8.02.2010

İnsan hatalarını panik halindeyken yapar

Benim küs kalmak gibi bir özelliğim yok. Biri bana en kötü şeyi yapsa da gelip yüzüme bakıyorsa kaldığım yerden devam ederim. Ama lanet olsun, artık şu Esra Ceyhan'la küssek. En son pekmezin arkadaşı yüzünden uzunca bir süre görüşmedik. Geçen gün işte Erik, ben bi de Erik'in ev arkadaşı taksimdeyiz. karşıdan bu geliyor ayaklarını götüne vura vura koştur koştur. "Ayyyy PuCCişimm bebeyimm naberr" diye bir sarıldı. En son birbirimizi bıraktığımızda gırtlağımı kesip, kanına alnına sürecekti. Arkadaşları da vardı yanında, naaptın neettin muck muck dedik herkes gitti kendi yoluna.
Bi yarım saat falan geçti bi mekanda oturuyoruz biz, telefonumda bunun adı yanıp sönüyor. Dedim aman PuCCa hiç bela etme allahın manyağını açmadım telefonu. Ardından bi' daha. Yine açmadım. bi 10 dakika geçti, başka bir numaradan aranınca açtım. Bu sapığın sesi. "ya sabahtan berii arıyorumm, aşkol benim no dışında herşeyi açıyorsun" diyince, ebik gübik bişiler geveledim. Bu nasıl bir yüzsüzlük açmıyorsam, açmıyorumdur yani bi de böyle bunu suratıma söyleyip, beni utandırması, ayy çok kötü bişi bu. Nerdesiniz diyince salak gibi söylemek zorunda kaldım. Geldi mekana.
Böyle bir artı yılışıklık performansı falan. Erik'le 2. mi 3. mü ne görüşmeleri, ama böyle bir üstüne düşmeler. Erik bişi sölüyor bu hemen "ayy sen ne harika adamsın, her söylediğin doğru" Erik bişi içiyor "var ya sen mükemmelsin onu içiyorsun" ne dese böyle aval aval bakıyor falan. Ama hani yapmacık bir tavırla. Ay Erik'te göt çıktı fezaya. Böyle bir böbürlenmeler kendini pop star alaturkada birinci olmuş gibi havalar. "senin gamzen mi var ne güzelmiş" diyip o kırılasıca eli, eriğin suratına doğru gidince, ben artık eee eşşeğin amına suyu kaçırdın tavrı yaparak ayağa kalktım. eriğe kaş göz işareti yapınca "bak tuvalet şurdaki merdivenlerden çık hemen sağ tarafta." dedi. Anlamadı onu da çağırdığımı. öyle bir bakış attım ki, o bakışla bir demiri 5 e bölecek derecede. tuvaletin oraya gittik, elimle kolunu cimcirerek.
- O kızın her dediğine gülme ağzına sıçarım senin... lütfen rica ediyorum sen bir gerizekalı olduğunu unutma, onun seni zeki biriymişsin gibi göstermesine kanma..
- aptal aptal iş yapan sizsiniz gerizekalı olan ben. Çişini mi yapıyosun, napıyosan yap! Ayrıca gerizekalı değilim ben, arkadaşın beni zeki buluyorsa suç benim mi. Bazen o kadar abartıyorsun ki PuCCa ne desem o kafandan geçen paranoyalara cevap bulamıyorum.
- Ayy konuşma fazla. Bak valla yemin ederim biraz daha konuşursan veririm seni o kıza bir daha dönüp suratına bakmam. ayy sinirlendim yapmıcam çiş..
İndik aşşağıya ama nasıl uyuz oluyorum. Erik'te sinirimi bozuyor. Bi anda kendini iki kadın arasında kalmış gibi hissetti. O tavırlar falan, adamın kendine güveni geldi. Böyle aptal aptal espiriler, daha az önce 15 kız bunu yalamış gibi hareketler falan. Bi de böyle ortak nokta buldular Deniz Baykal fanlığı! Bir girdiler muhabbete "Deniz Baykal bu ülke için neden gerekli" diyerek. Allahım konuşmaları da "Deniz Baykalı seven bir milyon ulusalcı bulurum" duvarındakilerden öte değil. Hiç sesimi çıkarmadım, koltuğa gömüldüm. Bunlar hala konuşuyor, kendimi belli etmek için offluyorum yokk, adam "CHP bar kolları başkanı" sandı kendini. Esra sürekli Erik için "var ya gerçekten senin gibi dolu biriyle konuşmak muhteşem, o kadar haklısın ki, senin gibi zaten 100 adam daha düşünse refaha ulaşırız" Herife öle bir gaz verdi, korktum çıkışta bir Tuncay Özkan olacak diye.
Sonra benimki kalktı, bi sigara içeyim ben dedi, çantamdan sigarasını aldı, sonra bir baktım Esra da kalktı ben de geliyorum diye. Benim kan basıncım yükseldi, böle elim ayağım titremeye başladı.
Zaten bu sigara yasağı çok iğrenç bişi. Sigara içmeyen biri olarak tamamen daha fazla ezildiğimi hissediyorum. gece bi yere gidiyoruz, bebenin biriyle kesişiyorum mesela hop bi bakıyorum iki dakka sigara içmek için mekandan çıkmış, orda kendi dengi bir kız bulup dönmüş. Bi de eskiden duman altı olunca mekanlarda herkes güzel görünürdü gözüme. Ama şimdi duman yok bişi yok o gerizekalı danslar falan hepsi plazma ekran netliğinde. Kanalın kantininde sigara içenler, içmeyenler yeri vardı. O içmeyenler yerinde, ben ve iki üç pimpirikli tip. Kalan eğlenceli insanların hepsi, diğer minnacık tarafa sıkış tepiş oturmuşlar olurdu.
Böyle sigara içenler arasında bazı terimler, espiriler falan. hani bir çakmak davası, ne bilim o kar kış demeden çıkıp balkonda içmeler. Böyle garip bir durum.. hiç bi zaman içinde olamayacağım bir topluluk gibi. İncirlikte Türk olmak ya da Zaman gazetesinde Ayşe Arman olmak gibi..
ve şimdi onlar dışarı çıktılar ortak noktaları fazlalaşmıştı, masada Erik in arkadaşını bırakarak uçar gibi arkalarından koştum. Aman sanki o 2 dk da napacaklarsa, orda kızın ona oral yapacak hali yok heral. Ama kıllanıyor insan. it gibi titreye titreye onların sigara içmelerini bekledim. İşin kötü tarafı kıza da istediğini vermek istemiyorum. Hani kıskandığımı anlamasın gibi. oh rahat relaxmışım da 3 lüye varım gibi bir havadayım. Ama içimden geçen, o salağın önce dilini kopartmak, o dili alıp götüne soktuktan sonra kollarını ısırarak parçalamak..
....
neyse ardından geçtik içeri oturuyoruz, nan bi baktım eriğin ev arkadaşı benden daha mazlum köşede ofluyo puffluyor. Dedim PuCCa gerizekalısın, hopp ilgiyi bebeye çevirdim. Allahım nasıl övüyorum çocuğu, hakkında bişiler söylüyorum "ama maaşı 2500 tl" "bla bla bla bla bla aaa ama şeyin maaşı 2500 araba alcak bu ay sonu" "xxxx aa sizin alaçatıdaydı demi yazlık? ayy bi gün gitsekk, esra xxx bildiğin gezme delisi varya sürekli gezeyim tozayım."
böyle belli şifreler vererek esra ceyhanı ona doğru kaktırmaya çalışıyorum. Baktım hafiften kaykılmaya başladı, bizim safın "ampulu söndür" sayfa yorum muhabbetleriyle ilgilenmemeye başladı.
Dedim tamam iyi kıvama geliyor, hemen hop bir tuvalet ambiansı kurmak için"ben lavaboya gidiyorum" diyip Esra yı aldım yanıma. Tuvalette de bi güzel "ayy xxxx sana şey oldu galiba" diyerek verdim ara gazı.
Çıkışta otobüs duraklarına gidiyorduk bırakmak için kızı, bunlar önümüzde yürüyolar. Eseriyle övünen sanatçı gibi popolarını izliyordum ki aklım başıma geldi..
Ulan kız, bu gerizekalı sünepeyle çıkarsa, eriklerin evinden çıkmayacak. ben de her daim böyle gelip gidip denetleyemem ya. Ayyy biz bi de o 4 lü takılan embesil çiftlerden olcaz, allahım korkunç bişi bu. ve kız hala pekmezin arkadaşının bana yavşama olayını sindiremedi. Ayy ben çok gerizekalıyım diyerek koşturdum yanlarına. Daha durağa bile gelmemiştik çocuğun tuttum kolundan.
- yaaa ben teli unuttum cafede, esra kusura bakma yavrum sen burdan gidersin
- ee siz gidin alın ben Esra yı bırakırım durağa.
- ay yok sen de gel onun durağı uzak. ay hadi esra hadi öpemem şimdi seni.. tel kaçmasın byee
dedim. Çocuğu kartalın ağzından bebek yakalar gibi kapıp kaçtım. bildiğin kaçtım yani. Kız ağzını açamadı arkamızdan bişiler geveliyodu ama hiç duymadım.. Çocuk da telini falan bişiler dedi.
- Ayy xxx çok safsın sen ya. o tuvalete gittiğimizde dedi ki. Bu çocuğu al başımdan gerizekalıya benziyor. Senle konuşurken arkasına bakıp kaş göz yapıp duruyodu. Ondan öle gelip teli unuttum dedim. Valla görmedin mi başta benimkine şeyetti zaten. Amaaan ben sana başkasını ayarlarım üzülme, gücüne de gitmesin, kısa boylu ve ezik olduğun için değil yani o öle demek elektrik alamamış.
Akşam da esradan mesaj geldi "xx beni sordu mu" diye. Ona da xxx in eski sevgilisine döndüğünü, esranın e sinden bahsetmediğini söledim, faceden falan ekleyip benden gizli muhabbet kurmasın diye.
evet biliyorum burdan bakınca çok kötü gözüküyor ama inan çocuk ona yaptığım iyiliği bilmiyor şuan. Resmen onu çok kötü bişeyden korudum... yaa off tamam elin herifi sikimde değil ama neticede ona da iyilik yapmışım sayılıyor napimm yani...
Erik de evde benden çok pis papar yedi.. ve bir daha böyle böbürlenme yaparsa, iki iltifat gaza gelirse, o uyurken evini yakacağıma dair yemin ettim... Biliyosun benim huyumu bari benim yanımda yapma demi, tamam çocuğu bazen çok eziyorum ama böle başka kızların da ona laf dediği zaman koltuklarının kabarmasına sinir oluyorum!
ya benim acilen erikle aynı eve çıkmam gerek. Ama böyle de halam malam geldiğinde ne bok yerim. Babama diyemem zaten.. Hayır herif bitti, bi de ev arkadaşının çük derdini ben düşünüyorum. O eve hatta ben dışında hiç kız girmesin sonunda büyü yapcam valla "eve kız atamama büyüsü"


PS: Burda "Esra Ceyhan" diye bahsettiğim, o ekranda çıkan ağlak karı değil. Bu bir rumuz. Kadına biriniz ispitlemişsiniz, yayında demiş "benim hakkımda yazılıyormuş, ben değilim, benim blogum yok, sitem yok" falan gibisinden.

