19.05.2009

Amaçlarımı boşalttım geridönüşüm kutusuna


Bu sıralar isteklerimi, hayallerimi, yaşadıklarımı, amaçlarımı sorgulamaya başladım. Önce yaptığım işi, geleceğimi, bana neler katıp, neleri götürdüğünü, şu anda hedefimin neresinde olduğumu sorguladım.. Biraz fazla sorgulamışım yalnız şu anda işsizim.. Seks ve aşkla devam ettim bu sorgu olayına fazla derine indim sarmadan ayrıldım.. az kalsın aseksüel olacaktım ki, dedim tamam yeter ıcığını cıcığını kurcalama işinden oldun bide kukundan olma.. Şimdi de amaçlarıma taktım.. Bu dünyaya gelişimizi yukardakinin can sıkıntısı dışında üremek olarak gören biriyim. Yani üremekten başka hiçbir halt sonsuza dek sürmüyor evrende.. Bu sebeple evlenmek benim tek amacım, çocuk doğurmak tek emelim(di).. Hem çocuk için, hem yalnız yaşayamayan insanlar kategorisinde olduğum için, birinin beni hayatı boyunca sevebilme ihtimali dünyanın en güzel duygusu gibiydi.. Sonra böyle birşeyin olamayacağını düşünüp, sadece bir çocuğum olsun yeter demeye başladım.. Yaşayamadığım, içimde yara olan, çocuklara baktıkça kendi çocukluğuma acıyıp bedenimden nefret ettiğim zamanları, ona bana sunulmayan hayatı yaşatarak kapatmak istiyorum.. İstiyorum istemesine ama evlenmekle ilgili tek bir fikre sahip değilim. Çocukken sorarlardı büyüyünce ne olacaksın diye, "Allah olcam ben" derdim. Ağzımın üstüne iki tane çakarlardı "iyi madem gelin olcam" derdim.. Evlilik hayalim şurda yazdığım gibi.. Amaaa kazın ayağı öyle değil işte. en fazla ne kadar o oynaşlar fingirdeşmeler sürer.. Sonsuz aşk diye birşey var mı? Yok öle bişi, en babası bile en fazla 10 sene sürer.. Kimlere ben bitmez bu aşk dedim, senden sonra kimseyi sevemem ben dedim.. Bu elim başkasının elini tutamaz dedim.. Bırak eli hangi uzuvlarını tuttu o elim. Aklımın ucundan geçmedi bile verdiğim o sözler yeminler. Aşk bitiyor, alışkanlık asıl beni korkutuyor.. İnsan kanından canından olan kardeşine yeri geldiğinde aynı evde tahammül edemiyor bambaşka bir insanla hayatını birleştirmek, ve bunun için yazılı yemin vermek ne kadar garip aslında.. Çocuk doğar kilolar başlar, adam bunalır çeker gider, işten eve geç gelir, az konuşulur, dışarıya az çıkılır, aranızda sadece çocuğun ihtiyaçlarıyla ilgili konuşmalar geçer.. Sen konu açmaya çalışırsın, o konu kapatmaya uğraşır. Hep daha fazla para kazanmak için didinirsiniz. Sürekli borçlarınızı hesaplarsınız. Bi süre sonra aşk unutulup gider. Kadın görümcesi, akrabası, hısmı iş arkadaşlarıyla daha samimi olup, sezon sonu kıyafetlerine kocasına gösterdiği ilgiden daha fazla şevkle bakar.. Eve ilk taşındığınızda deli dümbül sevişilen koltuğa oturtmazsınız artık adamı.. Seksi iç çamaşırlarının hepsi hurçlara kaldırılır. kayınvalidenin evinde oynaşlar biter.. Köşe bucak sıkıştırmaz artık adam seni. Döner götünü yatar, yorgun argın geldiği işinden. Sen ise kerimanlarla gördüğünüz oturma odası takımını anlatırsın o çoktan uykuya dalmış olur.. Yaş ilerledikçe çocuklarla uğraşmaktan aşkı unutursun.. Kocan eve gelmesi gereken biri gibi olur. Arada sırada ilk günleri özlemeye başlarsın, eskisi gibi olmayı başaramayınca, en azından akşam eve gelip, uğur dündarı izliyor diye sevinirsin. Misafirliğe gittiği zaman dünyanın en neşeli insanı olan kocana bakarsın, izlersin onu uzaktan.. Gurur duyarsın onunla evli olduğun için. Ama adam seninle evin kapısından girdiği zaman, suskunlaşır, donuklaşır.. İçine almaz sanki seni, onun dünyası bambaşka gibi durur, senin dünyan ise o olmuştur..
Artık 3 kişidindir. Kocan çocuğun ve sen.. Bir karar vermeden önce ikisi adına da düşünmen gerekir. Bunalıp kaçma gibi bir olanağa sahip değilsin. Aşık olamazsın başkasına. Evden ayrıldığın zaman "gül gibi ailesi vardı orospuluğuna gitmiş el adamına" derler.. "Aşkı unuttum onun için gittim" dersen, "sen bence yarraa doymamışsın ondan gitmişsin" derler.. Zaten 40 yaşından sonra birini bulabilme ihtimalin de azalır.. kocan 60ında bile çatır çatır bulabilir ama.. Aldatmak göt ister..
Hep aynı adamın, aynı koltuğa gömülüp, aynı televizyon programını izlemesinden mutlu olursun.. Alışkanlığı huzurla karıştırıp mutlu muyum diye bile soramazsın kendine...
ve bir gün o adam senden 20 yaş küçük bir kızla, seninle 20 yıl önce yaşadığı anları tekrar paylaşır. O koltuk boş kalır, zil çalmaz, çocukların uğultusu, görümceler, hısım, akrabalardan daraltı gelir. Napacağını bilmezsin. Göğüslerin sarkmıştır, kırışıkların çıkmıştır. Alışkanlık seni bambaşka bir insan yapmıştır.. Geriye dönmesini istersin, döndüğü zaman gitmesini istersin. Pişmanlıklar, şimdiki aklım olsaydı ile başlayan cümleler, baş ağrısı, yaşlanma korkusu, sevilmezsem herşey için acaba çok mu geç düşüncesi.. Yıllar böyle akıp gider..
....
Evlilik asıl kadına uygun değil bence. Yani resmen hayatımı adıyorum diye bir anlaşma imzalıyorsun. Bunu bile bile lades demek, ne kadar salakça aslında.. ve anlam veremediğim -benim de olmak üzre- kadınların evlilik için ölüp bitmesi.. "benim nenemle dedem var hebik hübük hala elleler" geyikleri dışında (ki ben o geyiklere zerre kadar inanmıyorum, o nenene sor bakim sıkıştır, hergün sevişerek mi geçirmiş ömrünü dedenle) gördüğüm bütün evlilikler üç aşşağı beş yukarı hep bu şekilde.. Kendi sülalemden birini bunlar arasına katamam, boşanmayan, herifin iliğini kemiğini kurutup ortada çük gibi bırakmayan bir kişi bile yok.. Anne ve babanın aynı evde yaşaması garip geliyor bana o yüzden.. Ama şöyle uzaktan bakınca ilişkilere, yıllar geçince adam hep uzak, kadın hep bağımlı..
Kadın alıştıkça daha çok yakınlaşıyor, adam alıştıkça daha çok uzaklaşıyor.. uzun ilişkilerde de aynı şekilde. Alışkanlık ne zaman devreye girse kadının saçmalama evresi ortaya çıkıyor. Çünkü adam bütün heyecanını o dönem kaybediyor. Kadın da adamı kaybetme korkusuyla saçmalıyor.. Yani sonunun böyle olacağını bile bile evlenmek, bana artık mallık gibi gelmeye başladı..
Asıl kadınların korkması lazım evlilikten, bi kere en değer verdiğimiz şey bedenimiz anormalleşecek. Ailede zaten baskı altındaydık, koca evinde daha fazlası olacak.. Sonra çocuk inanılmaz bir sorumluluk.. kafamızın estiği gibi terkedemeyiz evi. Öyle bir durumda bütün sülaleyi, apartmandaki komşuları bile düşünmek zorundayız. Bir anda üzerimize olgunluk denen birşey yüklenecek.. Sabahtan akşama kadar işte anamız ağlayıp, akşam eve gelince birde herifi mutlu edecez, çor çocuğa bakcaz.. Evimize gelen akrabalarımızdan bile bunalıp kaçarken bir anda bir ton akraba sahibi olcaz, ve hepsini aynı yalaka sırıtışla karşılayacağız.. Bir süre sonra "ben" diye değil, "bizle" başlayan cümlelerle cevap vereceğiz insanlara.. Kocamızın 20 lik kızlarla dolaşmasını olgunlukla karşılayan komşular, toz almadığımız için bizi kadınlık yapmıyor diye suçlayacaklar.
Erkekler için oh kebap, süte hergün para vereceğine evine inek alacak.. Canı istediği zaman çeker gider kim ne der.. Çocuğun sorumluluğunu alma falan filan geçmiş çağlarda kaldı. Adam çalışıp evine ekmek getirmek zorunda falanfıstık.. Şimdi valla iki tarafta çalışıyor ama erkek gene damarlarında duran pişkinlikten birşey kaybetmiyor. Hatta kadının üzerinde daha fazla yük var, ama umrunda mı değil. Neden? önden sallanan kuyruğu ona çok fazla misyon yüklediği için, senin yaptıın iş mi, onu küçük parmağın yapar diyerek hatunu birde küçümsüyor..
Böyle olmasına rağmen erkek evlilikten korkuyor kadın ise evlilik için çıldırıyor. Deli dümbül para kazanan kariyer sahibi olan hatun da evlenmek istiyor, ortaokul mezunu evinde gergefle antep işi işleyen kız da..
Valla bu sıralar bana noluyor bilmiyorum yediğim ne dokunduysa duygu düşüncelerimin hepsinin nevri dönmeye başladı..

