de o neti bağlatana kadar burayı biraz şeyedebilirim. Neticede iş yerinden burada yazamıyorum. yalnız twitterım var benim, gündüzleri burada takılıyorum. PuCCa
Haa çok da sikimde değil dersen, valla benim de değil..

Bu yazı toplam 8 dk da yazıldı..

26.02.2010

yeni eve çıktım hepinizi beklerim o yee house parti zamanı

Artık merkezi bir yerde eve çıkabildim. Tek başıma eve çıkabilmek götüme patlayacağı için internetten kendime bir de ev arkadaşı bakayım dedim.. ev arkadaşı arayan tipleri uzun uzun inceleyerek kararımı verdim. Eğer ev arkadaşı bakıyorsanız dikkat etmeniz gerekenler:
1- hep erkekler arkadaş arıyor kendine
2- ille bayan gelsin diyor yine erkek çıkıyor
3- yeni boşanan adam hemen oraya link veriyor..
Bunlar ilk gözlemlerim oldu. 3 ilandan biri "bayan, rahat, özgürlüğüne düşkün, güzel fizikli, yemek yapmayı beceren bir bayan ev arkadaşı sarıyorum NOT: kira vermese de olur." Örnek verelim hemen..
Onları hoop tek tek eledim. geriye kaldı, bayan yanına bayan ev arkadaşları. ya bir şeyi anlamıyorum ilanların çoğunda direk "EVE ERKEK GELMESİ KESİNLİKLE YASAK" yazıyor. lan salak eve erkek getirmek için çıkıyorum zaten. Senle dizdize oturup aşk-ı memnuyu izlemek değil amacım. hem madem erkek atamıcam, o boktan eve neden o kadar para vereyim.. kalkar giderim yurtta misafirhanelerde kalırım. Düzenli seks benim de hakkım!!!! Bu hakkımı elimden alamazsın falan diye cellallenecektim de vazgeçtim hiç cevap yazmamak daha uygun olur diye düşündüm.. hoop erkek atamazsıncıları da sildim.
Geriye kaldı dürüst mürüst temiz olsuncular. Ayy bi tanesine mesaj attım, işte önce faceden birbirimizi ekleyelim falan diye hani ilk görüş manasında. Karı daha beni ekler eklemez, "hayatlarımızın birbirine uygun olmadığını düşünüyorum" yazdı.
Korktum bi an telaş yaptım, lezbiyen arama sitesine falan mı üye oldum da şey oldu diye. yoo gayet ev ilanı içindi.
Sonra biriyle daha aynı şekilde oldu, ekledik facebooktan birbirimizi. Yazdığını harfi harfine yazıyorum "eve sevgilim geliyor sen varken güvende olamam" sanki dexter'ım, ikinizi de kescem.
hayır profilime de bakıyorum kaşar gibi mi gözüküyorum diye. yooo gayet malak suratımın olduğu fotolar. hayır götümde kalktı "taş gibi kızım, korkun benden ezik kızlar ahaha" falan gibisinden. tabii bu götümün kalkıklığı, yabancı öğrencilerle eve çıkma fikrine kadar sürdü..
Göz ucuyla baktığım buraya okumaya gelip, ev arayan her kızın bacak boyu, ben kadar olunca, töbeler olsun bırak evi, bu kızı sokakta yanıma koymam diye düşündüm.
En sonunda acil yazanlardan bir tanesine mesaj attım. sonra o bana, ben ona derken aramızda garip bir elektrik oldu.
Mesajlarımız kurlaşmalara falan döndü. "Seni merak ediyorum" lar havada uçuştu. Telefon edip evi ne zaman tutacağımı sordum, o telefon konuşması tam yarım saat sürdü.
Böyle yatağa uzanmışım, bir elimi saçıma doluyorum, yatağın içinde dönüp duruyorum, arada garip garip "ahahah ahahah ayy çok ilginç" gibi kelimeler çıkartıyorum.
Sonra şöyle aynadaki suretimle gözgöze gelince, "napıyom lan ben" oldum.
Lezbiyen değilim, bişi değilim ama elin kızıyla fingir fingir konuşuyorum. durup durup mesajlaşıyoruz, "naaptın bugün , nasılsın, haftasonunu iple çekiyorum, senin odanı hazırladım kitapların çoksa sana kitaplık alayım mı" diye gün içinde bana mesajlar gönderiyor.
