30 05 2009

Delilik kısa sürer pişmanlık uzun..

Şimdi şu benim lisede çıktığım sonra en yakın arkadaşımlan aldatan bebe varya.. ha işte onlarla aynı apartmandayız biz.. Bu çocuk ilk başta yurtdışındaydı, her geldiğinde böyle kafasına eser arar, küfreder, bağrır çağrırdı.. Sanki aldatan benmişim gibi "vayy benden ayrılasın varmış bahane olarak bunu kullandın biliyorummmm" diyip basardı küfrü.. ben sevgili yapınca, bütün ilişkimi kestim mahallemden. ne bir allahın kulunu aradım ne sordum.. Sonra biraz daha büyüdük biz üni falan bitti.. Arayıp küfür etmeleri kesti bu, karşılaştığımız yerlerde birbirimize laf sokma, göt etme sonra da sinirlenip taş atmaya kadar sürüyordu muhabbetlerimiz.. Zaman geçtikçe de ne laf sokma kaldı ne başka bişey, ortaokuldan beri aşık olduğum çocuk o değilmiş gibi öyle gördüğümüz zaman gülümseyip devam ettik yollarımıza.. İstanbuldayken beni faceden eklemişti bu, o zaman bi mesaj atmış demo bir şarkının kaydını yollamış tvde bi şekilde bunu gönderebileceğim birileri var mı falan diye. Öyle yavşak relax bir moda uğradık yani.. Zaten o aşık olduğum kurt cobain halinden eser yok bebebnin. Gül Pavyonda piyanist şantörlük yapıyora benziyor. Haa bide bu evlendi 45 yaşında bir karıyla.. Ayy eski sevgilileri evlenen kızları hep kekomançi olarak görürdüm. ne alaka bilmiyorum ama kekolar gibi gelirlerdi bana.. Bide asker yolu gözleyenleri..
gerçi asker demişken açıköğretim okuyanların götüne gircek, iletilerinize yazdınız kocaman kocaman "şimdi çağırsınlar giderim askere" "verin elime tüfeği vurayım düşmanları" diye, askerden kaçmak için işletme okuyayım, aman açıköğretim okuyayım planlarınızı sinsi sinsi saklayıp tsk duydu işte sizi.. Nasıl bir sistemse zaten bizimki, paşa karısının balyajlarını atan adam da vatanını kurtarıyor sayılıyor, dağda teröristlerle çarpışan da.. Ama iş para ödemeye gelince "vayy şerefsiz domuz! vatan haini, parayla satın alamazsın sen milli duygularını" Eee aynı duyguları karılarını kızlarına şöförlük yaparken, ordu evlerinde elalem eğlensin diye hizmet ederken vatansever asil kanlı çılgın türk oluyor da.. Para verince mi şerefsizlik oluyor.. Erkeklerin en güzel çağlarında alıp götürüyorlar sonra bambaşka biri olarak geliyor adam.. Böyle değişmiş, boktan bir olgunluk gelmiş, kavruk olmuş ten rengi, rambovari bir vucut yapmış götüme benzemiş.. bide gelen hemen evlenmek istiyor.. Ben onu şeye bağlıyorum, eşcinsel korkusuna.. bak bak bak kurduğum şeye.. Şimdi bunlara şaplı yemekleri yediriyolar azgınlıklarını alıyor ya.. Herif alışmış iki günde bir patlıcan okşamaya.. Eee patlacan oluyor turşu. Bi kıllanıyor bu.. Dur lan diyor ben bi asılayım "yeliz yeşilmennn frikik ohhşş yavrumm anam tuğba özay bacak anam anam, lan urfalı tertip hamdi geçen ne demişti bu karıyla ilgili ahaha hamdi ya ne iyi çocuk ya gülüyorum ben ona, alt yatağımda benim hamdi, hamdi hamdi lan lan noluyoo ne hamdisi yelize dönn yeliz yelizz." Bu korkuyla eve girince hemen "ana bana karı bul hemen bul elini çabuk tut" Zaten askerde bütün eski sevgililer, tek gecelik ilişkiler, hatta uzak akraba kızları bile tek tek aranıp acındırırlar kendilerini ezikler nolcak.. Gerçi beni daha arayan olmadı yazık lan bana, orda bile aklına gelmiyorum kimsenin ayı yoginin bacısı gibi duruyorum tabi kim beni naapsın orda...
....
Aman neyse konu bu değil.. Geçen gün asansöre biniyorum tam bu geldi benle beraber beklemeye başladı.. Bir kasıldım ben öyle olunca neden bilmiyorum o apartman içinde 50 bin kere kavga etmişizdir. Mesela kavga ederdik asansörün önünde ben binmezdim asansöre sinirli sinirli yukarıya çıkardım.. 2. katta arkamdan gelmedi diye sinirlenirdim.. Merdiven boşluğuından bağrırdım baksana diye ordan tükürürdüm ona.. Aklıma o geldi böyle, dönüp bakamıyorum da ona, böyle napacağını bilemezsin ya.. Oda öyle götünde kurt varmış gibi kıpırdanıyor.. Sonra bindik asansöre.. İkimizde farklı yerlere bakıyoruz bide bizim asansör janjanlı.. radyo falan çalıyo.. Müzikte var arkada ama nasıl kasıldım artık bitsin şu yol diye.. Hiç konuşmuyoruz da birbirimizle.. Yere bakıyorum ayakkabılarına falan gözüm takılıyor, "allaam nasıl kırolaşmış bu bebe" diyorum.. Bi insan nasıl bu kadar çok değişebilir ya falan diye geçiriyorum içimden.. Sonra böyle onun bana baktığını hissettim.. Şöyle bi döndüm bişey söyleyecek gibi duruyor, bende hayırdır hacı gibisinden azcık kafamı yana eğip hıı der gibi bakınca..
- göztepe ligi yükseltmiş
- hımm evet
- başarılarının devamını dilerim onların
- bende..
diye saçma sapan bir konuşma geçti aramızda indi asansörden sonra.. Göztepeli bile değiliz biz ne alakaysa muhabbete başlayacak konu bulamadı heralde dedim.. eve girdim.. 15 dakika sonra ev telefonu çaldı bu çocuk..
- şey için aradım ben yani
- ney için
- az önce ıssız adamdaki gibi oldu farkettin mi
- göztepeyi kutlarım falan derken mi oldu bu?
- içimizden başka şey düşündük, merak ettim sadece ne geçti aklından..
- ahaha ya ben bişi düşünmedim. salak mı dedim bu göztepe ne alaka
- hımm hani böyle hiç pişmanlık falan geçmedi mi..
- ne pişmanlığı geçcek be saf mısın nesin
- yani böyle ne bilim keşke o günlere dönsek falan demedin mi
- o günleri anımsamıyorum bile üstüne kaç sene geçtii sende hatırlama artık ya bırak bu işleri
- ne hatırlıcam zaten, sadece ıssız adamın benmiyim, benden sonra bulduğun o lavuk mu onu merak ettim.
- ben o filmi sevmemiştim götümle güle güle izlemiştim.
- iyi o zaman, zaten bende pişmanlık duymadım.. Ammaa kilo almış kız dedim göbeği benden büyük olmuş demiştim..
- gerizekalı kapatıyorum allahın malı o göbek değil şişkinlik bende zaten kıroya benzemiş aynı demiştim senin için..
- Saçlarında çok kötü olmuş dedim ama onu resimlerini gördüğümde dedim
- bende resimlerini gördüğümde piyanist şantörlere benzemiş dedim.. karında annen gibi duruyo dedim.. ıyyy nasılda kırolaşmış bu ne beee dedim bide
- bende senin için nerden bulmuş bu yumurtayı dedim
- ayy tamam sidik yarıştırmıcam senle kapatıyorum ben..
- ya kapama dur bişey rica edecem senden senin vardır tanıdıkların yedigünün yarışmasına katıldım videoyu postalayım sana onu dağıtsana. isim yapayım en azından. Eski sevgilim dersin hava atarsın hem benimle.
İşte abi ben böyle beyin yerine et sıkıştırılmış heriflere nasıl aşık olmuşum zamanında anlamıyorum.. Geçmişi falan siktirettim ulan bana şişko dedikten sonra senin tanıtımını mı yaparım ben hıyar.. 27 yaşında herifin uğraştığı olaya bak.. Zamanında bunla çıkarken sezen dinliyorum diye beni aşağılıyordu. "Popçular kırolardır kızım, onlar pislikler dinleme şu boş müzikleri" diyordu.. Herif şimdi kenan doğulu parçalarıyla para kazanıyor allan malı ya.. bu içimde kaldı keşke bunu da söyleseydim.. Bide bende istiyorum böyle eski sevgililerimle konuşma geçtiğinde aramızda hemen el ense tokat göte şaplak olmayalım. Hani ne bilim triplere gireyim falan.. fonda çalsın "sevgilim bitmiş aşkımız bizim çoktannn bitmiş, gördüm ben ne yazık senin gözlerin gitmiş" falan şeyler çalsın.. Böyle hemen ayy sen çirkinsin, götsün göbeksin ıyy yeni sevgilin nassı hacı modu ne oluyor yaa. Sonra hoop başa sarıyoruz tekrar kasedi.. Bende istiyorum trip atayım, uzaklara dalayım, özlüyorum seni diyerek sarılayım yada çekip gideyim ağlak gözlerle.. Ama olmuyor 3 dakka trip atıyosam sonra hemen ahahaha ahaha modunda hareket ediyorum.. O yüzden işte ayrıldıktan sonra bi daha görmemem lazım o kişiyi en azından anılar güzel kalsın maabında.. Yoksa hep böyle yavşak hatırlıyorum hepsini..

