
6.09.2011
Geçen gün evde ne giydiğini biliyorum!

23.08.2011
Sevgilimin eski sevgililerini öldürsem, dünya o zaman yaşanılabilir hale gelir
sakin bir şekilde "eski sevgilimdi ya, takılmıştık bi ara" dedi, eline kitabı aldı ve suratıma bakmadı bile..... Eski sevgilisi!10.06.2011
PuCCa ile 24 saat
Geçen gün derginin birinde ünlü bir mankenin hafta sonunu saat saat nasıl geçirdiğini yazmışlar. Hatunun yaptıklarını okudum, tövbeler olsun anacım benim hafta sonuma bak bir de diyerek utandım kendimden.
Sabah 8:00- O, güzel bir günü kaçırmamak için erkenden uyanmayı tercih ederken; ben rüyamda İspanyol erkeklerine krem şanti sürme başkanlığına seçildiğimi görüyorum…
8:30- O, Güne zinde başlamak adına kuvvetli bir kahvaltı için bla bla mekanını tercih ederken; ben hala yastığıma salyamı bırakarak uyuyorum…

9:30- O, kahvaltıdan sonra harika bir sporun iyi gideceğini düşünüp kardio mardiyo hak getire patır patır koşturuyor. Ben ise hala uyuyorum, o sırada durumuma hareket getiren tek şey çişimin gelmesi. Uykudan uyanma ile uyanmama arasında kalıp, “Allaam eğer çişimi geçirirsen kalkınca üç kurban keseceğim, lütfen beni uykumdan uyandırma” diye mırıl mırıl duamı edip çişimi psikolojik olarak erteleyerek bunu ulvi güçlere bağlıyorum.
13.00- O, sporunu bitirmiş, bir güzel duşunu da almış, hatta evine geri dönüp, süslenmiş öğle yemeği için Nişantaşı’nda karşılığında 2 ayakkabı alabileceğim bir mekanın yolunu tutmuş. Ben ise kardeşimin açtığı televizyonun sesine uyanmışım. Bas bas bağırıyorum, gözlerim şiş ağzım burnum kaymış, saçlarım Ayşe Özgün tadında, “Burada insan yatıyor bee insan, düşüncesiz pislik! Kapa onu atarım valla camdan haa!” diye kızcağızdan bütün bastıran çişimin öfkesini alıyorum…
14.00- O, hafif salatasını yiyerek, arkadaşlarıyla birlikte pıt pıt butikleri gezmek için yol alırken, ben yatağın üzerinde popişimi kaşıya kaşıya “bugün ne yapsam yaa” diye düşünüyorum. Sonra klozetin üzerinde tavanı, yerdeki mermerlerin şekillerini inceliyorum, bir tanesini acayip bir şekilde Orhan Gencebay’a benzetiyorum. Sonra banyo yapmam gerektiğini düşünüyorum, yemek mi yesem banyo mu yapsam diye çok zor bir karar vermem gerektiğini fark ediyorum. O, kendisine alacağı ayakkabının rengine kara verirken, ben banyodan vazgeçip aynada yüzümü yıkıyorum.
16.00- O, arkadaşlarıyla alışverişten yorulup güzel bir film izlemeye karar veriyor. Ben ise kardeşime yalvararak kendime kahve yaptırıyorum. “Eğer kahveyi sen yaparsan valla billa ben de yemek yaparım, ne olursun kahve istiyorum sadece” diyerek. Yaa zaten şu kıza kahve diye yalvardığım enerjiyi kendim yapmak için kullansam daha az yorulurum. 25 dakika sadece yalvarmayla geçiriyorum, sanki portakallı hindi dolması istiyoruz, alt tarafı sıcak suyun içine atılmış bir kaşık kahve yahu.