2.02.2010

keşke kıyafet ağacı olsa bi tohumla toplasam ürünlerimi

Halam gelince buraya bari dedim etinden, sütünden faydalanayım, doğru alışveriş merkezine. Ayy lanet olsun ama cinnet geçirdim artık. Sanki akşama ürünler bitecek gibi sabahın köründe, nerdeyse ezanla "hadi gidiyoruz" diye kalktık. Bu outletlerin olduğu bi yere götürdüm bunu.
Ben şu erkeklerin alışveriş sevmeme olayını da anlamıyorum aslında. erkek olsam akşamları mekan mekan dolanıp, elimde bir enerji votkayla bütün gece karı kız keserek, tuvalette allaha dua edip "nolur allamm bugün hilminin evi boş, oraya birini atmam gerek, lütfen benim yüzümü kara çıkarma şurdan bişiler nasip et bana" diye yalvararak, sansar gibi gibi sarhoş kız avına düşeceğime; Alışveriş merkezlerine gelirim.
Bir defa kadınların en hassas oldukları, en zayıf oldukları yer burası. "sarıyı mı alayım, siyahı mı, begümün moru vardı şimdi, ayy mor da çok güzelmiş ama alamam. kahve botlarıma uygun bişi alim en iyisi, evde mundar olacaklar, ay şu da çok şıkmış ama yanlarım fırtlıyo bunda. ay ben en iyisi siyahı alayım, hem yemekte de giyerim. Ayy osman da geçen, sana kırmızı yakışıyo dedi ama, yok yok herşeyim kırmızı oldu karpuz muyum canım ben. aaaa şu kadın neden ona bakıyo, ay acaba onlar mı moda. bak bak şu yanımdakinin de ayakkabısı çok güzelmiş benim de buna benzer siyahım var, ben ona en iyisi tunik bakayım. Ayy bak kemer almaya geldim ama neyse gelecek ayda bir mont bakayım ben" gibi kendi kendimize iç konuşmamaızı yaparken gelip usulca yaklaşsanız, ne kafanıza çanta yersiniz ne bişi. Anlamayız bile asıldığınızı.. Şu sevgiliyle alışverişe çıkılmaz mottosunu da anlamıyorum. O kadın o mağazalara girince inan sen sadece "güzel olmuş tatlım" dan öte bir varlık değilsin onun için. Ohhh kadın kız kesmenin en ala yolu. valla gözü görmüyo.. İstemediğin kadar kız, minnacık bir alana toplanmış, daracık kabinlere girip soyunuyolar dökünüyolar, hepsi telaşlı, hepsi şirin, hepsi birbirinin üstündekine göz dikmiş. Erikle mesela dolanıyoruz burnundan soluya soluya, giriyoruz bi yere. 15 dakika sonra bi bakıyorum ohh erik dağıtmış götü başı. "Nasıl olmuş" diyorum "çok güzellll" diyo ama gözü ben de değil, ayakkabı deneyen kadının bacaklarında. Kafasına bi tane geçirim diye düşünüyorum, ay aman diyorum, bi şuna da bakayım da. Sonra da unutup gidiyorum. Ama yine de adam benle mağaza mağaza dolaşmaktan nefret ediyor.. Demek ki bişeyler alan kadın erkeklere çokta cazip gelmiyor, sıkıntı verici ve korkutucu oluyor sanırım. Şey olabilir bilinçaltlarında "bu benim anamı siker paramı bitirir ocağımı kurutur" gibi. o yüzden de mağazada kadınla dolaşma fikri korkunç geliyor.
Ayy çok isterdim ama şu eski türk filmlerindeki gibi bir manitam olsun. Böle gazino sahibi falan.. Alsın beni götürsün bi mağazaya, tezgahtarla önüme yığsın bütün kıyafetleri, ben de gözlüğümün kulpuna oral yaparak "ooo beni mahçup ediyosunn" diyip 5 aylık ev kirası masrafında kıyafetler alayım..
Ama nerde anacım, gidiyorum yazın kışlık, kışın yazlık alıyorum. Sonra hoopp o sezon bi geliyo benim aldıklarım out olmuş. Daha hiç giymediğim abidik gubidik kıyafetlerim var. Haa bi de dolabımda etiketi çıkarılmamış 36 beden elbiseler. Hangi akla hizmet 36 beden almışım. 2 kilo veriyorum ya zannediyorum ki benden olacak bir ebru şallı. "Ayy nassı olsa zayıflıyorum" diyerek fermuarı kapanmayan şeyleri ucuz diye dolduruyorum.
ve en nefret ettiğim şey pantolon almak.. Dünyanın en güzel pantolonunu götüme sok benim orda yok bokum gibi duruyor. Hiçbişi yakışmıyor, o aynaları nasıl yapmışlarsa.. ben evden çıkıyorum "heyhoyyy 55 oldumm" diyerek. o aynada bi bakıyorum, benim baldırları kes, yont kendine bir ilkokul çocuğu yap.. Ben daha hiç bir pantolonu cuk oturdu diye almadım. hepsini artık ağlayarak "allah belasını versin senin gibi götün, sana ceza olsun böle bok gibi şeyler giydircem" diyerek alıyorum..
...
heh şimdi halayla beraber geziniyoruz, bi mağazaya girdiriyorum. "ayy kalk çıkalım burdan daraltı geldi bana" başka bi yere sokuyorum "ayy fenalık geldi"
Artık dayanamadım bi yerde duralım iki tane parça bişi alcaz diye tüm İstanbulu dolanmanın alemi yok dedim. Dolanıyoruz, bi elbise gördüm deneyeyim bari diye kabine girdim.
Deneme kabinleri bana işkence yeri gibi geliyor, özellikle kışın üzerinde ki herşeyi çıkartıyorsun. ayakkabının üstüne mi basayım, ay yere basmayayım ay paçasını şurdan çıkarayım derken maymun oluyorsun. Bi de her kabine girdiğimde aynı paranoyaklık "ya kamerayla beni izliyorlarsa, bari düzgün durayım, donuma kadar soyunmayayım, bacaklarımı da almamışım ha. ayy şu an bi deprem olsa donumla koşmak zorunda kalırım. ayy aslında olsa şurdakileri alıp kaçarım lan ne güzel, off keşke o gömleği de alsaydımm" gibi saçma salak düşünceler içerisine giriyorum.
neyse giydim elbiseyi çıktım. elbisenin altında tabi dizime kadar çektiğim baklava dilimli siyah çoraplarım, onun altında spor ayakkabısı olduğundan pek şeyetmedi. Halam baktıı baktıı baktıı.
- maşallahhhh 2 çocuk annesi gibi duruyorsun. hiççç yakışmadı çıkar onu.
- ya güzel olmuş işte
- Arkanı görmüyosun tabi sen, hem getir bi bakayım fiyatına.... Ooo bu ne ya izmirden ben sana bunu 40a alırım çıkar çıkar üstünden şunu.
Bu zaten İzmirden gelen herkesin, herşeyin İzmirde daha iyi olduğunu düşünmelerini anlayamıyorum. hayır herşey nerdeyse 2 katı pahalı olan bi şehir orası. Ama bu nasıl şehir faşistliğiyse, orda sıçtığın bok bile farklı geliyor insanın gözüne sanırım. Sonra bi tane daha giydim, bu kez satış yapan kızla beni mukayese etmeye başladı.
- ya bak şöyle olsan sana güzel olur, bak kıza ne güzel olmuş, ay senin gözlerin kendi gözün mü aman aman ne güzel maşallah. Nerelisiniz siz?.. belli belliii bizim komşu vardı senden tatlı olmasın öyle senin gibi kızı vardı...... ya biz de işte bizim kıza çıktık bişeyler almaya. kalktım geldim izmirden buraya, aileyi çok karıştırdı bu kız. Burda artık işe girdim çıktım ettim diye bişeyler söylüyor ama aha bak bugün pazartesi ne işe gitti ne bişi. Ben anlamıyorum zaten bişey. Sesimi çıkarmıyorum ama bakalım babası çok yüz verdi bunlara çok. Çikolatalarla büyüttüler bunu, her istediğini yaptı şımarttı böyle. Okuldan da atıldı bu, ona bile adam sesini çıkaramadı. Parmağında oynatıyolar adamı...... bi de bunun küçüğü var evlerden ırak aman. İkisi yanyana geldiler mi yok olsun o orası. babalarının bütün paralarını bitirdiler emdiler kuruttular adamı, şimdi evlenemiyor.. cık cık cık çok yazık çok öyle harcanıyolar.... sen ne kadar maaş alıyosun burda, sigortası da var tabii.. PuCCaa duyuyo musun bak... duymaz böyle işine gelmeyeni duymaz o.. tabi baba parasıyla burda özgür olmak kolay geliyor ona, ah kızım ah iyi ediyosun böyle elin ekmek tutuyo.. PuCCa çık çık bakayım şöyle bir dur bakayım, cıks olmamış vallahi olmamış tencere gibi olmuş götün..
Allahım kendimi resmen ergenlik çağındayım da, annemle dışarı çıkmışım gibi hissediyorum. o satıcı kıza, ben aslında öle biri diilim bakışları atıyorum. ordan kurtulmak istiyorum. rezillik utanç garip bi duygu. Anneyle alışverişe çıkan kızları görüp gülerdim hallerine hep, böyle kız bişi giyer arkada annesi çekiştirir durur kıyafetini.. şimdi 15 katı rezilliğini yaşıyorum sanki.
hayır o satış görevlilerinden de hiç haz etmem.. istemezsin götünden ayrılmazlar, dibine kadar yaklaşıp, ensende nefesini hissedersin kadının "neye bakmıştınız" diye de soruyolar ya.. "ananın mincosuna" diyesim geliyor bazen. lan neye bakcam orda salak karı.. Ama ne zaman da ihtiyacın olur 3-5 tanesi bir köşeye geçip kakara kikiri gülüşürler. Bi de öyle o mağaza kendilerininmiş gibi davranma havaları yok mu, "babanız cem hakkoya saygılar" diyesim geliyo kimisine. Bişey soruyosun mesela, senin suratına bakmıyor, diğer tezgahtar bebeyle gülüşüyo, bi yandan, "haa onlar zaten yüzde ellisi olan fiyatı" sen hala bişi soruyosun, karı bebeyi kesmekle meşgul. o zaman suratına bi tane çakıp "çıkışta sikişinizi, sokuşunuzu yaparsınız ama bi bak bana" diyesim geliyor.. Ekmek parası anlıyorum ama sevmiyorum yapacak bişey yok.. o yüzden zaten bence zara mara gibi mağazalar çok tutuluyor. kıyafetten öte valla şu satıcı-müşteri diyalogunun en az yaşandığı yerler olmasından dolayı.
kabinde kendimi kemerle asmak bile istedim. herkese herşeyimizi anlatmaya nasıl meraklı. Sanırım bu ırsi bişi, ben de blogda yazarak mı rahatlatıyorum kendimi napıyorum. Ayy ne biçim özelliğini almışım off.
Sonra başka bişey denedim, çıktım. sonra bi daha sonra başka mağaza, bi daha bi daha..
- bunu soğuklarda giyemezsin çıkar
- ördek gibi oldun çok kötü
- ayy onun kumaşını pazardan alırım dikerim. 5 tl ye malolur
Diye diye kendime sadece bershkadan bir adet tişört alıp eve döndüm. O ise kendine 3 kışı geçirecek kadar kıyafet aldı.