29 05 2009

Topuğumu ağzına gömünce lütfen faul olmasın

Şimdi Ankaradayken ben böyle bi ara yine feci parasızdım. Gündüzleri sigortamı yapan kanalda çalışıyordum, akşamları ise başka kanal için ek iş yapıyordum. Günde sadece 3 saat uyku uyuyabiliyordum.. Böyle böyle derken ek işlere alıştım sosyal hayatım sıfırlandı ama borç konusunda rahatlamıştım.. İşte o zaman çalıştığım adamlardan birisiyle İstanbuldayken görüştük, Çeşmede yapacakları bir iş için gel bizle çalış dedi. Bende zaten işsizdim bide çeşme olunca "uu beybi sen yeter ki iste" diyerekten uça uça gittim.. Giderken de Zoydaklıya da orda iş bulup yanımda taşıdım.. Çeşmedeki iş benim için yalan oldu.. Yani ilk başta yaa zoydaklıyla olcam nasılsa tatilimizi yapar döneriz dedik ama bizi farklı yönlere savurdular.. Sonra bu işi inanılmaz derecede amatör şekliyle yapıyolardı, hiçbirşey ortada belli değil.. Arabaları kiraladık diyorlar ama arabalar bunlara ait, verdikleri senetler hep başka firmalar adına kesilmiş bi kıllandım ben.. Azcık didikleyince çözdüm olayı zaten. Ankaradan izmire dönüp işsiz kaldığım dönemde aklıma bir fikir gelmişti.. Aldım zoydaklıyı bide kendim gibi amele bir arkadaşımla giyinip süslenip esnaf esnaf dolaştık.. Kartvizit broşür falan hazırlattık en ucuz maatbaları bulduk.. Sonra balıoncular, terziler falan hepsinin en uygun fiyatlı olanlarından hallettik.. Ankarada bilinen bir organizasyon firmasının da ismini aldık.."Merhaba biz xxx firmasından geliyoruz.. İzmir'de çok yeniyiz. Tanıtım kokteyl organizasyon bla bla işleriniz için şöyle şöyle yapabiliriz" diye her birimiz bir yerlere dağıldık.. Hiç bişi yapamazsam diyodum, palyaço oluruz.. Lösemili çocuklar için palyaço kostümünü 20 kez giymişimdir.. Şimdi de para kazanmak için giyerim ne var diyerek, onu da özellikle bastırarak söylüyorduk.. Ben işi aldım diyelim, zoydaklıyla arkadaşım palyaço olcak.. onlardan biri alırsa biz olcaz. Konuştuğumuz kişi diğer 2sini hiç görmeyecek, para bizim içimizde dönecek yani.. Biraz böyle iş yaptık.. Sonra İzmir'de hemen hemen herkesin bildiği cafenin birinin yıldönümü bilmem nesini yaptık. Bi ton yerin broşürlerini, kartvizitlerini hazırladık.. Sonra abarttık biz bu durumu üniversitenin birine teklif götürdük bahar şenlikleri için.. Cevabı gelince sıçtık dedik.. Cevap sadece bize bilmem nelerinizi gönderin diye geldi.. Bizim bu arada ne bir büromuz var ne araba ne başka birşey.. Yalan dolanla iş yapıyoruz bildiğin.. Parayı alır almaz Alsancakta ohh anam sabahlar olmasın.. Zaten şu durumumu çözmem lazım benim.. Muhasebe konusunda sıfırım.. neyse konu bu değil işi büyütelim dedik, şenlikten aldığımız parayla büro tutarız falan diye hesaplamalara girdik.. daha büyük bir yerin açılışını almak için götümüzü yırttık.. Sonunda aldık işi.. Aldığımız en büyük işti, dedi bize iş sonunda parayı ödeyeceğim. Eyvallah dedik benim kredi kartından bütün ödemeleri yaptık.. O hani böyle kapılarda balonlar falan görüyosunuz ya, onlar benim götüme girdi işte.. Çok pahalı lan o, baloncu bulmak ayrı sorun zaten.. Tabelası, flaması acı acı girdi valla. Sonra hostes kızlar istedi adam bizden.. Onları da ayarladık zoydaklının arkadaşlarından ucuza rica minnet kızlara mini etek giydirip çıkarttık.. Kahve için kağıt bardaklar tepsilerle dolaşan kızlar, merdiven kenarlarındaki süslemeler, yazılar mazılar derken benim kredi kartı limitim bitti.. İş sonunda para alcaz ya umrumda değil..
Peki aldık mı.. babayı aldık onun yerine.. Şerefsiz götveren vermedi paramızı.. Kredi kartımda kol gibi inlete inlete girdi bana.. Zaten depresyondaydım ohh bunun üstüne tam bunalıma girdim.. Sonra ama nasıl beddua ettiysem, gazetedeyken 3. sayfa editörüydüm.. İhadan bir haber düştü, baktım bu herifin sıfatı.. bi güzel doğramışlar bunu, atmışlar tarlanın birine.. Kimbilir kaç kişinin parasını yuttu ölünün arkasından da konuşulmaz ama şerefsiz köpek..
...
Ha işte bu çalıştığım adamlarda bizim bir büyük bedenimiz. Ankaradaki firmada çalışan dangoz beni yiyor ben oranın sahibiydim diye.. O kadar amatör, o kadar dayanıksız ki yemin ederim o işi küçük parmağımla yaparım ben.. Haa buraya kadar gene ses çıkarmadım, önce paramı versin de dedim gerisi umrumda değil banane, üzerime düşen işi yaparım olur biter.. Ama kazın ayağı öyle olmadı.. Herif hem salak hem abazanın allahı.. Yanımda bir kız daha var, hatun giymiş beyaz bir pantolon kadına herkesin içine "sen içine o popoya giren donlardan mı giydin, 3 saattir bakıyorum bi göremedim kilodunu" dedi.. Bir uyuz oldum ona, karı hahaha hihi hohoh şıllık şıllık sırıttı.. Hayır birde adam çeşmeye girince biz azdı. Onun öncesinde daha sizli bizli konuşuyordu benimle.. Ne cıvıklığı vardı ne bişeyi.. Ne olduysa o araba çeşmeye bir girdi, herifin dikili taşı vurdu tepeye.. Nasıl cıvık ortaokulda penisiyle yeni tanışmış sadece belaltı konuşan bebeler varya na işte aynı onlara dönüştü.. Sonra muhabbetleri iğrenç ötesi.. Karı da ses çıkarmayınca buna herif daha da abarttı.. "silikonlu göğüs sevmiyorum ben yaa dişlerimi gacırdatıyor. denize girelim de bir bakayım sizinkilere ahaha, akşamları rahatsız olmayın ben odaya 2şer üçer karıları atarım ses çok çıkarsa kulaklarınızı kapatın tamam mı ahahaha" 3 kelime kuruyorsa cümlede 1ini penisinin gireceği organa bağlıyor.. Yaa şimdi piyasada bunlar gibi salaklar çok var.. Götleri inanılmaz kalkıyor çünkü. Suratlarına sıçsan sıçılmaz o derece biçimsizler, Televizyoncu olduğunu duyunca, domalan bir ton yarım akıllı embesil hatun olunca bunlar kendi penislerini ilah zannetmeye başlıyor.. Sürekli yattıkları karıları anlatarak "yaa bendeki malafat böyle işte sende sıvazlasana" mesajı veriyor.. Cıvık cıvık, vıcık vıcık konuşmalar, sürekli el kol, ten teması.. bağırsan terslesen "sikmek istemedim ondan böyle tripleri" diyerek yayma potansiyeli yüksek.. Biraz konuşsan tek muhabbetiniz "am am am, göt göt göt, bicik bicik bicik" bu kelimeler dışında başka hiç kelime bilmiyor. Hangi kanala gitsem bunlar kımıl kımıl kaynıyor.. Liseli stajerleri götürüp isimlerini fotoğraflarını, yemekhanede paylaşan gerizekalılar var, öylesine düşkünler uçkurlarına.. Hayatları boyunca kimseyi becerememiş sonra kanalın birinde yada bir ajansta bir kaç iyi iş yapınca, 2 tane beyin yerine sünger sıkıştırılmış karı bunlara verince, pırpır olup olaydan kopuyolar..
Karıyı kızı nasıl götürdüğünü, ben sadece bafilerim kaçarım diye afişe eden, cıvıklığın allahını yapan, her muhabbette penisini çıkartan, sınırı olmayan heriflere dikkat edin.. Ya beş kuruş parası yoktur, ya götüme benziyordur, ya penisi nohut kadardır.. Hatun gece yatıp sabah pişman olup bir daha aramayınca bizimki durumu kendine çevirip "siker atarım ben" durumuna geçiyordur.. Haa bide bunların hiç bi sikim yapamayını vardır.. sadece yabancı karılara kayarak bundan prim elde etmeye çalışıyordur.. Bir tane türk vajinası görmemiştir onun için yanıp tutuşur ama ağzından çıkan laf "yabancılardaki mal off, türkler yabani ya pis onlar bikbik" Bu tiplerden daha çok iğreniyorum ağzından kendi penisini düşürmeyen sapkın mallar çünkü..
Bide bunların hepsi azcık duygusal moda girince, "seveceğim biri çıksın karşıma taparım ben ona, ölürüm onun için" triplerinde yaşarlar.. O kuş kadar akıllarıyla "ayy bak ben sikici olduğum kadar seviciyim aslında ama kız yok seveceğim" anlamını çıkartmamızı isterler. Ve buna inanan "ayy ben sikilmelik değil sevilmelik kızım, verim şuna bana kesin aşık olur" salak karıları varya.. uyuzum ben o mallara bunların götünü onlar kaldırıyor çünkü.. Haa işte, onlar bir tek bunlara yavşar.. Oda eşsiz çükleri için değil, içlerine oturan "bana neden aşık olmadı" hırsları yüzünden..
Bu çalışacağım adam da bu tiplerin apış arası ağarmış versiyonu.. Ki en kötüsü bunlar... Normal bir şekilde çalışacak olsak ben gene sabrederim.. Sektördeki 5 kişiden 1 i bunun gibi çünkü.. Eski gazetemin patronu memelerimize bakarak konuşurdu. Suratlarımızdan değil biciklerimizden tanıyordu bizi.. Ama abi biz bunlarla apartta kalcaz, bide kardeşimi yanıma götürmüşüm çalışması için onun baskısı daha fazla üzerimde.. Bi sikim yapamaz biliyorsun ama sürekli yanında sikini sıvazlayıp ağzının suyu akan bir herif zoydaklıya birşey derse, çarşı pazar karışır orda..
O yüzden ben gene işsizim.. Herşeyim muallak içinde yaa nasıl bunalıyorum anlatamam.. Paramı alamadım, elimi neye atsam kurudu bu ne sikko bir hayat oldu ya. Nasıl bir cenabetlikse bende ki.. Kurşun murşun döktürcem ya artık. Hayır yani bir şeyim düzgün gitse dicem ki ama nedense ohh bu tamam.. Aile ilişkilerim boka sarmış, iş konusunda öyle, aşk desen zerre umudum yok, bide regl olcam diye şişti götüm göbeğim.. Bari 36 beden olsam diğerlerini geçtim ayy o bile yok..