18:00- O, filmden çıkıyor arkadaşlarıyla resim sergisine doğru yol alıyor. Yolda yemek yiyecekleri bir yer görüp acıktıklarını hissediyorlar oraya oturuyorlar. Ben ise, dikkatini çekti mi bilmiyorum hala yemek yemedim. Buna rağmen bir bacağımı kes, onun kilosu kadar var ya da yok. Bilgisayarımı açıyorum, Twitter’a bakıyorum, Facebook’ta eski sevgililerimi, onların yenilerini kurcalıyorum. Arkadaşlarımın kekomançi iletileri ile dalga geçiyorum, bir yandan da kardeşimle kavga ediyorum. Kızcağız yemek yiyelim diye ağlıyor, ben ise “yaparsan yeriz gözümm” modunda takılıyorum. Sonra dışardan yemek söylüyoruz…
21:00- O, artık yorulup evine dönüyor, sonrası güzel bir duş, hafif meyveler bla bla... Ben ise saate bakıyorum “aaa akşam olmuş yahu, bu saatten sonra ne yapılır ki? Bari dvd izleyelim napalım” diyerek üzerimden pijamalarımı bile çıkarmadan o koltuğun üzerinde sızana kadar bekliyorum…
Bir Pazar günüm de böyle yok olup gidiyor yani…
25.04.2011
Sevgilinin burcunu söyle, nasıl terk edileceğini söyleyeyim
Koç:
Koç burcu erkeğinin daima kafası karışıktır. Ne istediğini bilmeyen koç burçları, bu gün sizi ister yarın pişman olur, yarın yine ister ama haftaya yine pişman olur. Koç burçları garantici oldukları için ilişkiye başlamadan önce “Heyy kadınım ben ilişki kafası yaşayan bir erkek değilim” telkininde bulunur. Terk ederken size rahatlıkla “Ben söylemiştim baştan” diyebilir. Siz bu burçla kavga etmek isteseniz de beceremezsiniz. Öyle kayıtsız kalır ki, siz sinir krizi geçirirken size “Ama ben böyleyim” diye, soğuk karşılık vermesi mümkündür.
Boğa
Boğa burcu erkeğini 100 metreden tanımanız mümkündür. İlişkiye başlarken siz tamamen Afrodit’sinizdir. Size tapma derecesinde âşıkmış gibi davranır. Duyguları o kadar hızlı hareket eder ki, size âşık olan adam kısa bir süre sonra bir bakmışsınız Ares oluvermiş. Sizden beklentileri yüksektir. Sizin de onu şımartmanızı ve ona tapmanızı ister. Siz ona tapsanız bile muhakkak bir hata görecektir. Lakin boğa burcu erkekleri ayrılma özürlüdür, bunun yerine yaşamı size zindan ederek sizi kaçırmanın yollarını bulacaktır.
İkizler
İkizler burcu değişkendir klişesini bir kenara bırakalım, bu burçla bir ilişki yaşamak harikuladedir, sizi sever ama size olan sevgisini nefretiyle göstermekten haz alır. Sizi oyuncağıymışçasına kullanır, bir süre sonra bu oyuncaktan sıkılınca başka bir oyuncağa geçmesi olağandır. Sizden ayrılmak istemez, istemediği gibi birçok ilişkiye de açık davranır. O sizi tüketmeden, ayrılık sinyali aldığınızda arkanıza bakmadan kaçmanız gerekir.

Yengeç
Garantici yengeçler “sorun sende değil bende” kafası yaşarlar. Bütün klişeleri bu duygusal burçta görmeniz mümkündür. Seni istemiyorum, ama hayatımda varlığını istiyorum. Hiçbir zaman tam olarak sizi terk etmez. Yalnızlık korkusu bu burçta daha yoğundur, kendine yeni birini bulana dek sizi gel-gitlerinde boğar. Yeni bir ilişkiye başladığı anda adamdan ne ses gelir ne soluk.
Aslan
Aslan burçları hep imkânsızı ister, kolay gördükleri şeylerle uğraşmazlar. Sizi terk ederken alaycı ve arkadaşça görünürler. Sizi teselli etmek bir kenara dursun ilişkide ki bütün suçun sizde olduğuna, ilişkinin bitme sebebinin tamamen sizin yüzünüzden olduğuna sizi bile inandırırlar. Siz harikulade bir ilişkiniz olduğunu zannederken bir bakmışsınız adam ardı ardına suçlamalarda bulunmuş, elbette siz hatayı kendinizde aramaya başlarken, aslan yeni avının peşine çoktan düşmüştür.