Ayy dedim, tamam niyeti kötü olmayabilir ama daha tanımadan birbirimizi 3 senedir çıkıyoruz da haftasonu düğünümüz var gibi davranmak ne diye? Hayır yarın öbürsügün gelip yatağıma girmeye çalışır, ayıp olmasın diye seviş işin yoksa..
yok anacım ben bunu almayayım dedim ve 250 tl ye full eşyalı profiloya 2 dk mesafelik olan yeri elimin tersiyle ittim!
..
Ardından bir tanesine daha mesaj attım ama umudum artık tükeniyordu.. Artık nasıl olsa olmayacak gözüyle bakıyordum ki hop güm pat kendimi eve taşınırken buldum..
Ev arkadaşım bıyıklı, göbekli, 130 boylarında kapkara 35 yaşlarında bir kadın. sadece valizimi alıp evine yerleştim. Kadın biraz garip ama neticede bir odam var ne olcak...
Gerçi bir çok şeyi de yalan çıktı, taksime 5 dk dedi yürüyerek nerdeeeee 5 dk. internet var dedi ama yokmuş. sorunca da "ee benim vınnım var" dedi. lan seninkini napim ben. depozito yok dedi senet imzalattırdı falan filan..
Artık o kadar zor durumdaydım ki ay dedim ne olursa olsun yeter bu çektiğim!
Ayy ama demez olsaydım, güya sadece valizlerimi götürcem 5 valiz kıyafet çıkardım. ve ben hergün aynı şeyleri giyiyorum, o kadar kıyafetim nasıl var inan bilmiyorum. Utanmasam zıbınlıklarımı saklayacakmışım, kıyamamışım bişeyimi atmaya..
5 ini birden götüremeyeceğim için aldım en büyüğünü, benle aynı boylardaki valizi, bindim otobüse.
Belediye otobüsüne valizle binmek sanırım yaşarken cehennemi tatmak gibi..
Kimse mi yardım etmez, o kocaman, içinde 5 insan cesedi varmış gibi olan valizle dolandım durdum bi de öyle bir yerden getiriyorum ki, izmir'den Bodrum'a belediye otobüsleriyle gittiğinizi düşünün na aynı öyle işte. neyse eşyaları bıraktım eve işe gittim..
...
Ardından akşam bir kaç işim vardı (ya aslında bunu yazmak istiyorum deli gibi ama sonra yazmalıyım, şimdi olmaz.. o akşam baya taşşaklı bir köşe yazarının evinde yemekteydim. Sevgilisi falan da vardı hatta birisi daha vardı süprüz.. baya güzel şeyler oldu ama sonra bu ayrı bir post konusu ve daha zamanı var şimdi yazarsam büyüsü bozulcak ondan..)
heh işte gece saat 12 gibi ordan çıkıp eve geldiğimde bir baktım kapı duvar.. allahım kadın kapıyı açmıyor, o gün de bana anahtarları yaptırcam akşam sana veririm demişti.
Dedim sıçtın PuCCa dolandırıldın. kadın seneti yaptı, kirayı peşin aldı, elalemin evini de kendi evi gibi gösterdi sonra pırrr. Aha da bu saatte nereye gitcem, cebimde var 7 tl para. Erik şehir dışında. tam 1 kontorum var. Sıçtım sıçtım sıçtım diye kaldım.
Bir de dolandırılmanın verdiği telaşla, mantıklı düşünemez hale geldim.. Erik'i aradım 15 dakika "ben sana demiştimm, sen hangi akla hizmet kendi kendine iş yapıyorsun? ben sana dedim, beni neden dinlemiyorsun, hemen en yakın karakola git sana para yollucam, off PuCCa sen de çocuk aklı yok" diye malak malak kalayladı beni.
Demişmiş bana, bana diyeceğine kalk gel sen yap o zaman pezevenk! Zaten dünya başıma yıkılmış bi de bu deli etti beni.. ben buna telefonda küfür ederken, apartmandakiler sessiz olmam için camlara çıkıp bişeyler söylemeye başladılar.
onlar bana kimi aradığımı falan soruyolar, ben ağlayarak kapıda kaldığımı anlatıyorum.
kendi kendime sinir harbi geçiriyordum kapının önünde ki bir baktım tuttuğum evin ışıkları yandı. Kadın alttan otomata basıp, beni içeri aldı.
Sadece uyuyakalmış hatun. ben de sesimi çıkartmadan gittim yattım.
Bu sayede de apartmanıma kendimi tanıtmış oldum. hepsi daha ilk günden ne boktan bir komşuları olacağını gördü.