22 05 2009

Baksana talihe mal verip kimine, seni vermiş benim gibi birine


Dikkat ettim hayatıma biri girince işlerim düzgün gitmiyor.. Bu durumun tamamen orospu çocuğunun birinin bedduası olduğunu düşünüyorum.. Sadece iş değil çünkü, Bu ne lan, ne zaman birinden böyle etkilensem hoşlansam hep önüme bir set çekiliyor.. okuldaki sevgilimle tam böyle bitti kavgalarımız, oturttuk ilişkiyi rayına, okul bitti.. Sonra pekmezle; tam sevmeye başladım böyle, o istanbula gitti.. Sonra Siğille tam aşık oldum bu işte dedim, sonra ben istanbula gittim.. Yani hep böyle birine tam kapılacak gibi oluyorum hoop bir engel çıkıyor birimizden birini atıyor diğer tarafa. Biri bana feci beddua etti sanırım.. Kimseyle birlikte olma diye aşka dair kimi tutsam kuruyor anacım.. Dedim şimdi ki çocukla da böyle olacak, tam kendim gibi olup bu kez dürüst davranmaya söz verdim, ki kalbimi karnımda attırıyor çocuk.. Şimdi karşıma çıkan fırsatların hepsi başka şehirlerde.. yok olmuyor yani ne zaman hayatıma birini sokmaya karar versem darmaduman ediyor kader beni.. beklenen özel kişi bu değilin evrendeki anlamı mı acaba bu kısır döngü bilmiyorum ki. O kişinin karşıma çıkabilmesi için hayat böyle yapıyodur falan fıstık gibi secret vari gerzek gerzek düşüncelere de dalmıyor değilim hani.. Ama bu çocuk da değilse kim lan bu o beklenen özel kişi. İnsanlar nasıl anlıyor gördükleri zaman evet işte bu diyor.. Yani ben hepsine bu lafı dedim. "evet evet bu kişi" diye. 5 gün sonra "ıyy tiksinç yaratık" dedim. Şimdi buna da demeye başladım, çocuk inanılmaz hoşuma gidiyor, ama bir taraftan da nasılsa olmayacak siktiret aman sallama diye soldan biri dürtüklüyor.. ben buna da bir rumuz bulayım, gerçi rumuzun uğursuzluğu da olabilir bu durum ama bu şekilde de ben yazamıyorum. Bunun adı "erik" olsun.. Çünkü ben deli dümbül eriğe aş erirken çıktı karşıma.. Bide erik gibi işte.. kışın nasıl erik diye can çekişirsin, ölürsün bitersin.. Yaz gelince yemekten artık mideni bozarsın. Buda öyle yokken çok özlüyorum, varken samimiyetin bokunu çıkartıyorum.. Biraz şapşal ama o şapşallığı daha çok çekiyor niyeyse.. mesela bi cafede otururken, "yaa acaba buraya mafya dadanıyor mudur? haraç falan kesiyolardır bence burdan" diyerek uzun uzun orada mafyanın neler yapabileceğini, oraya verilen kirayı, televizyonu yanlış yere koyduklarından falan bahsedebiliyor.. Bir sonraki adımını, ne diyeceğini, napacağını tahmin edebiliyorum. Diğerlerinde var olan benim önce bu duruma hasta olup sonra offfladığım o kasılmaları yok.. Çok rahatım yanında, onla konuşurken başka bir insana bürünmeme gerek yok. benim hakkımda bunu düşünsün diye kafamdaki tilkileri çalıştırmama gerek yok. Hepsinin kuyruğunu bağlayıp köşeye attım zaten. Bu şekilde sanki daha huzurluyum.. Yalanım ortaya çıkarsa, olmadığım gibi davrandığım belli olursa gibi kendi kendimi yemelerim yok.. İlle olmalı gibi hedefe kitlenmediğim için, kaybetme korkum da yok henüz.. Yani ne bileyim giderse gider kendi seçimi tohumuna para mı saymışım puştun diyebilecek kadar rahatım.. Güveniyor muyum zerre kadar güvenmiyorum, söylediği sözlere de inanmıyorum.. çünkü ilişki sırasında onu tanıyorum.. diğerlerinde sıçtığı dakikayı bildiğim adamlarla birlikte oluyordum. Ama bunda farklı herşey, güvenmediğim için sanırım giderse gitsin sikime kadar tavrı içerisindeyim.. Bu kez ben denedim diyebilirim sonunda, onun huzuruyla doluyum zatii.. Zaten en baştan hoop güvendim sana tribine girmek salakça.. Abartı, yapmacık klişe iltifatları da yok. "Senin kafan neden kocaman" diye sorabilecek kadar gerizekalı çünkü.. Ama olsun napim, bundan iyisi şamda kayısı.. haa bide şeker kokuyor teni.. Ama işte yine şehir değişikliğine maruz kalacak sanırım bu ilişki.. Bu gece izmire gidiyorum.. Kim beddua ettiyse abi gitcen af dilicem geri çeksin şu "birini bulamasın kurusun kalsın PuCCa'nın kukusu" ahını..
.....
Geçenlerde işyerindekilerle kahvaltıya gidelim dedik bi kaç kişi bi yerde toplandık, "yeni kankam" pekmezin arkadaşını da çağırmıştım. Oda yanında pekmezi getirmiş. ben bir kasıldım başta.. Utandım daha doğrusu masada dönüp dolaşıp mevzu benim sarmadan bir gün sonra birini bulmama geliyordu.. Pekmezle de öyle ayrılınca yani ben biraz yerin dibine geçtim.. Zaten hiç konuşmuyorduk o yüzden selam falan vermemiştim. Sonra o masa düzeni, birileri gitti tuvalete bişiler oldu yeni kişiler geldi.. nasıl başarıldı bilmiyorum pekmezle ben yanyana oturmuş bulunduk.. orda işte bu sordu ee napcan nasıl etcen yeni iş falan filan diye azcık muhabbet ettik zorunlu olarak.. Sonra zaten ben erken kalktım yanlarından.. Geçen gün beni aradı, travesti bekir gibi 3 ayda bir telefon numarası değiştirdiğim için arkadaşından almış numaramı.. 2 saat önce onu açıkladı.. Bi garip oldum şimdi, aylardır burdayım bi kere bile tenezzül etmemiş aramaya, onun suratını görmek istemiyorum, o şöyle yalancı böyle maske takmış türü mal mal lafları saymış arkamdan.. Sonra böyle arayıp kem küm diye konuşması beni kıllandırdı bi önce, sonra bana kendi çalıştığı kanalda iş bulduğunu söyledi. gel yarın hemen başlatalım diye de ekledi..
Pekmezle aynı bina içinde çalışmak korku filmi gibi olur benim için. Hele birde o buldu işi of anam off. Her fırsatta beni itin götüne sokup sokup çıkarır.. Ondan direk açık açık söyledim, orda çalışmak istemediğimi. Pezevenk kariyer.net gibi. Hemen pat başka kanal söyledi, "yarın o zaman hemen xxxx beyle görüş. maaşı sana hem yeter hem zorluk çıkartmazlar, direk başlarsın" onu diyince okey beybi hızır gibisin falan filan türü yıkama yağlamamı yapıp kapadım telefonu..
Sonra dedim kendi kendime, gerizekalı lan bu.. sırf aa eski sevgilim ne iyiymiş diycem diye insan kaynaklarım gibi dolanıyor zor zamanlarımda.. Valla beni bağlamaz, ben aramadım, etmedim, sormadım hiçbişi, kendi kendine geldi, ayağıma gelen istanbulda iş fırsatına gurur yapıp eski sevgilim söyledi diye yok diyecek kadar saf değilim..
Pekmez zaten cins bir tip, geçen sefer de böyle yapmıştı.. bu çalıştığım yer için. ben o kadar istemiyorum dedim kendi kendine beni buraya sokmak için uğraşmıştı... Bundan önceki de böyleydi, erkekler için ayrıldıktan sonra böyle iyilik yapmak egolarını mı tatmin ediyor ne yapıyorsa.. hele pekmez yani.. aşklarından falan olduğunu sanmıyorum.. Gel birleşelim mi lan desem yok der belli burası. Ama niyeyse ne zaman işsiz kalsam pekmez hoop persil man gibi karşımda bitiveriyor.. Bunları düşündüm ya, 15 dk geçti gene aradı pekmez..
- naber napıyosun.
- az önceki gibi iyiyim sen napıyosun
- bende iyiyim.
- hımmm allah iyilik versin
- şey diyecektim kapatırken sormayı unutum yarın neyle gideceksin oraya yeri biliyor musun?
- bulurum ya ben.. erken çıkarım zaten biraz
- ben götürürüm sabah seni, ama tabi kendine yeni kullanacağın şöförü bulmadıysan
- otobüsle gitcem pekmez.
- hani sen gidemiyorsun ya biryere arabasız ondan dedim..
diye biz bir başladık atışmaya, sonra tam bir buçuk saat bir sene öncesinin konularını açıp açıp durdu.. nasıl kinci bir insansa pis manyak sayko! İzmirdeyken bu bana demişti ki bir kere, bilmem nereye gel. ay ben gelemem sen beni gel al demişim. Ulan gel al işte halla halla altında araba var hıyar ağası, sırtında mı taşıcaksın beni. ordan benim ne olduğumu anlamış da ondan beri içinde dert kalmış bu mevzu..
Madem bana uyuz oluyorsun madem sevmiyorsun insan olarak bile -ki aynen böyle dedi, seni insan olarak bile sevmiyorum- gelip bana yardım ederim sana deme.. Yeni ayrılsak hani anlarım tamam mı, sene geçti hala oturtamamış içine.. Siğile bak ohh mis gibi benim şiirleri elalemin karılarına yazıp duruyor, 3 muhabbet etsek bana birini ayarlasana lan dicek.. bu ise kurmuş kurmuş kurmuş kafasında koca herif her fırsatta "ben iyiyim, sen kötüsün.. Ben sana bunu bunu yaptım.. sen ise serserinin biri için beni bıraktın. oh olsun sana sen herşeyi hakettin" diye bastırıyor.. lan sanki 15 sene evli kaldık.. Bu ne lan herife bak, sen aylarca konuşma benle tek kelime, sonra gel bikbik karnında 3 çocukla bırakmışım gibi küfret bana.. isterse bbcnin genel müdürü yapsın beni, gene ona minnet etmem.. "Arama beni, istemiyorum senin bulacağın işi ben en kralını bulurum" dedim tam kapatıyodum, ordan sesini duydum.. "Allah senin belanı versin" dedi..
o içime dert oldu ama şimdi. İnşallahh döner dolaşır bela ona bulaşır diyim de benden gitsin. Ya bu bana geçen sefer çünkü hiç mutlu olmazsın umarım demişti.. offf gerizekalı embesil, çükün düşesice.. Çok taktım ben bu beddua olayına, erikten çok hoşlanıyorum çünkü, eğer bunla da böyle osuruktan bir nedenle ayrılırsa pekmezin hayalarını tırnaklarımla koparıp yedircem ona..