Başak
Başak burcu mükemmeli arayan burçtur. Siz ne kadar ben doğruyum deseniz de adam kafasına ayrılığı koymuşsa siz yanlış kadınsınızdır. Sizi terk ederken hafızası resetlenir. Umursamaz, alaycıdır ve asla yalnız kalmadığı sürece size açık kapı bırakmaz. Taktik nedir bilmez bu burç, o an ayrılmak mı istedi canı “olmuyor bitti-git” diye haykırır. O an sizi mi istedi canı “gel özledim” diye yaklaşır. Bu burçtan ince düşünce en azından bir ayrılık konuşması beklemeyin.
Terazi
Terazi burçları tamamen despottur. Eğer onu uyum sağlamaz onun kuralları ile hareket etmezseniz sizden çok kolay vazgeçebilir. Gerçekçi bir burç olduğu için ilişki boyunca görmezden geldiği hatalarınızı ayrılık günü yüzünüze vurmaktan çekinmez. Eğer terazi bir ilişkiyi bitirecekse, sebep her ne olursa olsun canınızın yanmasını derin bir aşk acısı çekmenizi sağlayacaktır.
Akrep
Eğer bir akreple ilişkiniz var ve size soğuk davranmaya başlamışsa aman dikkat! Ayrılık günü gelip çatmıştır. Akrep burcu ayrılmadan önce sizi ayrılığa hazırlar. Artık yanınızda kahkaha atmaz, depresif hallere bürünür, soğuk ve kararlıdır. Geçmişle yaşamayacağını size anlatmadan sizi terk etmek istemez. Çünkü en tahammül edemeyeceği şey, geçmişten bir kadının gelecekte hortlayıp karşısına çıkmasıdır. Bunun için bütün koşulları sağlar ve sizi ondan sonra terk eder.
Yay
Yay burcu gaddardır, ayrılırken sanki sevgilisini değil kanlı bıçaklı düşmanını yok ediyormuşçasına iştahla cümleler kurar. Sizin zavallı olduğunuza sizi inandırır. Yayın kuralları, yayın yaşamı, yayın ilişkisi bu ilişkiyi tek başına sırtlanmış gibi davranması çok normaldir. Sizi terk ederken yeniden onu arzulayacağınıza çok emindir, bu yüzden sizi üzmekten, size hakaret etmekten çekinmez.
Oğlak
Oğlak burcu daha evcimen daha yumuşak bir burçtur. Ayrılırken vicdan azabı çeker, bu suçluluk duygusu ile zannedersiniz ki sizi terk etmiyor sizinle yeniden sevişiyor. Sakın aldanmayın yalnızca kendini aklamaya çalışıyor. Oğlak burcu aşka fazlasıyla inanan ama çok çabuk aşık olduğunu zanneden bir burçtur. Sizi terk ediyorsa tek sebebi size aşık olmadığını anlamış olmasıdır.
Kova
Enfestir kova burcunun terk etmesi, hatta ilişki sürecinden daha keyif alırsınız. Eğer bir kova ile ilişkiniz varsa siz onu terk etmeyin, bırakın başrol onun olsun. Bir tiyatro sahnesinde gibi hissedeceksiniz kendinizi. Sizi terk ederken “Seni ölene dek seveceğim ama gitmem lazım” gibi beylik laflar edecektir. Size hala aşık bir adamın acı çekerek gidişini izlemekten çekinmeyin. Bütün klişeleri alt üst eder kova burcu erkeğinin terk edişi.
Balık
Balık burçları ilişkiye başladığı gibi ayrılır. Neden ayrıldığını bilmez, ne kendini suçlar ne sizi. Hatta sizi arayıp ayrılık konuşması bile yapmaya tenezzül etmez. Onun için bitmiştir, ve inanır ki bir ilişki biterse bir dostluk başlar. Fakat bunu sizinle paylaşmaz, bilinçli olduğundan değil, sizin de onun gibi düşündüğünüzü zanneder. Size neden ve sebepler sunamaz, işyerinden çıkıp kepenk kapatır gibi ilişkiyi de kapatır ve hayatına kaldığı yerden devam eder.
