4.05.2008

Eski sevgili

- gazeteye neden hep uzun saçlı erkek resimleri koyuyorsun?
- bilmem onlar denk geliyo
- o uzun saçlı mı?
- kim?
- saklama, herşeyi biliyorum senin eski sevgilin var?
- hönk!?!
Allah kesinlikle benle dalga geçiyo, çok pis oyuna getiriyo beni.. Ağzıma bal çalıp çalıp kaçıyor..Aynı okuldan mezun olduğum bizim sınıfta ezik insanlar grubunda olan sadece selam sabahtan ileri muhabbet etmediğim bi gerizekalı ile aynı yerde çalışıyorum... Hala ezik, ben hala sadece selam veriyorum... Ama bu şahıs hayatımla ilgili çok şey biliyomuş gibi her önüne gelene PuCCa zaten öle, PuCCa hep böyle idi diye ahkam kesiyo!!!
En son pekmeze eski sevgilimi anlatmış, onu çok sevdiğimi, ayrılamayacağımızı, yeniden barışacağımızı söylemiş..Ondan beri hayat tam bir kabus! nerde beni görse pekmez başlıyor; ne düşünüyorsun, onu mu? Onla mı buraya gelmiştiniz? Neden bitti bla bla bla..Hiçbir sorusuna cevap vermiyorum, ne cevap verecem zaten, başıma gelecek olanı biliyorum çünkü.. Yeni sevgiliyle eskiyi yad etmek nerde görülmüş zaten?
Ben eskisini unutmak için anamı ağlatmışken tam huzura erdim diye sevinirken lap bi anda adamın ismi hep aramızda oldu.. Herif karşıma çıkıp hayatımı mahvetmese varlığı yetiyo puştun!Kendimden korkuyordum çocuğun eski sevgililerini deşip herşeye sıçıp sıvamaktan, maşallah ama pekmez benden daha azimli çıktı benden beter davranıyor, o direk soruyor!
Geçen gece Duman'ın konserine gittik, oraya gidene kadar zaten beynime şeyetti, neden anlatmıyosun falan fıstık diye, neyse gittik ilk şarkıdan sonra telefonu çaldı bu mal beni orda bırakıp telle konuşmaya gitti! şoke oldum ama, koskaca konserde bıraktı telefonda konuşacak diye o kalabalıkta gitti, 10 dakika bekledim, baktım gelmedi çok sinirlendim çektim gittim eve!!!Sonrası tabii kavga!!! adam gibi kavga olsa yine iyi, "orda eski sevgilini gördün diye çektin gittin değil mi?...
Geçen hafta İstanbul'a gittiğinde eski sevgilinle görüşmeye gittin zaten biliyorum... 5 sene dile kolay nasıl biter, baksana konuşmaya bile yüzün yok!!!"
ben ağzımı açmadıkça o daha çok üstüme geliyor, o üstüme geldikçe ben ondan uzaklaşıyorum... Umarım bu durum çok uzun sürmez, yoksa tamamen uzaklaşacağım.. İşin kötüsü o sordukça kendimi eski gerizekalı hayvanoğluhayvan erkek arkadaşıma daha yakın hissediyorum.. O sordukça aklıma daha çok mıh gibi işliyor, unuttuğum anılar aklıma gelip gelip duruyor..

Aslında şeytan diyor; bi daha sorarsa "köpek gibi aşıktım eski sevgilime, hayvan gibi seviyordum, fecii dehşet güzel öpüşüyodu yiyişiyodu, bak dur aklıma geldi bi arayayım şunu" de! ders olsun bi daha kimsenin eskisini deşemesin saftirik!Allahım sende nolur bi tanesini kapaklamışım bırak elimde avcumda dursun, bi elleşme artık kader denilen zımbırtıyı böle ufak oyunlarla aleyhime kullanma rica ediyorum:P

