Hani
insanın hayatında yaşadığı bir yüzleşme anı vardır ya, Hah!
İşte onu ben dün yaşadım. Dünyaca ünlü bir
markanın mağaza açılışı var. Ben de bunların hınılarının
hınısından hınısının bir şeyinde vardım, o yüzden oraya
gittim. Bir anda kendimi koltukların üzerinde yaylana yaylana,
elimizde şampanya kadehleri; kızlarla, suratlarımızın
fotoğrafını çekerken buldum. Eee hadi çekiyorsun tamam, ama bir
de üstüne oturmuş öpücük atmışım. Kırmızı bir ruj, ama
nasıl dağılmış! Tazeleyeyim derken her yana da dağıtmışım
zaten, kekomançiyim ya bildiğin!
Napıyorum
ben dedim ya, gerçekten napıyorum!
Hayatım,
dünyanın en sıkıcı dizisi sanki... Marilyn... Norma, vallahi çok
özür dilerim! Seni o kadar benimsemişim, öyle bir sevmişim ki
hayatım senin Türk versiyonuna döndü! Türklere
yaptığımız için zaten bi çok şey değiştirildi. Ünlü bir
film yıldızı olmak isterken kimse tarafından kabul görmemiş,
seksi de etiket gibi yapıştırılmış bir kariyere sahipsin.
Atıyorum işte bana yazar diyenin giotine götürüldüğü bir
yerde, o lanet seks üstüne yapıştırılmış internet üzerinden
günlük tutan bir kızım. Seks yok ama işte; bende, seks yok!
Vallahi billahi yok ya, dilimde tüy bitti. Kendimi parçaladım seks
yok diye diye. Kim götünden attıysa, bir dedikodu var ki seks
hayatını anlatıyor diye, yok anacım, yok olsa anlatcaz ama yok
yani!
İnstagramımda
o poza bakarken onu düşündüm, bu ne ya! Bu ne hal! Marilyn
Monroe, kendi memleketinde aynı mağazının açılışında o
koltuğun üzerinde poz verir. Taş gibi de olur o pozu maşallah. Bir de bana bak! Triko bir kazak, kırmızı ruj, dudaklarımı
öne ata ata, yanımda da iki kız arkadaşımın kafası, çantamı
nereme sokuşturacağımı bilmeden poz vermişim. Hiç olmuş mu
Puccam, aa benim güzel kızım hiç olmuş mu? O sen değilsin bi
kere!
Sen,
adam senle ilgilenmedi diye evini yakan; düğün sesinden rahatsız
oldun diye polise haber veren; Karakollarda ağlayan, yollarda kusan,
içen, rezil olan ağzının ayarı olmayan bi kızsın. Ne yaptın
sen ya, şittttt titre bi, kendine gel. Bir de balıketine hiiiç
yakışıyor mu, cık cık cık!
Öncelikle,
bu işin geçmişine bir gidelim. Ben kimim, onu bir öğren
istersen. Çok ağır bir çocukluk geçirdim, burada şimdi anlatsam
kendini asarsın. Arabesk, acı, kahır… Kemalettin Tuğcu
kitapları yaşadıklarımın yanında masal kitabı kalırdı, yani
düşün o derece. Annemle babam ayrıldılar, babam annemin yanından
aldı sonra bizi. Ardından da ismime kadar her şeyimi değiştirdim.
Yaşadıklarım ancak o zaman unutulurdu sanki! Herkes unuttu gerçek
ismimi, arada bir kimlikle işim olduğunda aklıma gelirdi sadece o
kadar. Ama internetin orospu çocukları, durup durup hatırlattılar,
canları sağ olsun.
Ergenlik
desen; şımarık, rezil, leş! Saçlarım oksijenle açılmış,
kirpiklerimde şeffaf rimeller falan... Ardından mavi siyah saçlı
metalci; sonradan tiyatrocu olmak isteyen, keman çalmak için
uğraşan çok bilmiş. Ha bire kimlik arayışındaydım yani
anlayacağın.
Bi
de bakireyim diye dağı taşı götürdü sevgilim, üstüne
'İhtiyaçlarım var napimm' diyerek, arkadaşıma hallendi. Bir
darbe de oradan aldım.
Sonra
üniversite sınavını ilk girişte kazandım, ama ek kontenjanla
gittim, o başlı başına bir hikâye zaten hiiç anlatmayayım
şimdi.. Radyo televizyon sinema bir de üzerine gazetecilik okudum.
Öyle boş beleş bir kız değilim aslında. Ama işte, okudum da
kendime mi okudum? Sevgilimin peşinden gitmek için... Boş beleş
değilim de azıcık geri zekâlıyım sanırım.
Ben
bi aşık oldum, bi aşık oldummm… Allah’ım yok böyle bir acı!

Sonra
burada yazmaya başladım. Çoook uzun süre bir kişinin bile
okuduğunu düşünmüyordum. Ardından bunları kitap yapalım, dizi
yapalım diye tutturdular. Büyük bir gururla 'hayır' dedim. O
‘hayır’ı her ne kadar entellikten demiş gibi dursam da, yok
dememin gerçek nedeni gayet de 'amaaaan bir kişi bile okumayacak'
durumuydu. Sonra Cem Mumcu geldi, ‘bütün bloggerlara bir fırsat’
dedi. ‘Alllaaaaah’ dedim, niyeyse o zamanlar blogger olmak
şimdiki gibi değil. Hepimizin götü çıkıyor hakkını korumak
için. Hoop bi dava açılıyor, bütün bloglar kapanıyor. Ben de
‘bir sürü seri olacak nasılsa, arada kaynarım, torunuma torbama
hatıra kalır, ileride gösteririm’ dedim. Ardından bana en
büyük kazığı bloglar attı! Tabii bir heves, bir furya… Ya bu
blog bilmem ne başkanları seçiliyor. Adamın biri de daha kitap
çıkmadan alıp fotoğraflarımı yayınlamıştı. Sonra başkası
beni erkek yaptı, ardından bir başkası 60 yaşında kadın,
kimisi reklam kampanyası dedi… Ulan senelerdir beraber yazıyorduk,
hiçbir sorunumuz yoktu, şans bana güldü diye ne saldırılar, ne
öfke, ne kin anlatamam!