19 05 2009

Amaçlarımı boşalttım geridönüşüm kutusuna


Bu sıralar isteklerimi, hayallerimi, yaşadıklarımı, amaçlarımı sorgulamaya başladım. Önce yaptığım işi, geleceğimi, bana neler katıp, neleri götürdüğünü, şu anda hedefimin neresinde olduğumu sorguladım.. Biraz fazla sorgulamışım yalnız şu anda işsizim.. Seks ve aşkla devam ettim bu sorgu olayına fazla derine indim sarmadan ayrıldım.. az kalsın aseksüel olacaktım ki, dedim tamam yeter ıcığını cıcığını kurcalama işinden oldun bide kukundan olma.. Şimdi de amaçlarıma taktım.. Bu dünyaya gelişimizi yukardakinin can sıkıntısı dışında üremek olarak gören biriyim. Yani üremekten başka hiçbir halt sonsuza dek sürmüyor evrende.. Bu sebeple evlenmek benim tek amacım, çocuk doğurmak tek emelim(di).. Hem çocuk için, hem yalnız yaşayamayan insanlar kategorisinde olduğum için, birinin beni hayatı boyunca sevebilme ihtimali dünyanın en güzel duygusu gibiydi.. Sonra böyle birşeyin olamayacağını düşünüp, sadece bir çocuğum olsun yeter demeye başladım.. Yaşayamadığım, içimde yara olan, çocuklara baktıkça kendi çocukluğuma acıyıp bedenimden nefret ettiğim zamanları, ona bana sunulmayan hayatı yaşatarak kapatmak istiyorum.. İstiyorum istemesine ama evlenmekle ilgili tek bir fikre sahip değilim. Çocukken sorarlardı büyüyünce ne olacaksın diye, "Allah olcam ben" derdim. Ağzımın üstüne iki tane çakarlardı "iyi madem gelin olcam" derdim.. Evlilik hayalim şurda yazdığım gibi.. Amaaa kazın ayağı öyle değil işte. en fazla ne kadar o oynaşlar fingirdeşmeler sürer.. Sonsuz aşk diye birşey var mı? Yok öle bişi, en babası bile en fazla 10 sene sürer.. Kimlere ben bitmez bu aşk dedim, senden sonra kimseyi sevemem ben dedim.. Bu elim başkasının elini tutamaz dedim.. Bırak eli hangi uzuvlarını tuttu o elim. Aklımın ucundan geçmedi bile verdiğim o sözler yeminler. Aşk bitiyor, alışkanlık asıl beni korkutuyor.. İnsan kanından canından olan kardeşine yeri geldiğinde aynı evde tahammül edemiyor bambaşka bir insanla hayatını birleştirmek, ve bunun için yazılı yemin vermek ne kadar garip aslında.. Çocuk doğar kilolar başlar, adam bunalır çeker gider, işten eve geç gelir, az konuşulur, dışarıya az çıkılır, aranızda sadece çocuğun ihtiyaçlarıyla ilgili konuşmalar geçer.. Sen konu açmaya çalışırsın, o konu kapatmaya uğraşır. Hep daha fazla para kazanmak için didinirsiniz. Sürekli borçlarınızı hesaplarsınız. Bi süre sonra aşk unutulup gider. Kadın görümcesi, akrabası, hısmı iş arkadaşlarıyla daha samimi olup, sezon sonu kıyafetlerine kocasına gösterdiği ilgiden daha fazla şevkle bakar.. Eve ilk taşındığınızda deli dümbül sevişilen koltuğa oturtmazsınız artık adamı.. Seksi iç çamaşırlarının hepsi hurçlara kaldırılır. kayınvalidenin evinde oynaşlar biter.. Köşe bucak sıkıştırmaz artık adam seni. Döner götünü yatar, yorgun argın geldiği işinden. Sen ise kerimanlarla gördüğünüz oturma odası takımını anlatırsın o çoktan uykuya dalmış olur.. Yaş ilerledikçe çocuklarla uğraşmaktan aşkı unutursun.. Kocan eve gelmesi gereken biri gibi olur. Arada sırada ilk günleri özlemeye başlarsın, eskisi gibi olmayı başaramayınca, en azından akşam eve gelip, uğur dündarı izliyor diye sevinirsin. Misafirliğe gittiği zaman dünyanın en neşeli insanı olan kocana bakarsın, izlersin onu uzaktan.. Gurur duyarsın onunla evli olduğun için. Ama adam seninle evin kapısından girdiği zaman, suskunlaşır, donuklaşır.. İçine almaz sanki seni, onun dünyası bambaşka gibi durur, senin dünyan ise o olmuştur..
Artık 3 kişidindir. Kocan çocuğun ve sen.. Bir karar vermeden önce ikisi adına da düşünmen gerekir. Bunalıp kaçma gibi bir olanağa sahip değilsin. Aşık olamazsın başkasına. Evden ayrıldığın zaman "gül gibi ailesi vardı orospuluğuna gitmiş el adamına" derler.. "Aşkı unuttum onun için gittim" dersen, "sen bence yarraa doymamışsın ondan gitmişsin" derler.. Zaten 40 yaşından sonra birini bulabilme ihtimalin de azalır.. kocan 60ında bile çatır çatır bulabilir ama.. Aldatmak göt ister..
Hep aynı adamın, aynı koltuğa gömülüp, aynı televizyon programını izlemesinden mutlu olursun.. Alışkanlığı huzurla karıştırıp mutlu muyum diye bile soramazsın kendine...
ve bir gün o adam senden 20 yaş küçük bir kızla, seninle 20 yıl önce yaşadığı anları tekrar paylaşır. O koltuk boş kalır, zil çalmaz, çocukların uğultusu, görümceler, hısım, akrabalardan daraltı gelir. Napacağını bilmezsin. Göğüslerin sarkmıştır, kırışıkların çıkmıştır. Alışkanlık seni bambaşka bir insan yapmıştır.. Geriye dönmesini istersin, döndüğü zaman gitmesini istersin. Pişmanlıklar, şimdiki aklım olsaydı ile başlayan cümleler, baş ağrısı, yaşlanma korkusu, sevilmezsem herşey için acaba çok mu geç düşüncesi.. Yıllar böyle akıp gider..
....
Evlilik asıl kadına uygun değil bence. Yani resmen hayatımı adıyorum diye bir anlaşma imzalıyorsun. Bunu bile bile lades demek, ne kadar salakça aslında.. ve anlam veremediğim -benim de olmak üzre- kadınların evlilik için ölüp bitmesi.. "benim nenemle dedem var hebik hübük hala elleler" geyikleri dışında (ki ben o geyiklere zerre kadar inanmıyorum, o nenene sor bakim sıkıştır, hergün sevişerek mi geçirmiş ömrünü dedenle) gördüğüm bütün evlilikler üç aşşağı beş yukarı hep bu şekilde.. Kendi sülalemden birini bunlar arasına katamam, boşanmayan, herifin iliğini kemiğini kurutup ortada çük gibi bırakmayan bir kişi bile yok.. Anne ve babanın aynı evde yaşaması garip geliyor bana o yüzden.. Ama şöyle uzaktan bakınca ilişkilere, yıllar geçince adam hep uzak, kadın hep bağımlı..
Kadın alıştıkça daha çok yakınlaşıyor, adam alıştıkça daha çok uzaklaşıyor.. uzun ilişkilerde de aynı şekilde. Alışkanlık ne zaman devreye girse kadının saçmalama evresi ortaya çıkıyor. Çünkü adam bütün heyecanını o dönem kaybediyor. Kadın da adamı kaybetme korkusuyla saçmalıyor.. Yani sonunun böyle olacağını bile bile evlenmek, bana artık mallık gibi gelmeye başladı..
Asıl kadınların korkması lazım evlilikten, bi kere en değer verdiğimiz şey bedenimiz anormalleşecek. Ailede zaten baskı altındaydık, koca evinde daha fazlası olacak.. Sonra çocuk inanılmaz bir sorumluluk.. kafamızın estiği gibi terkedemeyiz evi. Öyle bir durumda bütün sülaleyi, apartmandaki komşuları bile düşünmek zorundayız. Bir anda üzerimize olgunluk denen birşey yüklenecek.. Sabahtan akşama kadar işte anamız ağlayıp, akşam eve gelince birde herifi mutlu edecez, çor çocuğa bakcaz.. Evimize gelen akrabalarımızdan bile bunalıp kaçarken bir anda bir ton akraba sahibi olcaz, ve hepsini aynı yalaka sırıtışla karşılayacağız.. Bir süre sonra "ben" diye değil, "bizle" başlayan cümlelerle cevap vereceğiz insanlara.. Kocamızın 20 lik kızlarla dolaşmasını olgunlukla karşılayan komşular, toz almadığımız için bizi kadınlık yapmıyor diye suçlayacaklar.
Erkekler için oh kebap, süte hergün para vereceğine evine inek alacak.. Canı istediği zaman çeker gider kim ne der.. Çocuğun sorumluluğunu alma falan filan geçmiş çağlarda kaldı. Adam çalışıp evine ekmek getirmek zorunda falanfıstık.. Şimdi valla iki tarafta çalışıyor ama erkek gene damarlarında duran pişkinlikten birşey kaybetmiyor. Hatta kadının üzerinde daha fazla yük var, ama umrunda mı değil. Neden? önden sallanan kuyruğu ona çok fazla misyon yüklediği için, senin yaptıın iş mi, onu küçük parmağın yapar diyerek hatunu birde küçümsüyor..
Böyle olmasına rağmen erkek evlilikten korkuyor kadın ise evlilik için çıldırıyor. Deli dümbül para kazanan kariyer sahibi olan hatun da evlenmek istiyor, ortaokul mezunu evinde gergefle antep işi işleyen kız da..
Valla bu sıralar bana noluyor bilmiyorum yediğim ne dokunduysa duygu düşüncelerimin hepsinin nevri dönmeye başladı..

15 05 2009

Kaseti başa sardım

İşten ayrıldım. Gene kalacak yer sorunum var, yine param yok.. Hayatım nasıl düzene girerken darmaduman olabiliyor anlamıyorum. Üstelik ben toparlamaya çalıştıkça daha da sıçıyorum.. Tek renk puzzle gibi yaşadığım hayat. Her parça birbirinin aynısı, gözlerim ağrıyor bakmaktan.. yapamayınca sinirlenip dağıtıyorum bütün emeklerimi.. sonra nefes alıp yeniden başlıyorum, dağıttığım parçaları yatak altlarından topluyorum bazen.. Hep yanlış köşeden başlıyorum, ortası kocaman açık kalıyor.. Kötü bir his var içimde derler ya, böyle karnın boşlukta sanki sıkıştırır seni. Öyle bir his var içimde. Yapamayınca sinirlenip dağıttım bütün puzzle parçalarını dururmum bundan ibaret işte.. Ne yapmam gerektiği konusunda zerre kadar fikre sahip değilim. önümde parçalar var ve ben hangisini koyacağımı bilmiyorum.. İzmire dönsem, yine başa sarcam filmi. O evi kendi evim gibi hissedemiyorum, hayatta en değer verdiğim, kalanını sikmişim dediğim insanlar o evin içinde olmasına rağmen ben orda inanılmaz mutsuzum. Ait olamamak çok kötü bir duygu. Ve hep aynı duyguyu tekrarlamak daha kötü. keşke zengn olsaydım lan, aitliğini yemişim o zaman açardım bi anaokulu oh kebap..
Geçen akşam ayrıldım diye bizimkiler hoşçakal gözbebeğim temalı "ay gitmeseydin" yapmacıklıklarıyla yüklü yemek verdiler. 9-10 kişi gittik öyle.. Sarma aradı beni o gece.. Ayrıldıktan sonra biz baya büyük bir kavga ettik bunla. pekmezin arkadaşı çocuğu kenara çekmeseydi dalacaktık birbirimize.. Ya böyle hani erkeklerin yanında dolanan kız arkadaşları oluyor ya.. Kendilerini nur nimet zannediyorlar, çocuk sevgili bulunca triplere giriyorlar onla kendini yarıştırmaya çalışıyorlar. Ayrılınca da gidip kızın ağzına sıçma görevini üstleniyorlar.. Sarmanında vardı bi tane, karı bana demediği lafı bırakmadı. Neymiş arkadaşıymış bilmem neymiş. Sanane allahın gerizekalısı.. Senle mi çıktım ben? 3. kişilerin böyle olaylarda burunlarını sokmasını şu kuş kadar aklım almıyor benim.. Her erkeğin sağında solunda bi tane vardır bu sümüklerden.. Aşık desen değil ne cins oldukları belli değil.. Çocukla kavga eder etmez atlıyolar piranalar gibi seni yemeye.. Bu kız beni nerde görse soktu lafı soktu lafı.. Bir iki üç dedim sikerim böyle işi bende carladım ona.. sonra Sarma geldi bide o bana patladı.. Neyi var neyi yoksa kustu. Tamam haklı biryerde, ayrıldıktan sonra hemen başkasıyla çıkmaya başladım ama var bir sebebim napabilirim.. Kendiyle kavgamız yüzünden işten ayrıldığımı zannetmiş. İşte bu kadar gerizekalı biri o, tam 1 aydır günde 23 defa ben işten ayrılcam diyip durdum.. Hiçbirini duymamış bile, kendini bi bok zannedip sebep olduğunu düşünmüş.. Ne sigortam var ne maaşımı adam gibi alıyorum, ev tutmam gerek her ay ben kirayı nasıl bulcam diye 4 döncem.. Böyle aşkın ızdırabına bacaam girsin yani.. Tabii beyfendinin tek derdi ablasının boşanması ve kazık kadar yeğeninin ortada kalması olduğu için, diğer insanların sorunlarını sorundan görmüyordu.. Ağzını açıyodu ablam boşanıyor böhüüü, ağzını kapatıyordu ben dünyanın en harika insanıyım.. Sadece ayrılınması değil, ayrılırken öldürülmesi gereken insanlar kategorisinde..
.....
Şimdiki bebeyle ilgili bişiler yazasım yok.. Ama neden yok, geçmiştekilere hep baktım.. başta hepsini musa yapmışım. Azcık soğuyunca olmuşlar hobbit.. Bu da öyle olmasın bi kafamda oturtturayım ne bokmuş ne değilmiş öyle yazayım.. bide hala şüpheler var.. Yani biraz farklı başladı diye sanırım.. mesela ben hergün dipdibe olduğumuz adama önce platonik olurum böyle, o flört dönemi inanılmaz güzel bir dönem çünkü.. Hem hiç bitmesin istiyorsun, hem hemen başlayalım.. O dönemi yaşayamadan olunca, bide böyle hiç beklemediğim anda diğerinin yasını tutmam gerekirken hop başka dala atlayınca, acaba mı diyorum.. 2 gün sonra olmazsa yazmaya değmez diye düşünüyorum birde...
Bizim kurstaydı bu çocuk ama hiç muhabbetimiz yoktu orda.. Daha doğrusu hiç dikkatimi çekmemişti.. 2 tane bankacı bebe vardı onları kestirmiştim ben gözüme.. Sonra zaten sarma olunca hiç bakmadım kimseye.. Neyse işte ben ordan ayrılınca bu çocukla msnde konuşmaya başladık.. Ama öyle böyle değil sabaha kadar konuşuyoruz.. Orda tek kelime etmediğim çocukla, el ense şaplak göteyim... Bir gün iki gün derken hergün olmaya başladı bu olay. Baktım msni sadece onun için açmaya başlamışım sarmadan ayrıldığımın ertesi günü buluştuk bizde.. Sonrası allah kerim dedim.. Bu allah kerimden oo yiyiştiniz anlamı çıkarma daha olmadı o olay:'( Allahın benim kimseylen yiyişmemi istemediğini düşünüyorum arada sırada. Tamam eskiden ben istemiyordum ama şimdi ben istiyorum abi bu kez şartları oturtamıyorum.. Bu nasıl kader böyle.. Böyle giderse nasıl yapıldığını unutcam.. Gerçi bisiklete binmek gibidir diye düşünüyorum.. soyununca refleksler napacağını söyler sana..
Bi kere çocuk gibi, böyle bir şapşallık var.. Ne bileyim hani böyle napsa ne etse kızmayacağınız tipler vardı buda öyle. how ı met your motherdaki tedin sıkılganlığını ve duygusallığını al, jeux d'enfants julieninin tipini ona ekle, yiğit özgür karikatürlerindeki şapşal erkek modelleriyle birleştir öyle bişi..
İnanılmaz rahatım yanında, hiç kasmıyorum, numara yapmıyorum beni beğenmesi için. Oyun oynamıyorum. Ne hissediyosam anında söylüyorum. Üstelik öyle bunu simokinler içinde çocuklarının babası olarak bile hayal etmedim.. Bilerek etmedim nasılsa hobite dönüşcek boşuna büyütmeyeyim gözümde dedim.. Artık yalama oldu zaten bide böyle denicem. Belki sorun cidden bende.. Her ilişkide farklı insan gibi davrandığım için sonrasından kendimden sıkılıyorum onlardan değil.. Sonrada çekilmez birine dönüşüyorum.. Yok buda tutmazsa eğer artık lezbiyen olurum napim, erkekler bokmuş ya derim.. hem ortak kıyafet giyeriz sevgilimle tasarruflu da oluruz..