Adım adım nikah


Seninle evlenmek için bütün varımı yoğumu veririm. Hiç kimsenin yanında bu kadar rahat değilim ben! Çok şanslı bi herifim...
"need for speed" oynarken turu bindirince Pekmeze bu sözleri söyledi... Oyunun gazıyla heycana geldi gırgırına maksat muhabbet olsun diye söyledi biliyorum ama olsun ilk haftadan evliliği bahsettiren kaç hatun var dünyada (karizmatik surat)
Tabii çocuk pc oyunları delisi, bende ortak noktalarımız varmış gibisinden kendimi oyun hastası gösterdim bütün buluşmalarımız izleme odasında oyun oynayarak geçiyor.. Mutlumuyum hayır, sürekli ben kazanıyorum...
Bu çocukla evlenmek istiyorum ; planlarıma göre gelecek yaza kadar evlenmem gerek, 2 sene sevişme, oynaşma evliliğin bokunu çıkarma sonra hooop çocuuk...
Şu dünyaya geliş amacım zaten sadece evlenmek.. Öyle kariyer yapayım bilmem ne gibi derdim yok, biliyorum ki memelerim sarktığı zaman kariyerimde bitecek..
Hem eskidendi öyle şeyler bi ara çok hevesliydim bişiler olayım amanda aman diye, sonradan baktım şu hayatın tek anlamı sana saçılan tohumlardan insan yapmak, başka bişey için gelmemişsin dünyaya...
Kafamı kurcalayan tek şey umarım kafamda yarattığım gibidir! mesela sanki hiç osurmaz gibi geliyor, eski sevgilim denen hayvan oğlu hayvan ceset yemiş gibi gaz salardı ortalığa allahın ayısı!
İçten pazarlıklı değildir umarım, herşeyi kafasına takıp büyütenlerdende değildir inşallah. Dilerim koruyup kollayıcıdır, sarıp sarmalıyıcıdır...
Gerçi hoş, o daha çok şoke olacak gerçek "ben" ile karşılaşınca....
Yanında biri ayıp bişey söylediğinde salak numarası yapıp aptal aptal bakıyorum, sonra açıklayınca durumu yüzümü kızartıyorum ( allahın bana verdiği en işime yarayan özellik 1- yüzümü istediğim zaman kızartma 2- istediğim an istediğim yerde hüngür hüngür ağlama) Oysa 1 milyondan fazla belaltı fıkra biliyorum, ve erkekleri bile utandıran küfürleri nefes almadan sıralayabiliyorum...
Baklava yapamadığımı öğrenince dumur olacak
makyajsız görünce tırsacak
savaş filmlerini sevmediğimi duyunca bozulacak
pc oyun cdlerini kafasında kırınca ağlayacak
tek amacımın çocuk ve evlilik olduğunu duyunca kaçacak..
gülben ergen şarkılarında ağladığımı görünce kusacak
futbolu sevmediğimi öğrenince şaşıracak
selilütlerimi görünce kafasını duvardan duvara vuracak...
bunları belli etmeden o nikahı kıydırtmak için çoookk çalışmam gerekecek puufff!!!

Merak

Asansörde çok fazla kızla sevişmiştim ama ilk kez bir kıza aşkımı ilan ettim!
İlişkinin 3. gününde söylenecek laf mı bu? Sevişmiştim ne ya!! direk üç adım geri attım.. gırgır olsun diye söyledi biliyorum ama "seviştim" ne yaaa???
Şimdi ne zaman çocuğa baksam asansörde kızları düzerken hayal ediyorum ve o kızların hepsinin kafasını koparıp apartmanın önüne asıyorum!
Erkek arkadaşlarımın hep eski sevgililerini merak ettim, merak etmekle kalmadım; tc kimlik nolarından msn şifrelerine kadar herşeylerini araştırıp hıtıklayıp bulmuştum.. Bulmakla da kalmadım hatta, hala ona aşık olduğunu anladığım ve benden güzel olan kızın telefon numarasını mynetin pis pis kanallarında dağıttım (ki telini değiştirsin diye)
Niyeyse bu arama bulma süreci boyunca bu işten piskopatça zevk alıyordum, ta ki onlara da aşık olduğunu anlayıncaya kadar.. Sonrası işkence günleri, kendi kendimi yemeler, acaba hangisini düşünüyo diye debelenmeler ona hissetirmeden yaşanmışlıkları kıskanmalar...
Bu kez bunu yapmayacağım, ne olursa olsun geçmiş sayfalarını kurcalayıp kendime işkence etmeyeceğim... Çok merak ediyorum o asansörde düzüştüğü kızları, aşık olduklarını, ağladıklarını, terkettiklerini, terkedenleri hiç bir kelime kaçırmadan bilmek istiyorum ama bu kez kendimi tutup benden sonrakileri kıskanacağım...