81 yorum:

Adsız dedi ki...

çok doğru ama işte erkeklere göre kurulmuş bir dünyada yaşadığımız için evlenmeyen kadınlar evde birden çok kedi besliyor, bence bunda tuhaf bir taraf yok, ama kedi sayısı ve kadının yaşı arttıkça çatlaklık payesi artıyor. evlenip boşanmışsa ya da dul kalmışsa yine iyi, ama "hiç evlenmemiş" diye bir sıfat var ya, o kötü işte. bunun ideali yirmi beş otuz yaş arasında evlenip çocuk sahibi olup sonra boşanmak bence, keşke öyle yapsaymışım. tabi evlenmeden çocuk sahibi de olunabilir ama, o ideal buralarda sıkı göt istiyor afedersin.

ELMAYRA dedi ki...

Evlilik hazırlıklarında bir insan olaraktan katılıyorum yazdıklarına..Ama şu evrede mantıgım ve kalbım aynı dogrultuda calısmıyo belkıde evlılık ancak boyle bır göz kararması vesılesıylen oluyor..Evlilik kesinliklen mantıklı bır karar degıl belkıde aşkı öldürmeye ımza atıosun ama aşkıda kendısıyle öldürüyosun neticede..
Aslında ne kadar sorgularsan altından o kadar pislikler çıkıyor aynı hayat gibi..Bırak pislikler halının altında kalsın,sen tertemiz halıyı gör hep:)
Dip Not: Aşkın son oyunudur bence evlilik...

Gokcen dedi ki...

Evli bir insan konusuyorum oncelikle onu belirteyim. Yazidaki bir cok tespit cok yerinde. Gozlem yetenegine ve bunlari sosyolojik incelemeler seklinde anlatim bicimine hayranim zaten Pucca. Masumiyetini bir ker yitirince hayatta dunyaya pembe gozluklerle bakmak cok kolay degil biliyorum ama inan dogru insani buldugunda mumkun olabiliyor. Ben mesela cok ciddi kaziklar yedim, erkek irkina karsi derin nefret duydugum donemlereden gectim. Bir cocuk yaparim, bosar giderim adamin birini, hayatimin sonuna kadar da orda burda takilirim diyodum. Ailem de evlendi olmadi, evlilige kustu falan diye avunur artik diye dusunuyodum. Cunku bir kere perde kalkti mi ve sen dunyanin gercekleriyle karsilastin mi, bir daha cocuklugundaki kadar saf, temiz sevemezsin kimseyi diye dusunuyordum, icten ice oyle sevebilmeyi arzulayarak.
Sonra bir gun biriyle tanistim, internetten hatta inanmazsin. Herhangi biriydi benim icin, biraz eglence, hos sohbet. Ama muhabbet koyulastikca farkettik ki, ikimiz de 'perdesi kalkanlar' daniz. O da yedikleri kaziklarla kadinlara ve insanlara olan inancini yitirmis. Uzun uzun sohbetler ettik, cikarsiz, beklentisiz, sadece paylastik. Paylastikca bir seyler hareket etmeye basli icerlerde. Corak sandigimiz toprakta bir fide beliriverdi sanki...Iki yarali yurek, birbirini iyilestirmeye basladi.
Henuz dorduncu senemizi doldurduk. Hayat ne gosterir bilinmez tabi. Ama ben bir omur ozleyecegimi zannettigim gozu bagli asik hallerimi artik ozlemiyorum, gelecege bakmiyorum severken, ana bakiyorum. Ne olacak demiyorum, ne oluyor diyorum. Ve biliyorum ki beklenti insanin en buyuk dusmani. Beklemeden sev, kendin icin sev, icindeki yaralari iyilestirmek icin sev, birak ne olacaksa olur zaten. Ne kaybedebilirsin ki daha baska zaten. Daha ne kadar aciyabilir icin. Ben bunlari diyerek biraktim kendimi akisa.
Bir gun sevgiyi, beklentisiz, camura, kine bulasmamis sevgiyi kalbinde yesertebilmen dilegiyle...

Adsız dedi ki...

tüm evlilikler böyle değil emin ol.bu seninle de çok alakalı saldım çayıra mevlam kayıra salarsan kendini tabi bu kıvamda umutsuz en karısı moduna bağlarsın.birde şu var evlenene kadar prenses olan hatunlar evlendikten sonra kezbanlaşıyor...iş güç, nası olsa bastım imzayı evliyim o benim çocuk derken salıyor kendini...temiziğe takıyor alışverişe dadanıyor,sinirli bişey olup çıkıyor adamı artık sadece kredi kartı, baba , olarak görüyor .yani tek suçlu erkekler değil.

Adsız dedi ki...

Diğer yazını okudum gözlerim doldu. Bazen çok şey bilmek daha çok acıtır insanı. Senin durumun bundan ibaret. Sende tertemiz saf bir çocuk kalbi var. Ama bin tane numara çevirecek zeka da var. Bu yüzden bu karmaşaları yaşıyorsun. Çocuk kalmış yanını bir gün biri farkedecek ve seni sonsuza kadar sevebilecek ben inanıyorum buna :))

Adsız dedi ki...

Bütün evliliklerin bi yerden sonra geldiği noktayı o kadarrrr iyi anlatmışsın ki hakikaten bravo Pucca..
Evlilik fikrinden ve o duygudan ve o hayalden nefret ediyorum..
ama 30 yaşındayım,herkes "ne zmn evleneceksin artık" der gibi bakıyo bana sanki..e bi çocuk da lazım, çocuk ayrıca çok güzel bişi..ama aşık oldugum adamla, aynı evin içinde yaşadıkça günden güne o aşkın bitişini görmek çok ürkütücü..ilişkiyi direk tüketen birşey evlilik..
"dogru insan" dan bahsediyolar, sanki mucizevi birşeyden bahseder gibi..o dogru insanla da herşey bi süre sonra sıradanlaşmaya başlar, her ilişkinin, aşkın, sevginin bir bitişi vardır..haa sen buna ragmen mevcut duruma alışıp idare edersin o ayrı..ama mutlu musundur, hayır! birçok evlilikte de ztn idare ediliyor, ya bitirmeye cesaret edilemediğinden ya da alışkanlıktan..(alışkanlık kadar insanı çürüten birşey daha yoktur bu arada)..
evlilik kurumu mutluluk veren birşey değil bana göre..ben şahsen evleneceğim kişiyi ayrı evlerde yaşama fikrine ikna etmeye çalışıcam, olmazsa da evlenip hemen çocugu yapıp boşanırım herhalde..
İnsanların evliliğe dair toz pembe hayaller kurmalarını cidden garipsiyorum. Onlara puccanın bu yazısını her gün yeniden okumalarını tavsiye diyorum, belki toz pembe hayallerinden uyanıp gerçek hayata dönerler:))

taluyka dedi ki...

evlilik konusunda içimi kararttın yaw:/ama acımasız gerçekler işte

Adsız dedi ki...

*evlilik aşkı öldürüyor ve alışkanlığa dönüştürüyor evet..ama asıl mesela alışkanlıklarından keyif alabilmek..
*bir kadın olarak kadınların evlendikten sonra kendilerini salmalarına çok karşıyım..kilo vermeyi dünyanın en zor şeyi sanıyorlar...
*erkekler -genelde- evlenmekten nefret ederler düşündükleri ve elde etmek istedikleri cinsel ilişkidir...
*erkeklerin evlenmekten korkmalarına da bir anlam veremiyorum ..ne güzel işte kadın hizmet ediyo sürekli..çamaşır-bulaşık-temizlik... :)
ayrıca hem çalışmak hem ev işi yapmak hemde çocuk bakmak çok zor çookk..
-işin tuhafı evli değilim ama bende evlenmek istiyorum :)
gülsüm

bi dost dedi ki...