17.02.2010

Belediyeler beni bir dinler misin pilisss

Eğer bineceğiniz otobüs hastanenin ordan falan geçiyorsa sabahları huzurevi servisine biniyor gibi hissediyorsunuz. özellikle "pazar" kurulu olduğu günler.. Belediye artık şu yaşlılara özel otobüs yapsın. Sadece onlar binsinler, ohh mis hepsi otutu görümcesini çekiştirir, gelinine sayar, barbunya tarifi verir..
Sabah otobüse binmek için çıkıyorum yola, zaten daha uykumun yarısı gözlerimde. Durağa gitmek için 20 dakika yürümüş oluyorum. Rüyamda sürekli koşturmaktan, sabahları daha çok yoruluyorum. Durakta sıra bekliyoruz ama boşuna gelen tontonlar hemen en önde. Paşa torunları gibi hoop geçiviriyolar dizlerini ovalaya ovalaya.. Orda bi sinir oluyorum zaten. Bi de mesela bakkaldan bişi alcam, ha şimdi otobüs gelir sıram gider diye gidemiyorum ya ona deli oluyorum... Geliyor otobüs tın tın biniyoruz, ve benim gerizekalı akbilim ilk yaptığım seferde daha hiç tutmadı. Mutalaka ikilettiriyor. Ya neyse Allahtan dua ediyorum kent kart gibi değil. Kent kartta bakiye kalmayınca. O küçücük aletten bir ses çıkıyor "bakiyeniz yetersiz" diye. en arkadaki bile uzanıp "kimmiş o fakir fukara" diye size bakıyor. Neyse burdakiler sessiz biraz daha..
İçerde bir sürü vıcır vıcır konuşan yaşlı teyzeler. Hoop hemen kapıyolar koltukları. "ayyy oyyyy oofff" sesleriyle. Ayakta kalıyorum napiim, kadınların kucağına oturamam ya. sonra ki durakta da bi ton adam biniyor. ben yanımdakinin koltuk altına iyice kendimi yapıştırıp o keskin, 5 gündür banyo yapmayan kokusunu içime içime çekerek hayal kuruyorum. Kulaklıklar da kulağımda. Klip çekiyorum kendi kendime..
Böyle işte, 3 insan ötede ki yakışıklı çocuğa doğru dönerek, şarkı söylemeye başlıyorum bi yandan da akrobatik hareketlerimle, 19 mayıs çalışmasına katılan genç kız dansımı yapıyorum. "Boşver süsü püsü boşverrr benim içim güzelll" diye.
Sonra o yanındaki sevgilisini kenara itiyor teomanın söylediği kısmı söyleyip, belimden tutuyor benim. iyice kendine çekip arkaya doğru yatırıyor, bu sırada bütün millet "ooovvvv" diyor. "başkalarının gözleri kimin umrunda." Sonra kız arkadaşı geliyor, çocuğu almaya çalışıyor. Bu sırada da öndeki liseli bebeler şarkının manga kısmını söylüyorlar "2 dakika sabret beyinin içi çok loş, Kurduğun hayaller hep bomboş, Sokaklarda pahalı olsa olurmusun bizimle sarhoş"
Onlar da böyle hiphop hareketlerini yapıyorlar, sonra da yaşlı teyzeler giriyor kameraya. memelerini sallaya sallaya o müziğin dupdupdıpdup kısmını yapıyorlar. Biz de lirik dansımıza devam ediyoruz.
Bu lirik dansta nerden yapıştıysa hayallerime, neyin hayalini kursam, lirik dans ediyorum. Banka kuyruğunda beklerken, bankayı soyduğumu hayal ediyorum. hoop lirik dansla paraları alıyorum. Sonra da bütün parayı alışverişe yatırıyorum o da lirik dansla.
Küçükken izlenilen müzikhallerden dolayı sanırım. Hiç gerçekçi durmuyor hayalim ona üzülüyorum. Sırf bunun yüzünden Murat Bozla sevişemiyorum!!! lirikle başlayınca olaya tabii sonunu getiremiyoruz. Habire o sağa koşuyo, ben arkasından paçadan tutup, sürükleniyorum falan filan.
....
Sonra böyle montumda bir kıpırtı hissettim, paranoyaklıkla hemen döndüm, götümü kim ellemeye çalışıyor, diye etrafımdaki çembere köpek bakışlarımı fırlattım. Ya ben bu fortçulardan acayip tırsıyorum. Öyle ki bekaret kemeri takıp bincem.
Bi gün ortaokuldayım böyle, ben yine hayal kuruyorum otobüste. İşte o dönemde böyle uzaylılar geldi gitti falan muhabbeti var. Ya ben böyle dalmışım gitmişim, ya uzaylıysam ben falan diye "yine lirik dansla" bişeyler düşünüyorum. Baktım benim bacağımın üstüne koyduğum çanta bir havaya kalkıyor bir iniyor. "ya bismillah noluyo lan" dedim. Çanta bildiğin hareket ediyor kucağımda. Ahan da vallahi uzaylılar geldi, beni yukarı çekiyolar diye bir heycanlandım, nasıl ama. Arkamdan yazacakları gazete yazılarını falan düşünüyorum.
Sonra şöyle dikkatli bakınca arada bir kol gördüm, biraz daha kafamı yaklaştırınca. Yanımdaki pezevenk atmış elini bacağıma at sever gibi bacak seviyor. Tabii benim de o yünlü örgü desenli külotlu çoraplar var ya, altımda ondan var. bıçak sok girmez, o derece hissetmedim olayı. orospu çocuğu!
bi kaç yerde daha yazmıştım böle başıma geleni. Ondan dolayı otobüste götü korumak lazım diye her an tetikte bekliyorum. Biri dokunduğu an, kartal vuruşumla hadım edecem onu ahdım var.
Ben aslanını bekleyen geyik gibi sağa sola bakarken, şöyle köşede bi yerde inmeye hazırlanan bir teyze gördüm. Poşetiyle oynayıp, pencereden dışarı "ahanda burası mıdır?" bakışı atıyordu. Hemen sinsi sinsi o koltuklara doğru yaklaşmaya çalıştım. Kimse teyzeyi benden önce farketmez diyerek, dualar edip, onu bunu iterek oraya doğru ilerledim. Bu kez kararlıydım, kesin oturacam oraya. Hatta kadın kalkmadan çantamı falan atmayı düşünüyorum o derece..
Sonra kadın tam kalktı, benim bacak hooopppp oraya doğru savruldu. lastik kız gibi garip figurlerle tam oturacaktım ki 70 lik bir teyzenin bakışlarıyla karşılaştım. Dedim yok, bu kez oturcam.. götümü koyup kafamı cama yaslayarak sızmama saniyeler kalmıştı. Hiç bir kuvvet bundan alıkoyamazdı beni. O göt oraya yerleşecekti derken, bir sesle kendime geldim "Bu gençlerde hiç ar edep kalmamış. Kadın hasta, yaşlı, kızım kalksana o otursun" diyince. Homurdana homurdana geçtim yine o koltuk altı pis rutubetli kokuş kokuş yerime.
Ağzını açıp bir şey diyemezsin, "sen de yaşlı olcan blabla" diye başlarlar. Ses çıkartmazsan, seni ordan kaldırana kadar, hepsi elele verip konuşurlar bütün yol boyunca. Bir yaşlı kadınla asla başedemezsin.
Ama gerçekten yeter. Zaten yolum saatlerce sürüyor. Sinek gibi ezilerek o yolu çekmek istemiyorum! ben de oturmak istiyorum, ben de kafamı cama koyup, gece alamadığım uykumu orda devam ettirmek istiyorum. hergün ayakta o kıllı koltuk altınının yamacında hayat geçer mi?
Belediyeler duy bunu lütfen. Şu yaşlılar için bir otobüs allasen herkes mutlu olcak bak.

PS: tabii elin gavurunun sardalya kutusu otobüs olayları olmadığı için fotoları hep sakin yolculuk yapan insanlardı ben de öle uymadı ama bu salak sarı bacımızı koyayım dedim.

11.02.2010

İlk senin girdiğinden emin misin?