Yarabbi şükür

Dün sabah kahvaltıya inciraltına gittik.. Hoş beş muhabbet geyikler devam etti durdu..
Bi ara konuya girecek gibi oldu
-Pucca, senin bir kızın nasıl sevgilisi olmaz anlamıyorum, bir insanın aklını başından alacak kadar güzelsin
- babam tatlıcı, gözlerimdeki ışıltılarıda gökyüzünde ki yıldızlardan aldım dyerek tersler gibi oldum..
Bunu yaptım çünkü bu kadar ucuz bi lafla söze gireceğine hiç girmesin daha iyi.. Hiç bir insanın da aklını başından alacak kadarda güzel değilim.. Kaş ve bıyıklarımı almaığım zamanlarda biraz ilgi çekiyorum ama "yaratık ulan bu" diye kaçışan insanlardan...
Sonra bizim yaptığımız belgeselde hata çıkmış onun için aradılar izlemek için internet cafeye girdik baktık, Girmişken çocuklar orda counter oynuyolardı, onlarla birlikte 2 saat bizde oynadık.. Pekmez paso vuruldu 12 yaşında bi bebe tarafından..
Sahilde biraz oturduk yine dertlerinden bahsetti. Çok ayıp bişey biliyorum ama böyle derdi olan erkeklerle konuşmak çok sıkıcı... Hele de dinlemiş gibi yapmak, oysa benim aklımdan geçenler sadece yoldan gelen geçen kızların kıyafetleri, ayakkabıları; arada bir böyle yüzünü asıyor Zafer Peker'in bir şarkısı aklıma geliyor ne alakaysa.. "bilir misin nasıldır sevişirken ağlamak, yatağında yastığında bulamamak" düşünüyorum bi erkeği sevişirken salya sümük ağladığını, sonra gülüyorum pişmiş kelle gibi bi anda gerçek hayata dönüp "annem niye böyle yapıyor olabilir PuCCa?" dediğini duyuyorum..
Sonra yürüyoruz saatlerce bu kez derdi dışında konuşuyoruz çok şükür! Onunla dert sıkıntı dışında konuşmaktan zevk duyuyorum ama bazen salak, sallada sümüğüne bak tarzı espirilerine dayanamıyorum ama olsun...
Yemek yiyip eve bırakmak için arabasına bindik, ikimizde susuyoruz tek kelime yok arabasının teybi bozulmuş öyle malak malak bakınıyorum etrafa, arabasında bi kız işareti var mı diye her yanı inceliyorum, ama bulamıyorum...
Sonunda evimizin oraya geldik, komşular görmesin diye arka sokata durdurturdum arabayı tokalaştık eve doğru yürümeye başladım.. İçimden de "olmayacak kızım bu iş herif angut geleceği yok" diye düşünürken arkamdan birinin koştuğunu farkettim, anaa bi baktım Pekmez! tam apartmanın önündeyiz konu komşu görmesin diye o kadar ilerde indim, sen gözlerine sokar gibi diplerine gel, çocuğu aldım gibi apartmanın içine soktum! Sana bişey demem lazım dedi, ilk katta ki Yozgatlıların kapısı açılır gibi oldu hemen asansöre attım çocuğu 2 ve 3 kat arasında durdurdum "burda de ama sessiz ol" diye uyardım..
"Bunu bugün demezsem bir daha diyemezdim, ben senden çok hoşlanıyorum" diye girdi konuşmaya öyle boyoz gibi açarak gözlerimi dinledim, bi de aklımdan geçen tekşey o köfteyi soğanlı yemiyecektim! sonra biri asansörün kapısına vurunca yukardan hadi sen git diye 2. katta indirdim çocuğu kapıyı kapatırken de, "ee cevabın dedi" "bende seni seviyorum" dedim.. heycandan, apışıp kaldım sonra tabii, çok utandım da "seni seviyorum" ne yaa!
Ama olsun sonunda oldu....
Anam şimdi dank etti; artık bi sevgilim var! Allahım lütfen bunu elimden kaçırmama izin verme, eski sevgililerimi karşıma çıkarma, bu çocuğun önüne güzel güzel kızları koyma, içimde ki kıskançlık denen canavarı yok et, Bu çocuğun diğerlerinde olduğu gibi içindeki öküzü yok et ben yok etmeye çalışınca başıma bela açıyorum, ve soğanlı yiyeceğim zaman içime bir ateş düşür aklımı dürt!