Allah korkusu olan birine düşersin inşallah.

deniz the girl dedi ki...

ya yazdıkların süper ama klişe...çogunluk bu durumda haklısın ama,bazen farklı olabılıyor.sıradan kadınlar ewlılıgı bu hale getırıyor bence,ılgılendıgı tek bok perdelerı olan kadınlar var ya..ben o kadını dııl bı senede bı gunde aldatırım lan.
ben evlılık karşıtı felan gecınen bı tıptım taki bikaç sene önceye kadar,hiç beklemedıgım bır yerden ınternetten raslantı sonucu bırıyle karsılasasıya dek..(Gökcen gbı)
herşey o kadar garıpkı,aşk denen şeye ınanmıyorum hala ama uyum denen bışi mutlaka var.bız alakasız ıkı ınsanız,bırımız muhendıs,bırımız sanatcı,herşeyımız farklı ama süper anlasıyoruz,1.5 senedır ewlıyız hıc sıkılmadım,uzun sürede devam edıcek gbı..ustelık ben öyle evlenınce facebookunu sılen salak kızlardan felan dıılım,hayatıma aynen devam edıyorum,onuda dahıl ederek...
bence senın bırıne güvenmeye ıhtıyacın var,guvenebılecegın bırını bulmaya ılk etapta..umarım senınde karsına bu tür bırı cıkar..tek dılegım bu senın ıcın..sevgıler,ve ıyı şanslar..
deniz the girl

Hesionka dedi ki...

PuCCa bu kadar karamsar olma lütfen :)
Evlilikte bunların olması ya da olmaması tamamen kadın ve erkeğin yapısıyla ilgili. 4 senelik evliyim (çok değil ama az da değil) ama hiç böyle bir şey olmadı henüz. Önemli olan ortak ilgi alanlarına sahip olmak, yoksa bile yaratabilmek. Birlikte yapılabilecek, spor, oyun vs aktiviteler olması. Ama hem kadın hem de erkek kendi dünyalarına çekilirse elbette varacağı nokta senin yazdıkların.

Çocuk dediğin de zırt diye olmuyor malesef, 6 ay 1 sene denesen de düşük olma ihtimali var (bknz:ben)

Ve elbette karşına bir gün doğru insan çıkacak.

Ben de çıkmaz sanıyordum ;)

Adsız dedi ki...

pucca..
20 yıllık dosyayı..
geri dönüşüm kutusuna attım..
şimdi geri dönüşüm kutusunu boşalt tıkını basmak üzereyim..

ama bu arada.. öğrendim konuştum.. aydınlandım..

gerçekten anlayamadığım şeyi.. sen belki açıklarsın bana..
hani şu yirmilikler var ya..

peki onlar neden ortak oluyorlar.. bu işkenceye..
dünya kuruldu kurulalı..
neden bunu kendilerine.. başkalarına yaşatıyorlar..
üstelik biri diğerine geçirerek..
ama sonra kendisi de bir diğerine geçerek..

bunca mı umutsuz yetişiyor kadınlar..

anladın di mi sorumu..
başka birine aşık olmaktan değil.. kurmaktan bahsediyorum..
hareme eskiden tutsak edilip sokulurdu kadın kısmı..
şimdi gönüllü olmalarının nedeni ne..

ben bunu anlamak istiyorum..
zira evde bi tane onüçlük var..
ona göre eğiteceği onu..
ya da şimdiden dilet edeceğim.. =D...

aslında ara ara gelip yorumlayan.. hep okuyan..
zekana ve yaklaşımına hayran ama arkadaşın olmayan.. hatun
kişilerden biri..

harem

delininbiri dedi ki...

evet evlilik tam olarak senin anlattığın gibi bence de..her kelimesine katıldığım bir yazı olmuş..evlilikle ilgili düşüncelerimi bir türlü anlatamadığım anneme bu yazını okuyacağım..bir de ben evlenmek için ölmüyorum..valla bak :D

ZIBBIDI dedi ki...

Sen Ewlen çocuk yap sonra ayrıl nafakanı çatır çatır ye..Seninle zaten ömür geçmez..Adam elbet anlar bunu istediğin kadarr nafakayı werir..:D

Adsız dedi ki...

diğer yazıyı okuyup pek bir heveslenmiştim.bu yazı acı gerçeklerle yüzleşememi sağladı.öteki türlü daha iyi gibiydi sanki ya...

Angelica dedi ki...

İnsanın içinde hissettiği şey heycan oluyordur belki de.Aşk değil yani.."Evet" dedikten sonra rüya gibi gelir..İlk defa yaşanır ya sonuçta..Heycan işte..Ama baksana herkes bunu bile bile evlilik zor olsa bile istiyor işte..Doğamızda var sanırım..Mecburmuşuz gibi..

Şunu merak ediyorum ayrıca..
Aşk var mı gerçekten ? Ama gerçekten..Bir gün bitecek şey aşk mıdır ki ? Bence değil..

Şevval Elif SOLMAZ dedi ki...

Bir haftalık evliyim,bu söylediklerini evlenmeden önce çok düşündüm. Biz çok mutlu bir çiftiz ama bizim başımıza bunlar gelmez demek doğru olmaz. Baktığın pencereyi değiştirmeyi dene Pucca,gri tonda camların arkasından bakma bu olaya ve beklentilerini ne kadar azaltırsan o kadar mutlu olursun bence. Aşık olmayı değil de sevmeyi ve çk saygı duymayı beklersen eşin olacak insandan,70 li yaşlarına da kalacak şeylerin olur :) Seviyorum seni deli kız,biliyorum çok mutlu olacaksın!

NN dedi ki...

bazı erkekler için aşk yoktur sadece seks vardır.

o yüzden sevecek kalbi olan bir erkekle evlenmeli.

TrexxxXx dedi ki...

selam :DDd

(ara sıra gelip kendi bloğumun gizli reklamını yapacağım. ama gizli gay falan değilim. ehehehe :DD bu konuda sorun olmasın)

Çok güzel yazılar var burada!!! \m/

aushduaushdausd

funda dedi ki...

bu nasıl bir devinimdir ki evlenmek isteyen özgürlüğünü isterken millet hala evlenmek için kıştan yaptırır doldurur evlenmek üzere nikah dairelerini...
bok var evlenin...

Sugibi dedi ki...

yazdıklarını okuyunca evlenmemiş biri olarak evililiği bu kadar iyi bilmene şaşırdım. ben acaba neden evlenmeden önce bütün bunları düşünememiştim.

altın olan her şey parlamaz dedi ki...

hiç evlenmeden evliliklerin genel durumunu gayet iyi özetlemişsin. helal!!!

Noni dedi ki...

İlk başta yorum bırakana çok güldüm ben de evde 3 kedim ile yaşıyorum ama bunun boşanmış olmamla bir ilgisi yok vallahi ben kedileri küçüklüğümden beri çok severim ama çatlaklık konusunda sessiz kalıyorum :)

Alnilam dedi ki...

valla ne dersen haklısın pucca... evliliğin kendisi saçma bir kavram zaten bir de üzerine toplumun eklediği saçmalıklar da oluyor... evlenmeyen adama birşey demezken 30una gelmiş ve henüz evlenmemiş kadına evde kalmış gözüyle bakılıyor...
zaten evlilik ne... evlilik resmi bir şekilde devlete, etrafındaki hısım akrabaya ben bundan sonra sadece bu adamla/kadınla yatacağım demek değil mi...
hayatı paylaşmak diye saçma birşey var bir de... neden paylaşayım ki hayatımı... neden paylaşıp da yarım bir hayat yaşayayım... herkesin hayatı, zamanı kendisine... hiç kimseye bir saniyemi bile vermem!..