30.01.2010

Beni kör kuyulara merdivensiz attın farkında değilsin

23 yaşında hala 14 lük ergenler gibi facebook sorunları yaşıyorum. Acilen elimi eteğimi çekmem lazım bu olaylardan. Geçenlerde arkadaş ekleme taleplerinde bi baktım, ortanca halam beni eklemiş, bir hatayla kabul ettim. Ya şurda yazmıştım, bu halalarımı hayatımı zindana çevirmişlerdi ama ne bilim ordan bir zararı olmaz diye mi düşündüm, naaptım artık. Kafama sıçayım işte... Daha ekler eklemez sansar gibi pusuda bekliyomuş sanırım, 3 dk sonra erikle benim fotoğrafımın altında bir yorum
"damadı ne zaman getircen buraya. Baban da zannediyor ki, kızım çalışıyor ekmek parası için uğraşıyor. Kızının derdi başka tabi. Zaten bayramda da yılbaşında da aramadın neden aramadığında anlaşıldı. Yazık seni büyütmek için kendimizi harcadık biz."
hemen hoop sildim yazıyı, daha ben silerken baktım başka bir fotonun altında dolanıyor "Bunlar fotoğraf hilesi sanırım sen bu kadar kiloyu vereceksin de ben görecem tosun" Anında onu da sildim. Baktım diğer sildiğim fotoğrafın altına "ben buraya bir şey yazmıştım neden kabul etmemiş çok ilginç PuCCa şu alman bozması çocuğu da getir de kimmiş neymiş bakalım"
baktım ben baş gelemicem, direk kadını sildim listemden, bir de engelledim. hani Allah'ın sevgili kuluymuşum ki tam online iken kabul etmişim. Aradan iki üç gün öyle sessizlikle geçti, o iki üç gün safhasında benim diğer akrabalarım da ekledi. Ama hiçbirini kabul etmedim.
Meğersem o iki üç gün fırtına öncesi sessizlikmiş.
Zoydaklı aradı beni "Abla sıçtınki ne sıçtın halam bize geldi şimdi, seni ispiyonladı. bir sürü erkeklerle içerken, sıçarken, hoplarken foto çekilmiş dedi, erkeklerin elleri, kızın her biyanında falan dedi." Anam dedim ne oluyor duyan da zanneder ki, hürriyet.com da fotolarım çıkmış. Hani öyle bir ortalığı ayağa kaldırmış, diğer akrabalar da demek ondan eklemiş "erkeklerin beni ellediği" fotoları görmek için. Fotolarda da hiç bişi yok ha, bildiğin klasik facebook fotoları.. hatta çoğu 45 derecelik açıyla sadece suratımı aldığım kareler. Ama karı nasıl anlatmışsa bi sasha grey, bi ben olmuşuz alemde. Hala beni "tangasını pantolunundan gösteren kız" diye anıyorken akrabalarım bu hoş olmadı tabi..
Babam ha aradı ha arayacak diye bekliyorum ama götüm de 4 buçuk atıyor. Kendimi lise 1 de zannettim bi an. Bu anı yaşamıştım ben çünkü. Bizim asansörün içine "Allah inse alamaz bu sevdayı içimden PuCCa" yazmıştı isyankar kekonun biri. O zaman da o yazıyı halamlar görmüştü, beynimi eritmişlerdi resmen. Babamı iş yerinden arayıp anlatmışlardı. akşam babam işten eve gelirken o yazıyı görecek benim ağzıma sıçacaktı. Beni kuaföre çırak olarak verecekti. Hergün okula halamlarla gitmek zorunda kalacaktım. Ay nasıl korkutmuşlardı, yeminler ediyordum ağlayarak ben çocuğu tanımıyorum diye. Ama o nasıl korkuysa ölümü bekler gibi babamı bekliyordum. Saat 7 de hep evde oluyordu. saat 5 di hem o saatin çabucak geçmesini istiyordum hem de geçmemesini. "Allaam lütfen bir doğal afet olsun ama kimse ölmesin, allam lütfen babam kaza yapsın ama kimse ölmesin, allam lütfen halalarımı köpekler yesin ama kimse ölmesin" türü iyimser ama durumdan kurtarabilecek dualar edip durdum.
Saatin dakikası ilerledikçe benim kalbim de pıt pıt atmaktan, patır kütür atma aşamasına geçti. baktım kurtuluş yok duamı değiştirim bari diye "Allam lütfen beni kanser yap, şimdi öleyim. allaaam nolur kanser olim, babam bana bişi diyemesin lütfen nolur allam" derken o kapının bülbül sesi diye bize kakaladıkları lanet olasıca zil çaldı. Halam baş parmağını sallaya sallaya, kafasını da öne arkaya atarak "sen daha durrr bak bir bir anlatcam" diyerek açtı kapıyı. Ben salondaki koltukta oturuyorum, koltuğun rengi beyaz ama ben ondan daha beyazım. Koltuk beni yutsa ancak kurtulurum diye düşünüyorum. Hayır arada halamlar olmasa, babama şımarıklık yaparım ama halamlar öyle ki bulaşık yıkamadım diye beni ipe bile götürürler.
Yaşları müsait olsa, Deniz Gezmişin davasına baktıklarına bile inanırım. ufacık bir şeyi nasıl kanına, beynine işliyolarsa adamın, dünyanın bokunu yemişsin gibi suçlu oluyorsun. Valla orada biraz gayret etselerdi, o kerro bebeyi bulup benle evlendirirlerdi de. Onların o büyü gibi ikna kabiliyetlerini bildiğimden, hayatımın sonu geldiğini düşünüyordum. Sonra babam içeri girdi korkumla yüzleşme zamanım geldi.. babamı etkilemenin iki yolu var; bir ağla, iki ağlamak işe yaramazsa bağır.
Ama işte halalarım işin içine girince, götümü yırtsam fayda etmez diye de düşünüp dua etmeyi bıraktım plan program yapmaya başladım.. Babam kapının ordan gözükünce ben bir ağlamaya başladım. Koşarak sarıldım ona, "baba halamlar beni kuaföre verceklermişşşşşşşş" diyerek ağlayınca. babam "hadi şu yemeği hazırlayın, o yazıları yazan eşşoğlusuna da söyle bacaklarını kırdırtmasın bana"demişti. O zaman dönüp, gözlerimi kısarak ya naber diye bakış atmıştım..
Halamlara karşı bir zafer kazanmıştm. Ve onlar o kadar kinci ki adım gibi eminim bu olay, onun acısını çıkarmak için oldu. Çünkü o gün mutfakta kolumu cimcirerek "daha bu bitmedi küçük hanım" demişti bana.
....
İşte şu anda aynı korkuyu yaşıyorum. Yine döndüm 14 yaşıma, babamdan korkup sıçtım dediğim günlere. Zoydaklı telefonu kapadıktan sonra halamın, babama neler anlattığını da tahmin ediyorum da etmesine; ulan kaç yaşnda karısın, kalkıp kendine koca bulacağına face mace uğraşıyorsun da diyemiyorum. Hayır dese ki manitası var tamam, yine bir sorun ama şimdi ki gibi değil. Şimdi o gözlerini devire devire, her lafının sonuna "cık cık" lar ekleyerek, tek kaşı havada kafasını iki yana sallayarak, beni arka sayfa güzeli gibi anlatacağı için bu işten sıyrılsam bile adım hep "erkeklerin gözdesi PuCCa" olarak anılacak.
Öle malak gibi elim telefonda babamın arayıp "seni biz erkeklerin elleri memelerinde gezsin diye mi büyüttük" demesini bekliyorum.
Derken telefonumun zili acı acı çaldı. telefon ekranında "babişko" yazıyor ama açmaya korkuyorum. babişko ne lan! birde sonra utanmadan, kocasına "kociş" diyen kadınlarla dalga geçiyorum, onlardan ne eksiğim varsa.
neyse açtım telefonu, ilk yutkunmamı yaptım. Sonra en şirin halimle az önce 14 yaşımdaki halimden daha da ufalıp, sesimi gırtlaktan çıkararak "babacımmmmm naporsunnnn" dedim. der demez bu bir saydırdı, işte "bir takım fotolardan bahsetti halan bana, herkese gösteriyormuşsun, kızım sen napıyorsun? aklın yerinde mi" diyince baktım olmayacak bu kez hakkımı bağırmaktan yana kullandım.
"eee yeter ama be, kaç yaşımdayım hala halamın laflarını dinliyorsun, sen benle ilgileneceğine kendin evlensene.. aaa benim sizlerden başka derdim, sorunum var. oturup da aile içi dedikodulara gelemem kusura bakmayın, bu ne yaa yeter ama haa" dedim çat kapadım telefonu.
Heyt be nasıl da gaza geldiysem. Suratına da kapadım ki biliyorum çünkü ne diyeceğini, "lan madem o kadar büyüdün hala ne her ay ben sana para yolluyorum" o zaman sıçarım diye onu demeden kapamalıydım.
Çok ilginç bişey oldu o gün bi daha aramadı. Bugün akşam arayarak bana o bağırmamın ceremesini çektirdi.
- Napıyomuş benim olgun ve sorunları olan kızım.
- Ehiehi iyiyim ya babacım sen napıyosun.
- ben de iyiyim pazar gecesine halana bilet aldım yanına geliyor
- hönk
- sus ve artık edebini bil konuş benle!!! 2-3 hafta yanında kalacak. Senin o sorunlarına dertlerine derman olmaya yolladım. Baktım kızımın başı sıkışmış, halası ona yardım eder dedim. Öptüm boncuk gözlümü.
ve sonrası ölüm sessizliği. O burdayken erikle buluşamam, o burdayken zaten biten gece hayatım gözümde daha büyüyecek.. bana ergenlikte çektiremediği acıların hesabını şimdi çektirmek için gelecek.
bana kaderimin bir oyunu mu bu aldı gençliğimi verdi zulumuuuuuuuuuu...