Fingirdeşme

Teorik olarak fingirdeşiyoruz, oynaşmalar, kıkırdamalar, hatta saç çekip kaçmalar, sabaha kadar mesajlaşmalar, şarkı yollamalar vs vs vs..
Pazartesi günü benden köşe bucak kaçtı, konuşmadı, ben de artık elimde ki son kozu -yani cinselliğimi- kullanmanın zamanı geldi diye düşündüm.. Dötümü başımı açarak yapamazdım tabii bu işi, çocuğu tamamen cinsellikten soğutup korkutmak gibi bi niyetim yoktu :P
Akşama doğru tuvalatten çıkarken Pekmez, -en savunmasız anında- duvara yapıştırdım çocuğu, bi elim göğsünde sanki kaçmasın gibisinden diğer elim belimde:
- napıyosun ya sen?!? şimdiden böyle yaparsan ohoo ben bi daha senle hayatta çıkmam dışarı.. Ne zaman alkol alsam karakolda gözümü açarım, sanki ilk komaya giren çocuk sensin...
- Ondan değil, yani ondan da değil işte, seni koruyup kollamam gerekirken başına iş açtım mahçupluk benim ki... (yirim senin mahçupluğunu, altına atlette giymemişsin zaten :P )
- birilerine anlatcam diye korkuyosun dimi, valla kimseye söylemedim...Bi daha böyle yaparsan önüme gelene anlatcam diyerek elimi göğsünden çektim, tabii gönül isterdi onu orda öyle sıkıştırıp "beni öp lan, öpmezsen asıl anlatcam" diye tehdit etmeyi ama yanlış bi izlenim uyandırmak istemedim :P
Sonra da en seksi bakışımı atarak saçlarımı savurup içeriye geçtim.. İşte bundan sonra bizim fingirdeşmelerimiz başladı, ama farklı biçimde yani mesela birbirimize şarkılar gönderiyoruz ortak ağdan " al bunu dinle"diyor.. Gönderdiği şarkı "Ankaralı Turguttan Annene diyiverecem"
Ben ona yolluyorum "Mahmut Tuncer'den Cenderme" Bu tarz bi şarkı yollayıp eğlenme modundayız..
Dün sabah 4'e kadar telefonda mesajlaştık.
- çizgili pijama giymiş eşeğe ne denir
- zebra?
- hayır
- iyi geceler ?
- yaklaştın afferin
- eee denir söyle ben daha zor sorarım
- iyigeceler çizgili pijama giymiş eşek denir puhahahaha
- iğrençsin.. Sıra bende; okuldan aldım bir tane eve geldim bintane
- off asıl iğrenç sensin, nar
- hayır, bit puhahahahah
gibi, içinde aşk namına tek kelime barınmayan bilmeceler sorduk durduk birbirimize.. Devamlı kahkaha atma, birbirimizle dalga geçme durumuna girdik.. Bazen bu durum çok hoşuma gidiyor ama bazende ürkütüyor.. "Hem çok yakın arkadaşız, hem de aynı işyerinde çalışıyoruz, bunların bozulmaması için bu kızla çıkmayayım ben" deme ihtimali çok fazla gibime geliyor.. Sırf böyle düşünmesin diye çok sınırlı davranıyordum. Bi göğsüne el atmamla çocuğun içinde ki komedi aşkını depreştirdim sanırım.. Şimdi de durduramıyorum...
Cumartesi günü izinleri aynı güne aldık, buluşacağız ama gündüz bu kez içmekte yok!
Bu defa hiçbişey yapmayacağım, valla billa! Olursa olur, olmazsa başka kısmetler bulmak için yola koyulacağım...