KaRaMeL dedi ki...

hayatın dönüm noktası evliliktir bence.kadın ve erkeğin aldığı çok büyük sorumluluk.
O yüzden evlilik herkese göre değil.herkes evlenmesin!!!

bende isterım evlenmeyı..
bembeyaz gelinlik içinde süzülmeyi.
sonra sevdiklerimle rüya gibi bi düğün gecesi geçirmeyi,
ama evlenmek ıstemıyorum:
bu rüyayı kabusa çevirecek diye.
özgürlüğümü elımden alacak dıye.
arkadaslarıma karışacak dıye.
benı aldatacak diye.....

lemur dedi ki...

bende evlilik fikrine karşıydım.YÜC ü ilk tanıdığımda o da evliliğin manyaklık olduğunu söylüyodu.evlenen insanlara anlam veremiyorduk.biz 5 yıl boyunca birbirimize evliliğin manyaklık olduğunu söyleye söyleye en sonunda evlendik.7 yıl oldu evleneli 2 kızım var.veeee çok şaşırıyorum ama mutluyuzzzzzzz.niye mutluyuz diyeee sorguladığımız çok oluyor .bizim evliliğimizde bir yanlış var ama ne.nerde hata yapıyoruz bilmiyorum.çocuklarımızı aramıza yatırıp o 20 minik parmağı tek tek öpmek en büyük keyif.
*dünyada en azından bir kişinin senin tarafında olduğunu bilmek muhteşem.
*en az bir kişinin hatalarını görmezden gelmesi
*en az bir kişinin omzuna yaslanabilmek
*en az bir kişinin seni %90 a yakın tanıması
*en azbir kişiye %100 güven duymak muhteşem bir duygu.
*sinemaya,kafeye,bara,çocuk parkına pikniğe gidecek kafa dengi ve senin kahrını çekecek birinin olmasıda çok güzel ve bunları bana evlilik sağladı.güvenli ve huzurlu bir liman gibi evlilik.bazen canımı sıkan şeylerde oluyor ama.yarın nerede uyanacağımı bilmediğim her gün yeni mekanlar keşfettiğim bekarlık günlerimde de oluyordu bu can sıkıntıları

Anastasia dedi ki...

Vala bence bütün olanlar toplum baskısından oluyor...
Bi kere belli bi yaşa kadar yani gözün açılmadan evlendin evlendin yoksa bilinçlenip tüm gerçekleri gözün görmeye başlıyor ve adamların hiç birini begenmıyorsun zaten kendine bile zor tahammül ettiğin dönemlerde bi başka adama ömrü billah tahammül etmenin zor olduğunu anlıyorsun. Toplum baskısına gelince millete her şey dert, kendi başlarına geleni herkesin başına gelsin istiyor cinsler. Böleleri evlilik ne zaman diye başlar, evlenirsin çocuk yokmu yoksa olmuo mu der, kilo alırsın çocuğu da olmuo kesin tedavi göruo der, zayıflarsın kocasıyla problemi var kesin derler derler ve hiç susmazlar...
Bence evlilik kadın erkek ayırtetmeksizin insanın doğasına aykırı. Koca bir ömrü hiç sıkılmadan aynı evde aynı yatakta kim ilk günkü aşkla heyecanla sevebilir ki zaten bu ne kadar mantıklı. Bence aklı başında olan herkes bunun farkında ama bu farkındalık yetmıyor işte toplum baskısı herşeye galip geliyor, ha bir de aşk var o zaman bu gerçek algısı ortadan kalkıyor ve herşeyı yapabilirim duygusuyla hareket ediyor insanlar. Her neyse evliliğin gerekliliğine inanmayanlardanım ben,insanı sığlaştırdığını düşünüyorum.

Berrin'deniz' dedi ki...

sanki daha once evlenmıs ve 60 70 yasına gelmıs gıbı ve cıdden bılerek yazmıs gıbısın..bu tecrubeyı yasayan bıır olarak tespıtlerının cogu dogru :)
evlılıkte asla ask dıye bır sey kalmaz..tamam seversın sayarsın ama asık kalamazsın. bu ısın dogasına aykırı zaten..
cocuk baslı basına sorumluluk. ha deyınce basıp gıdemıyorsun hıc bır yere.. bazen ölmek ıstıyor ınsan..onu bıle layıkıyla ısteyemıyorsun cocugun var dıye..
cekıp gıdemıyorsun..
evlılıgı sevdıgın asık oldugun erkekle aynı evde rahatca opusup sevısıp uzanıp tv ızlemekten ıbaret sanıyordum bır zamanlar hahah..bu fıkır cazıp gelıyordu. sımdı kahkaha ıle guluyorum :)
yınede tecrube etmende fayda var..
bakarsın senınkınde bır mucıze olur:)
40 yasından sonra bır nane olmaz dıyorsun ya 10 senem var demekki..basalım gaza :)))

ıyı bır anne olacagına emınım ben..oglan anası olacaksın :)

son olarak ben amaclarımı gerı donusum kutusundanda sılmek uzereyım..sen silme.

paper doll.. dedi ki...

ben de çok kafamı takıyorum bazen bu konulara..
içimde sanki iki insan var.. biri ister istemez doğduğu günden beri şartlandırılmış, büyüycek aşık olcak ve evlencek diye aptal hayaller peşinde. biri herşeyin farkında hayal dünyasında olduğunu biliyo ama elinden bişey de gelmiyo.. et yiyen bitkinin kokusuna kapılmış sinek gibi dolanıp duruyo etrafında yem olacağını bile bile.. içgüdüsel bişey herhalde, bilmiyorum..

şu postta ben de bişeyler yazmıştım bununla ilgili..
http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2009/05/beni-bi-romantik-komediye-atn-orada.html

Siminya dedi ki...

dün yolda yürürken bir yandanda kulaklıktan bir şarkı dinliyordum orada senin "alışkanlıklar beni korkutuyor" cümlene benzer bir cümle geçti, durdum yürümeyi bırakıp "eureka" yaptım sanırım kainattaki bir çok sorunun cevabı bu; alışkanlık.

aşkla ilgili fikirlerim net, o olmadığında ne kadar kafamızın rahat olduğunun farkında değiliz, geldiğinde,bedenimizde kaldığında ve çekip gittiğinde görüyoruz anyayı konyayı (anya nerde?) bu ızdıraplı eylem uzak olsun benden.

evlilikle ilgili fikirlerim ise buraya sığmaz, bir yazı yazmıştım aldatmakla ilgili okumuşsundur, yazımda düşüncemin pekte iyi olmadığını
"Evlen kurtul proğramlarının bolluğuna, bereketine rağmen şu evlilik denen şahıs sahtekarın, düzenbazın teki. MFÖ'nün "mecburen mecburen" şarkısının nakaratından başka birşey değil" cümlemle özetlemiştim.


yorumlarda "deran" cezmi ersöz'ün bir şiirinide kattığı harika bir yorum yapmıştı, şiirin bir kısmını buraya yazsam çok abartılı olmaz umarım

İKİ KARANLIK ORMAN BİRBİRİNİ SEVSE NE OLUR / SEVMESE...

Anlaşmak diye birşey yoktur aslında /
dillerin ve yüzlerin altında başıboş zamanlar
dolaşır /
sokaklarda bir kıç,bir penis,bir çocuk-köpek gibi
dolaştığım zamanlar /
varlığımı koruyabilmek için
masaların altında ellerimi, ayaklarımı
parçaladığım
zamanlar /

Zamanlar haindir,zamanlar muhbir /
İki karanlık orman birbiriyle anlaşsa ne olur,
anlaşmasa /

Güvenmek diye birşey yoktur aslında /
dillerin ve yüzlerin altında başıboş korkular
dolaşır /
bense korkumu ölümümün altına sakladım
hep /
korkumun kokusunu aldılar
kaçtım kovaladılar /
İki karanlık orman birbirine güvense ne olur,
güvenmese /

Sevmek diye birşey yoktur aslında /
dillerin ve yüzlerin altında başıboş yalnızlıklar
dolaşır /


*bu yorumu okuyabilene benden bir tane besili buzaa hediye :)

december dedi ki...

manyak tesbitler yapmissin,tebrikler...
yalniz butun evlilikler boyle degil sukur ki,herkes aski hersey zannediyor,deliler gibi asik olmak,tutkular denizinden bogulmak blaaa blaa,ama hersey ask degil evlilikte.bence askin bitmesi ve yerine anlayisin,sicacik bir sevginin gelmesi,bazen konusacak seylerin bitmesi ama hala birbirine gulumserken neler demek istedigi bilmek en guzeli...bunlar sadece asikken olmuyor ki...

ELİF dedi ki...