20.01.2010

Kıskanırım seni ben, kıskanırım yollu sürtüklerden

Lanet olası bilim adamları, otun bokun çaresini buluyorlar ama asıl önemli şeyleri siklemiyolar. Bir şu yüzyılda regl olayı, iki kıskançlık. Bu kıskançlık denen olayın bir ilacı olsa hop içsek anında kurtulsak. Şimdi bana sakın ay kendine güven, ay bilmem ne deme. Öyle bir şey değil bu.. sivilcenle oynamaman gerektiğini bilip, sürekli hıtıklaman gibi. Yani senin elinde ama değil sanki.
Şimdi Erik'in evine genelde hafta sonları gidiyorum, ev arkadaşı evde çalışan biri olduğu için erik izinliyken rahat ediyorum o evde. Geçen akşam alt taraflarındaki marketten alışveriş yapıyoruz, iki tane kız geldi aa naber falan filan. "akşam balık yapcaz isterseniz bize gelin" dediler. Lan benim orada bir döndü beyin. atar damarım pıt pıt pıt atıyor. bu kızlar kim, ne demek bize gelin? demek ki bu beyefendi hep o kızlarda. Allam yaa burun deliklerim kapanıp açılıyor. Kızlar yanımızdan gittiler elimdeki spagetti poşetiyle karnına geçirdim. "Bana açıklaman için 5 dakikan var, kim bunlar ve seni evlerine neden çağırıyorlar" diye.
İşte aynı apartmandalarmış, ev arkadaşı kısa boylu olana şeyediyomuş da geçen bunlara gelmişler yemeğe onlarda kibarlık olsun diye demiş blablabla..
tabi bu hikaye her inanmadığım noktaya "yemin et, annen baban ölsün mü, çükün düşsün mü" diyerek sorgularımla pekiştirildi. Sonrasında eve gittik, dizime yatmış tudorsu izliyoruz. böyle boğazımdan bir şeyler taşıyor. Sinirden köpürüyorum, nasıl elin kızı bu eve girer.. Böyle odasında bir ipucu arıyorum, bu odaya girdiler mi diyerek. Kafamda 50 tane hikaye dolanıyor. İşte o gün 3. çalmada açtı telefonu kesin o zaman bunlar geldi buraya. Ya ayakları alışırsa hep gelirlerse. Allah o kızların belasını versin. Ev arkadaşı da ezik sünepenin teki, kesin benimki nasıl komiklikler yapmıştır samimi samimi. Bok var zaten böyle insanlarla samimi olmazsa götü çıkar gerizekalının. Dizide kral kadınla sevişmeye başladığı an kayış koptu, ordaki karakter oldu benim manita. Ahanda sonu böyle olacak herkesi sikecek, ben de kraliçe gibi olcam. Adam orada sevişiyor benim bilinçaltında erik yatıp kalkıyor. Kral istediğini siker oldu, erik istediğini düzer. İlk tanıştığımız günler geliyor aklıma. Yalaka yalaka davranıyordu. Ya o kızlara da öyle davranırsa. Kızlar hergün gelirlerse bu eve. Ya bi gün
"anahtarı evde unuttuk biz sizde yatalım mı" diyerek. "aaa yatakta yokmuş sizde, gel senle aynı yatakta yatalım erik" moduna girerlerse. Sonra dokunmalar fingirdeşmeler ve hoppala paşam, erik kızın yumurtalıklarına boşaltım yaparsa. Sonra kız hamile kalırsa. Yok bu fazla oldu neyse.
Allahım o kızlardan bildiğin nefret ediyorum şu anda. En büyük düşmanları benim. O apartmanı yakabilirim, gidip o kızların evini basıp boğazlarını kesebilirim. Gece uykularında gazı açıp kaçabilirim. Kapılarına kanlı bıçak koyup "Erik benim orospular" yazabilirim. Ya da ev arkadaşına başka kız ayarlayıp o kızları bir daha eve sokmayabilirim. Ama bu kez ayarladığım kızın arkadaşları bu eve gelecek. Ayy çıldırcam bi sonuca ulaşamıyorum. O kadar sinirlendim ki kendi kendime kurduğum düşüncelerle, kafasına bi tane geçirdim çocuğun.
- O kızların neden geldiğini söylemedin bana?
- ahh vurmasana be! ne bilim, geldiğimde evdelerdi zaten çok durmadılar 1 saat bile değil.
- Haa bi de zaman tuttun ne kadar kaldılar diye. Ay ben gideyim gelsinler rahat rahat
- Saçmalama kızım tuvalete bile fotolarımızı koymuşsun da şu eve nasıl kız atarım ben
- haa koymasam atacan demek. İşte sen busun pisliksin lanet olsun sana
- halla hallaa PuCCa iyi misin, sen üst komşularını yazarken onlardan çıkmazken iyi.
- Sen bana bi daha onlara gitme dedin gitmedim. ben seni dinledim bi daha o kızlar gelmeyecek.
- Gitme dedim çünkü elin herifinin cinsel aktivitesini öve öve bitiremiyordun. Benim için gelmiyolar zaten eve xxx alırsa da ne diyeyim.
- geldiklerinde de konuşmayacaksın. gelip hemen odana saklanacaksın, kapıyı da sıkı sıkı kitleyeceksin.
- iyi tamam.
Ulan tamam dedi ya bi kııllandım öyle. Hemen kabul etmeler falan. Hayır banyo aynasına kadar foto koymakla hata mı ettim acaba. Hani sahipli erkekler daha revaçta olduğu için. Diziyi izliyorum ama diziden aldığım tek yer adamın herkesi götürmesi. O "mazlum erik" oldu bi anda benim gözümde "sikici erik"
....
Bi insana aşık olunca diğer bütün kadınların onu sizin gözünüzle gördüğünü düşünüyorsunuz. kimseyle konuşmasın istiyorum, hayatında hiç kız olmasın. Hatta böyle elimde olsa eve kapatayım bir allahın kulu görmesin onu, öyle tek ben olayım. Sanki her konuştuğu kadınla yatma ihtimali var gibi geliyor. Hayır saçma farkındayım da ama işte o düşüncelere engel olamıyorum. O kadar çok üstüne düşüyorum ki, adam hem bunalıyor, hem de kendini mükemmel bişi sanıyor. O özgüvenle kral yavşağı gibi önüne geleni sikebileceğine inanıyor. Çünkü bunu ona ben inandırıyorum.
Anam dedim PuCCa akıllı ol, herif elden gidecek. Sen bu kadar üstüne düştükçe adam herkes kendisiyle yatmak istiyo sanacak. Dur bir frenle o kaldırdığın götü indir. hemen hop taktik değişti ben de..
"senin saçların mı azalmış ne.... ayy sen neden bugün çirkin gözüküyorsun gözüme..... off gerzek gerzek konuşma be.... bazen okuma yazma bilmen bile beni şaşırtıyor.... kalk kalk üstümden ön sevişme falan istemiyorum, hayatında bi boku beceremediğin gibi bunu da beceremiyorsun..... o pantolon bok gibi, ismail ykya benziyorsun...... biliyor musun geçen gazetede okudum 14 cm türklerin ortalaması değil, Çinlilerin ortalamasıymış. Bizimkilerin ortalaması 25 cm miş. hani yanlış anlama ama seninkine sözüm yok parmak çocuk"
Böyle ezdim ezdim ezdim iyice. Sonra eve geldim gönül rahatlığıyla. O unufak etiğim egosuyla osbir bile çekemez dedim. uykuya dalacaktım ki aklıma geldi.
Ulan şimdi bu salağa iki kız yakınlık gösterir. "ayy ne tatlısın" der. Bu da PuCCa beni eziyor, diğer kızlar kıymet biliyor diyerek onlarla yatar kalkar gider. Allam daralıyorum, bunalıyorum, boğuluyorum, telefonum nerde erik'i aramam lazım.
"Alo.. napıyon nan ayy napıyosun canım... çok özledim seni.. hıı evet biliyorum daha yeni geldim ama öyle, ayrıca sadece seni değil dalerik var ya eşekten sonraki ikinci en büyük organ onu da özledim ihihihihih" diyerek yavşak yavşak yalakalık yaptım..
Allahım bu kıskançlık şeyimi yok et bişeyler yap bu konuyla ilgili hiç iyiye gitmiyorum şahsen.. günde 3 porsiyon domuz etine başlıyacam efsane mi gerçek mi anlayacağım o zaman..