12 05 2009

Kişisel iletiyle keklik avı

Yılların verdiği birikim ve gözlem yeteneğim sayesinde msn iletilerine bakarak, kızların ne zaman birini bulduğunu anlıyorum... şimdi aynı kanalda çalıştığım bir hatun var, selamımız sabahımız hiç yok ama işte ekli msn, facebook bide özel twitterımda.. Bişey oldu dikkatimi çekti, dedim tamam bu avına sinsi sinsi yaklaşıyor.. Karının yaşı da büyük aslında ondan dikkatimi çekti.. İnternetle geç tanışmak çok kötü bu yüzden.. "KaRTanEMin Çiçeqi BeBBekMiN BöCeGGi", "hepimiz şehitiz hrantız vatanız o love you maykıl ceksın" yazan 35 yaşında 2 üniversite bitirmiş insanlar biliyorum ben... Zaten internet bağlantısını ilk kuran hemen bi küçük harf bi büyük harfle yazmaya başlıyor.. (bknz: PuCCa) O yüzden çok dalga geçemiyorum ben, 11 yaşında bizi yonjaya üye ettiler biz mi yok dedik. İlk giren öyle heycan yapıyor işte.. Şimdi isim vermeyeyim -baş harfi fenasi-, kadınlar tarafından büyük bir hayran kitlesi olan blogcu koca bir arkadaş var, adamın apış arası kılları beyazlamış, iletisi "yemek yiyiorum, bakkala iniorum, osurdum onu kokluyorum, gezmeye gitmeyi düşünüor ama bilmior, çok sinirli, bu iletiyi 15 kişiye yollamazsan türk değilsin" Koca herifsin abi sen napıyosun diye uyardım, adam bana klişelerin en klişesi olan her 3 msncinin söylediği sözü söyledi. "yaa zaten kapatcam bu msni" hepsi bunu düşünür, kapatır 2 gün sonra gene açar... Zaten neden bu şekilde düşündüklerini de anlayamıyorum, açma olsun bitsin.. Kapatcam ben ya entel olcam amele kaynıyor burası tadında laflarla hep isyan ediyolar. Sanki zorla soktular onları oraya.. Neyse bu hatun konusunda nitekim haklı çıktım.. Bu tipleri artık baya baya tanıyorum, kim iletisine ne yazdıysa seceresine kadar dökebiliyorum.. Şunlara çalışan kafam azcık başka şeye çalışsa zaten uufff diyorum, şuanda ülkenin başında hepinizin anasını ağlatıyordum.. Şimdi hatun birini gözüne kestirdiğinde, hemen oltayı atar.. "yemek yapıoo", "bugün dolma yapacak", "çok mutluyummm ama nedenini söylemem ehiehi" yani adam gelsin konuşsun bunla diye yazılan iletiler.. oturup sessizce avının oltaya gelmesini beklerler.. Yemekle ilgili ne yazarsanız yazın, listenizdeki erkeklerin çoğu zaten, hemen damlar.. Bok yiyiorum yazın, sen bok yapmayı bilir miydin hımhım yaparlar.. O atlayan tipler işte, "bi makarna yapta yiyelim" diyen embesillerin online hali..
- Bi sonraki aşamasında, iletileri adama mesaj yollar nitelikte yazar, aralarındaki bi muhabbet vardır, ille onu belirtir.. "yaaa burnum fındık gibi değil", "bence kıvanç tatlıtuğ bal gibi çocuk", "hıh sensin şişko işte" bu olayı bi türlü anlamıyorum işte.. lan ikinizin arasında olan şeyi, oraya yazıyosun sorunca bide "yaa arkiyle öle bi muhabbett" yarraam madem onlan muhabbet ne bana okutuyosun salak karı!
- Bundan sonraki aşaması ise, sıkıldım burda yazışmaktan çıkar beni dışarı.. "inanmıyorumm Tori amos gelecekmiş, mutlaka gitmeliyim ona", "hava çok güzel off şimdi dışarda olmak vardı :(".. burda olayı yanlış anlayıp listesindeki diğer arayış içerisinde olan erkekler atladığında birde hanım kızımız isyan eder.. işte gelip, "ayy ya iyiki bi toriye gitcem dedim hemen atlıyolar ya puff, herkes benlen çıkmak istiyo" var böyle kızlar cidden ama.. Kıza selam veren herkesin ona asıldığını zannediyor.. Herkes ona hasta, yavşıyor, ölüyor, bitiyor aşkından geberiyor.. Yaa bide dikkat edin bu kızlar inanılmaz çirkin oluyorlar.. Suratına da yemin ederim eşek işemez o kadar kötüdür genelde bu tiplerin. Bu kendine güven neden geliyo senin anacım sen kimsin diye bir düşünür insan.. Bazen o kadar abartıyolar ki, "ya kerimanın sevgilisi içime düşecekti, beni o yüzden keriman çok kıskanıyo" buna inanmaları cidden çok garibime gidiyor. Bişey okumuştum zamanında, insanlar çirkin olduklarını düşünemezlermiş. Herkes kendini güzel olarak görürmüş, eğer farkediyo olsalarmış çirkinliklerini yaşayamazlarmış.. Arada sırada ben bile kendimi güzel görebiliyorsam cidden doğru bu..
- Neyse konuya dönelim, dışarıya çıkılmıştır falan fıstık, adam eğer adım atmadıysa, kız ille zorlar iletileriyle herifi. "Ne bir sevenim var, ne seven bir kalbim", "herkesin sevgilisi var pufff" tarzı şeylerle altını çizer olayın.. Yani burdan anla hayvan herif, gel yanıyorum kımıl kımılım bekliyorum diye.. Tabi hatun kişi listesindeki amcaoğlunu, yengekızını, büfe önünde takılan mahalleden arkadaşlarını unuttuğu için çoğu zaman tacizlerle başı belaya girer..
- Ve bu son aşama artık işe yarar.. iletiler eski sevgiliyede mesaj olarak gitsin diye "Mutluyum" ":)" gibi şeylere dönüşür.. O ifadeyi buraya koyamadım ama ":)" şu varya sarı göt suratlı bişi. Ya ben ondan nefret ediyorum.. İnanılmaz itici bir ifade o, yapan olduğu zamanda bir soğuyorum nedense.. Arkadan biri pandikliyo ondan öyle pispis gülüyor gibi duruyor. Çok kötü bir ifade kullanmayın onu ya..
-Mutluyum hebik hübük iletilerinden sonra, 2-3 hafta gözükmez hanım kızımız.. Geldiğinde de çevrimdışı takılır.. sevgililer artık msnde mi takılacaklar. Zaten temizlik yapılır listesinde, "makarna yapta yiyelim" abazanları ilk silinenler arasına girer.. Yokolsun zaten onlar mümkünse.. Nefes alamasınlar oksijensizlikten ölsünler.. Hiç sevmiyorum ya o açları.. heryerdeler onlar, dünyayı ele geçireceklerinden korkuyorum bazen.. Akp'den daha zararlılar bu vatan için.. Eve çıkacam dedikten sonra bizim kanaldaki açlar, solucan gibi toprak üstüne çıktı.. Yalnız yaşayan kızların diplerinde mantar gibi yaşıyolar zaten..
- ev işini hallettin mi?
- yok ya daha erken, bi aya kadar falan anca çıkarım
- artık çıkınca kutlarız bunu, sen güzel yemek yapıyora benziyorsun
- yok ya ben yapamam yemek falan
- bi makarna yapta yiyelim..
Sen kimsin, senle niye kutlayalım, sana neden makarna yapayım ben... Ümit ustaya benzeyen bir fiziğim var diye herkese dolma mı yedircem hallaa hallaa.. Gittikçe çoğalmaları beni daha çok korkutuyor, artık bloglarda bile var bunlardan. yorumlara yazıyo adam "ehiehi çok güzel yapmışsın bi gün geleyim de bana da yap" zıkkım yiyesice, çükü kopasıca..
- Ve ilk kavga olur.. o günlerdir çevrimdışı takılan kız anında ortaya çıkar.. ileti bellidir. "çok sinirliyim" "lütfen yazmayın çok kötüyüm" "moralim çok bozuk :(" iletisine böyle yazınca, iyi kalpli olduğu kadar, oh olsun kahpeye buldu herifi unuttu bizi kızları sazan gibi atlar bunlara..
"noldu böböşüm kim üzdü seni", "yaa bişi olmadı ya, sevgilimle tartıştık sadece önemli değil" Böyle hatunda bir havalar bir tafralar.. Sanki insanlara vahiyle yolladılar senin moralinin bozuk olduğunu. Oraya kabak gibi gelin bana sorun diye yazmışsın resmen, gelene ne tafra yapıyosan. özel hayatını iletiyle kamuoyuna açtıysan onlara hesap vermek zorundasın..
- Sonra hanfendi barışır bi süre daha gözükmez ortalarda.. ortalarda gözüktüğünde ise avatar resmine sevgilisiyle olan sıkışmış kafalarını koyar.. Kavga ettiklerinde ise melankolik şeylerle doldurur.
- vee en sevdiğim kısım.. Ayrılık vakti.. Eğer herif bir şerefsizlik yapmışsa, bizimkinin iletileri off evlere şenlik.. "Kurtların sessiz Kaldığı Yerde Çakallar Volta Atar.Ama Bilmezlerki KURT Sessizliğini Bozarsa KıYaMeT KoPaR!", "herkes yalancı, herkes düzenbaz", "ah benim saf temiz yüreğim yine mi inandın"
- Bunun sonrası ise, güveni kalmayan bir insanın serzenişleriyle dolu olur "kafama göre takılıyorum", "herkes baksın kendi dalgasına" "bundan sonra üç kişiyiz ben keyfim ve kahyası"
- Bi sonra ki aşama ise, dengesizlikle bağdaşır. bir gün mutluyum yazar ertesi gün yıldız tilbeden bir şarkı sözü yazar, 10 dk sonra değiştirir takmıyorum seni tarzı sözler yazar... Bu dengesizlik arasında ne dinliyorum özelliğini açar arada sırada.. yaa benim bi arkadaşım vardı çocukla aynı işyerindeyiz, allaan salağı bi gün baktım ne dinliyorum özelliğinde "liseli kızlar etek altı" yazıyor.. Sonra değişti paris hilton porn yazdı.. Herkese göstermiştim onu, salaklığının bedelini çeksin bi daha yapamasın diyerekten. Sonra utanmadan yaa virüslü benimki falan diye kıvırmıştı..
- Neyse işte bu dengesizlik taa birini bulana kadar devam eder.. bulduğu an hoppp başa döner.. Seviyorum ben bu tipleri ama hiç muhabbetimiz olmasa bile hayatlarındaki çoğu ayrıntıyı öğreniyorum. Halasının oğlunun askere gittiğini, arada sırada maç skorlarını, yeni eve taşınacağını, nutella yediği zamanları, uykusuz işe gittiği için mal olduğunu, gece rüyasında obamayı gördüğünü, işe kaçta gidip kaçta döndüğünü, tatile nereye gideceğini, maaşını ne zaman aldığını, gece hangi mekanda eğleneceklerini.. Hiç selam vermediğim kızın yaşadığı her anına ortak oluyorum. Perdeleri sonuna kadar açmış komşunun evini izlemek gibi bişi sanırım bu.. Burayı okuyanlar da benim iletilerden aldığım hazzı alıyorsa lan hepimiz acaba miksoskopimiyiz neyiz..
Foto

7 05 2009

Taştır demirdir, yediği hamurdur, dünyayı doyurur ama hep açtır. bu nedir?