Üniden bir arkadaşım vardı. Kız şimdi kanalın birinde çalışıyor. gayet işi gücü olan starbucksunda kahvesini içip, akşam arkadaşlarıyla iki tek atmaya giden bir hatun. Bundan önceki manitası da baya taşaklı bir televizyoncu. Ama bu hatunu kalkmış ailesi biriyle tanıştırmış(!) 1 hafta içinde de evleniriz birbirimize göreyiz kararını vermişler. evlenecekler ama bir sorun var ortada "kızlık zarı" Onlar bu kararı verdikten sonra kızla; kalıcı yapılır mı, adam nasıl kandırılır, parası ne kadardır, yapanların yorumları gibi şeyleri araştırmaya başladık.
Şimdi arkadaşlarımın beni sevmelerinde ki tek neden, hiç bişeyi yadırgamıyor oluşum. Yani böle kalk gel bana, adam öldürdüm de "hayatın sikildi hapishanelerde çürüyeceksin" demek yerine "ahaha oha nasıl yaptın olum, ay dur kaçmanın yolunu bulalım çok heycanlı lan" diyenlerdenim. Yani bi yerde derdi umrumda değil, benim umrumda olan, ondan nasıl eğlence çıkartırız. Zaten bulunduğu konumun sikko bişi olduğunun farkında da, ben de parmağımı sallayıp nasihat versem hiç bi işe yaramayacak.
Ondan kalktım bu kızla beraber araştırmaya başladım. Bir çok siteden öğrendiğim şey, deli gibi yaptırıyorlar. öyle böyle değil. Bi yer yazmış 5000 kişiye yapmışlar. Yani 5000 tane kadın kocasını kandırmış.. Fiyatlar 1500-3000 arası. kalıcıları da varmış, ama kızın biri yaptırmış, düğünden önce doktora muayeneye gittiğinde, dikişlerin attığını farketmiş. Sonra bunu defalarca yaptıran kadınlar da var. Her manitaya bir dikim yani. Ilık suda patlıyormuş falan filanmış.
kızlık zarı dikim sitelerinin en önemli özelliği kenarda bir kadın doktor fotoğrafı. Böyle gülümsüyor, güven veriyor "mincon bize emanet yalancı sürtük" gibi bakıyor.
Neyse bir tane bulduk biz bakırköyde, altında "allah sizden razı olsun namusumu kurtardınız" tarzı yorumların çok olduğu bi yer. Kalktık gittik, site öyle bi yapılmıştı ki, koskoca hastane zannedersin. Özel şişli eftal kızlık dikimevi hastanesi gibi bişey kafada canlandı tabi bizim. Ama bir girdik minnacık bir jinekolog. Doktor tabi sitede o kenarda bize gülümseyen kadın değil. Sadece sorcaz, odaya girdik falan böyle oturuyoruz. kadın bir sürü bilinmeyen kelimelerle anlattı neler yapacağını. Kısaca"bak bacım orayı iki türlü dikiyoruz, biri kalıcı, biri 3 günlük. Eğer çok giriş çıkış olup gergedan götü gibi açıldıysa orası, az zorlanıyoruz ama elimizden her türlü dikiş gelir, merak etme. Kukun ilk günkü gibi dar sıkı ve yapışık olacak. Öyle ki adam gelip 'ben bozamıyorum bunu' yapacak. artı promosyon olarak size bakirelik yüz hatları da veriyoruz" dedi.
Bizim kız da sanki yıllarca kendisine tecavüz edinmiş, zorla birlikte olmuş, gamze özçelik gibi uyurken kaymışlar buna edasıyla gözler dolu dolu salak salak bişiler anlatıyor. Bir ay önce "prezervatif sevmiyoruz doğum kontrole başlıcam ama kilo alıyorum yaeeee" diyen kız gitmiş, yerine "bana bunu yapanın allah belasını versin" diyen biri gelmiş.
Kadınlarda bu otomatik var olan "seviştiğini hatırlamama" hafıza sorunu valla beni bile bazen şaşırtıyor. Genelimizde var sanırım bu, adamla birlikteyken, altalta üstüste oluruz. Ayrılınca "sen beni kullandınn böhüüüüü" diye bağrış çağrış adamı seviştiğine pişman ederiz.
Sanırım toplumsal normlardan dolayı, hala sevişmenin iki kişilik olduğunu kavrayamadık. O yüzden olay bitince "benden alacağını aldı" olarak bakıyoruz. Çatır çatır orgazm olup böle diyorlar ya, onlara ben artı sinirleniyorum. ben napam o zaman, kafamı nerelere vurayım diyerek..
....
Neyse doktor olayına geri dönecek olursak, bi kere sitede koydukları ismi bile farklı kadının. Hani ne bileyim belki o yorumları da bu yazmıştır. Sonra bu yasal mı? bi de çok yerde okuduğumuz kalıcının fasa fiso olduğu. o kadar para verip göt olmak da var.. "kalk gidelim başka bi yer buluruz" dedim kıza. Tam gidiyoruz bizden 120 tl muayene ücreti istenince. Kız "120 tl yi veriyorum bari diktireyim" dedi, giydi önlüğü, geçti içeri. 2000 tl ye anlaştılar. hem o kadar ucuz hem o kadar pahalı yani...
Ben içerde bekliyorum onu, ordaki ailem dergilerine falan göz gezdiriyorum.
Sonra bana bir hal geldi. Kendimi şey gibi hissettim. Hani şeytanın avukatında son sahnelere doğru keanu kilisede o paçalarını kurtardıklarının gerçek yüzlerini görüyordu ya. Hani öğretmen bebelerle takılıyordu falan. Hah o sahnede gibi hissettim. Durumdan midem bulandı. Böyle bir şeyin eğlencesi bile, ciddiye binince olay iğrençti. hani ona yardım ettim diye kendimden tiksindim.
Kimsenin aile yapısını oturup eleştirecek halim yok.. Maalesef hala "namus cinayeti" diye bacak arasına penis giren kadınların öldürüldüğü bir ülkedeyiz. Onları bu duruma sokan adamlara bu kandırmaca müstehaktır bile diyorum. Bi defa o noktada kadının canı tehlikede oluyor. Ona yemin ederim ağzımı açamam sanırım, çünkü nasıl bir yaşam olduğunu hiç bilmiyorum..
Ama abi sırf koca bulamam korkusuyla, arada aşk bile yok ama işi gücü iyi diyerek, elin adamını kandırmak bana en büyük orospuluk gibi geliyor.. hayır bi de demek ki, o adamın gerçekten istediği şey bu, penis görmemiş kadın arıyor. Madem böyle bir herif senin standartında değil, onla olmazsın olur biter.
Yani hep "adamlar da sevişiyo ama temiz kız arıyor" diye kızın yaptığına kılıf buluyordum ama bu kandırmaca. Adam en azından kandırmıyor. ben yüzsüz, densiz hayvanın tekiyim ama istediğim bu diye direk söylüyor.
Bi de evlencen sen o adamla, hayatını paylaşacaksın. Ya yok gerçekten mide bulandırıcı bir durum.
...
20 dk sonra olay bitti, kalktı geldi. böyle hafif bir sızısı var gibi duruyor. Kalktık gittik taksiye bindik. Be ağzımı açmıyorum, o bir şey söylemiyor. Yani ne dicem ki oraya kadar getirmişim kızı sonra "ama senin yaptıın yanlış bla bla bla" demek salakça biraz. Bişeyler yiyelim dedik, oturduk bi yerde. Muhabbet etmeye başladık ki, gerçekten kız, zarı tamir edince otomatik olarak kendini temiz hissetmeye başlamış.
Öyle bir konuşuyor ki, "temizlendim, arındım, o kadar rahatladım ki" kelimelerini her cümlenin sonuna ekliyor. Artık en son öyle bir laf dedi ki kendimi tutamadım.
- Bizi sınıftaki Ayşe de evlenmiş o son seneki çocuk vardı ya onla. Ayy PuCCa onunla bile evlenmişler düşünsene öğretmenlerle bile yatıp kalkıyordu. Çocuk bile bile nikahı basmış midesiz herif ayy çok kötü.
- Sen Ayşe'den daha orospusun biliyorsun değil mi?
dedim. Sonra bir daha konuşmadık evlere dağıldık. Ay bu kızın yaptığı "ben sizin bildiğiniz kızlardan değilim" hatunlarından daha kötü. Bi ton bok yiyip, insanlar arasında "ay ben namusluyum, ay ben çük görmedim, ay siz pis sürtükler" gözümde aynı yerdeler.
Girdiği delik sayısını abartarak anlatan adamların statu elde etme yarışları ne kadar gerizekalıcaysa. Bana bir şey girmedi, ben en mükemmelim diyen kadınlar o kadar salak gözümde.