15.01.2010

Ezikler hadi yaşadınız, el dışında bişi yapacaksınız

Başbakan gitti ya Rusya'ya, pezo işi gücü yok vize durumunu da halledecekmiş hani.
Her yaz beni saran, tırnaklarımı kemirmeme neden olan korkum, 4 mevsim dolu dolu benle yaşayacak kabul edilirse.
Bu işin tabi sadece rus kızları akın akın burda, ya da erkeklerimiz bi üst komşuda durumundan öte tehlikeli bir durumu var. Ama sorunum şimdilik bu değil. O yüzden eylem planlarımı kafamda tasarladım;
1- çıplak konsoloslukta yürünecek (sakın kilo alma türk kızını temsil edeceksin)
2- konsoloslukları yak. ya da bombala. (Canlı bomba olma ama salaklık yapma)
3- tayyibin karısına mektup yaz, "senin ampul kendisine metres yapmış olga diye"
Mutlaka bunlardan biri bi şekilde olur. Olmazsa sıçtığımın resmidir. Artık Erik, gözümün nuru, canım biricik sevgilimdir. Ayaklarını lavantalarla yıkıcam, hiç bağırmak yok, kafasına da vurmam.. off yemek yapmak zorundayım bi de. Aşağılama da yok. Çok sıkıcı bir hayatımız olacak ama napalım herifi kaybetmek var. Yurdun 4 yanı bebek gibi kızlarla doluyken, ben hala çocuğa. "kalk lan gerzek, şu kumandayı uzat bi işe yara" diyemem.
Bi de her yana yayılan dedikodular var ki onlarla hiç baş gelemem. "Ruslar çok sadık, günde 7 çeşit yemek yapıyorlar, her gün evde bakımlı olarak dolanıyorlar, koltuk altlarında kıl çıkmıyor, 19 kaplan gücünde sevişiyorlar, boğazına kadar alıyorlar da gık demiyorlar, erkeği konuşurken sesini çıkarmıyor, kapris, naz, trip bunlardan haberleri yok, hepsi genel kültürlü, birine aşık oldu mu gözü başkasını görmüyor, ama manitası yatağa 3 kız daha alsa, gülümseyip teşekkür ediyo. vay babam vay. İnsan değil de erkek için tasarlanmış robot sanki.
O yüzden elimizdekilerin değerini iyi bilelim hanımlar, o şıllık, doğuştan botoxlu ayna karşısında dans eden uzun bacaklılara kaptırmayalım öküzümüzü..
Varya yanıyorum da, bizim gerizekalı ayı gibi heriflerimizin piyasa değerini arttırdılar ona yanıyorum. Nerde kekomançi var gidip onlarla takılıyorlar. Herif eşşek dışında bişi sikmemiş, düşünsene ikinci çiftleştiği nesne kusursuz bir yaratık oluyor..
hayır bir de sürekli onlarla kıyaslanmak kötü. "onlar medeni, laf atıyoruz bize cevap veriyorlar." Lan bunun medeniyetle ne ilgisi var allahın malı! sen kalkıp sokakta karıları taciz et, laf at kız sana cevap veriyor diye medeni olsun. Burda bir tezatlık yok mu?
Adamın hayatında kız arkadaşı olmamış. En uzun birlikteliği msn üzerinde 1 ay yazıştığı hatun. Yazın 15 arkadaş para biriktirip gidiyor Alanya'ya orda 16 lık kızlarla discoda dans ediyor. Sonra vay babam rus kızları..
"ama ben seni arkadaşım olarak görüyorum" erkekleri var bi de. Hayatı boyunca baktığı bütün kızlar tarafından arkadaş olmaya lanetlenmiş embesiller. ne tip var, ne konuşma, ne karizma ne artı bişi. Adam sadece kızların yanında gezen yılışık ama asla onlarla sevişemeyen bi tip. Şimdi bu adam sevgili yapamıyor diye suçu direk "Türk kızları bıdıbıdı" diye başlayan cümleler kuruyor. "Hacı yabancı manitan oldu mu?" diyosun. ona da yok diyor. ordan burdan duyduğu rivayetler, gördüğü götler ve bacaklarla durumu bileştirip her yerde "Türk kızları bence çok kötü." Ayy götüm sen sanki çok iyisin.
Ve en sinir olduğum şey ise. "Türk kızları çok çirkin, bakımsızlar, kültürsüzler" diye konuşan göbek deliği pamukçuk toplamış, apış arasını almaktan aciz, dişlerini 3 günde bir fırçalayan, sokakta tüküren, orda burda küfreden, her tarafı kıl dolu, geyirmeyi, osurmayı marifet sanan, genel kültürü fenerbahçe oyuncularını saymaktan öteye gidememiş ayıoğluayılar.
hayır bi de sokakta da bakıyorum 5 kızdan biri ilik gibi diyebileceğim seviyede. Ama beş erkekten ancak bir tanesi şans gelirse o da ehh dersin. Kalanı bildiğin düz kırmançi.
hayır sen kendi tipine bakmadan, öküzlüğüne, zavallılığına, ezikliğine şeyetmeden, hayatın boyunca elini sikmenin acısını ne bizden çıkartıyorsun. kızların kusursuz bir güzelliği olduğunu zaten kabullendim yıllar önce, o allahın emri. Onlara çirkin diyip bok atmak aptallıktır. Canı isteyen istediğiyle olsun, onlarla birlikte olanlara da lafım yok, ben erkek olsam ben bile giderim lan.. Benim sinir olduğum şey bu ezik tayfa varya "osbirciler cemiyeti" haa bunların o afra tafraları deli ediyor sadece.. Bi de o nasıl bir genelleme zaten öyle "türk kızları"
....
Bi kere Türk kızı diye dediklerinizin hepsi zaten sizin mallığınız yüzünden olan şeyler. Fazla yakın olursun yollu derler. mini etek giyersin kaşar derler, fazla sevgilin olur orospu derler. Hala bakirelik namus olarak görülen bir olay. İlk gece bütün hünerini gösterirsin, kaltak der. Kendini kasarsın sopa der. Oranı kapa, buranı ört, şuranı bilmem ne et, diye beynimizi yediniz de, iki tane uzun bacak görünce de "ayy çağdaş kız işte" mi oldu olay. Ohh pastam dursun, hem karnım doysun bak sen..
Ulan 9 aydır aynı herifleyim hala burda bana bile vay orospu hergün başka erkekle yatıyor, onları da yazıyor diye yazılar yazıyosunuz da. Sizin neyinize seksi sıradan olay gören, yatakta yılan gibi kıvrılan kızlar.
Valla ben o kızların aklına tüküreyim, o bacak boyu, bebek surat bende olsa, hiçbirinize sümüğümü sürmem. Hatunlar mal, zevksiz işte naparsın. Yazık nan o da bir lanet işte sen o kadar güzel ol kalk kekomançi beğen...
Bizde de el mahkum. Haa bizim de yukarımızda taş gibi bebelerin olduğu bir ülke olsa bak bakalım birinize koklatıyor muyuz.
Kuku nedir unutmazsanız, yokluktan hepiniz ibne olmazsanız ne olayım.

8.01.2010

Karga bokunu yemeden sevişmesin insanlar

Sabah seksi denilen şeyi yasaklanmasını istiyorum. bunun için kapı kapı dolaşıp, imzalar toplayacağım. Taksimde bildiriler dağıtacağım. Bu haklı davamı ipte sallanana kadar devam ettiririm..
Tamam ilişkinin başında yapıyoduk eyvallah.. Ama artık yeter yani. Zaten sabahları bildiğin kurbağa gibi bişi oluyorum. Gözlerim yumuk yumuk, salyam akmış, ağzım kokuyor, 3 saat kıçımı kaçıyorum. Bunu görüp nasıl istersin seksi benden. Uyandığım da en son isteyeceğim şeydir benim.
özellikle o izinliyken, sabah bir kalkıyorum biri beni dürtüyor arkadan. Allah bismillah diye bi uyanıyorum. arkamda pişmiş kelle gibi sırıtıyor erik. derin bi nefes alıp, geri yatıyorum, bu kez kulağıma doğru fısır fısır fısır.. Lan bi git yat bağrıyorum. yok bide kafaya taktı mı ille yapcak. "hadi hadi hadi" bazen o kadar sinirleniyorum ki kalkıp tokatlamak istiyorum..
Biraz duruyor böyle, sonra yine başlıyor; kolumu, bacağımı okşamaya. hayır enerjisine de hayranmım ha, kalk desem bulaşıkları yıka. o götü kaldırmaz ama iş sevişmeye gelince atom karınca oluveriyor. Ölü taklidi yapıyorum, bi iki yoklar sonra vazgeçer gider diye. İçine bi ayı kaçtığı için, mantık aynı çalışır diye düşünüyorum çünkü. Bi iki yokluyo, cidden bakıyor uyanmıyorum dönüyo arkasını.
Sonra bizi büyütürken kafamıza dayatılmış belli normlar beni işkillendiriyo..
Ulan şimdi sevişmedim ya, kalkıp işyerinde çikin bir karıyla işi pişirirse. 'sevgilimle iyi bir cinsel hayatım yok, sabah sevişmesini sevmiyor, beraber birlikte
olalım mı?' diye başlayıp, sonra 'her sabah
seks ne güzel bir duygu allahım, al sana tektaş' yaparsa.. Bi ton evli adam metreslerine bu yalanı söylemiyor mu sanki. yuvaları yıkan şey bence bu sabah seksi
olabilir. Bunun için bi yol bulmalı.. Erkekleri bu konudan soğutmalı. onun çiş olduğuna inandırmalı.. Her tatilde bu işkence çekilmez. Hayır, kadının kendini seksi hissetmesi için bedenine güveninin olması gerek.. Makyajsızken bakkala gitmek istemeyen ben için, sabah sevişmek baaoowww.. "oramı kapa, buramı kapa, ay bana bakma, ayy dönemem arkamı, ay çatlaklarım gözükecek, off çok çirkin gözüküyorum" şeyleri beynimi yiyeceği için, ne ben yediğimden zevk alırım, ne adama bi lokma bişey yediririm.
off lanet olsun akşamları Müjde Ar olan ben, sabahları neden Türkan Şoraya dönüşüyorum. Adamı göz göre göre kaybetcez, bak görüyo musun.. Off hem dinde bile var herifine yüz çevirme diye.. Bi bilinen var demek ki.
Hoop bir hamleyle Zerrin Egeliler gibi dönüyorum. Çapaklarımı silmediğim gözlerimle, salyadan kenarı kabuk bağlamış beyaz dudağımla, "hadi bebeyimmmm" diyorum. sonra bu yavru köpek gibi havlamaya başlıyo, debeleniyor yatakta mutlu mutlu.. sonra tam başlıyoruz. "öpmee öpmee öpmee" diyerek kafamı çeviriyorum.. Aklıma başka düşünceler geliyor.. "nan erkeğe de her istediğini her zaman verirsek olmaz bu iş.. sonra alışır bi de hep aynı meme, aynı döt der. kalkar gider iş yerindeki çirkin kızlardan birine.. Sonra 'ay ne farklı seninle şeyapmak için uğraş veriyorum, emek sarf ediyorum al sana tek taş' töbee allam bu fikirleri çıkar sen benim aklımdan diyerek bebeyi üstümden atıyorum..
- sabah sabah manyak mısın ya, kalk kahvaltı edelim sonra yaparız
- Ne güzel yapıyoduk ama yaa, kahvaltıdan sonra da yaparız hadi hadi.
- Off erik sabah sevmiyorum bi dur ya bi elleme ayy çek elini mememden
- İyi be tamam.. git yat sen napiim
- Küstün mü nan, şiit dönsene bana küstün mü be..
- Konuşmak istemiyorum şimdi kırdın sen beni
- taam söz yarın sosis yiyerek uyandırcam seni.
dönüyo bana ama gözleri nasıl ışıl ışıl, böyle sanki herife ev, araba falan hediye etmişim gibi. Nasıl sevinçli nasıl mutlu "valla de, yemin et, cidden mi taam o zaman bak söz verdin"
- Ama her gün olmaz özel günlerde ancak.
- O zaman bugün de yaparız kızım, şeyy bugün mutlaka bi şehir kurtulmuştur.. bugün ne 5 ocak hah Adana'nın kurtuluşu. Napalım yapmak zorundasın. Hadi sen dedin..
- sevişmekten soğuttun yeminle beni.. Şu sabah diretmelerin için sana moldovyalı bi hizmetçi tutcam. sen de kurtul ben de.. kalk git çişini yap. Sonra zaten bitecek.
- Çişimle diğerinin arasındaki farkı gayet iyi biliyorum. Ama hizmetçi şeyinde haklısın. Almak gerek bence de.
- Ayağına çorap giymeyi beceremiyosun da onu nasıl bilcen, hadi kalk. Geri zekalı bütün moldovyayı sokacam ben senin bi yerine, kalk kalk şurdan.. Güney Afrika'dan getirtcem sana hizmetçiyi