Erkekler blogspot hazır temaları gibi. Bi siteye girip beğeniyorsun, bilgisayarına yükleyip bloguna tak koyuyorsun. Bu kadar basit. Tabii Kafanda hayal ettiğin o mükemmel tema çıkmıyor ortaya, ama idare edilebilir bir blogun oluyor. Ama kadınlar öyle değil, kadınlar portal bir site yapmak gibi.. İlle karıştıracaksın, görüntülerle süslemelisin, ana sayfa göz yormalı, konuları azıcık azıcık verip, gel içimi oku demeli.. Mutlaka ordan oraya gezdirmeli seni. Her tıkladığın sayfa başka bir sitenin sayfası gibi gözükmeli ama aynı site olmalı. Ordan ayrılmamaları için her yolu denemeli, iletişim adresi olarak verilen maile bir türlü ulaşılamamalı.. İşte bu yüzden ben erkeklerle daha iyi anlaşıyorum.. Kod bilgisi gerektirmeyen, sana en fazla neyi sunacağı belli olan, düz insanlar onlar. Bu kadar basitken herşey, aşık olunca o sıçtıklarıma olay farklılaşıyor. Mesela bir sitede beğeniyorum, 50 tane tema arasından biri ay ışığı gibi parlıyor.. Bu olmalı kesinlikle diyorum yüklüyorum onu.. Bir süre kullandıktan sonra, O blogspot teması benim gözüme batıyor, basit geliyor.. Başkasında görüyorum diyorum bi kaç yerini değiştireyim, kodları yanlış giriyorum, olmuyor şekli kayıyor. tepesini beğenmedim bir resim ekleyeyim, tipi kayıyor.. Sonra düzeltmeye çalışıyorum beceremiyorum, sıkılıyorum uğraşmaktan, bıkıyorum başka tema aramaya başlıyorum ama gene gelip onu düzeltmeye çalışıyorum. Sonrada ilk yüklediğim gösterişsiz, sade sitede bana bakan halini özlüyorum..
Yani olay adamda değil, olay bizim onları değiştirmeye çalışıp herşeyi bozup attıktan sonra ilk gördüğümüz anlarına dönmelerini istememiz..
Çok basit lan onlar aslında çocuk gibiler yani. Çok sıkmadan boğmadan seveceksin. fazla şımartmayacaksın, belli komutları ödevleri yapması halinde ödül vereceksin, çocuklar yabancı insanlarla konuşmayı sever, çok çabuk kanarlar.. o yüzden ona dışardaki insanların zarar vereceğini sürekli olarak anlatacaksın. Yani burda yabancı diye bahsettiğim başka kadınlar.. Haa ben başarıyormuyum bunu hayır, herifi avcuma aldıktan sonra nasıl kayıyor anlamıyorum bile.. Açık yüreklilikle söylerim ki, tavlamayacağım adam yok.. Hiç kimsenin yok bence, hoşlandığın adamı avuç içine almak bebek oyuncağı. Ama tavladıktan sonra tutan kadınlar benim gözümde bir ilah oluyor. Nasıl beceriyorlar, nasıl sabırlılar onlara gıptayla bakıyorum.. Özellikle evlenenlere gıpta bakışlarım kıskançlık bakışlarına dönüşüyor...
İlişkide bokunu çıkarıp nefret edecek hale gelsem de erkeklerden iş hayatında özellikle kendi çalıştığım sektör için diyebilirim onlarla daha iyi anlaşıyorum. Hatta bazen öyle oluyor ki, kadınların çalışma hakkı ya ellerinden alınsın yada şunlar sadece trt de çalışsın başka yerde değil diye düşünüyorum, kendi vajinamı unutup.. Onlar sadece dünyaya çalışmak, yemek, sevişmek, rahat bir uyku uyumak için gelmişler.. Bende zaten var biraz erkek mantığı.. Babam derdi özellikle bana, "erkek gibi kızlar çekici gelseydi adamlara, hepsi idne olurdu. onlar da erkeği varken taklidini yapan kıza bakmazlardı" erkek mantığı demek tabi, bıyıklarımı almadan, cebimde kelebekle arka mahalle filintaları gibi dolaşmak değil. Böböşüm kızlarından zaten hiçbir zaman olamadım.. İmrendim ama onlara yok beceremedim ben o olayı.. dağlar kuşlar böcekler herşeyi seven tiplerden de olamadım. Erkek mantığına sahip kızlar -sanırım- Şaka yaparken daha argoyla konuşmak, her bulduğu fırsatı değerlendirip belaltından vurmaya çalışmak, beğenmediği herşeyi orospu o ya diye burun kıvırmak, uğraşıp didinip elde ettikten sonra sıkılıp, başka şeyle uğraşıp didinmeye başlamak.. çok içine girmeden kimsenin, çok sınırıma almadan kimseyi, yüzeysel muhabbetlerle samimi olmak.. heralde bu olsa gerek diye düşünüyorum..
....
Zaten önceki hayatımda erkekmişim ben, bide sarhoşun tecavüzcünün tekiymişim.. Bi gün lise sondayım, bok gibi para verip tarot baktırıyoruz, 3 kişiyiz. Dedi önceki hayatınızı da söylicem.. Diğer iki kız çıktı, bi tanesi bilmem ne prensesiymiş, bi tanesi yazarmış.. Sıra geldi bana.. Önceki hayatında neydin diye sorsalar bana ben kesin kraliçe falandım derdim. öyle demeyen yoktur zaten, heral ortaçağı prensesler çağı olarak düşündüğümüzden... İşte önce anlattı, ailede sorunlar var, eve yeni eşya alacaksınız, sen yurt dışına gideceksin, şöhret gözüküyor sana falan diye. Şöhreti duydum zaten ben tamam dedim, bu doğru.. Şimdi de önceki hayatına bakcam dedi. elini falan koydu başıma bişiler yaptı etti böyle açtı kartlarını ama başka kartlardı bu kez.. "Sen önceki hayatında at arabacısıymışsın, sarhoşun, tecavüzcünün tekiymişsin. Çok sarhoşken denize düşüp ölmüşsün. Sonra cezanı çekmen için kedi olarak dünyaya gelmişsin"
ben göt gibi kaldım, millet oluyor yazarmış, prensesmiş, padişahmış ben oluyorum apış arası kokan bir arabacı.. Öyle olduğum yetmiyor bide kedi yaptı beni.. Çok bozuldum ama çaktırmadım. Kesin dedim benden önceki kızın kartlarıyla karıştırdı, yalan da demek istemiyorum, şöhret dedi ya.. Çıktım dışarı dedim kızlara "hürrem sultan olabilirmişim ben yaaa, öyle dedi valla. çok şaşırdı böyle ayy dedi aynı hürremin frekansını aldım sende, sonra yüz hatlarıma baktı böyle hürremsin sen ilk kez böyle birşey gördüm çok heycanlandım falan yaptı" napim yani, tecavüzcüydüm mü deseydim.. madem yalan söylicem bari okkalı atayım dedim.. Kimbilir belki onlarda attı bana öyle, biri sırtlandı bence zaten önceki hayatında...
Bu kadar şeyi neden yazdım olaya bağlayacağım ama bir türlü giremediğim konu şu, erkeklerin her bokunu anlayabiliyorum, ama algımın almadığı 2 olay var.. çözemiyorum bi türlü..
Birincisi, sikerek insanların düzeleceğine inanmaları.. çüklerini ulu, haşmetli musanın asası gibi bir şey olduğunu düşünmeleri.. Soktuğunu adam edip imana getirdiğine dair olan inançları.. Yanlış birşey gördükleri zaman, "benim damarlı 30'luğu yiyince doğru yolu bulursun sen", "şunu evire çevire öyle bir sikeceksin, aklı başına gelsin bi daha yapıyor mu" sadece kadınlara söylemiyorlar yalnız bunu. Herifle mesela kürt türk kavgası ediyor, karşısındaki de adam ha, "gel seni ben sikim gör o zaman götünü de bilmem nede" sonra diyosun, göt siken, göt verir bilmez misin diye, bu kezde namusunu korumak için "seni de sikerim, ananı da sikerim, bacını da sikerim, sülaleni sikerim, ırkını sikerim" Hacı tavuk mu sikiyosun, ömründe kadın memesi sıkmamışsın ama maşallah ağzından düşürmüyosun kendi büllüşünü..
Bu inancın nedenini merak ediyorum, kim size dediyse bunu yemiş sizi. Cinsel münasebete girilerek insanları doğru yola getiremezsiniz. Nefret ettikleri birinin içine boşalmaktan nasıl bir haz aldıklarını anlayamıyorum zaten. Burda da öyle, adam benden nefret ediyor, neden olduğunu bende bilmiyorum. yazdığım herşeye aynı yorumu yapıyor, "Seni varyaa öyle bir sikecem ki o zaman akıllanacaksın." bunu görev bellemiş kendine, daha yaşanılabilir bir dünya için şu salağı sikim ben, bi akıllansın misyonuyla hergün sıvazlayıp bana olan nefretini boşaltıyor.. İşte buna aklım basmıyor benim.. nefret ettiği biriyle neden halvet olur insan..
Aynı şeyle bağı olan ikinci kafamın almadığı olay, bu biraz bizi de ilgilendiriyor.. bu sevişme olayında rahat olmaları. Canlarının istediğiyle sevişebiliyorlar. Gerçi artık kadınlarda rahat bu mevzuda, ama sarhoşken.. Yani ilk kez gördüğü bir adamla sevişebilen kadın sayısı 200 kişide birse, adam sayısı 200 kişide 178'dir.. Sevmeden sevişilmezmiş gibi geliyor nedense...
hayatında ilk kez gördüğü kadına para verip, önceden 150 kişinin içine girdiği delikte zevkten dört köşe olabiliyorlar mesela.. Hoşlanma yok, iletişim yok.. pozisyon zenginliği yok.. Ama menilerini sere serpe saçabiliyor.. Bu onlarda anlamadığım olay;
bide bu olayı bildiğimiz halde kendimizde anlamadığım ise, organlarını soktukları her delikte boşalabilecek bir tür için kadınların mükemmelleşmeleri.. Yani zayıflıyoruz, cosmopolitandan 50 seks önerisini okuyoruz, iç çamaşırları, ağda seansları, pürüzsüz bacaklar, kalkık diri bicikler, yuvarlak popo için ruhumuzu şeytana bile satarız.. ilişki uzayınca acaba benden sıkıldı mı, heycan mı lazım, yatak oyunları yapalım şudur budur yırtıyoruz götümüzü.. Oysa adam herşekilde boşalacak.. kimbilir kaç ucuz kadının içinde inlediler, bunu bile bile hala seks olayını bu kadar gözümüzde büyütüp, memem küçük, götüm büyük ışığı kapatsam mı derdindeyiz.. kendimde de anlamıyorum bunu.. Seksin özel birşey olduğuna dair inancımı yitiriyorum olaya bu taraftan bakınca. Salak yerine konmak gibi, herif herşekilde herkesle inleyerek, öperek onu koklayarak boşalabilecekken.. Benim bu olayı gözümde büyütüp, iki kişilik dünyamızda tavşanlar gibi bir ömür geçirebiliriz, tenim teninde bikbik mikmik türü duygusal şeylerle kafamı yormam kendimi aptal gibi hissettiriyor.. Sevişesim gelmiyor sittir lan eline al oyna demek istiyorum..
yaa gerçi bu düşüncemin nedeni orgazm olamadığım halde herif için çırpınmam, haa bide en son eylülde seviştiim için, artık mincomun kendini bu salağın bi bok yapacağı yok bari ben kapatayım dükkanı demesi de olabilir..