Dişi Nuri Alço

kesinlikle annem bana hamileyken tuzruhu içmiş olmalı bu kadar beyinsiz olmamın başka açıklaması olamaz çünkü!!!
Buluştuk... Ben biraz geç kaldım; baktım pekmez orda oturuyo, öle şirinlikte yapmak maksatlı gidip ona votka kendime de soda aldım. Babam ısrarla geç gelirsen bu kez külahları değişecez diye basbas bağırması aklımdan çıkmadığı için çocuğu çarçabuk sarhoş etmek maksatlı günlerdir düşündüğüm planlarından biri aklıma girdi, bi anda beynim çalışmaz hale geldi ve votkasına geceleri tek dostum olan atarax'dan atıverdim,bi tane yetmez lan dedim iki tane attım.. (diğer planlarım ise; kesme şeker, sigara külü idi ) en masum halimlen masaya geldim,trip mrip attı geç kaldım diye sonra yumuşadı..
ben gelene kadar 2 bira içmiş, "ben fazla içmesem iyi olcak sende içmiyosun olmuyo böyle" en sapık halimi bürünüp "merak etme güzelim, ben seni bırakırım sen bi tane daha iç" diyerek gözlerimi parlattım.. sonra bi tane daha votka enerji içeceği, bi tane daha bi tana daha derken kıvamına geldi...
Onu eve götürüp, yatağa atıp sabah "evlenmek zorundayızzzz" gibisinden bişi yapmak gibi derdim yoktu, zaten eve götürsem babam ağzıma sıçar, "kediyi köpeği arada sırada yemek yedirdiğin çocuklarıda anladım ama ohaa lan eve savunmasız erkektemi getiriyosun?" diye döver yemin ederim!!! tek niyetim çabucak sarhoş olup söyleyiversin derdini...
paso konuşmaya başladı ama hep babasından bahsediyor, arada bi ağlıcak gibi oluyor sonra başlıyor babam bana küçükken diye.. Ölmüş olmasa küfretcem ama ayıp diye yapmadım, offlaya pufflaya dinledim... Sonra bi anda şerefsizim bi anda çocuk çöktü, tuvalete gidiyorum dedi ayağa kalktı ve yığıldı!!!
zar zor arabaya taşıdım resmen mal oldu, ne ses çıkarıyo ne soluk öle malak malak duruyo, diyorum "çocuuğum nerde oturuyosunuz götüreyim seni bana adresi vermen gerek", ses yok öyle mal mal duruyo sonra sızdı sanırım iyice yattı koltuğa.. Bi anda aklım başıma geldi,
atarax, votka, enerji içeceği, bira!!!
çocuğu öldürdüm zannettim hastaneye sürdüm hemen bi elim burnunda nefes alıyor mu almıyo mu diye.. acile direk daldım aldılar Pekmezi.. Doktorlara da ilaç içmiş içki içmeden önce dedim.. sızmış sadece dediler ama genede serum verdiler.. Zaten anlamıyorum kolları kopmuş gelse biri gene serum veriyo bu acildekiler! Onu beklerken aklımdan neler geçmedi ki; ölse benim olduğu bilinir mi, ya sakat kalırsa beyninin yarısı falan çalışmazsa gene onu severmiyim vs vs vs... Aklıma hemen kardeşimin nişanlısını aramak geldi; yeni avukat oldu çocuk heran ihtiyacım olbilir diye çağırdım, kendi saadetimle oynadığım yetmiyo bi de kardeşiminkiyle oynucam... Çocuk bizim aile hakkında hiç iyi şeyler düşünmeyecekti ama napiim heran avukata ihtiyaç olabilir...
Yanımda biri olunca çocuğada herşeyi anlatınca bi rahatladım, gittik pekmezin telefonunu aldık annesini aradık çocuğu gelip almalarını söyledik.. Bu sayede bu büyük sorumluluktan kurtulduk.. Bu arada bende pekmezin telefonunu karıştırdım hiç mesaj yoktu, tonla kız ismi vardı ama bayan kaltağın numarası yoktu, ne alakaysa makyajcı kızın bile numarası vardı neyse bunu sonra hıtıklarım...
Pekmezin dedesi geldi çok despot bir tipi vardı, bize bi teşekkür bile etmedi yerini sordu gidebilirsiniz ben eve götürürüm dedi sadece.. Tabi hoş bi durum değil torununu hastanede alkol komasında görmek ama ne bilim bi teşekkür eder insan kaba adam nolcak!!!
Alkolden dolayı 2. kez acile geliyorum.. Eski sevgilimde bi kere komaya girmişti ama bi farkla o "seni öldürecem puccaa" diye yeri göğü inletiyodu bu yavrum ise sessiz sakin azcıkta benim yüzünden mal gibi yatarak geldi...
Bugün gelmedi işe doğal olarak, kendine bile gelememiştir belki... Umarım bunların benim yüzünden olduğunu aslaaa bilmez... Böyle yazınca ne kadar gerizekalı olduğumu bi kez daha hatırladım şimdi izin verirseniz kendimi kesmeye gidiyorum hıck :'(