Not: Bin kez yazdım ama bir daha yazayım, tamamen salladım hepsini... Gözlemlerim ve tecrübelerimle yola çıktım. Bu arada Balık burçları kökünüz kurusun! Amin.
24.02.2011
Ölüyorum, duymuyorsun.
çıkıyordum ki Allah kahretmesin! O nasıl bir acı, nasıl bir sancı... Biri bağırsağıma elini atmış düğümlüyor sanki. Hatta düğümlemek ile kalmıyor tırnaklarıyla bağırsaklarımı paramparça ediyor.14.02.2011
Sevgili evren, seni aldattığım için üzgünüm
Hayali sevgili
İşten, eşten, evden yenisini bulmadan ayrılmayacaksın! Ne kadar acımasız olsa da kural bu, paranın parayı çekmesi gibi erkek erkeği çekiyor olmalı. Bir sevgilin varken etrafın yakışıklılarla dolup taşıyor. Ne zaman ayrılıyorsun hooppp adamlar aynı anda yok oluyor… Bunu düşünerek atacağım ilk adım, evrene yanlış sinyal vermek olmalı dedim. Şu an bir sevgilim varmış gibi davranıyorum. Arkadaşlar aradığında, “aşkitomlan film izleyeceğiz bebişim yaa gelemem” falan diyorum.

Oysa evde oturup “öyle bir geçer zaman” dizisini izleyerek, o uzun bacaklı yosma Caroline’a küfürleri yağdırıyorum! Arada bir kavga etmişiz gibi davranıp içiyorum falan, sorunları olan bir ilişkiden kaçmaya çalışan bir kız havası yaratıyorum. Yeni tanıştığım her adama bunu öyle bir yansıtıyorum ki söylediğim yalana ben inanıyorum, bi süre sonra flört ederken vicdan azabı çekiyorum. Yalnız bu hayali sevgili olayının kötü bir yanı var ki, bir süre sonra bu işi şizofrenliğe döndürebilirim. Yani aslında bu iyi bir şey tabii ben bile inandıysam bu olaya, evren gani gani inanır. Burada ki amacım sevgili varmış gibi davranırken bir yandan evrenin bana kısmet yollaması, hadi onu yapmadı diyelim sevgilimin aslında olmadığını görünce kafası karışıp “anaaa bu kızın manitası vardı yahuu” diyerek bana tez elden bir tane ilik yollaması.
İç çamaşırı çekmecesi
Bir gün seks yaparım umuduyla alıp, çekmecenin en güzel köşesine koyduğum bütün çamaşırları giydim. Öyle bir olay gerçekten var çünkü onlar saklandıkça giyemiyorsun, küflenecek yahu köşede kala kala garibanlar. Tabii kotun altına giydiğim fırfırlı tangalar gün boyu beni rahatsız etti, zırt pırt tuvalete gidip onu parçalamak isteğiyle yanıp tutuştum ama yapacak bir şey yok! Birkaç tane de kendime o biçim garip çamaşırlardan aldım. Ama en önemlisi jartiyer denilen şeyin bende seksi durmadığını fark ettim. Hatta öyle ki insanı sevişmekten, kadından hatta dünyaya geliş amacından bile soğutabilirmiş. Kalın bacaklıysam suçum ne yani, o jartiyerin çorap kısmı öyle bir sıkıyor ki portişikkk diye bir kütle yağ popoma doğru yayılıyor. Çok çok kötü bir görüntüydü, sanırım son ilişkimde var olan sorunumuzu da bu sayede anlamış oldum…
Evlenmek istemiyorum.
Bir şeyi çok istediğimiz zaman olur geyiğinin olmayacağını taa bebe belikken öğrenmiştim. Sen vazgeçtiğin an oluyor olaylar. İstediğin sırada sadece acı çekiyorsun, umut denilen şey insanı mutlu etmiyor maalesef. O yüzden artık evlenmekten vazgeçmiş gibi davranıyorum. Evli arkadaşlarımı görünce “Yaa bu yaşta ne evliliği çıldırdın mı?” diye ağzımı yaya yaya konuşuyorum. Topalak çocukları gördüğümde sevmiyorum yanaklarını sıkıp “ayy çocuk yapasım var” diye çıldırmıyorum. Aksine “hayatta en son istediğim şey çocuk” diyip duruyorum. Planlarıma göre seneye bugünlerde hamile kalmış olmam lazım!