8.02.2010

İnsan hatalarını panik halindeyken yapar

Benim küs kalmak gibi bir özelliğim yok. Biri bana en kötü şeyi yapsa da gelip yüzüme bakıyorsa kaldığım yerden devam ederim. Ama lanet olsun, artık şu Esra Ceyhan'la küssek. En son pekmezin arkadaşı yüzünden uzunca bir süre görüşmedik. Geçen gün işte Erik, ben bi de Erik'in ev arkadaşı taksimdeyiz. karşıdan bu geliyor ayaklarını götüne vura vura koştur koştur. "Ayyyy PuCCişimm bebeyimm naberr" diye bir sarıldı. En son birbirimizi bıraktığımızda gırtlağımı kesip, kanına alnına sürecekti. Arkadaşları da vardı yanında, naaptın neettin muck muck dedik herkes gitti kendi yoluna.
Bi yarım saat falan geçti bi mekanda oturuyoruz biz, telefonumda bunun adı yanıp sönüyor. Dedim aman PuCCa hiç bela etme allahın manyağını açmadım telefonu. Ardından bi' daha. Yine açmadım. bi 10 dakika geçti, başka bir numaradan aranınca açtım. Bu sapığın sesi. "ya sabahtan berii arıyorumm, aşkol benim no dışında herşeyi açıyorsun" diyince, ebik gübik bişiler geveledim. Bu nasıl bir yüzsüzlük açmıyorsam, açmıyorumdur yani bi de böyle bunu suratıma söyleyip, beni utandırması, ayy çok kötü bişi bu. Nerdesiniz diyince salak gibi söylemek zorunda kaldım. Geldi mekana.
Böyle bir artı yılışıklık performansı falan. Erik'le 2. mi 3. mü ne görüşmeleri, ama böyle bir üstüne düşmeler. Erik bişi sölüyor bu hemen "ayy sen ne harika adamsın, her söylediğin doğru" Erik bişi içiyor "var ya sen mükemmelsin onu içiyorsun" ne dese böyle aval aval bakıyor falan. Ama hani yapmacık bir tavırla. Ay Erik'te göt çıktı fezaya. Böyle bir böbürlenmeler kendini pop star alaturkada birinci olmuş gibi havalar. "senin gamzen mi var ne güzelmiş" diyip o kırılasıca eli, eriğin suratına doğru gidince, ben artık eee eşşeğin amına suyu kaçırdın tavrı yaparak ayağa kalktım. eriğe kaş göz işareti yapınca "bak tuvalet şurdaki merdivenlerden çık hemen sağ tarafta." dedi. Anlamadı onu da çağırdığımı. öyle bir bakış attım ki, o bakışla bir demiri 5 e bölecek derecede. tuvaletin oraya gittik, elimle kolunu cimcirerek.
- O kızın her dediğine gülme ağzına sıçarım senin... lütfen rica ediyorum sen bir gerizekalı olduğunu unutma, onun seni zeki biriymişsin gibi göstermesine kanma..
- aptal aptal iş yapan sizsiniz gerizekalı olan ben. Çişini mi yapıyosun, napıyosan yap! Ayrıca gerizekalı değilim ben, arkadaşın beni zeki buluyorsa suç benim mi. Bazen o kadar abartıyorsun ki PuCCa ne desem o kafandan geçen paranoyalara cevap bulamıyorum.
- Ayy konuşma fazla. Bak valla yemin ederim biraz daha konuşursan veririm seni o kıza bir daha dönüp suratına bakmam. ayy sinirlendim yapmıcam çiş..
İndik aşşağıya ama nasıl uyuz oluyorum. Erik'te sinirimi bozuyor. Bi anda kendini iki kadın arasında kalmış gibi hissetti. O tavırlar falan, adamın kendine güveni geldi. Böyle aptal aptal espiriler, daha az önce 15 kız bunu yalamış gibi hareketler falan. Bi de böyle ortak nokta buldular Deniz Baykal fanlığı! Bir girdiler muhabbete "Deniz Baykal bu ülke için neden gerekli" diyerek. Allahım konuşmaları da "Deniz Baykalı seven bir milyon ulusalcı bulurum" duvarındakilerden öte değil. Hiç sesimi çıkarmadım, koltuğa gömüldüm. Bunlar hala konuşuyor, kendimi belli etmek için offluyorum yokk, adam "CHP bar kolları başkanı" sandı kendini. Esra sürekli Erik için "var ya gerçekten senin gibi dolu biriyle konuşmak muhteşem, o kadar haklısın ki, senin gibi zaten 100 adam daha düşünse refaha ulaşırız" Herife öle bir gaz verdi, korktum çıkışta bir Tuncay Özkan olacak diye.
Sonra benimki kalktı, bi sigara içeyim ben dedi, çantamdan sigarasını aldı, sonra bir baktım Esra da kalktı ben de geliyorum diye. Benim kan basıncım yükseldi, böle elim ayağım titremeye başladı.
Zaten bu sigara yasağı çok iğrenç bişi. Sigara içmeyen biri olarak tamamen daha fazla ezildiğimi hissediyorum. gece bi yere gidiyoruz, bebenin biriyle kesişiyorum mesela hop bi bakıyorum iki dakka sigara içmek için mekandan çıkmış, orda kendi dengi bir kız bulup dönmüş. Bi de eskiden duman altı olunca mekanlarda herkes güzel görünürdü gözüme. Ama şimdi duman yok bişi yok o gerizekalı danslar falan hepsi plazma ekran netliğinde. Kanalın kantininde sigara içenler, içmeyenler yeri vardı. O içmeyenler yerinde, ben ve iki üç pimpirikli tip. Kalan eğlenceli insanların hepsi, diğer minnacık tarafa sıkış tepiş oturmuşlar olurdu.