5 05 2009

Ben alalade sen nadide


Sarma dün geldi gitti aynı soruyu sordu, "neden PuCCa, neden?" Lan her göz kırptığım herifle ömrümü adayacağım diye bir anlaşma imzalıyorum sanki, gelip gidip "Madem öyleydi başta neden başladın" Adım gibi eminim abi, böyle yalanması sırf yatmadan kız gitti diye, başka bir bokundan değil. Ben nasıl yıldız tilbecilik oynuyorsam oda aynı şekilde rol kesiyor. Bende sırf aynı yerde çalışıyoruz hani adım çıkmasın maksatlı öyle davranıyordum.. Bütün sevgililerim nerdeyse hep bu sektördendi. Bide öyle pis bişey ki, mutlaka bir bağları var birbirleriyle. Zaten sicilim temiz değil, dedim bu kez biri beni güzel ansın. Nedense birlikte olduğum adamlarla yolları ayırınca hepsi İbrahim Erkal sendromu geçiriyor, "Adını kahpe koydum bırak hep öyle kalsın, sana son sözüm allaandan bulasın" hep aynı terane. Lan adam benim kankardeşimle yatmış, reçeline batırmış ekmeğini, yemiş yemiş kızı sonra da gelmiş bizim kapıya "yaa belliydi senin benden ayrılacağın yolunu yapıyodun ayrılık için anladım seni yaa ne olduğun çıktı ortaya" Ama ben bunun nedenini biliyorum, her türlü numaranın bini bir para bende, gel gör ki şu dertler benim olsun modunda olamıyorum. Olamadığım içinde adam benden ayrılsın, ben şerefsiz lanet, pisliğin tekiyim. Ben ondan ayrılayım gene ben pisliğim. Yapımda yok ama bu, acıdan kıvranayım öleyim olmuyor bende o durum. Ya herif beni döverdi duvara sümük gibi yapıştırırdı, 2 dk sonra açardım gözümü "ahaha nassı uçtum gördün mü ohaa süpermen gibiydim nan" derdim. Mesela ağlarken gülerim ben, başıma en kötü şeyler gelsin makaraya sararım. Olamıyorum ben öyle pencereden uzaklara dalıp giden insanlardan. Ayrılmışız çocukla telefonda ağlıyorum ağlıyorum, "beni bırakma nolursunnnn öldürcem kendimiii" diye, telefon kapattıktan sonra o sabahlar olmasın, çalsın sazlar oynasın kızlar. Ağlamam sahte mi? değil, yooo cidden ağlıyorum, köpekler gibi de acı çekiyorum ama ne bileyim yani.. Acımı başka türlü göstermeye çalışıyorum sanırım. Yani bu boktan kanıya Sarma zamanında varmıştı, gamsız demek yakışık almadı kendime de.. Değilim çünkü gayet hisli duygusal bir insanım. Neyse işte bu sabah tuvalete gittim, "sevgilileri olmadığı halde, çiftleri gözlemleyen kızlar" tuvalette ekibi kurmuşlardı baktım, bunlar çok feci bir grup yalnız.. Hasta piskopat manyaklar, "ağlayan kızlara teselli ekibinden" daha zararlılar.. Bunlar çalıştığı yerde, okulda radarları açıyorlar kim kimle çiftleşiyor hemen çözümlüyorlar. Sonra tuvalette toplantı yapıyorlar. Her detayı gözlemleri sayesinde algılıyorlar. Çiftlere dair hertürlü dedikoduyu bunlar bilir, kim aldatmış, nasıl yapmış, gece sevişmişler mi, günde kaç kez bakışmışlar, sevdikleri pozisyonlara kadar.. Ortak bir noktaları vardır, hiçbirinin sevgilisi yoktur. Zaten bu milletin yiyişme mevzularını takip edeceklerine 2 kişiye kancayı taksalar çoktaaaan evlenirler ama tercih meselesi işte.. Girdim tuvalete hemen ele başları geldi, "PuCCaam tatlım ben bişi duydum ama, ayrılmışsınız çok üzüldüm yaa" Sen niye üzülüyosun salak, sanane yani, zaten bana tatlım demen çok itici. Tatlım derken gözlerime acı dolu bakıp sanki 3 çocukla ortada kalmışım muamelesi daha itici.. hımm falan geçiştirdim öyle. "Başkası varmış diyorlar ama" Lan orda bir kaldım, ohaa dedim bu hatunları kesinlikle ajan falan yapmalılar. Daha ben başkası var mı yok mu bilmiyorum da, soyadını bilmediğim hatun biliyor.. Harbi bi höst oldum, "Sen nerden biliyon beeee" diye atladım ama açtım gözlerimi monçiçi gibi, karının ağzından çıkacaklara bakıyorum. İmkansız bilmesi çünkü. "Sarma demiş birine yarın duyarsınız burdan biriyle olacak diye" Ben bu sarmanın şimdi ağzına yüzüne sıçsam haketti.. Allahın salağı, terkedilmesinin nedenini başkası diye düşünüyor, lan böyle düşünmesin diye bide ortalarda ahmet altan okuyor modunda dolandık.. Tamam teoride başkası için ayrılmış gibi gözüksem de alakası yok abi, hele kanaldan biriyle uzaktan yakından alakası yok. Çok sinirlendim, "kanaldan falan töbe kızım manyak mısınız" dedim çıktım..
Öğleden sonra masadan aradı, "Fotoğraflarını facebookta yayınlamaya bu kadar meraklı olduğunu bilmiyordum gerçekten hiç vakit kaybetmemişsin" Fotoğraflara neden zaten bu kadar taktı anlamıyorum, bütün fotolarım ablak sıfatımdan ibaret ne meme ne göt gözüküyor. Ama deli oluyor nedense. Zaten o kızlara dediği laftan bir terellelliydim buna, üstüne bunu diyince..
- Karı gibi ağlanarak millete dert yanacağına git işinle gücünle ilgilen Sarma. Arama bu masayı.
- ne demek karı gibi?
- karı gibi demek, ayrıldıktan sonra etrafına toplanan insanlara kendini acındırmak demek. madem başkasını buldum öyle dillendirmişsin bunu, seni ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokma, dedim bişiler söylüyodu telefonu kapadım.
Hiçbir sevgilimle kavgasız gürültüsüz sakince, anlaşamıyoruz triplerine girip ayrılamayacağız.. Hep çirkefe sokacaklar beni ille. Tamam başkasını bulmuşum ama birincisi o bilmiyordu hisleriyle millete anlatmış, ikincisi zaten mimliyim bu mevzuda bide aynı mekandan biri diye düşünmüş. O kadar çektiğim numara boşuna gitti. Bilseydim o gün"Bok gibi herifsin, seni değil yanımda adam diye taşımak, koluma çanta yapmam ben, bildiğin malsın hayatın boyunca da bir bok olamayacaksın" derdim.. Neyse bari en azından içim rahatladı o konuda bir oh çektim..
...
Gerçi çocuğa hemen hissetmiş diye atladım ama bütün erkeklerde var bu ayrılık sonrası "vayyy hiç vakit kaybetmemişsin olayı" Kızlarda da var ama onlar belli etmiyor, ayak yapıyoruz biz..
"Çok mutlu ol, hep mutlu ol, tek istediğim senin mutlu olman, allaha dua etcem hep senin için."
Hepsine dedim valla bunu, içimden geçenler ise "İnşallahh arabanın altında kalırsın üstüne de fil düşer geberik pezevenk, sıfatına sıçtıma bak hala sırıtıyor, gözüne kızgın miller çekilir, mustafa topaloğluyla çiftleşirsin, felç geçirip götüme benze inşallahhhhh, allam seni seviyorum duamı kabul et amin." Manyak mıyım lan anamı ağlatan sevgilinin mutlu olmasını isteyim ama gel gör dışardan gülümseyip, bir tek dileğim var mutlu ol yeter diyorum..
Erkekler bu ayrılık sonrası konularda daha düzler.. kendileri ayrılıyorsa "Senin mutlu olmanı çok istiyorum, sen bunu hakediyorsun" Bunu söylerken gerçekten dürüstlerdir ama, altında yatan anlam "Mutlu olda bi siktir git düş yakamdan, hergün ağlayıp zırlayıp arama beni"
Ama kız ayrılmışsa, sarma gibi işte, "vayy mutlu olursun tabi, artık sana karışan yok özgürsün, belli oldu neden ayrıldığın tamam tamam ben anladım seni" bunun anlamı içindeki orospu ortaya çıktı. Zaten hemen herif yaftayı yapıştırır, başkasını sokar devreye, kesin onla kesin bunla diye kafasında kurar.. Çünkü onlar öyle harika, öyle mükemmel, öyle eşsizler ki sevgilileri onlardan sadece orospuluklarını rahat yapabilmek için ayrılmıştır. Başka birşeyden değil yani.. hele hatun ayrıldıktan sonra başkasını bulduysa, oofff anam off.
Ama bak kızlar terkedilme olaylarına farklı yaklaşıyor.. Mesela herif terkederken desin, "başkasını seviyorum ben, seni sevemiyorum denedim olmadı" Aynen böyle söyleyen erkekler var abi, kızın başına bela açacağını öğrenince herif dürüst oluyor çünkü.. hatun o cümlenin sadece "denedim olmadı" kısmına takılıp korktu kaçtı zannediyor. Buna aşık olmaya başladığı için gittiğini düşünüyor.. Başkasını seviyorum demiş ya, ordan anladığı ise, "başkasıyla yatmaya gitti." Zaten erkek başkalarıyla yatar kalkar sevgililerine aşık olur. Sanki birlikte sevişmiyolarmış gibi bide devamlı "o kızı kullanıyo, sevişmek için onla" der etrafındakilere.
İlk günler böyle güçlüyüm ben elimi sallasam ellisi modelinde dolaşır. "o it gibi bana dönecek ben ona yolu göstercem" der. terkeden erkek herzaman için geri döner, valla bak o kesin kuraldır. Neden ama biliyo musun, kız arkadaşı buna tekmeyi basınca, yeni kız bulmaya üşenir, "lan bari elimin altındakilere bakayım" der. en ağlak mesaj yazan kıza geri dönüşünü yapar. Yatar kalkar hoppala paşam der sonra gider.
Yani o yüzden kızlar eski sevgilinizin tekrar gelmesini istiyosanız, yapmanız gereken tek şey erotik mesajlar.. "seni sallamıyorum, umursamıyorum, ama işte tenine alıştım napalım yatalım bari" temalı mesajlar atın. 3 gün sonra topuklarını götüne vura vura gelir. Gelmeyecek bir adam yoktur. Eşşeği siken bir cinsden bahsediyoruz yani, o kadar basit onların kavramları "delik olsun da ne olursa olsun.." Haa tabi yattıktan sonra da çeker gider, adamın bir zamanlar koluna taktığı kızdan, yattığı kalktığı kız pozisyonuna düşmek istiyosan yap bunu..
Off gene uzadı yazı yani lafın özü Sarma mevzusu açılmamak üzere bitti.. Şimdi yeni biri var ama biraz garip bir durum aradaki.. gayet heycanlıyım, meraklıyım biraz da kıpır kıpır sanki içim. Sarmaya niyet buna kısmet napalım..

PS: yaa bide özellikle böbüşümler siz yapın abi size inanıyorum ben yaparsınız valla.. Bugün gece hıdrellez, gül ağacının altına ev çizerken bana da bir ev çizin. bide çöp adam çizerseniz çok varya öyle böyle değil manyak mutlu olurum... Belki bu kez olur kimbilir.

1 05 2009

Teselli edecekse eğer..