Valla ne dıyeyım hepsı dogru gozlerımı ayırmadan okudum acıkcası..Ben olsam evlenmez,aynı evın ıcınde evlılık hayatı sürerdim.Bakın evli olduğum halde bunları söylüyorum ona göre aklınızı başınıza alın kızlarrrrrr..
:)))))

ooofof dedi ki...

seni geri dönüşüm kutunda sikerim

Zeynep dedi ki...

bir cok yeri dogrudur..
3 aydan beri evliyim, ve belllki bir gün bunlar beni de bekliyor.
ama bende yukardaki yorumcu gibi ani yasamakla mesgulüm. olabildigince mutlu ve huzurlu olmakla yetiniyorum.
ilerisi icin kimse garanti veremez.
dua ve ümit..
eger bozuksa karsimdaki, kendisi bilir hih (:
yazilarin arasindaki en pesimistlerden.. umarim yakinda yine dolu dolu yasarsin güzelligi(:

barbieater dedi ki...

yazdıklarında bir mantıksızlık var. şimdi anladığım kadarıyla erkek eski yaşadığı heyecanların peşinden koşturabiliyor ve toplum bunu normal karşılıyor. bu kötü bir şey. fakat kadın toplum baskısından veya vücut deformasyonları nedeniyle yeniden bir ilişki yaşayamıyor. bu da kötü bir şey galiba yazdığından çıkardığım. yani kadınlar da erkekler gibi tekrardan başa sarabilsin mi herşeyi, yoksa erkekler neden aldatır mı yıllar geçice ve buna bir çözüm bulunsun mu, işte bunu çözemedim.
bir de şu konu biraz ilginç. alışkanlılar herşeyi bitirir demişsin. bunu sadece kadın erkek ilişkileri için mi söylüyorsun? şimdi senelerce aynı işte çalışabilir misin? aynı evde yaşayabilir misin? aynı şehirde, ülkede olmadı gezegende yaşabilir misin? peki aynı vücutta yaşayabilir misin? yoksa sorun sadece ve sadece sevdiceğin de mi? neden arkadaşlarımızlarla dostlarımızlarla senelerdir takılıyoruz diye gurur duyarız da konu sevgili olunca bir anda alışkanlık oldu sıkıldım olur? sanki bu işte bir zorlama mı var? fast food tarzı ilişkiler gönülde ağırlık yapar mı ki?
ha bir de en son şu var(yaw çok seviyorum senin şu yazılara yorum atmaya:) bahsettiğin alışkanlık haline getirilmiş evlilik modelinde sorum yılların alışkanlığı değilki. dikkat et tanıttığın tiplere, bir tane ortak ilgi alanları olmadığı gibi galiba doğru dürüst hobileri de yok. neyden hoşlanır bunlar? sanırım kitap okumazlar ki tartışsınlar, fastfood filmler dışında bir film kültürleri de yok. galiba serdar ortaç gibi bir müzikal kültürleri nedeniyle o konuda da pek bir konuşma alanları yok. çoluk çocuk konuları var bir tek bağlayan. ilk başta kolaydı herşey. iki tarafta bedensel olarak birbirlerini arzularken ortak şeyler çıkmıştı da sonra tıkandı galiba birçok şey. neyse sağlıcakla kalsınlar da olan çocuğa oluyor yaw. sonra evlilik kurumunu sorgular tabi:)))

cecil dedi ki...

herşeyy yazdığın gibi.. kimi bunu kabul eder.. kimide ısrarla aksini söyler kendini kandırır en zoru kendine itiraf etmektirya zaten ..
önce sağlığın .. sonra iyi bir işin olsun .. gerisii boş..
bir erkekle yaşlanma zamanı geldiğinde bu saydığın şeylere zevkle katlancaksın çünkü sıra onlara gelmiş olcak ..
müşterek esarettten başka bişey değildir zaten ..parmağa değil boğaza halka :))

sparks dedi ki...

hislerime tercüman olmuşsun yau.
ama kadınların evlilik istemesi tamamen toplum baskısından ibaret bence.
deli kariyer yaparsın ama evli diilsen "aaa sen daa evlenmedin miee ne zaman evlencen"bitmez bıdıbıdıları

lapsus calumni dedi ki...

ah Pucca ah!
o kadar güzel anlatmışsın ki kesinlkle katılıyorum...
ben de uzun zaman düşündüm nedir bu ironik durum... kadın evlilike ebesi sikilecek taraf, erkek de padişah olacak taraf iken neden bu kadar 'korkarlar' bu köpekler? nerdendir bu tripler diye.. sonra farkına vardım ki işin özü doğduğumuz günden bu yana kafamıza zorla kazınmaya çalışılan rol modeller...
yani kız çocuğu doğduğu ilk günden itibaren 'evlenmesi' konusunda motive edilirken, erkek hovardalık yapması için motive ediliyor.. ataerlik toplumun kendi cinsine yaptığı bir kıyak işte bu da..
bunu farkettikten sonra etrafımdaki tüm ilişkilerin, yani sadece evlilikte değil hayatın her alanındaki tüm ilişkilerin bu ataerlik düzenle bağlantılı olduğunu farkettim...
hani geçen yazılarından birinde bahsetin ya evli kadınlar gidiyo bebelerine kocalarına bakıyo benim günahım ne diye..işte senin günahın toplumun( yani erkeklerin kendi keyiflerine uygun olsun diye kurdukları düzenin) sana verdiği kocaya bakma onun çocuğu besleme görevini yerine getirmemiş olman..

hayat zaten boktanken bi de böyle bir topluma kadın doğduğum için kendi ağzıma sıçayım
ne deyim
daha da gelmem...

chou-chounur dedi ki...

evlenmek zor iş... evlenmeden önce doğru insan mı diye ölç tart biç.. evlenince sorumlulukları yerine getirmek için didin çalış savaş.. zorrrr çok zooooooooooooooor :(

mistral dedi ki...

tahmin ediyorum midye tava dokundu bence. bende yeyince duygularım karışıyor=)

Adsız dedi ki...

BİR SÜREDİR YAZILARINI TAKİP EDİYORUM. BİR DEAF SEN UÇUK VE UÇTA BİR KADINSIN. KAVRAMLARIN BAKIŞIN ÇOK BAŞKA. YANİ SENİN SEN GİBİ BİRİNİ BULMAN ŞART, İYİ AMA SEN GİBİ BİRİNİ BULURSAN SANA HAYRI OLURMU SENCE? EVLİLİK SANA GÖREMİ SENCE (İSTİYORSUN AMA).
YÜREKTEN KAPILABİLİR, VE BİRİNİ TÜM YÜREĞİYLE KENDİNE AŞIK EDEBİLİRMİSİN, BUNU UZUN SOLUKLU YAŞAYABİLİRMİSİN, SABIRLIMISIN, SAVAŞIRMISIN, EMEK VERİRMİSİN?
KENDİNCE ÇÖZMÜŞSÜN HAYATI VE O OLMAZ BU OLMAZ, BU GİTMEZ, BU YAŞAMAZ, YAŞANMAZ, DİYORSUN..
O ZAMAN NEYİ DÜŞÜNÜYORSUN Kİ?

BİR ERKEK

roland deschain of gilead dedi ki...

öyle bir evlilik tanımı yapmışsınki erkek kadınla sırf seks için evleniyor kadın çirkinleşince de evden kaçıyor gibi bişey olmuş.

lan o adamla niye evlendin o zaman..

La Santa Roja dedi ki...

Off içim daraldı yemin ediyorum. Evlilikten zaten acayip korkuyorum, "normal"leşmeye çalışıp bu ve buna benzer düşünceleri gerilere atmaya çalışıyorum, kaç aylık çalışmam hoop boşa gitti...

Adsız dedi ki...

Evlilik tecrübesi yaşamışsın gibi gerçek yazmışsın Pucca..Tam puan. Keşke "bana bi koca lazım" yazındaki gibi bi evlilik olabilse. Benim de istediğim buydu,,ama 2 senelik evlilikten sonra anlıyorumki bu; evliliğe pembe gözlüklerle bakmaktan başka birşey değilmiş.. Fazla beklentide olunulmayacakmış.Yoksa üzülünürmüş..Aynı çatının altında toplanılınca herşey bir bir değişirmiş..Sabaha kadar sohbet edilebilecek biriyle evlenilecekmiş, yoksa konuyu sen açmaya çalıştıkça o kapatmaya çalışırmış..İnsan evlilik kararı alırken uzuuuunn uzuuun düşünmeliymiş..Evlilik zor işmiş..Bekarlık pek rahatmış..

Aklı Başında Bir İnsan dedi ki...

Erkeklerle ilgili 7mayısta yazılmış yazının tüm yorumlarını okudum da, burda yetti artık direk -psikopatmısınız?-
Bir insan bir evlilige bir gün aşk bitecek diye başlar mı, ulan bitecekse bitene kadar keyfini çıkar.Sana bunu düşünmenin ne yararı var belkide bitmeyecek sen kendine güvenmiyorsun, sen birşeyleri salmazsan karşı tarafında salmasına izin vermezsin.
Burası umutsuz ev kadınları degil, mutlulugu bulamayan bu yüzden aslında herkes mutsuza sebep arayan insanlarla dolu...Dagılın şimdi bu kadar tartışmaya degmez, bu kadar aydınlanmayın gözünüz açık olmasın..Mükemmeligi aramayın,sen mükemmel degilsin ne arıyo karşında bir mükemmel ,uyumu yakalayın..Sonra da emin olun buraya yok 35geldim bitti herşey evde iki yabancı gibiyiz demezsin..
Hadi geçen yazıda tahammül ettim mantıklı bir düşünceseli vardı ama burası ne ya , bir kendinize gelin...