4.01.2010

Müge Anlı siktirgit hayatımdan sana yalvarıyorum

Uyku düzenimi yerine getirip, sabah erkenden uyanma kısmına geçtiğimden beri, Müge Anlı'yı izliyorum. Aslında çok garip bişi, hipnoz mu ediyo napıyo kaltak. Ya izlemicem diyorum ama bildiğin baştan sona kadar o tiz sesiyle, cinayetlerin perde arkasını araştırmasına takılı kalıyorum. Haftasonu geldi mi bir üzülüyorum, sevgilimden ayrılmışcasına pazartesi olsa da Müge mi izlesem diye sabırsızlanıyorum.. Bi de öyle kadın programı falan da değil ha.. bildiğin cinayetleri araştırıyor, katillerden biri falan programa gelmiş olabilir diye heycan yapıyosun..
Bu durum zaten paranoyak olan benim üzerimde çok pis etkisi oldu yalnız. "Herkes beni sikmek istiyooo" kızlarına benzedim. Bu kızlar böyle alt komşusu, arkadaşının sevgilisi, eniştesi, öğretmeni, kaldırımda karşılaştığı adamın, herkesin ona deli divane vurgun olduğunu düşünür ya. Bi de bu durumdan dertlenir. Kafasına takar falan. Hah işte o kızların bir level üstü oldum..
Bizim evin doğalgaz tesisatını yeniden yapıyolar.. Evin içinde ben yusuf yusuf atıyorum. "Ya şeyederlerse, ya parça pinçik keserlerse, ya suratımı jiletleyip kolumu bacağımı, ayrı ayrı yerlere gömerlerse.." İçerdeki odadayım ama nasıl kalbim ağzımda.. Bi de apartmanın dış cephesini de boyuyolar penceremin önünde dolanan işçiler var sürekli. "Allaam 4 koldan sikcekler beni, sen benim götü koru ben kalanını hallederim" diye serçe gibi titriyorum. Bi de öyle bişeyki, programda biri ölmüş oluyo ya, katili mutlaka akrabalardan, en yakınlarından biri çıkıyo. Sonra kendi kendime kızdım, sınıf ayrımı yapıyorum diyerek. Neden hemen beni kesecek olan adamları işçilerden seçtim ki.. Bu şey gibi işyerinde hırsızlık olunca direk temizlikçiden şüphelenen gerizekalılar gibi bişi. Belki yönetici tecavüz edecek bana.. Zırt pırt eve geliyo, naaptılar neettiler diye. Gözüne kestirdi beni, tam matkap sesinde, kırrttt kescek boğazımı.. Zaten pezevenkte öyle dayı kızına sarkacak tipte var. Bi de uzunca zaman kimse ondan da şüphelenmez. Herkes işçilerden şeyeder. Sonra zaten msn konuşmalarım abooooooo.. Varya acayip tırsıyorum loglarımın internete düşmesinden. Çarşı pazar karışır yemin ederim..
Müge Anlı katilimi bulmaya çalışırken, gerçi hoş 1 senede bir katil buluyo ama. Sürekli böyle fotoğrafım ekrana zoom in, zoom out şeklinde gelir gider. Bi de gidip vesikalık fotom koyarlar adım gibi eminim. vergi dairesinde çalışan memur gibi çıkmışım onda da. "ayy iyi ki ölmüş salak karı" diyen üç-beş ev hanımı da ortaya çıkar..
Sonra sokakta yürürken, gündüz gözüyle "na beni alacaklar arabaya atacaklar kesecekler, ayy jeepli bir oğlan duracak böyle çok yakışıklı, 'seni gideceğin yere götüreyim mi' diyecek. Ben zaten salak olduğum için, para ve yakışıklı erkek birleşimini görünce hemen atlarım arabaya.. sonra alıp beni tarlabaşına götürecek "üniversite mezunu" diyerek sermayesi yapacak.
Ne kimsenin evine gidebiliyorum, ne birinin yemeğini yiyebiliyorum, ne yolda yürüyebiliyorum, evde bile uyuyamıyorum lan.
Ama hepsinden önemlisi Erik'den bile şüpheleniyorum..
....
Yılbaşı için küçük bir sahil kasabasında başbaşa kalma şeyini uyguladık. geçirdiğim en güzel gündü sanırım o ayrı mevzu.. Böyle Salıncakta sallandık saatlerce götümüz dona dona, bütün sahili dolaştık, balık lokantasına falan gittik. Son dakikaya gelince "hadi gel hemen otele gidelim" diye tuttum konundan. Koştur koştur gittik. Her çiftin yılbaşında yapmak istediği şeyi gerçekleştirmeye. Ama nasıl bir lanetse, yan odadakiler de benle aynı düşüncedelermiş.. Bi yandan ibo şovu izleyip, diğer yandan sevişiyolardı. İsmail YK bas gaza dedikçe herif dellenmiş olmalı ki, karıdan bir ses geliyo, tır giriyo sanki içine.. Ulan alt tarafı bir et parçası ne büyütüyosun bu meseleyi.. Bi sinir oldum, evde üst kattakiler, orda yan odadakiler. Bütün sene milletin sevişmesini duyarak geçircem lanet olsun diyerek.. Sonra şarap marap, duygusal anlar falan derken baya güzel geçti..
Ben böyle Müge Anlı sendromumu atlatmışım, kuş gibi bir kız olmuştum ki, elektirikler kesildi..
İşte orda gözümün önüne Mügeciğimin, kedi gözlü, sinsi sıfatlı, despot hatunum geldi.
...
Erik yatakta yatıyor, ben ordaki koltukta oturuyorum. Zifiri karanlık oda.. Lan orda bir tırstım, Hayır bi de öyle bir yerdeyiz ki, kasaba nerdeyse bomboş.. Belki yandakilerle plan yaptılar beni kesip denize atacaklar.. Elektriklerde planlarına uygun olsun diye kesildi.. Bi de rüzgar esiyo vuuuuhuuuuuu diye en kral korku filmlerine taş çıkarır biçimde. Kitlendim kaldım oturduğum yere.. 'Yanıma gelsene' diyor ama ben göt bildiğin horon tepiyor, o kadar atıyor düşün işte.. Dedim yapacak bişi yok, gittim yattım yanına. Hani belki olur olur acır diye bana "seni seviyorum, sana aşığım" falan diyorum böle. Bi taraftan da gözümü karanlığa alıştırıp, kapıdan biri girerse, balkondan nasıl kaçacağımın planlarını yapıyorum..
Yalnız erik benden salak, o da korkuyo.. O korktukça ben daha çok korkuyorum.. Kesin kesecek beni, son dakka telaşında bu diyerek. İçimden dualar ediyorum ama bir gör. Ağzına sıçıp bıraktığım bütün insanlardan özür diledim o dakika.
Öldükten sonra hakkımda ne söyleyeceklerini de tahmin ettim. "aa bak kıza kalkmış gitmiş yiyişmeye ohh olsun sürtüğe haketmiş kaşar.. eee neden gitmiş oraya, insan kocasına, babasına güvenmiyo aman iyi ki ölmüş" diyecekler.. Bizde böyle bir mantık var çünkü "sevişiyorsa ölsün orospu" Sanki kendileri hiç sevişmiyomuşcasına, böyle cinayetli tecavüzlü durumlarda, "haa yalnız mı kalmışlar, aman iyi ki ölmüş haketmiş pislik" durumları oluyor.
Anam arkamdan biri bile güzel laf demicek diye düşündüm.
Bi de Erik çakı hastası. Çakısını da almışsa ya, beni kesecek, tavuk gibin olcam.. Bütün kasabalıyla anlaşmış meğersem, gelip beni doğrayacaklar. Ya şeyse otelci bilerek kestiyse elektiriği. Eriğin bi suçu günahı yoksa.. Kapıya dayanırsa adam 3-5 dostuyla. Barda filmindeki gibi yaparlarsa. Ayy allamm öyleyse ibne olsunlar, lütfen sadece Eriği yapsınlar. Yazık lan erik'i de yapmasınlar ama, aman ya bişi olmaz 3 gün depresyona girer sonra piskologda halleder olayını o.
Kafamda bi milyon film çektim ettim, şak diye geldi elektrik.. Sonra kendimden utandım.. Müge Anlı dan da nefret ettim. Onun yüzünden herkese katil, pis sapık gözüyle bakıyorum lan..