Böyle sigara içenler arasında bazı terimler, espiriler falan. hani bir çakmak davası, ne bilim o kar kış demeden çıkıp balkonda içmeler. Böyle garip bir durum.. hiç bi zaman içinde olamayacağım bir topluluk gibi. İncirlikte Türk olmak ya da Zaman gazetesinde Ayşe Arman olmak gibi..
ve şimdi onlar dışarı çıktılar ortak noktaları fazlalaşmıştı, masada Erik in arkadaşını bırakarak uçar gibi arkalarından koştum. Aman sanki o 2 dk da napacaklarsa, orda kızın ona oral yapacak hali yok heral. Ama kıllanıyor insan. it gibi titreye titreye onların sigara içmelerini bekledim. İşin kötü tarafı kıza da istediğini vermek istemiyorum. Hani kıskandığımı anlamasın gibi. oh rahat relaxmışım da 3 lüye varım gibi bir havadayım. Ama içimden geçen, o salağın önce dilini kopartmak, o dili alıp götüne soktuktan sonra kollarını ısırarak parçalamak..
....
neyse ardından geçtik içeri oturuyoruz, nan bi baktım eriğin ev arkadaşı benden daha mazlum köşede ofluyo puffluyor. Dedim PuCCa gerizekalısın, hopp ilgiyi bebeye çevirdim. Allahım nasıl övüyorum çocuğu, hakkında bişiler söylüyorum "ama maaşı 2500 tl" "bla bla bla bla bla aaa ama şeyin maaşı 2500 araba alcak bu ay sonu" "xxxx aa sizin alaçatıdaydı demi yazlık? ayy bi gün gitsekk, esra xxx bildiğin gezme delisi varya sürekli gezeyim tozayım."
böyle belli şifreler vererek esra ceyhanı ona doğru kaktırmaya çalışıyorum. Baktım hafiften kaykılmaya başladı, bizim safın "ampulu söndür" sayfa yorum muhabbetleriyle ilgilenmemeye başladı.
Dedim tamam iyi kıvama geliyor, hemen hop bir tuvalet ambiansı kurmak için"ben lavaboya gidiyorum" diyip Esra yı aldım yanıma. Tuvalette de bi güzel "ayy xxxx sana şey oldu galiba" diyerek verdim ara gazı.
Çıkışta otobüs duraklarına gidiyorduk bırakmak için kızı, bunlar önümüzde yürüyolar. Eseriyle övünen sanatçı gibi popolarını izliyordum ki aklım başıma geldi..
Ulan kız, bu gerizekalı sünepeyle çıkarsa, eriklerin evinden çıkmayacak. ben de her daim böyle gelip gidip denetleyemem ya. Ayyy biz bi de o 4 lü takılan embesil çiftlerden olcaz, allahım korkunç bişi bu. ve kız hala pekmezin arkadaşının bana yavşama olayını sindiremedi. Ayy ben çok gerizekalıyım diyerek koşturdum yanlarına. Daha durağa bile gelmemiştik çocuğun tuttum kolundan.
- yaaa ben teli unuttum cafede, esra kusura bakma yavrum sen burdan gidersin
- ee siz gidin alın ben Esra yı bırakırım durağa.
- ay yok sen de gel onun durağı uzak. ay hadi esra hadi öpemem şimdi seni.. tel kaçmasın byee
dedim. Çocuğu kartalın ağzından bebek yakalar gibi kapıp kaçtım. bildiğin kaçtım yani. Kız ağzını açamadı arkamızdan bişiler geveliyodu ama hiç duymadım.. Çocuk da telini falan bişiler dedi.
- Ayy xxx çok safsın sen ya. o tuvalete gittiğimizde dedi ki. Bu çocuğu al başımdan gerizekalıya benziyor. Senle konuşurken arkasına bakıp kaş göz yapıp duruyodu. Ondan öle gelip teli unuttum dedim. Valla görmedin mi başta benimkine şeyetti zaten. Amaaan ben sana başkasını ayarlarım üzülme, gücüne de gitmesin, kısa boylu ve ezik olduğun için değil yani o öle demek elektrik alamamış.
Akşam da esradan mesaj geldi "xx beni sordu mu" diye. Ona da xxx in eski sevgilisine döndüğünü, esranın e sinden bahsetmediğini söledim, faceden falan ekleyip benden gizli muhabbet kurmasın diye.
evet biliyorum burdan bakınca çok kötü gözüküyor ama inan çocuk ona yaptığım iyiliği bilmiyor şuan. Resmen onu çok kötü bişeyden korudum... yaa off tamam elin herifi sikimde değil ama neticede ona da iyilik yapmışım sayılıyor napimm yani...
Erik de evde benden çok pis papar yedi.. ve bir daha böyle böbürlenme yaparsa, iki iltifat gaza gelirse, o uyurken evini yakacağıma dair yemin ettim... Biliyosun benim huyumu bari benim yanımda yapma demi, tamam çocuğu bazen çok eziyorum ama böle başka kızların da ona laf dediği zaman koltuklarının kabarmasına sinir oluyorum!
ya benim acilen erikle aynı eve çıkmam gerek. Ama böyle de halam malam geldiğinde ne bok yerim. Babama diyemem zaten.. Hayır herif bitti, bi de ev arkadaşının çük derdini ben düşünüyorum. O eve hatta ben dışında hiç kız girmesin sonunda büyü yapcam valla "eve kız atamama büyüsü"


PS: Burda "Esra Ceyhan" diye bahsettiğim, o ekranda çıkan ağlak karı değil. Bu bir rumuz. Kadına biriniz ispitlemişsiniz, yayında demiş "benim hakkımda yazılıyormuş, ben değilim, benim blogum yok, sitem yok" falan gibisinden.