Büyük konuşmak
Atalarımızdan öğrendiğim en acı deneyim, büyük konuşmamak gerektiğidir sanırım. Iyy, mıyyy diye ne dediysem başıma gelip duruyor çünkü. Üniversite birinci sınıfta “O şaşı göbekli malın bile sevgilisi var, ıykkk bir milyon gönlüm olsa birini vermem” dedikten 1 ay sonra çocuğa sırılsıklam aşık olup, 4 sene ilişkide kalıp, bir sene nişanlı kalmamla bu durumu teyit ettim arkadaşlar! Büyük konuşma olayı gerçekten var. O yüzden konuşacağım şeyleri tek tek seçiyorum artık. Misal, “Engin Altan Düzyatan mı ıssız bir adaya düşsek, muzlara sarılırım adamla olmam” Oysa içimden geçenler, ıssız ada, Hindistan cevizi aromalı kremler, hamak mamak mavi göl filmi nınınınınının!!!!!!!. Sonra “Murat Boz yani gelse yalvarsa ağlasa gene de suratına dönüp bakmam” “Ayyy hem zengin, hem yakışıklı, hem çıtır, hem dürüst, hem akıllı, hem sadık, hem komik bir adamla birlikte olmak mı, Allah yazdıysa bozsun hayattaaaaa imkansız yani” Diğerlerinden olmasa bile bu olaydan acayip umutluyum kesin bir şeyler olacak, yüzde yüz çalışıyor yani bu durum!
Geriye dönüp bakmamak
Benim şöyle bir huyum var, sevgililerimi unutamıyorum. Aradan kaç sene geçmiş olsa da onlar bana ait olmalılar. Yani hayatlarına kimse girmemeli, hala ilk günkü gibi bana aşık kalmalılar. Ne zaman arasam onları bulmalıyım. Kıyafetlerim gibi olmalılar yani, giymiyorsam dolapta kalmalılar. Elbet bir gün giyerim umuduyla saklamalıyım. Bu tabii yoruyor insanı doğal olarak. Geçmiş defterlerim hiçbir zaman kapanmıyor. Hala lisede çıktığım çocuğa bile hesap sorabiliyorum. Öyle bir manyağım yani, adamlar benden sonra evlendi diye kıyametleri kopartıyorum, düğünlerini basmayı kendimde hak gibi görüyorum!
Geçmişi düşünmek geleceğe odaklandırmıyor olabilir dedim kendimi. Ve o kadar iç içeyim ki geçmişimle her ayrıntıyı bir şeylere bağlamak zorunda hissediyorum kendimi. O sebeple yeni hiçbir şey dikkatimi çekmiyor içerisinde yaşanmış bir anımı bulamazsam… O sebeple özel şeyleri sakladığım kutumu atmakla başladım işe. Bana yazılan bütün mektupları, hediyeleri tabii pahalı olmayanları bir çırpıda attım. Öyle bir manyakmışım ki cep telefonu yeni çıktığında sevgilimin bana yolladığı sms leri kâğıda yazmışım. Eski defterleri kapatarak yenisine hazır ve nazır bir şekilde beklemedeyim.
31.12.2010
Erkeğinizi yatakta çıldırtın! Yüzde yüz çalışıyor valla
Ortalama her ilişki, diğer bütün her şey gibi; giriş, gelişme, sonuç olarak üçe ayrılır. Girişi, heyecan verici ve karışık; gelişmesi, tutkulu; sonucu ise hayal kırıklığı ve hüsranla sonuçlanır. Bedenlerin artık birbirini tanıması, tenlerin alışması genelde gelişme bölümünde ortaya çıkar. Yok, ben illa giriş bölümünde çatır çatır seksimi yaparım derseniz uzun bir süre paylaşılacak tek şeyinizin seks olacağını da unutmayın! Yazıya öyle bir başladım ki devamı vajina akıntıları ile ilgili olacak gibi durmuş. Hah neyse asıl konuya gelirsek, “yatakta partnerinizi çıldırtmanın altın kuralları.” Bu kurallar evrensel gibi bir şey zaten, ağırlık merkezimden uydurmadım. Kadına dair var olan bütün her yerde yazıyor bunlar. Ben sadece elçiye zeval olmaz diyerek kendimce yapıp, cidden çıldırdıklarını kanıtladım o kadar.