Önüm arkam sağım solum saklanmayan idne

Yılbaşı gecesinin dedikoduları yeni yeni gün yüzüne çıkmaya başladı, tuvalette kızlarla kanalda kim kimle şeyediyo konuşmasını yapıyorduk; cinsel kimliğini açıkça belli etmiş dünya şekeri bi çocuk var elimizde ki malzemede bu.. Maalesef bu çocuğun yanına 10 m. fazla yaklaşana hemen direk "ulan bu da idne" damgası vuruluyor.. Az kalsın sevgili bayan kaltak yüzünden pekmezde onlar o kategoride olacaktı.. Rujunu o iğrenç dudaklarına badana yaparken ağzından çıkan cümlelerden anladıklarım "Bence Pekmezde öyle", o sırada çok hiç muhabbetim olmayan sadece tuvaletlerde gülümsemekten öteye gidememiş bi samimiyetimin olduğu benden yaşı epeyce büyük olan bi haber servisinden bi hatun bende şok etkisi yaratacak sözler söyledi..
- Puccanın g.tünden ayrılmıyoda yuhh oda idneyse, ne var kız sizin aranızda bakışmalar,birbirinizi korumalar yapışık ikiz gibi gezmeler
- yok bişey ya aynı programdayız diye...
- geçeceksin sen o işi, kameramanla konuşmuş senin peşinde dolanıyor diye?
- haberim yok benim valla billa
- dikkat et o zaman malın gözüne benziyor, seni kendine ayırmış belli ki
Sonrası bayan kaltağın laf sokmaları... "dikkat et" sözünü ise hiç dikkate bile almıyorum yıllardır başıma gelen bişey çünkü, saf bi sıfata sahip olduğumdan benden 2 ay büyük insanlar bile beni korumaya alıyolar.. Bu benim için büyük bi avantaj; ne b.k yersem yiyim hep saflığıma veriliyo ve işin içinden çok çabuk çıkıyorum...neyse işte ben bu gazla içeriye girdim, benim bakışlar falan değişti tabi çocuğu süzemeler, kıkırdamalar, aptal aptal kur yapmalar, sonra kendime geldim napıyon an sen dangalak pucca, bu banu alkan tavırları ne oluyo diye silkelendim..
Yemeğe giderken Puntanın önünden geçtik; "daha şuraya bi kere gitmedim" dedi hemen kıvrak bi hareketle atlayıp "hafta sonu gidelim" dedim.. "tamam" dedi...
1 saat sonra buluşuyoruz.... onu sarhoş etmeliyim, geçen gün sarhoş olduğunda hertürlü lafın ağzından alınabileceğini söylemişti, deli gibi sarhoş olmalı, ben içmicem zaten hastayım ilaç kullanıyorum ayağına yatcam, ben sarhoş olursan " seviyorum uleeenn" diyerek ayaklarına kapanıp "evlen benlen köpeen olayım evlen" diye ağlayabilirim....Allahım sen bana yardım et bu gün olsun bu iş nolursunn......