Adsız dedi ki...

Sana sadece oha demek istiyorum. Hiç evlenmediğin halde o kadar güzel anlatmışsın ki evliliği. Sana hayran olmamak elde değil.

gp maksimov dedi ki...

yeni pucca eski pucca'ya 10 basacak gibi...

Adsız dedi ki...

bence evililiğin sadece kıçının kılları ağardığında bi kıymeti harbiyesi var..o zaman artık karşındakine razı olmuşsun zaten, beklenti falan kalmamış. etrafta herkes sapır sapır ölürken birbirinize tutunuyosunuz gibi bişey..

birkimse dedi ki...

pucca hanım, iyi anlatmışsınız yahşşi anlatmışsınız da eklenmesi gereken şeyler var.

aşk zaten biten bişey. evliliğin öldürdüğü falan yok. tamam belki bir miktar katkısı bulunabilir ama aşkın katili ilan edilmesine yetecek kadar değil.

ikincisi, o 20lik meselesi. zamanında türlü zorluklara göğüs germiş, en ufak bozgunda kendi köşelerinize çekilmek yerine birbirinize destek olmuş bir çift olursanız 2oliklerin pek şansı kalmıyor. tabi bunda seçilecek damat adayının da karakteri önemli.

bizimkilerin de çok şiddetli kavgaları olurdu muhtelif konularda. ama babam asla annemi bırakmadı, çünkü onun kadar vefalı bir yol arkadaşını bulamayacağını gayet iyi biliyordu.

meral dedi ki...

kadınlar ''aman evde kalmiim,aman da gelinlik giyiim,kır düğünü yapiim,illa da çocuğum olsun bıdı bıdı..'' deyip evleniyorlar,bütün bu istedikleride gerçekleşiyor.

SONRA??

aa.. muhabbet etmiyor,bir şey paylaşmıyor falan filan şikayet ediyorlar...

ama güzelim,senin evlenmekteki asıl önceliğin evliliğin kendisiydi,şahıs değildi demi.şimdi neden bu şikayetler??

pucca hn. 35 yaşıma kadar evlenmememin sebebi evlilik,düğün ,gelinlik,çocuk vs manyağı olmamamdı.manyağı olduğum şey (kolay olmasada) ekonomik özgürlüğü olan yani özgür ve mutlu olan beni dahada mutlu edecek biriydi.açıkçası artık pek ümidimde kalmamiştı.

ama oldu işte,onunla karşılaştım,2 yıl ikimizde evliliğe karşı olduğumuz için birlikte yaşadık,harikaydı,artık kahve içmek,dışarı çıkmak,tatile çıkmak,tembellik yapmak vs dahada zevkliydi.çocuk istememizden dolayı 3 yıl öncede evlendik.şimdi 2 yaşında tatlı bir kızımız var.

eğer aşktan kastınız sex ise her gece çılgınlar gibi sevişemiyoruz artık,ama sadece cinsel içgüdülerden oluşmuyoruz be pucca hn.çok daha özel,insanın içini ısıtan şeyler de paylaşıyoruz.

lütfen karamsar olmayın,son söz olarak:

MUTLU BİR EVLİLİK,ARANAN KİŞİYİ BULMANIN YANISIRA ARANAN KİŞİ DE OLMAYA BAĞLIDIR.

naso dedi ki...

harbiden uykudan uyandım. hayır evlenmek gbi bi niyetim de yok zaten en basta yasalar uygun degil.. ama haklısın bu alışkanlık olayı beni cok korkutuyo. (tahtaya vurıyım) kimseyi kendimden fazla sevmek istemiyorum. o yüzden cocuk yapma gbi bi niyetim yok. ne büyük sorumluluk ben daha köpegimin sorunlulugunu bile alamazken.
tüm erkekleri siksinler bee ! (edward hariçç)

Adsız dedi ki...

aferin pucca. sonunda saksiyi calistirmaya ve dogru sorulari sormaya basladin!

Dü.

renovatio713 dedi ki...

bu yazdıklarına sen de inanıyor musun..doğrudur.çoğu..ama yine değişecek..yine tam aksini yazcaksın. (aslında bu da doğru/normal - kişisel bloglar yazdılan zamandaki ruh halinin yansıması..) valla ben 15 sene aşık kaldım, ama bitti (kuvvetle muhtemelen..)karışık bişey bu ya..yorucu bişey

sebnem dedi ki...

go bacım go...
kahrolsun evlilik,
yaşasın sperm bankası :))))

b.e. dedi ki...

çok basit bir genelleme bu pucca evet evlilik zor iş ama aklına yatmayan 10 sene sonra kendini onun için bi nimet sayamayacağın biriyle hiç evlenme zaten evlilikler amacına göredir zaten bence rahat bir yaşam için sessiz zengin biri -genelde çirkin olur böyleleri-, aile isteyen biri için güven,sevgi ve saygı dolu bi ilişki,aşkı arayanlar zaten malum gönül otada .okada konuyo biçoğuda mutsuz olabiliyor acele kararlarda ama doğru adamı arıyorsan hepsinin ortasında ne olursa olsun yaşadığınız herana ikinizi sığdıran biri olur.. umarım doğru adama rastlarsın ve oda seni kaçırmaz

MISSRED'S DIARY dedi ki...

sen biraz abartıp en kötü ihtimalleri yazmışsın. Valla senin o hallere düşecek bir kadın olduğunu hiç zannetmiyorum. Evlilik gerçekten kolay değil ama ne kolay ki belli bir yaştan sonra? İnsan bünyesi yalnızlığa alışık değil, hadi 35 ine kadar onla bunla gezdin, 40 a kadar falan bir derece peki ondan sonra ne olacak? zaten erkek yaşıtlarının çoğu evli ve diğerleri de 20'lik çıtırlarla takılırken sen de makus talihine küsüp sana yapıştırılmış " evde kalmış kız" yaftasıyla konunun komşunun ve arkadaşlarının çocuklarını mı seveceksin? annenle beraber kısır gününden altın gününe mi koşacaksın? ya da eşek gibi çalışıp paralı ama yalnız kadın mı olacaksın? Evliliğin yazdıklarından farklı olabilir ama evlenmezsen olacaklar aynen yazdıklarım gibi. Buarada ben de 3 senelik evliyim ve 6 senedir beraberiz, gün geçtikçe daha eğlenceli oluyor evliliğimiz tamam annemin evi cennetmiş, yan gelip yatıyordum valla ama insan bu tempoya da alışıyor yani koymuyor bi yerden sonra:)

Adsız dedi ki...

Bırakın evliliği normal ilişkilerin bile yürümemesi sebebi şu alışkanlık dediğiniz şey sonra erkeğin sıkılma olayı ve toplum baskısı bunların hepsinin sebebi bence direk olarak kadınların yaratıcılık bakımından eksik varlıklar olması ben kadınları eğlenceli bulmuyorum hepsi diyemem ama %90'nının hobileri yok erkekler gibi birşeylere bağlı kalamıyorlar paylaşacak birşey bulunmuyor.Evlilikten önce kadınların kendilerine ait kendi yaşamlarını eğlenceli kılacak şeyler bulması gerek çok klişesiniz hepiniz yok çocuk yaparım boşanırım en az 5 yorum böyle saçma sapan dizilerden şurdan burdan duyduğunuz şeye direk özeniyorsunuz ve bu özentilik herşeyinize yansıyor ben birşeylerle delice ilgilenen kendini adıyan kadınları severim ama onların bile bir çoğunun sadece başkaları yapıyor diye bunları yaptıklarını farkediyorum ilk önce kendiniz olun kendinizi tanıyın nelerle mutlu olunabileceğini tartın düşünün paylaşacak birşeyleriniz olsun hayat sadece çocuk,ilişkiler,iş,toplum baskısı(bu toplum baskısı dediğiniz sebebin sizlerin yaptığı dedikodular gibi başkalarının yaptığı dedikodular olduğunun farkındasınızdır umarım.) Bence sağlıklı bir ilişki için ilk önce insanın yalnız yaşamayı öğrenmesi gerekir.Cidden artık beni acaip geriyo ilişki yaşadığım her kadının bomboş olması tamamen boş merak ediyorum hayatta ilişkiler dışında cidden tutunacağınız birşeyiniz yok mu böyle mi kabul etmek gerekiyor sizi.