24.12.2009

Kıskançlık; insanın bacağını kıvırıp kendi götüne sokmasıdır

Sabahın köründe hınımın, hınısının, dıdısının bilmem ne kişisi İstanbul'a gelecekmiş. Babam aradı "kızı karşıla da gideceği yere götür, Hiç bilmiyor orayı. Muarrem abinin kızı, işi olmuş orda beraber takılın, ona arkadaşlık et. Sonra eve çıkarsınız anlaşırsanız" dedi..
Ayy dedim iyi oldu, canım sıkılıyor zaten gezer dolaşırız. Kalktım gittim kızı almaya.
Bekliyorum firmanın şeysinde. Servisten iniyolar şimdi. İki kişi indi, biri kız biri erkek.. hayır bir akraba kızı denilen şey ne olabilir yani. Netice de bir akraba kızı.. Babaannem brooke shields değil bişi değil.. Lan kız bir indi servisten benim ağzım açık kaldı. Bütün gece yolculuk yapmış bir hatundan öte, biraz sonra podyuma çıkacak mankene benziyodu.
Bir fizik var hatunda allahım. Kot giymiş ama o kota benim kollarım anca sığar. Bi de güzel giyinmiş böyle. Saçlar falan dalgalı uzun. Yüz bebek gibi. Hiç bir yorgunluk belirtisi yok, bişi yok. kaç saatlik yoldan gelmişsin bu nedir ani. Benim bi kere ağzımın kenarında mutlaka salya izi olur. Gözlerim kırmızıdır, yüzüm inek götü gibi şişkindir, Üstüm başım zaten yola çıktığım için eşofman falan vardır. Saçlarım desen yataktan kalktığımda tecavüze uğramış gibi oluyor da, tek kişilik koltuktan kıvrınmaktan, arkadan itmişler gibi olur. Ama hatun, az önce evinde şıkır şıkır giyinmiş, hatta bu hale gelmek için 3 saat evde uğraşmış gibi duruyor. Sonra valizini falan indirdi, öpüş koklaş yapmacık yapmacık
- xxxx dimi? ayy hoşgeldin ehiehi
- çok beklemedin dimi muckk muck
falan böyle.. Hop aldı valizini önüme geçti, allahım bir popo var kızda. bir avucumu doldurur yani bi lopu. Minnacık ve kalkık. Resmen kızın götünü izliyorum. her kıvrımını, bacaklarının bitiş şeklini falan. Ama benim gözler kısılmış, dudaklarımın ölü derilerini kavlayarak izliyorum. Bi gıcıklıkla yani. Bi kusur bulsam sevincem o derece. Ama yok maalesef, arkadan hayatım boyunca istediğim ama asla sahip olamayacağım fiziğe sahip..
Ortaokul ve lisedeyken hep kendimden çirkin kızlarla arkadaşlık yapardım. Çünkü ben bildiğin kompleksli, güzellik takıntısı olan ezik bir hatundum. Onlarla gezince dikkatlerin benim üzerime çekilceğini iyi bilirdim, hele bi de böyle bi kaç yerde onları aşşaladım mı, vay babam benim egoya gel bak sen..
Sonra büyüdük dedim gerizekalı mıyım ben, aştım gittim bu mevzuyu. Zannediyordum ama aşamamışım.
Kızla o yolda yürümek işkence gibi geliyordu resmen. Her geçen, kıza bakacak diye böyle içim içimi yiyor. Ulan baksın ne var yani, ama yok, nasıl sinirliyim, nasıl asabiyim. Kız işte bişilerden bahsediyor, ben ağzımın içinde mırmırmır, küfürle karışık söylenmelerimi yapıyorum..
"Yaa ben biraz açım bişeyler yiyelim mi?" dedi, şöyle bir süzdümm süzdümm. Hacı o fizik için o kızın hiç bişi yememesi lazım. yemin ederim 2 aydır yemek nedir, nasıl yenir unuttum. 54 kilo oldum.. Ama hala bir göt var bende konya ovası gibi. zaten 15 kilo da kalsam, 10 kilo götüm olacak..
...
Gittik bi börekçiye oturduk.. İşte sipariş vercez kız garsonla ay bir içli dışlı, bir samimi. Sanki 4 senelik kocasıymışcasına. Adam benim suratıma bakmıyor.. döndü götünü bana, hatunla su böreği üzerinde konuşuyolar. Ulan sipariş vercem beni sikleyen yok. "ben rahatsız ediyosam kalkim" dicektim. O derece uyuz oldum. "bakar mısınız, pardon bakar mısınız" diyorum herife yok, o hala hatuna bişiler anlatıyo. Artık dayanamadım kasadaki adama bağırdım. "bi börek yicem ama bi türlü sipariş veremiyorum" diye. Kız afalladı, garson afalladı, yan masadakiler herkes bi döndü bana baktı.
Ben de hiç bişi olmamış gibi nefesimi verdim, "peynirli istiyorum" dedim, gülümsedim.
Geldi börekler yiyioruz, ben ama bildiğin sinirliyim, neye sinirlisin diye sorsan onu da bilmiyorum. Kızın güzel olmasına uyuz oldum.. uyuz olmadım aslında, çatır çatır çatır kıskandım hatunu. Orda suratına çay dökecek kadar kıskandım. Zaten yiyemiyorum da her yediğim lokma ağzımda büyüyor büyüyor, allahım bunlar götüme gelcek diyorum, ama böyle kıskançlığımdan bayılcam o dereceyim..
Kızı da bi yandan süzüyorum, hakkında izlenim edinmeye çalışıyorum. "Kirpikleri ne güzel lan, kaşlarının yapısı da. Ama gözleri mavi değil hohoyyy ben öndeyim.. Kahverengi gözleri var, ıııyyy ne sıradan, hee böyle de avut kendini gerizekalı PuCCa.. elleri de güzel lan, nasıl zayıf, şu köprücük kemikleri çıkık kızlara bitiyorum. hatunun çıkık, bütün istediğim herşey kız da var. Kolları nasıl zayıf. Bi de benimkine bak 10 dakka sonra ringde güreşecek gibiyim. Acaba bu yediklerini nereye aktarıyo. ayı karı, bi buçuk porsiyon aldı. Hızlı da yiyo haa. Bi de bana bak nefes alsam 2 kilo alıyorum.
Bence yatakta kötüdür bu. Ben iyi miyim acaba yatakta lan. Bu da bir kıstas diil ki anacım, yazamam cv ye 'oralda üzerime kimseyi tanımam' İki kişinin arasında olan şeylerde başarılı olmak çok matah bişi değil sanırım. Tamam performansım iyi olabilir ama yatakta eminim o daha güzel gözükür. Bel çukurum var ama sadece bir bel çukurumla onun sıkı, kalkık, minnacık poposu boy ölçüşemez. Allah belasını versin pislik karı! orospuuu kesin orospuu bu kız. Baksana herkese veriyodur bence. Güzel kızlar bence hep orospu olur. Hıı belli ne mal olduğu."
- PuCCa ben bugün bizim akrabalarda kalcam. 3 güne başlıyorum işe. xxx amca ev falan demişti ama buraları hiç bilmiyorum ben, sana da yük olmak istemem ama ne düşünüyorsun..
- Ya sen bi işe başla bence biz bakarız ya şeyetme yani.
"Anam eve çıkmak mı??? Hii babam demişti zaten. Ben bunla eve meve çıkmam lan. hergün bu işkence çekilir mi.. Hayır sevgilim gelcek falan. Ayyy daraldım düşünmek bile istemiyorum. Bi gün ben evde olmucam, hop bu havluyla kapıyı açcak sonra, 'ne güzel dötün varmış senin, fındık gibi, ne güzel göbeğin var senin dümdüz, ne güzel bacakların var senin, eyfel kulesi gibin' diyerek altalta üstüste.. Sonrasında ise 'iyi ki yiyişmişim senle.. aylardır pelte gibi eziliyordum.. yatakta dört çevireceğim bi hatunsun, benle evlenir misin? Zaten PuCCa'ya gelinlik yakışmaz. Straplez istiyomuş ama koltuk altı loppucuk etleri fışkırıyor, sana daha çok yakışır.'
Yooo dostum yooo, senle aynı evde dolanmak istemiyorum. Hayır komplekslerim, kıskançlıklarım, ezikliklerimle ben kendimi o eve gömerim. Böyle uzağımda ol daha iyi allahım kalbim sıkışıyo, su istemeliyim suu evet suu. Daha da yemim şu böreği."
....
Kendime de bi yandan kızıyorum, ayy diyorum ne saçma yani. Kız sanki kendi istedi güzel olmayı. Hem sende maalesef lanet olsun ki "şirinsin" napacaksın. Allah seni böyle yaratmışsa kızın günahı ne. Siktiret ya senin de alımın, çalımın bi noktada çekiciliğin var yani. Ama yok içimde duran o ezik karı oraya çıkıp "o senden bir adım önde koca götlüüüü ahahah" diye bana gülüyor. Kızı bıraktım neyse gideceği yere.
Sonra dönüşte düşündüm, çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır mantığıyla saçlarımın pamuk ipliğine benzeyen uclarını kestirip şöle bir model verdirim de kendime geleyim diye, gerizekalı kuaföre gittim..
Sonra kıyamadım, herife de güvenemedim, bi cm kes derim, çıkarım ordan tarık akan modeliyle.. Bari maşa yaptırayım dedim, tabi bu kararı vermeme sebep olan kızın uzun dalgalı saçları..
Keşke hiç yaptırmasaydım, yarın gerdek gecem var gibi duruyorum. Üç kat kafam oldu, kekomançi kızlarına benzedim.. ben yürüdükçe lülülerim kıpırdıyor. Sivri burunlu çizme ve içine sokacağım kotum da olsa tam kıvamımı bulcam yani. Şuanda aynen "keko kızları koruma ve yaşatma derneği başkanı" havasında dolanıp duruyorum.

19.12.2009

En güzel hediye henüz verilmemiş olandır (3 gün 3 gece murat bozla tatil gibi)

Yeni yıl geliyor ya, hemen hop hediye almalar, vermeler bi ton cepten para çıkması falan filan. Dünyanın en gereksiz şeyi yani.. Birine hediye almak kadar kötü bişey yok sanırım. Bir sorumluluk yüklüyor adama ister istemez.. Ama neyse Allahtan kukum var, kukumun bana vermiş olduğu bir avantaj var.. "atkı örebiliyorum" Hem ucuz, hem lak lak bitiyor. Sonra işte vay elleriyle ördü, ay canımın paresi, göz nuru bla bla diye adamın dibi düşüyo, o iğrenç şeye.
Her sevgilime atkı ördüm ya, allah benim belamı vermesin yani. Hepsi de aynı model, aynı boy. Aslında bi ara aklıma geldi eve stok yapayım. böyle özel günler ve haftalarda çıkartıp "senin için ördüm aşkım" diyebileyim..
Yalnız işte mesela herif bana öyle eliyle yaptığı bişeyi getirse formalite icabı gülüp "ay canımsınnn bebeyim çok harika bu" derim ama içimden "pinti pezevenk" diye geçiririm yani allah biliyo.. Bi kere elle yapılan, manevi değeri yüksek bir hediye diye bişeyin varlığı saçma. Manevi değer ne lan! Ananeden kalan yüzük bile elmassa falan bir manevi değeri olmalı.. keza senin iki kağıdı buruşturup, üstüne pastel boyayla çizik attığın şeyle anca dötümü silerim..
Bi defa lisedeki manitam işte alt komşumuz olan bebe, böyle aylarca sana bi hediyem var, görünce küçük dilini yutcan falan diyodu. Üstünde çalışıyorum falan diyip de duruyodu. Anam ben de sanıyodum ki böle lisedeyiz ya, para falan biriktiriyo bana büsbüyük bişi alcak. Sonra bi gün geldi puşt, al sana hediyem diye akustik gitarıyla şarkı sölemeye başladı.. Ama beni bi gör suratım düştü, bi afalladım.
Şarkı ne lan, napim şarkıyı götüme mi sokim, yiyim mi, içim mi, duvara mı ascam.. Bi sinirlendim ama çaktırmadım. Bebe böle yaşar kurt havasıyla şarkıyı sölemeye başladı.. Sözleri de mıh gibi aklımda hala.. "Okyanus gözlüm" gözlerinin içinde bir beni bulamam\nereye koydun beni kimselere soramam\Okyanus gözlerinde boğuldum ben\Sen bana bakmazken ben ben ben.. diye böle devam ediyor..
Bi de deli gibi bağırıyo nasıl ama.. İnşallah kaset falan yapar çok tutar da bari para kazanırız bu şarkıyla, hani olur seven çıkar bir ev araba neyim alır bana diye düşündüm..
Ama sonra bebenin de karaktersizlik konusunda benden eksik olmadığını fakettim.. alt komşum olduğu için aynı şarkıyı, "ela gözlüm, bal gözlüm, kara gözlüm, kahve gözlüm, zümrüt gözlüm" diye değiştirerek okuduğunu duymuştum. Benden sonraki manitalarını tahmin etmem zor olmadı o yüzden..
Ya yeri gelmişken şunu da söyleyeyim, hacı bu "hatun kısmı oyuncak ayı sever" muhabbetini kim çıkardıysa yalanın daniskasını atmış yemin ederim. Yok öle bişi ya, oyuncak pofuduk ayı, kuş, aslan, köpecik ayyy daha derken kalbim daralıyor. O kadar çok ondan, bundan gelen oyuncağım varki, hediye ediyolar "oy böbüşümmm çok tatlısın" diyorum eve atıyorum, gelen misafirin bebesini oyalasın diye dolabın üstünde bekliyo bi ton oyuncak. Hele bi de onların "ı love you" yazanları var ki tam cinayetlik.. Eğer manitanıza ayı alacaksanız, ayrılın gidin daha iyi vallaa..
...
Bunu şey için yazdım ya aslında niye uzattıysam böle, yılbaşı için teoride benim, pratikte hediye denizinin bi hediyesi var..
Şimdi ben blogda, bir postun yorumuna Shivaree nın şarkılarından birinin bi bölümünü yazdım. Gidip onu bulup, hangi post olduğunu ve şarkı sözünü buraya yorum atan ilk kişi hediye denizi adresinden, 50 TL lik alışveriş çeki kazanacak efendim..
Sadece bir kişi olacak bu. Valla kıymetinizi iyi bilin, cebimde 50 tl para yok lan :((((
He bu arada yazan kişi adsızla değil, direk blogunun şeyi ya da en azından adıyla falan yazarsa sevinirim. Yorumları açcam çünkü şimdi.. Haksızlık olmasın diyerekten.
Öpüyorum en güzel yerinizden..
PS: hediye insan müsvettesinin oldu..