Ona erotik bir şeyler fısıldayın:
Bir sevgilim var o zamanlar fi tarihinden bahsediyorum... Adamla dünyanın en romantik ilişkisini yaşıyorum böyle, saatlerce bakışmalar, gecelerce mesajlaşmalar, aşk mektupları falan filan. Benden bahsederken kırılgan bir çiçekten bahsediyor sanki öylesine naif. Şöyle düşün biz aylarca seks namına sadece dudaktan öpüştük, tabii bunun bir nedeni de mekan sıkıntısı çekmemizdi ama olsun. Neyse geldi çattı ilk birlikte olacağımız o gün. Yataktayız, hoppala paşam yaz geldi olayına girdi gircez tam. Bu durdu, elleriyle saçlarımı geriye atarak “Benimle konuşsana” dedi. Ben bir kaldım ne diyeceğimi de bilemedim, hıh ne anlamadım falan derken. “Beni azdır” dedi. Tövbeler olsun be herif, daha azmadın mı? Yüzüne gözüne dursun 3 saattir her yanımı tükürük içinde bıraktın da daha ne istiyorsun. Sonra olayın küfürlü konuşmak olduğunu anladım da anlamasına. O kadar kibar bir adam ki “salak” desem klozet üzerinde ağlayacak gibi duruyor. Gözüne bakıyorum, o bana bakıyor “hadi” deyip duruyor. İyi bari dedim, “Pipin çok güzel” diye çıkıverdi ağzımdan. Adamın bütün iştahı bitti yemin ederim. Pipi dedim diye bana bir bakışı vardı hala mıh gibi aklımda.
Herkesin içinde yüreğini oynatın:
Ulu orta çaktırmadan “seni istiyorum beybi” mesajını hepimiz vermişizdir sevgilimize. Ben de kendimce vermeye çalıştığım anlar oldu. Sinemada üzerine çullandığım, Büyükada da sote yer aradığım, davetlerde bacaklarını okşadığım vs vs. Ben yine bir gün böyle çıldırtın, delirtin konsepti bir şeyi okuyup gaza gelmişim. Mekânın birindeyiz, tutturdum tuvalete gidelim diye.Ama nasıl ısrar ediyorum, çocuk yok dedikçe “ayrılırım senden haaa!!!” diye tehdit ediyorum. Aldım zorla götürdüm soktum kızlar tuvaletine. Bir de öyle kendimden eminim ki o tuvalette sanki gün aşırı adam götürüyorum. Kızların arasından hani daha heyecanlı olsun diye çektim bunu bir kabine. Kapıyı kapattık, bu sürekli “yapma insanlar dışarda” falan derken, 3 dakika geçmeden, görevliler gelip bizi mekândan attı. Toplum hazır değilmiş buna orada bunu anladık.
Ona edepsiz mesajlar atın:
Bir gece önce deli gibi kavga etmişiz, sırf onu aramamak için ismini telefonumdan silmişim bende. Sonra bu gelip gönlümü alınca barıştık falan filan derken ben yeniden kaydetmeyi unuttum telefonuma. Yeni barıştık ya hemen ayıpçıl ayıpçıl şeyler yazarak gece birlikte geçiririz diye plan yaptım. 3 mesajlık yer kaplayacak şekilde o an kendimi okşadığımdan girip, olayı oralla bitirdiğim bir mesaj yazdım. El alışkanlığı baş harfine tıklayıp direk göndere bastım. Tabii ismini sildiğim için baş harfine basınca ilk gelen isim. “Xxxx anne” oldu. O mesajı çocuğun annesine atmışım yani. Kadıncağız oğlunu ne çok sevdiğimi o sıra anlamıştır büyük ihtimalle.