Pekmezle bir gece

Bigün sonra izinli olabilmek için, "montaj programı bozuldu gece ben montajı tekrar yapacam" dedim.. ki bu koskoca bir yalandı kaset elimdeydi herkes çıktıktan sonra kasedi masaya bırakıp çıkacaktım, millette bütün gece montaj yaptığımı sanıp beni sonra ki gün çağırmıyacaklardı..(genelde bu taktiği hep yaparım) Ama bu kez bi sorun oldu; 15 dakika sonra pekmez çıktı geldi! "Seni böyle bırakmaya gönlüm razı olmadı, en azından sana arkadaşlık ederim" dedi.. İstedim bi göz allah verdi 2 göz diye takla attım yemin ederim...Bütün gece boyunca sanki montaj yapıyo gibi yapıp sims oynadım, oda bana kendini anlattı..- Babası 2 ay önce vefat etmiş, İstanbuldan o yüzden buraya dönmüş annesi yalnız kalmış- babasıyla 3 yıldır tek kelime konuşmamışlar, araları kötü falan değilmiş tamamen iş güç yoğunluğu dolayısı ile- annesinide kaybetmekten çok korkuyormuş- annesi babasını hiç aramadığı için bununla konuşmuyormuş eve gittiğinde sadece yemeğini masasına koyup, televizyonunun başına geçiyormuş kadın- istanbulu çok özlüyormuş ama babasının ölümünü istanbula bağlıyormuş..bana yaralarını açarken ondan faydalanabilirdim; hemen sarılarak "canımm, üzülme hayat bu" diyerek saçlarını okşayıp ekmeğime yağ sürebilirdim ama yapmadım.. Şu hayatta birçok adilik yapmış olabilirim; ev arkadaşıma ayarladığım çocuğun iyi parça olduğunu görüp kendime ayartmam gibi ( aslında bunu çok kez yaptım) ya da iki arkadaşa birden yüz verip sonra ortadan yok olmam gibi, karşı komşunun kızının kına gecesinde karakolu arayıp rahatsız oluyoruz diye çemkirip kızın kına gecesini mahvetmem gibi, bana verilen sırları -kimseye söyleme sakın- diyede inatla tembihlenen cümleleri millete yaymam gibi, kardeşimin saçı benden daha uzun diye geceleri milim milim kesmem gibi vs vs vs.. Ama şu hayatta öğrendiğim tek şey varsa o da insanların yaralarıyla oynamamamdır..Bende hiç onu dinlemiyomuş gibi yaparak, hiç bi yorumda bulunmadım.. Zaten o da bana anlatıyor gibi değildi bi nevi günah çıkarıyodu.. Yorum yapacakta tek bişey gelmedi aklıma zaten, Ne deseydim " ayy ne pislik herifmişsin!!! sen tut babanı 3 sene arama adam mefta olunca pişman ol dön, sonra anam benle konuşmuyo diye zırla.. Yazık yaa babanın kemikleri sızlıyodur mezarında hayırsız evlat puuuuu suratına senin" aklıma bitek bunlar geliyordu açıkçası..Bu arada benim hakkımda da iyi şeyler söyledi; "sürekli gülüyosun sen, en kötü şey bile olsa yüzüne baktığımda unuyorum bi anda, gözlerinin içine kadar gülümseyebiliyosun" benim popo tabi arşa kadar uçtu.. İşin aslı herşeye gülebilen gül yüzlü bi kız değilim, dişlek olduğum için ağzım kapanmıyor,kapanmadığından dolayı ise malak bi görüntü çıkıyo ortaya, bunu yok edebilmek için sürekli gülümsüyorum gerizekalılar gibi...Baya bir ilerleme kaydettik ama hep böyle aramızda bir south park sessizliği var onuda aşcaz inşallahh..Starbucks olayını da çözdük, kapitalist düzene para kazandırdığımız yeter artık burdan içelim kahveyi diye kendi söyledi. ( gözünü sevdiğimin sosyalizm düşüncesi hep maddi konulurda kurtarıyosun beni ) yemek olayınıda atlattık mı bu iş tamamdır!seviyorum lan ben bu çocuğu öle melul melul masada sızmış savunmasız halini görünce daha bi anladım...