Erkekler top olsun dedi ki...

erkeklerden nefret ediyorum akılları bacak arasında olduğu halde hobileriniz yok diyorlar. Futbolla ilgilenmek çok büyük marifet sanki beyinleri top gibi zaten hepsinde ibnelik var birbirlerini götürüyorlar bizi götürmediklerinde. iyi o zaman sizde bal köpüğü balyajın ne olduğunu bilmiyorsunuz hobileriniz zayıf çünkü. Aptalsınız hepiniz birbirinizle yatın biz kurtulalım, spermlerinizi bağışlayın bankalara sizsiz mutlu bir hayat yaşayalım beyinsizler.

Adsız dedi ki...

Yazdıklarımdan bacak arası seks sperm vs. şeyleri nasıl çıkardın bilmiyorum ama seninde o yüde 90'lık kısımdan olduğun direk yazdıklarımı bunlara bağlamandan belli bi yaşam edin erkekler ve sperm takıntılarını bırakıp bide bu vardır zaten türk kızları seks istemez türk erkekleri ister buda garip bi olgu bu seks mevzusunu bu kadar büyütüp kendi başınıza saranda sizsiniz şuradaki yazılarınızın çoğunda herşeyi sekse bağlıyorsunuz nedir yani bu takıntı hangi zamandasın sen ,artık şu aklın bacak arasında olma durumunu geçsek. cidden bulunmaz değil.

Adsızlar karışmasın diye bunu yazdım blogsuzum dedi ki...

Hiç yorum yazmamıştım buraya. Yorumları biraz sığ buluyordum aralarına katılmak istemiyordum. Yalnız şu kadınların hobileri yok diyen arkadaş dikkatimi çekti. Sanırım buraya Hakkarinin bir köyünden yazıyor yorumunu.
Böyle bir yorumu ancak ya hayatında hiç ilişki yaşamamış, kadın yüzü görmemiş biri yazabilir veyahut patnoslu bir çoban.
Tabii Pes oynamayı ve futbol maçlarını izlemeyi sosyallik görüp karşı cinslerinizi birşey bilmemekl suçladığınız için hobileriniz anlayışı bizim için farklı oluyor.
Arkadaşa tavsiyem köylerindeki muhtarın kızıyla takılırsa belki o onun eğlenceli, bilgi dolu, hobilerle yüklenmiş hayatına ayak uydurabilir;)

Adsız dedi ki...

yazdıklarımı sadece hobi olarak görme ilişkiler dışında hayatını kendi başınada eğlenceli kılabilecek birşeylerle uğraşmak olarak bak bu kendi işinde olabilir yani kendini birşeye adamaktan bahsediyorum.Hah bunla beraber hakkarinin köyünden bahsetmişsin pes oynadığımdan futbol maçları izlemekten varsayımlarla yaşamaya devam et bu arada evet buraya ilk defa yorum yazman yazdığın yorumu daha doğru kılmamakla beraber öyle bi muhtarın kızı olsa keşke ve yorum yapacaksan cidden bana yönelik tahminler değilde benim yazdığım şeylerle ilgili yorumda bulunsan daha bir güzel olurdu.Her neyse sığlık her yerde belkide tek kendiniz olabilceğiniz internet aleminde bile kendiniz değilseniz daha fazla zaman kaybetmenin bi anlamı yok sanırım inşallah bir gün kendi hayatınızı yaşadığınızı hissedersiniz.

fikrethakanbalamir dedi ki...

heyyy!
inan bana bolca alkış alan evlilik tarifin her evlilik için geçerli değil.

aslında kadınlar birbirine benziyor gibi , ve erkekler de birbirine benziyorsa,
benzer evlilik tabloları normal. bu yüzden oooo ne güzel tarif etmişin diyorlar.

ama sen herkes gibi bir kadın değilsen ve erkeğin de herkes gibi bir erkek değilse, farklı bir evliliğiniz olur.


gezdik, tozduk, seviştik, evlendik,

şimdi 8 yıllık evliyim, 1 yaşında bir kızım var ama
ne kocam televizyon karşısında koca göbeğini kaşıyor,
ne ben kilo problemi yaşıyorum,
ama kocam şimdi uyanan kızımı pışpışlıyor mesela, ben pc başındayım,

hergün sevişecek enerjiyi ve zamanı bulmak kolay olmuyor. ama sarılacak, öpüşecek, omuz dayayacak zaman hep var,

amaaaaaaaaaaaaaaa,
o kadar hırpalanmış,
o kadar örselenmiş,
ve incinmiş,
ve darbe yemiş,
ve acı çekmişsen,

evlilik tarifinin de arabesk bir betimlemeye dönüşmesi şaşırtıcı gelmez kimseye.

lütfen kendine bunu yapma,
hayal kurmaya devam et,
güzel şeyler hayal et,
gerçek olsunlar,

ama yapamazsın değil mi?
hep biraz drama hep biraz arbesk, hep biraz acı?

güzel şeyler prim yapmaz ama değil mi pucca?

Ful yaprakları dedi ki...

evliliği çok heyecansız ve klasik anlatmışsın.her evlilikte heyecan öyle çabuk bitmez..

deniz the girl dedi ki...

amma çok yorum var ya yoruldum=)

PuCCa dedi ki...

fikret hakan balamir saf mısın nesin bak öncekinde de hiç acı keder üzüntü yok olarak anlatmışım.. haa ama tabi salak salak yorum yazmak prim yapar dimi o yüzden yazdın.. sende haklısın..

şu adsız olan hobisiz kadın diyen erkeğe kızmışsınız ama bişi dicem biraz hak verdim sanki, o fazla uçmuş madem beğenmiyosun git kendi cinsinle ol yumuşak yumuşak sosyalleşirsiniz de dicem ama hak verdiğim konusu var ondan bunu demiyorum :PP
Kadınların çoğunda var bu, ilişkilerini dünyanın merkezine oturttuyolar. Bir ilişki başladığı zaman hayat sadece onun etrafında dönmeye başlıyor. Arkadaşlarından, işinden, eğlencesinden herşeyinden soyutlayıp otomatik olarak adama yapışıveriyor. Sonra ayrılınca anam ben sana onca emek verdim bumu hak adalet.. din kardeşiyiz kandırmayalım birbirimizi var böyle kadınlar oluyor, yaptık hepimiz bir aşka bu şekilde kul kölelik...


bunlar benim etrafta gördüklerim ayrıca, ıcığını cıcığını didiklemeden yüzeysel gördüğüm olaylar.. sadece kurduğum hayalin buna dönüşme imkanını düşünüp soğudum..
Hem erkeği falan da kötülediğim yok burda niye coştunuz ki siz?.. Sadece alışkanlık kavramının kadın için bambaşka anlam olduğunu söylemeye çalıştım.. Erkek alıştıkça rahatlar, kadın alıştıkça bağlanır.. bundan tutup hemen bize sevişken dedi demenin alemi ne, her boku bel altı okumayın.
tamam anlıyorum azgınsınız abazansınız karı kıza eliniz değmiyor ama kadınla erkek geçen her yazıyı ahanda sevişme uuuffff diye sömürmeyin abi ayıp günah elinize yazık yani...

bu arada laf sokanlara da uyuz oldum, sanki erkek yiyorum.. hepinizin yediği bokların 10da birini yiyorumdur adım gibi eminim.. ha ama tabi siz mükemmel, osurmaz, sıçmaz, kokmaz, akıtmaz, sevişmez insanlar olduğunuz için ayy pislik diye burun kıvırın böyle.. keşke bende sizler gibi pembe pembe sıçsam ama olmuyor hem kabızım bide benim ki kahverengi..

Tamer dedi ki...

Tüm yazını yaşadığın topluma göre kurgulamışsın, Hollandalı bir koca bulursun, evde yemeğini, ütünü yapar, çocuğuna bakar,hatta üstüne bir de çalışır eve para getirir...senin yurtdışın gelmiş, anladığım kadarıyla kaybedecek birşeyin de yok, hemen isveç, norveç,hollanda gibi bir yere yerleş ve evlenip çocuk yap derim...

travis and tyler durden dedi ki...

"benim nenemle dedem var hebik hübük hala elleler" geyikleri dışında gördüğüm bütün evlilikler üç aşşağı beş yukarı hep bu şekilde.. Kendi sülalemden birini bunlar arasına katamam, boşanmayan, herifin iliğini kemiğini kurutup ortada çük gibi bırakmayan bir kişi bile yok.. "


hahhahahha "herifin iliğini kemiğini kurutup ortada çük gibi bırakmayan bir kişi bile yok.."

akşjshdlkajsdkjasd

Adsız dedi ki...

yazdığın yazılara yorum yapılmasını istemiyosan izin vermezsin olur biter.haa izin veriyosan yazdığın "kahverengi"düşüncelere herkes katılmak zorunda dğl herkes kendi deneyimlerini düşüncelerini söylüyor burda kimse pembe sı..mıyor bizimkilerde kahverengi merak etme hani öyle bi hayalede kapılma diye söyledim..yazılarının çoğunda deli dümbül sevişmekten seksten bahsedip sonra aklınız fikriniz sekste,abazansın siz y..rak kafalılar sizi hadi dağılın çekince komik oluyosun...

fikrethakanbalamir dedi ki...

pucca, bana salak falan demişsin ama,
o ilk evlilik tarifini ve eski yazılarındaki gibi (2008 mayıs- haziran) yazmıyorsun ki artık?

seni mutlu edecekse yine salak diyebilirsin,

ama kendi yazdığın eski yazıları sen oku, daha insani, daha mutlu ve evet bir de küfürsüz

PuCCa dedi ki...