13.12.2009

Hiçbir şey sen değilmiş anladım, sen herşeymişsin kavradım

Şu teknolojiye binlerce kez teşekkür ettiğim tek icat var, o da saç düzleştirme aletim.. Ama şerefsiz alet bozuldu, elim ayağım koptu sanki. Böyle çocuğumu düşürmüşüm gibi kahroldum.. 3 senedir, canımdı o benim.. Her derdimi sıkıntımı çekti. Kah oldu ayrılık acısı çekerken ağlaya ağlaya onla saçlarımı yaptım... kah geldi, sevişmeye giderken onu kullandım.. Bir sevgili gibi, ana gibi, arkadaş gibi saçlarımı okşardı sıcak sıcak.. Evet saçlarımın uclarını sikip atıyordu ama her güzelin bir kusuru vardı. O lacivert duruşuyla tam bir asildi, ne günler geçirdik biz onunla. Her yere, her şehre arkamdan geldi. Hiç yorulmadı, sevgilimin kafasına attım bana mısın demedi, dimdik ayakta kaldı.. Ama ben ne yaptım ona, klozetin içine düşürdüm. Bunu nasıl başardığımı inan ben de bilmiyorum öle tepe taklak duruyordu orda.
Yenisini almaya param olmadığı için, bu yoluk saçlarla hayatımı geçirmeye devam etmeye karar verdim. Ama anacım öyle ki saçlarımın ucları boyanmaktan ve o -ölünün arkasından da hemen konuşmak olmaz ama- orospu çocuu düzleştirici yüzünden plastik gibi olmuş. Bir, iki, üç kere çıktık dışarı, kaynanası tarafından işkence gören gelin misali de. Ben de bir genç kızım güzelleşmek benim de hakkım diyerek, yeniden kuaförde fön günlerine başladım..
Nefret ediyorum kuaföre gitmekten. Çok çok uzun zamandır fön için sıra beklemek nedir unutmuşum. Koltukta bekliyorum, iki tane gün karısı saçlarını yaptırıyo, benle bekleyen 2 tane kız var. Üçümüzün ortak noktası elimizde, anahtarlıklarımız, telefonlarımız, ve 10 tl para olması.. ve her kuaförün vazgeçilmezi, büyük ihtimal üstteki apartmandan olan, hergün oraya gelip, manitasını anlatan.. çok bilmiş ergenliği yeni bitmiş embesil bir kız. Sürekli dolanıyor, aynalardan götüne başına bakıyor.. Böle her boka atlıyor, bağrarak konuşuyor, "kamil abeeee saçımı sarı yapcaz demeeee" diye. O her konuştuğunda ayağa kalkıp, o sprey şişesini ağzına sokmak istiyorum.
Ay dedim dur saç modellerine bakim, saç modelleri de yalnız 89 yılından kalma çoğu. Herif açmış kuaförü bi daha dergi namına bişi almamış. Böyle bir afakanlar basıyo beni, artık yeter diye çıkcam tam, karının birinin saçı bitti. Böyle saçının içine, iki gardolap sokacak kadar kaparttı ablanın kafayı, götümden çirkin etti.. Ama kalkacak ya o, kızın biriyle aynı anda girmiştik kuaföre, ikimizde de bi hareket oldu, bi kıç kımıldaması, yan gözle birbirimize bakıyoruz, depar atmak için hazır bekliyoruz.. Baktım olamayacak ben hemen ayağa kalktım. daha karı kalkmadan sandalyeden, sanki böle acil bi işim var gibi de koşturmaya başladım oraya.. Hemen sandalyenin ucundan tutup aynadan kıza "hahay pis sürtük ben kazandım" adlı zafer bakışımı attım. Kız da bana "İnşallah saçların kopar lanet olası orospu" bakışını attı.
...
Tam oturdum adam saçlarımı tuttu, "hikmet şunu yıka bi" dedi. Abi burda bir deli oldum, birincisi banyo yapıp gelmişim saçlarım pis değil, ikincisi "şunu yıka" ne? Mırıl mırıl küfrederek hikmetin ellerine bıraktım kendimi. Allam o saç yıkama şeysi kadar rahatsız bişey yok sanırım, aşağı, yukarı, hooo sağa, sola derken boynum sikiliyo. Taki saç derimin içinde hikmetin parmaklarını hissedene kadar. Allam o nasıl güzel masaj. Öyle şefkatli ki, çocukluğum, ilk aşkım, son sevdiğim, iğde kokuları, kirazlar, soba üzerinde kestane aklıma sevdiğim herşey geliyordu. "hikmet hikmet hikmet" diye mutluluktan orgazm olacak seviyeye geldim desem yeri. Gözlerim doldu lan, ana eli kadar şefkat, hikmetin ellerinde. 20 yaşlarında bir homonun, kafama yaptığı masajla hayatın anlamını buldum desem yeri. Günlerce, aylarca, yıllarca orda öyle kalabilirdim.. Sonra bitti saçlarımı kurularken bana gülümsedi, onu biciklerime bastırıp "seni seviyorum hikmet beni bırakma kulun köpeen olayım" demek geldi, ama saçmalama dedim, gittim oturdum diğer dallamanın önüne..
...
Herif bi benden tiksindi mi naptı anlamadım, saçımı iki dakkada harcadı. "ayy naapmışsın sen buna, ayy ne berbat saçın var, ayy bitmiş ölmüş, sen bunla nasıl yaşıyorsun, midem altüst oldu benim burda" gözlerim dolmuş, alt dudağım titreyerek ezik ezik aynadan bakıyorum adama, kendimi iğrenç hissettim.. "peki napimm hacııı" dedim yutkunarak.
- bak şimdi loreal bimbambom var şampuan bu ama başka.. saçların 4 günde hop harika.. ama yalnız kullanmıcan, bak bu ürün yeni geldi sadece sana özel fahsues, clodya şifirtının kullandıı bişi bu. hoop sürüyosun saçların pırıl pırıl. Ama yalnız kullanmıcan bunu da, banyodan sonra fısfıs yapacağım hjyhkg var hücre yeniliyor
bunun gibi bir ton şeyi sıralamaya başladı bana, ama öyle bir ezilmiş, büzülmüşüm ki o kuaför koltuğunda, aynen vivaldiyle sahneye çıkan, ismail yk gibi hissediyorum kendimi. "ver amına koduumun oğlu ver onlardan" dedim.. Sonra bi durdum fiyatını sordum, anam anam sanki içine fil taşşaanın suyunu sıkmışlar nedir yani, lan içinde en fazla ne olabilir bu kadar tomarca para edecek. Hoop benim eziklik daha bir perçinlendi, o koltuğun içinde gömülüp ölmek istedim. "Alamam ben onu" diye yutkundum, sonra kuaförün bakışı değişti, "hem fakir, hem saçları yıpranmış, hem de kuaföre gelmiş, kalk git öl" der gibi bişiler zırvalamaya başladı..
O yaşlı gözlerim ve ezikliğimle aynadan Hikmet'i aramaya başladım. Evet idne ama aramızda bir bağ oluştu onunla, beni bu orospu çocuğu herifin elinden kurtarıp, saçlarımı daha güzel yapabilir. Ama maalesef Hikmette ne kadar homo olsa da diğer erkekler gibiydi gelmedi puşt.. Saçımı çeke çeke herif sıçtı kafa derimin içine.. Arada bir de o malafatı orama burama değdirmese. Tamam işi gereği ama döndüğüm an en kral pornoyu çekecek seviyediz, gözüme sokacak hayvan nerdeyse..
Fön makinesi çalışıyo, adam mırmır bişiler söylüyor ama tek kelimesini de anlamıyorum. Lan merak da ediyorum, neticede benim kafayla ilgili bişi söylüyor, her seferinde "hıı nee anlamadımm" demekten gına geldi, ama herif hala ağzının içinde konuşuyor.
Zaten bi bu kuaförlerin, bi de otobüste hosteslerin ne dediklerini anlamam. Böyle gelip kedi gibi bişiler söylemeye çalışırlar, ben her seferinde heriflere 4 kez tekrarlattırırım. Gerçi hadi kuaför neyse de, ulan hostes ne konuşmaya gelcek senle.. "Ne yicen gancık" diyip gidecek, her seferinde belki bu kez mutluluğun formülünü söyler umuduyla "haa neee" diye hostesleri de deli ediyorum..
Bunda da öle bişiler diyo ama nasıl bıdırbıdır konuşuyo adam, bi yandan kafa derimi yakıyo, o saçımı nasıl çekiyo. Sanki insan diilim ben barby bebek saçı yapıyo gibi.
Sonra böle kabarttı benim kafayı, ben yatırdım elimle o kabarttı. Sonra da verdim 7 tl çıktım gittim.
Ben saç düzleştiricimi çok özledim :((((((((