2.02.2010

keşke kıyafet ağacı olsa bi tohumla toplasam ürünlerimi

Halam gelince buraya bari dedim etinden, sütünden faydalanayım, doğru alışveriş merkezine. Ayy lanet olsun ama cinnet geçirdim artık. Sanki akşama ürünler bitecek gibi sabahın köründe, nerdeyse ezanla "hadi gidiyoruz" diye kalktık. Bu outletlerin olduğu bi yere götürdüm bunu.
Ben şu erkeklerin alışveriş sevmeme olayını da anlamıyorum aslında. erkek olsam akşamları mekan mekan dolanıp, elimde bir enerji votkayla bütün gece karı kız keserek, tuvalette allaha dua edip "nolur allamm bugün hilminin evi boş, oraya birini atmam gerek, lütfen benim yüzümü kara çıkarma şurdan bişiler nasip et bana" diye yalvararak, sansar gibi gibi sarhoş kız avına düşeceğime; Alışveriş merkezlerine gelirim.
Bir defa kadınların en hassas oldukları, en zayıf oldukları yer burası. "sarıyı mı alayım, siyahı mı, begümün moru vardı şimdi, ayy mor da çok güzelmiş ama alamam. kahve botlarıma uygun bişi alim en iyisi, evde mundar olacaklar, ay şu da çok şıkmış ama yanlarım fırtlıyo bunda. ay ben en iyisi siyahı alayım, hem yemekte de giyerim. Ayy osman da geçen, sana kırmızı yakışıyo dedi ama, yok yok herşeyim kırmızı oldu karpuz muyum canım ben. aaaa şu kadın neden ona bakıyo, ay acaba onlar mı moda. bak bak şu yanımdakinin de ayakkabısı çok güzelmiş benim de buna benzer siyahım var, ben ona en iyisi tunik bakayım. Ayy bak kemer almaya geldim ama neyse gelecek ayda bir mont bakayım ben" gibi kendi kendimize iç konuşmamaızı yaparken gelip usulca yaklaşsanız, ne kafanıza çanta yersiniz ne bişi. Anlamayız bile asıldığınızı.. Şu sevgiliyle alışverişe çıkılmaz mottosunu da anlamıyorum. O kadın o mağazalara girince inan sen sadece "güzel olmuş tatlım" dan öte bir varlık değilsin onun için. Ohhh kadın kız kesmenin en ala yolu. valla gözü görmüyo.. İstemediğin kadar kız, minnacık bir alana toplanmış, daracık kabinlere girip soyunuyolar dökünüyolar, hepsi telaşlı, hepsi şirin, hepsi birbirinin üstündekine göz dikmiş. Erikle mesela dolanıyoruz burnundan soluya soluya, giriyoruz bi yere. 15 dakika sonra bi bakıyorum ohh erik dağıtmış götü başı. "Nasıl olmuş" diyorum "çok güzellll" diyo ama gözü ben de değil, ayakkabı deneyen kadının bacaklarında. Kafasına bi tane geçirim diye düşünüyorum, ay aman diyorum, bi şuna da bakayım da. Sonra da unutup gidiyorum. Ama yine de adam benle mağaza mağaza dolaşmaktan nefret ediyor.. Demek ki bişeyler alan kadın erkeklere çokta cazip gelmiyor, sıkıntı verici ve korkutucu oluyor sanırım. Şey olabilir bilinçaltlarında "bu benim anamı siker paramı bitirir ocağımı kurutur" gibi. o yüzden de mağazada kadınla dolaşma fikri korkunç geliyor.
Ayy çok isterdim ama şu eski türk filmlerindeki gibi bir manitam olsun. Böle gazino sahibi falan.. Alsın beni götürsün bi mağazaya, tezgahtarla önüme yığsın bütün kıyafetleri, ben de gözlüğümün kulpuna oral yaparak "ooo beni mahçup ediyosunn" diyip 5 aylık ev kirası masrafında kıyafetler alayım..
Ama nerde anacım, gidiyorum yazın kışlık, kışın yazlık alıyorum. Sonra hoopp o sezon bi geliyo benim aldıklarım out olmuş. Daha hiç giymediğim abidik gubidik kıyafetlerim var. Haa bi de dolabımda etiketi çıkarılmamış 36 beden elbiseler. Hangi akla hizmet 36 beden almışım. 2 kilo veriyorum ya zannediyorum ki benden olacak bir ebru şallı. "Ayy nassı olsa zayıflıyorum" diyerek fermuarı kapanmayan şeyleri ucuz diye dolduruyorum.
ve en nefret ettiğim şey pantolon almak.. Dünyanın en güzel pantolonunu götüme sok benim orda yok bokum gibi duruyor. Hiçbişi yakışmıyor, o aynaları nasıl yapmışlarsa.. ben evden çıkıyorum "heyhoyyy 55 oldumm" diyerek. o aynada bi bakıyorum, benim baldırları kes, yont kendine bir ilkokul çocuğu yap.. Ben daha hiç bir pantolonu cuk oturdu diye almadım. hepsini artık ağlayarak "allah belasını versin senin gibi götün, sana ceza olsun böle bok gibi şeyler giydircem" diyerek alıyorum..
...
heh şimdi halayla beraber geziniyoruz, bi mağazaya girdiriyorum. "ayy kalk çıkalım burdan daraltı geldi bana" başka bi yere sokuyorum "ayy fenalık geldi"
Artık dayanamadım bi yerde duralım iki tane parça bişi alcaz diye tüm İstanbulu dolanmanın alemi yok dedim. Dolanıyoruz, bi elbise gördüm deneyeyim bari diye kabine girdim.