Lüküs hayat

Bugün kredi kartı ekstremle birlilte cüzdanımda beş kuruş paranın kalmaması benim pekmezi alalacele tavlamam gerektirdiğini hissettirdi!!!
Bu çocuk bana çok pahalıya mal oluyor, paşa çocuğu sanki beyfendi; yemekhanenin yemeklerinden yemiyor, bir kaç yer var yemek yediği başkasıyla gitmesin diye bende peşinden gidiyorum, sanki oraların yemeklerini çok severmişim gibi!!! Yanında hayvan gibi yemek yiyemediğim içinde öğleden sonra karnım zil çalıyor sonra bi daha yemek yiyorum..
Bide paşa çocuğunun yemekten sonra starbuks keyfi var, lan bi kere olur iki kere olur ama hergün hergün orda kahve içilir mi? günde 8 ytl den ayda 240 ytl yapıyor, evlat acısı gibi koyuyor bana... Birde bizim kanal görgüsüzler mekanı olduğu için oraya giden varsa "banada bi frupuçiiniii pilizzz" diyen dangalak insanlar mevcut.. O yoldan gelene kadar zaten kahven buz gibi olacak onu içsen nee içmesen nee?? Oysa alacaksın nescafe 3 bir aradayı 25 kuruş miss gibi istediğin kadar iç.. Şimdi gitmesem olmaz çocuğu sonra kurtlara bırakmış olacağım, her daim orda olan sevgili bayan kaltak bizimkini yalnız görünce yapışacak sonra öğle yemeği arkadaşı bi anda o olacak.. Kız benim yokluğumu fırsat bilmesin diye izin günlerimi bile aynı güne denk getiriyorum...
Birde pekmez evde yapılmış, pasta poğaça türü şeylere bayılıyor, özellikle baklavaya.. bense hergün bizim orda ki ev yapımı pastaneden pasta börek alıyorum 2 günde bir de ev yapımı baklava alıyorum.. kendim yapmış gibi besliyorum çocuğu.. gerçi baklavalarla ilgili bi kuşkuya düşmesi an meselesi, hangi kız 2 günde bir işten gelip baklava açar ki? piskopatmıyım ben!!! baklavaya bi süre ara versem iyi olacak....
İnsan aşık olunca kıyafetlerini de beğenmiyor, o kadar fazla alışveriş yaptım ki bu ay bülent ersoy gibi bi giydiğimi bi daha giymemeye başladım...
zaten maaşım yarısı ben diyim 5. el siz diyin 6 el olan alalı 1 ay olmamasına rağmen 3 kez organizeye gitmiş osmanımın kredisine gidiyor (arabamın adı osman), kalan yarısının yarısı benzine onun yarısylada yaşamak zorundayım... biraz daha hesaplı olsam fena olmayacak..
Şu çocuklada bi murada ersemde kurtulsam şu lüks merakından tasarruf nedir öğretsem, şimdi yapamam daha bu baştan beni sıkıyo diye kaçabilir sinsi sinsi ilerlemeliyim :İ Yok yani yarın öbürsügün evlencez böyle har vurup harman savurmamalı, (anam Allah yazdırdı bak evlencez dedim :P )

İyi değilim

İyi değilim..
Hiç iyi değilim..
Ayrılığın gidişin,
aylar sonra dirilişin
kadar yakmamıştı canımı...