Birlikte Porno izleyin:
Bak aklıma geldikçe hala deliriyorum! Bu çok saçma bir madde bence, sevgilimle yapay memeleri olan sarışın kadınları izlemek beni yatakta katil yapar ancak. Bir gün dedim, komplekslerinden arın kızım Pucca, belki sen de seveceksin hadi bakalım diyerek açtık elin gavurunun sarışın kızı düdüklediği bir sahneyi. Kan beynime sıçrıyor ama ekrana bakıp benim mememi sıkıyor herif.Resmen onu düşlüyor o an! Ben bir ağlamaya başladım, “O sarışın yelloz gelse demek onun da memelerini sıkacaksın” diye. Attım kendimi yerden yere, nefes alamıyorum kriz geçiriyorum. Sanki yatakta bastım onları o derece. Yani bundan da bir cacık olmadı.
Videoya çekin:
Cep telefonlarına kamera konmasıyla yatak odası naklen yayın adult sitelere düşmüş olsa da, en büyük korkumuz bir yerlerde kırmızı ışık yanıyor mu, acaba bana tuzak kuruldu mu diye paranoyak olsak bile bunu denemişizdir muhakkak. Video çekilirken kendimi Oscar’lık oyuncu gibi hissediyordum, o tavırlar, saç attırmalar kameraya bakıp bakıp limon yemiş gibi ağzımı burnumu oynatmalar. Adeta yılların porno kraliçesiyim. Sonra ne çekmişiz diye bakarken aslında olayın öyle olmadığını anladım. Yahu bütün kamerayı popom kaplamış zaten hiçbir şey gözükmüyor. Bıngıl bıngıl sallanan etler falan var, porno değil adeta “yer altında bulunan canavarın ilk görüntüleri” tadında. Hayır, yani bir izlese, gergedanla insan çiftleşmesi zannedebilir. 2 dakika dayanamadım, sil sil sil onları diye kaplan gibi atladım kameraya. Sonra da ışığı bile açtırtmadım adama.
Grup seks
Ahh bebeyim, böyle bir olaya girebilmek için fazla kıskanç, kompleksli ve aşık bir kadınım. Öyle aramıza elin kadını girecek, memelerini sevgilim sıkacak, ben de orada “aferin benim aşkıma nasıl da güzel yapıyor” diyeceğim. Vayy vayy vayy daha neler. Bir defa aşkı meşki geçtim ben orada kadınla kendimi kıyaslamaya girerim. “Hımm bacakları da benden uzunmuş, lazeri nerede yaptırmış acaba ya, hohoooo memeleri küçük bir sıfır öndeyim. Göbeği de yok lanet olası kaşar!” Bunların üzerine bir de adam onla ilgilenirse o yatakta cinayet çıkar. “ben bir su alıp geleyim” derim, ekmek bıçağıyla ikisini de kıtır kıtır doğrarım sonra. İki erkek bir kadın durumu ne kadar fantezilerimde can olsa da ben adamın kıskancını beni sahiplenenini severim…
Ama böyle bir defasında sırf ne diyecek diye merakımdan, sordum yatağa bir kız daha alalım mı diye. Yaa olabilir falan deyince, ensesinden saçları tuttum, “Bu yatakta sen ve ben dışında biri daha olursa derini çiğ çiğ yerim, penisini kopartıp kendime kolye yaparım! Aklından bile geçirme, anladın mı???” diyerek bu olaya son verdim.
PS: "Seks hayatını yazıyorsun" diye, bir yazıyı bile okumadan gelip ağzını yaya yaya konuşanların da gönlü olsun isteyerek hayatımın en erotik yazısını Aralık ayı için Elele'ye yazmıştım. Şimdi en azından o ortalarına sıçtığım ağızlarını yayarken bu cümleyi hak etmişim derim... Hah bir de bu sene bloga düzenli olarak yazacağıma söz veririm.Umarım 2011 sana, bana 2010 un getirdiklerini getirir :))
24.11.2010
Arabesk anılar

21.09.2010
Ben ölemedim bi türlü vurgun vurgun üstüne

29.08.2010
Bir sevgilim olsa giderim balayına ah bir de bekarsam giderim alayına!