Hani bazı mesleklerin belli kaymaklarını yiyen, sonra meslekleriyle dünyayı kurtaracaklarını zanneden tipler olur ya.. Polislerde çok vardır bu olay, kasım kasılmalar, bu ülkeyi ben koruyorum ulan siz kimsiniz tavırları. Anlattığı herşeyin içini, "dediler gözünün yağına iki yumurta kırayım yapma abi, dedim siktirin lan kimsiniz siz" tarzı şeylerle süslerler. haa işte bunların basın versiyonu Sarma. her işini mesleği sayesinde hallettiriyor. Modern tehdit anlayışı olan"seni haber yaparım anan ağlar" versiyonunun suyunu çıkartıyor. Bilgisayarım bozulmuştu bi kez, bi yere yaptırmaya götürmüştük, onda bile sarmanın tamirciye dediği laf "Abi bak, bunun içinde özel bilgiler var.. Eğer başına birşey gelirse anında damlarım buraya, işini iyi yapmıyorsun diye harcarım 2 dk da seni" Özel bilgilerde benim 45 derecelik açıyla çekilmiş ablak sıfatım.. Zaten sürekli böyle, "Ahh siz ezik insanlar bu ülkede neler oluyor bilmiyorsunuz" tarzında konuşuyor. Lan sanki yarraam hergün özel haber yapıp birinin foyasını meydana çıkartıyorsun. Ajanslar ne düşüyosa onun aynısını yapıyosun işte neyine kasılıyosan. Diyorum bunu, -yani tabii yarraam demiyorum da-, o sağ dudağını hafif havaya kaldırıp "hıh hayatım bir çok şeyden haberin yok, pembe gözlüklerinle bakmaya devam et" diyor. Sonra sürekli facebookundaki resimleri kaldır, avatarındaki resimleri kaldır diye beynimi yemesi. Adam gibi söylese derdini yemin ederim sözünü dinlerim. Çok uysal biriyim aslında ben ama böyle aşağılayarak bana söyleyince tepem atıyor.. Yok işte "millet desin sana aaa kızın gözlere bak sırf bunun için koyuyorsun çünkü başka meziyetin yok. Eğer zekana güvenseydin resimlerini koymazdın oyana buyana." Artık gına getirtti bana, iki lafından biri başka meziyetin yok, yok teşhircisin, ille herkes fotolarını görsün istiyosun. Ananın amı, Sarma ananın amı.. İşten çıkmayı düşünüyorum haftalardır. Eve çıkcam abi, maaşımı bir alıyosam 3 alamıyorum.. Ben nasıl kira ödeyeceğim. En azından düzenli maaşımın olacağı yere geçmem lazım. Bana gelmiş diyor ki, "gözümün önünde dur işte, başka yerde yapamazsın sen. Sende yok o kapasite, burası iyi işte ekmek elden su gölden" diyorum bak şöyle şöyle bir proje var "Saçmalama sen beceremezsin" Ya sabır dedim ya sabır dedim, dayanamadım bende estim gürledim. O kadar soğuttu ki bu hareketleri beni kendinden. O kadar nefret ediyorum ki ondan. Sadece bana böyle değil ama, dünyadaki herkes gerizekalı, herkes mal, bir tek kendisi iyi, zeki ve kaliteli.. Haa bu arada o
efendi, ellemeyen, koklamayan sarma oldu nuri alço. Bahar gelince herif pırpır etti tabi, gözler fıldır fıldır dönüyor.. Tenha bi köşe bulsa devirecek beni.. Bunun bu kıl kıl davranışları karşısında bende yatmadım onla.. yatıp da bu salağı başıma bela etmeyeyim dedim daha doğrusu.. sen bu bicikleri yoğuracağına evde gidip anca çavuşunu tokatlarsın dedim. Eve çıkcam diyince bu hemen atladı, "Sen bana hangi evi istediğini söyle kirasını trink 500 yaptırırım ben. Deniz kenarı, nişantaşı hiç mühim değil" dedi. Bu böyle diyince bir geçmişe gittim. Ankaraya gittiğim de, bu lafların tıpatıp aynısını o zamanki sevgilim söylemişti. "Ankara benden sorulur kızım, orda hık desem 60 adam toplanır" demişti. Bana ne ev buldu, ne eşya, hepsinden öte ailesiyle yaşadım bi süre, sonra baktım o götünü kaldırıp bi bok yapamıyor.. kendi evimi kendim buldum. Eşyaları da kendim aldım, kendim topladım. Bi tane 34 ekran tv getirdi sadece. Onuda ayrılıktan sonra arkadaşıma "PuCCa tv mi geri versin ühüüü" diye ağlayarak aldı allahın kekomançisi. Buda aynı lafı söyleyince aman dedim PuCCa, hayatının dersini aldın sen sakin ol. Ama elleşmedim de, bıraktım erkek aslan kendi gücünü göstersin.. ilk gün tam 50 ev gösterdim mynetin emlak sayfasından, 50 sine kulp buldu. Arkadaşlar ev bulup gösteriyor, hepsi için, "O herifin olduğu mahallede oturamazsın, o mahalleye hırsız çok dananıyor, o kızı sevmiyorum ben, Orda çok fare olur, birinci katta oturamazsın, o ev ışık almaz, emlakçının adını beğenmedim" Sonra gece neyi nasıl planladıysa, benim için tutacağı ev oldu bizim evimiz. "Burası olmaz, ablamların evine uzak, akşam sana gelmem kolay olsun, o evin duvarları belli çok ses çıkarır olmaz, ev sahibi üst kattaymış ikimizin yaşamasına sorun çıkarır, benim odamı senin eve taşırız, yatağı ablamlardan alırız" Baktım iyice abarttı 3 ev daha göstersem, çocuk odasını ayarlıcak.
Dedim "Bize değil bana ev bakıyorum, ben için yani, bulamazsam pansiyona çıkcam zaten." Bu önce bozuldu, sonra işte başladı, korumacı tavrının arkasına gizlediği, ulan bütün maaşım cevahire gidiyor, gittiği de bi işe yaramıyor, eve çık rahat edelim yiyişelim moduyla,"Seni yalnız başına oturtturacağımı düşünebiliyor musun? Sen o evde yalnız yatarken ben sence evde rahat edebilir miyim? başına birşey gelirse ben senin ailene nasıl hesap veririm? Sen bana aitsin o yüzden senin değil bizim olacak tabi" Ulan salağa bak, kuzenimle tanıştı diye aileme ne hesap verecekmiş. derdine bak herifin. Çektim gittim yanından, 15 dk sonra geldi, dedi "ablamın yan apartmanında buldum" hayatta oturmam diyince, gene başladı bu ben aşağılamaya. Bişey söylemedim. Akşam da döndü gitti, bana haber vermeden. Zaten regl bunalımındaydım çekemem dedim aramadım hiç.. gerçi zaten arayamazdım, şey borcunu ödeyemediğimden kapanmış da hattım..
Gece düşündüm taşındım, olmaz dedim ben çekemiyorum abi, bide başkasından hoşlanıyor gibi bişeyim. O yüzden vicdanım rahat değil işte. Gece hoşlaştığım çocukla konuşuyorum, aklımın ucundan geçmiyor sarma, sabah bi uyanıyorum. Bi pişman oluyorum.. O yüzden ne dese abdullah diyorum.. Ayrılcam ama sırf bunun yüzünden ayrılamıyorum da, vicdanım beni nasıl yiyip bitiriyor. O böyle karşımda konuşurken iç sesim sürekli "Sen kaltaksın kızım herboku hakediyosun sen, pisliksin çocuk sana napsa haklı" diye yankılanıyor.. Ama abi vicdanına sıçarım, bende insan evladıyım.. Dedim en güzeli kes at, oda kurtulsun sende.. Sabah geldim kanala, baktım masasında oturuyor, çantamı falan bırakmadan yanına gittim.
- biraz konuşabilir miyiz aşağıya gelsene
- gelemem işim var
- ben ayrılmak istiyorum.
dedim ve gittim. Sadece bu kadar.. Sonra sanki hiç sevgili olmamışız gibi unuttum ben bunu, öğle yemeğinde karşıdan bakışlarını görene kadar. yanımda iki kız vardı, ben onları "sana cimin selamı var ahahaha hangi cim desene ahahah euzumineşşeytaniracim ahahaha" tarzı iğrenç esprilerimle boğuyordum ki, gözgöze geldik Sarmayla, o an beynimde bir şarkı çalmaya başladı.. benim saçlar sarı oldu, hertaraf dumanlandı yanımdaki 2 kız arp çalmaya başladı, beyaz elbisemle ağlayarak sarmaya doğru şarkı söylemeye başladım.. "Ayrılmalıyız artık, gitmeliyim bu yerden, saadet diliyorum sana beyaz güllerden" En dramatik halimle, ayrılmak istemiyorum ama şartlar bebeğim, seni ömrümün sonuna dek seveceğim derken, yanımdaki kızların "PuCCa iyi misin noldu" sorularıyla kafamdaki klip bitti. kaçamak bakışlarımla "yapma bana bunu bakma bana öyle" diye bakışlar attım sarmaya..
....
Oysa ki işin aslı öyle değildi işte, içimden geçen duygularla yaptığım hareketlerin alakası yoktu. Abi sırf bu yüzden birinden ayrılmayı sevmiyorum. Niyeyse otomatik olarak, acı çekmeliyim gibi bir imaj yükleniyor bana. Utanıyorum terkettiğim herifin önünde kahkahalar atmaya. Ayrılmak istemiyorum senden mesajı veriyorum sürekli. Oysa ben terkedildiğimde hayat daha kolay, yapmacık değilim en azından. "Neler kaçırıyorsun sen dangoz, bu bicikleri bi daha elleyemiceksin hahayy" durumunu yaşamak daha basit. Mesela orda karşıdan sarma bakarken bana kafamdan geçen asıl müzik "Ölenle ölünmez derler, İstisna tanımam, Çiğnediğin güller başına, Siyah çelenk olacak, Seninle bir gün daha mı? Yok, hadi yok Bana yatacak yorgan yastık Çok ama çok.." Sonra benim saçlar siyah dalgalı belimde, deri şort var altımda, yanımdaki iki kız britneyin saz arkadaşları gibi 19 mayıs figürlerini seksi seksi yapıyorlar. Bende ona doğru yürüyüp kameraya dans ediyorum. Kafamda çalan klip buyken, ben orda türk filmi çeviriyorum. Çok sıkıcı, tam 1 hafta bu yastayım bu yüzden hastayım modu devam edecek birde. etmezse başıma gelecek olanı biliyorum çünkü. "yazıklar olsun değmezmişsin, hıh demişlerdi bana ama" gibi lafları kaldırmaya gücüm kuvvetim yok..
Sonra masadan aradı beni, "Neden PuCca sadece neden?" dedi. "nedeni aybalam götün ve boş beleş herifin teki olduğun halde, kendini nimetten sanman" demem lazımken, ses çıkartamadım, sanki heran konuşacakmışım da konuşamıyor muşum, konuşursam ağlarmışım tarzı bir durum yarattım.. De aslında dimi ne olacak, yapamıyorum ama işte, ben o hayır diyemeyen ama bahane üreten tiplerdenim. Ayrıldığım adamlarda, ben kasım kasım kasılıyorum o yüzden, terkedilmek daha rahat yada bağışıklık kazandım bana daha rahat geliyor. Terkedildiğinde böyle gereksiz yere üzerine kurulan acı çekmelisin baskısı olmuyor en azından.. Bu bende ki şeyde değil, aa elimin altında kalsın cebimde dursun muhabbeti, hatta mümkünse bana uzak allaha yakın olsun. O kadar nefret ettirtti kendinden. Kezban Pariste gibi hissettiriyor bana devamlı kendimi. Herşeyin en iyisini bilmesi, entel dantel deli saçması lafları, o siktiriboktan arkadaşları, habire spora gitmesi, her lafın sonunda kaşlarını havaya kaldırıp "bakın gene ben bildim" havaları. o kadar sinirimi bozuyor ki. Neden ilişkilerinin uzun zamanlı olmadığını anlayabiliyorum. En önemlisi şu "ben imkansız aşklar için yaratılmışım" durumumdan çıktığım anda yeğenini de, onu da ıslak sopalarla dövcem!!! Zaten ne yaşadık yani, o yüzden en fazla 3 gün öyle melül melül bakar neden neden der, oda sevişemedik ya o yüzden onun pişmanlığını yaşar. Aşkından falan değil yani, zerre inanmıyorum öyle duyguları olduğuna.. beceremedi diye dizlerini döver durur, bir hafta sonra kendine gelir..