Deneme kabinleri bana işkence yeri gibi geliyor, özellikle kışın üzerinde ki herşeyi çıkartıyorsun. ayakkabının üstüne mi basayım, ay yere basmayayım ay paçasını şurdan çıkarayım derken maymun oluyorsun. Bi de her kabine girdiğimde aynı paranoyaklık "ya kamerayla beni izliyorlarsa, bari düzgün durayım, donuma kadar soyunmayayım, bacaklarımı da almamışım ha. ayy şu an bi deprem olsa donumla koşmak zorunda kalırım. ayy aslında olsa şurdakileri alıp kaçarım lan ne güzel, off keşke o gömleği de alsaydımm" gibi saçma salak düşünceler içerisine giriyorum.
neyse giydim elbiseyi çıktım. elbisenin altında tabi dizime kadar çektiğim baklava dilimli siyah çoraplarım, onun altında spor ayakkabısı olduğundan pek şeyetmedi. Halam baktıı baktıı baktıı.
- maşallahhhh 2 çocuk annesi gibi duruyorsun. hiççç yakışmadı çıkar onu.
- ya güzel olmuş işte
- Arkanı görmüyosun tabi sen, hem getir bi bakayım fiyatına.... Ooo bu ne ya izmirden ben sana bunu 40a alırım çıkar çıkar üstünden şunu.
Bu zaten İzmirden gelen herkesin, herşeyin İzmirde daha iyi olduğunu düşünmelerini anlayamıyorum. hayır herşey nerdeyse 2 katı pahalı olan bi şehir orası. Ama bu nasıl şehir faşistliğiyse, orda sıçtığın bok bile farklı geliyor insanın gözüne sanırım. Sonra bi tane daha giydim, bu kez satış yapan kızla beni mukayese etmeye başladı.
- ya bak şöyle olsan sana güzel olur, bak kıza ne güzel olmuş, ay senin gözlerin kendi gözün mü aman aman ne güzel maşallah. Nerelisiniz siz?.. belli belliii bizim komşu vardı senden tatlı olmasın öyle senin gibi kızı vardı...... ya biz de işte bizim kıza çıktık bişeyler almaya. kalktım geldim izmirden buraya, aileyi çok karıştırdı bu kız. Burda artık işe girdim çıktım ettim diye bişeyler söylüyor ama aha bak bugün pazartesi ne işe gitti ne bişi. Ben anlamıyorum zaten bişey. Sesimi çıkarmıyorum ama bakalım babası çok yüz verdi bunlara çok. Çikolatalarla büyüttüler bunu, her istediğini yaptı şımarttı böyle. Okuldan da atıldı bu, ona bile adam sesini çıkaramadı. Parmağında oynatıyolar adamı...... bi de bunun küçüğü var evlerden ırak aman. İkisi yanyana geldiler mi yok olsun o orası. babalarının bütün paralarını bitirdiler emdiler kuruttular adamı, şimdi evlenemiyor.. cık cık cık çok yazık çok öyle harcanıyolar.... sen ne kadar maaş alıyosun burda, sigortası da var tabii.. PuCCaa duyuyo musun bak... duymaz böyle işine gelmeyeni duymaz o.. tabi baba parasıyla burda özgür olmak kolay geliyor ona, ah kızım ah iyi ediyosun böyle elin ekmek tutuyo.. PuCCa çık çık bakayım şöyle bir dur bakayım, cıks olmamış vallahi olmamış tencere gibi olmuş götün..
Allahım kendimi resmen ergenlik çağındayım da, annemle dışarı çıkmışım gibi hissediyorum. o satıcı kıza, ben aslında öle biri diilim bakışları atıyorum. ordan kurtulmak istiyorum. rezillik utanç garip bi duygu. Anneyle alışverişe çıkan kızları görüp gülerdim hallerine hep, böyle kız bişi giyer arkada annesi çekiştirir durur kıyafetini.. şimdi 15 katı rezilliğini yaşıyorum sanki.
hayır o satış görevlilerinden de hiç haz etmem.. istemezsin götünden ayrılmazlar, dibine kadar yaklaşıp, ensende nefesini hissedersin kadının "neye bakmıştınız" diye de soruyolar ya.. "ananın mincosuna" diyesim geliyor bazen. lan neye bakcam orda salak karı.. Ama ne zaman da ihtiyacın olur 3-5 tanesi bir köşeye geçip kakara kikiri gülüşürler. Bi de öyle o mağaza kendilerininmiş gibi davranma havaları yok mu, "babanız cem hakkoya saygılar" diyesim geliyo kimisine. Bişey soruyosun mesela, senin suratına bakmıyor, diğer tezgahtar bebeyle gülüşüyo, bi yandan, "haa onlar zaten yüzde ellisi olan fiyatı" sen hala bişi soruyosun, karı bebeyi kesmekle meşgul. o zaman suratına bi tane çakıp "çıkışta sikişinizi, sokuşunuzu yaparsınız ama bi bak bana" diyesim geliyor.. Ekmek parası anlıyorum ama sevmiyorum yapacak bişey yok.. o yüzden zaten bence zara mara gibi mağazalar çok tutuluyor. kıyafetten öte valla şu satıcı-müşteri diyalogunun en az yaşandığı yerler olmasından dolayı.
kabinde kendimi kemerle asmak bile istedim. herkese herşeyimizi anlatmaya nasıl meraklı. Sanırım bu ırsi bişi, ben de blogda yazarak mı rahatlatıyorum kendimi napıyorum. Ayy ne biçim özelliğini almışım off.
Sonra başka bişey denedim, çıktım. sonra bi daha sonra başka mağaza, bi daha bi daha..
- bunu soğuklarda giyemezsin çıkar
- ördek gibi oldun çok kötü
- ayy onun kumaşını pazardan alırım dikerim. 5 tl ye malolur
Diye diye kendime sadece bershkadan bir adet tişört alıp eve döndüm. O ise kendine 3 kışı geçirecek kadar kıyafet aldı.