şu yazıya eğer çükün kalkıyorsa kusura bakma da biraz cevizi fındığı kes derim..
pavlovun köpeği gibi "ne hoo bicik, hoop bana bişiler oluyor" demenin alemi yok.. zaten hiç bir yazıda sevişme olayının detayına inip erotik şeyler yazmadım.. . sardı belimden indirdi aşşağa hop kırdı bacağını gibi..

Allanı severseniz şu yazıda cinsi münasebete teşvik edici neresi var.. bana söyleyin abi ben şurda deli gibi azdım tutamıyorum kendimi diyin yani.. ayy belaltı yazıyosun ahlakımız bozuldu diyeceğinize...
Yorum yazmalarını istemiyosan bikbik için ise, yorumu dedene değil bana yazıyosun halla halla... ben de sana canımın istediği gibi cevap verme hakkına sahibim. "Pucca bana cevap verme ben böle mutluyum seni göt ettimi düşünüp sana laf sokup giderim" diye düşünüyosan orası beni enterese etmez.. geri dönüp cevap verilmiş mi bana diye okumazsın olur biter..
gelip sen bana laf söyle söyle sıç ağzıma ohh babalar gibi, sonra ben burda "ebik übük ben aslında iyi biriyim" diye sana ayak yapim olduu paşam başka derdin? hiç valla umrumda değil olmaz da, öyle diğer blogcular gibi "beni sevin, canım okuyucularım böbüşlerim ayak tırnanızı akşam gelip törpilim" gibi davranışlar bekleme benden.. 2 senedir bir defa bile yapmadım, 22 sene geçsin gene yapmam..

regl bunalımımda tek sinirimi attığım yerde de esip gürleyemeyeceksem ben ne anladım buraya yazmaktan..



fikret o yazılar zaten 2007 yılına ait.. hacklendi blog. yazıların hepsini "ahlaksız ve terbiyesiz" biri olduğum için sildiler. yorumların hepsi gitti o yüzden.. Senin o beğendiğin yazılar pis orospu diye yadırgandı yani.. hatta şuankinden daha fazla yadırganmıştı.. bir çoğunu da yeniden toplayıp buraya koymadım yazıların..

Ayrıca o dönemlerde inanılmaz depresyondaydım.. öyle mutlu falan değildim aksine tam bir embesildim.. 4 senelik ilişkimi bitirmiştim, ailemin yanına dönmüştüm, herşey karman çorman olmuştu, ne bir dostum vardı ne aklım mantığım doğru düzgün çalışıyordu.. Herşeye 0'dan başladığımı düşündüğüm için biraz daha umutlarım vardı sadece.. Şimdi onlar da yok oldu, olay bu sadece.. ağzımı bozmam ise o zamanlar bir kere saldım çayıra devamı geldi..
Haa inanılmaz itici!! bilmiyor muyum biliyorum, başka bir kızın küfürlü yazılarını okurken midem bulanıyor benim.. Burada da aynı şekilde ama öyle rahatlıyorum öyle devam etti.. Hatta bir ara çok abartmıştım sonra frene bastım azaltmaya başladım yeniden..

bugün ayın 21i pms dönemime girmiş bulunmaktayım.. ondan post gibi cevap yazdım yani, yoksa gene yazmazdım

önder dedi ki...

penis bankasından penis al olsun bitsin ne bu atla devemi.. P.s:

Adsız dedi ki...

Küfretme hayata güzelliğini kirleteceksin
Bir gün sen de kırılmaz kalpler icat edeceksin
Yeni gözler uydur yüzüne
Bu kez hiç ağlamayan
Bir şövalye var içinde seni koruyan...

ruya dedi ki...

walla bu kadar yorumun üstüne ne yazıyım diye düşündüm iki saat mal gibi..
en sonunda haklısın pucca yazmak geldi içimden..
her akşam aynı kasedi yaşıyoruz..
ve daha kötüsü benim tombik bu evliliğe ne oluyor diye bile düşünemiyor,osurup,geğirip,horluyor,sabah da işe gidiyor.işte bu evlilik,romantizm,aşk.
bu da herkese kapak.

Adsız dedi ki...

aseksüel olmak sandığın kadar kötü değil aslında pucca. hatta bu yazının içinde barındırdığı tüm sorunları sorun olmaktan çıkarabilecek birşey. belki de tersten gitmek lazım. baştan bilinerek başlanan aseksüel ve aşksız bir evlilik ne kadar hayalkırıklığı yaratabilir ki. sana vereceği tek şey hayatına katacağı artılardır. bi düşün derim ben. ama pm sendromun geçince. şimdi sinirlisin sanırsam.

Adsız dedi ki...

Pucca erkekler ne söyler, kadınlar ne anlardaki Anna'nın (Scarlett Johansson) karakterine benzettim senin kişiliğini.
Yalnız kalamadığı için aşık olmadığı halde aşıkmış gibi numara yapabilen, sıcak, samimi ve dürüstmüş gibi gözüküp erkekleri yedeklemeye koyan. Daha iyisini bulduğunda elinin altındakine acımayan, balık kaçınca geri ona dönüp hiçbirşey olmamış gibi davranabilen. iç hesaplaşmalarını neşesiyle kapatmaya çalışan birisin.
Tahmin edebilirim hayatında çok komik, pozitif enerji saçan herşeyle dalga geçebilen bir yapın vardır.
Abla tavsiyesi olarak alırsan omzunda kahkaha attığın insanlarla vakit kaybetme, omzunda ağlayabileceğin birini bul ve onu kaçırma.
Senin biriyle eğlenmeye ihtiyacın yok, senin gözyaşlarını silebilecek birine ihtiyacın var.
Bu yüzden hiç sevilmediğini düşünüyorsun, çünkü kimseye yaralarını gösterip ağlamamışsın. Sen komik, eğlenceli, hayatı anlık yaşayan biri gibi görününce karşındakiler de senin duygularının yapmacık olduğuna inanmış bir süre sonra.
Birine gerçekten açıl, ağla anlat herşeyini, kendini göster, dışarda taktığın maskeni değil. İnan bana hayatındaki o özel kişiyi o gün bulacaksın. O zaman o istediğin evlilik hayalini gerçekleştirirsin.

waçige dedi ki...

yaklaşık 2-3 haftadır takip ediyorum yazılarını..akıcı ve anlaşılır..gayet güzel
ama çok fazla genelleme var..yani misal bütün erkekler öyle değildir
bunun sende farkındasın bence
sadece beğendiğimi belirtmek içi yazıyorum..
devam et..

Adsız dedi ki...

Sen yaşlı karılarla çok takılmışsın sanırım. için geçmiş:) onları dinleme kulak misafiri olma.

Nilgün dedi ki...

yazındaki zeka kıvılcımları beni çok keyiflendirdi. Yorumcuların seni Doğru!yola çekmek iiçn neden durumdan vazife çıkardıklarını ise anlamadım. Belki bu anlayamama durumu Adsız'ın kategorize ettiği gruba girmemden olabilir.

Elif dedi ki...

Bak ''ofofff''kardeşim..Sana tek kelıme soylemek gerekırse omurga kemıgını aldır derım ok?Yeterli bi cevap oldumu baby..

Doruk dedi ki...

fakat yukardaki ses çıkargaç çalışmıyor püçça.

ESRA dedi ki...

bu evlilik sevdasını birtürlü anlamadım aslında anlamak istemedim eğer anlarsam getirileri göz önüne gelecek ve özgürlüğümden bireyselliğimden sorumluluk adına fedakarlık adına vazgeçmek zorunda kalacağım aslında bunu isteyerek yapacağım çünkü evlenirsem eğer bir yere ait olmuş olacağım ve toplumda işmimle, tuttuğum takım, gittiğim spor klubu kullandığım markalar gibi benimse(m)diğim ait olduğum bir statüm olacak ve egom biraz daha şişecek.... Acaba kapital düzen olmadan önce ego varmıydı? Frud amca bulmadığına göre yoktu ee o zamanlar neden insanlar aristokrat, serf, soylu diye bölünmüştü herneyse nerden nereye...