Hele
ekşi sözlük... Yaaa adam benim için, kesin bu blog dizi olmalı
yazmış. Kitap çıktıktan sonra da, 'Hayatımda duymadım,
okumadım, bilmiyorum ama çok bok, inşallah geberir!” hep aynı. Birine de Twitter’dan cevap yazmadım diye onlarca entry
girmiş…
Bu
arada, İstanbul'dayım bir reklam ajansında çalışıyorum, azıcık
maaşım var. Kurtuluş’ta bıyıklı bir ev arkadaşım var. Karşı
binamız, porno sitesi kenarı gibi. Siyahîler, fahişeler,
travestiler, Japonlar! Sürekli bir cinayet, bir şey oluyor evde.
Bıyıklı da rahat durmuyor! Bir sevgilisi var, adam her gün evde,
sıra gecesi zılgıtlar, leleleeeyyy!
O
zamanki sevgilim; beni terk etmiş, İngiltere'ye gitmiş. Üstelik
bir mektup yazmış bana, çükü düşsün! Bir
de arkadaşım var Ankara'dan, kızın derdi benimkinden daha ağır.
Yapayalnızım, kimsem yok! FriendFeed diye bir yer var, orada
yazıştıklarımla ancak. Onlarda da bir moda akımı başladı
sonra, herkes herkesle tanışınca büyü bozuldu. Kelimenin tek
anlamıyla kimsesizim. Dışarıda herkes kitaptan bahsediyor,
röportajlar, onlar bunlar… Otobüsteyim, okuyan kişileri
görüyorum, kahkaha atıyorlar. Gidip vurmak istiyorum, 'ben onları
yaşarken ağladım taaammmııaaa!!!' diye.
Bu
arada ilkokuldan beri hayatımdaki her şeyi tuttuğum günlüklerim
var, oraya yazardım. Babamın ajandaları benim için günlük
demekti... Yani bu kitap benim için bir tarih, bir hayalimin
gerçekleşmesi ama sorarsan kutlayacak bir kişim bile yok! Çünkü
kimseye söylemedim, anlatmadım… Gizli karakterdim. Güya tabii.
Ajanstaki herkes biliyor, daha iki hafta önce ananem öldü diye
izin almışım, kitapta kadını her fırsatta öldürüp, izin
aldığımı yazmışım. Yan masamda oturan kişi gecemin nasıl
geçtiğini biliyor.
Üstelik
bu arada herkes gibiyim. Yani bir bakın yazdıklarınıza, ne
yaşadığınızı başkası hemen anlar. Bir insanın Twitter
profilinden bile, ne zaman tatile gitti, ne zaman döndü, ne ara
sevgilisi oldu, bir ara aklı birine mi kaydı hepsini anlıyoruz. Bir de özel hayatın gizliliği
diye saldırdılar. Eee ben buraya yazmışım o hayatı, sen
fotoğraflayıp albüm yapmışsın. Deterjan kafa, bana
saldıracağına, internetin özel hayata olan tutumuna laf
söylesene! Bak yine sinirlendim. Bu huyumdan da bir vazgeçemedim
zaten. ‘Koca fenomensin Pucca, millete küfretme artık’ diye
kendimi tutmaya çalışsam da bazen bir giriyorum ki analı bacılı,
Menemen hattında minibüsüm var zannedersin!
Ardından
bir tuttu, bir tuttu günlükler önünü alamadık! Maşallahhh....
Tahtaya falan vursana bir, varsa yanında manitana da vursan olur.
Odun hepsi zaten! Aşk dediğimiz şey kadının beyninin içinde
başlayıp, biten bi olaymış onu anladım. Vur, vur bir şey
olmuyor! Bu arada günlük tuttukça tabii o ilk başta tutunduğum
ne varsa kaydı gitti elimden.
Gel
zaman, git zaman artık sıkıldım bu gizlilikten. Benim zamanımda
internette insanlar isimlerini vermezdi. Ben böyle gördüm, bunu
bildim. Ama gel gör maillerimi, bir fotoğrafım için benden milyon
dolarlar isteyen mi, siteler açan mı o fotolarla. Ulan lösemiyim
diye milleti kandıran küçük Pucca’lar mı? Babam da bir gün
aradı, 'ben seninle gurur duyuyorum, sen de kendinle gurur dur
artık!' dedi, yani kitaptan haberi olduğunu söyledi, bu durumda
benim için gizlilik falan artık rafa kalktı.
Çok
kırıldım, çooook kalbim kırıldı, çok ezildim. Hayatta en
büyük acımasızlığı kendime yapmışımdır. Yani düşmanımı
kendim kadar harcayamam. Ama her gün ‘çirkin, çirkin, çirkin,
Kuran’a işemiş, babası bilmem ne yemiş’ tarzında ve daha
ağza alınmayacak tonla hakaretler okumak beni artık delirtti.
Çok
sindim, çok kapattım kendimi. Kendi üç beş arkadaş grubum
dışında kimseyle görüşmedim. Zaten grubumuzda aşk, intikam,
entrika hiç eksik olmadı! Sadece arkadaşlarımın davetine gittim,
çok özel değilse kalabalığa karışmadım bile. Hatta bana
ulaşamazlar, telefonumu açmam, kimseyle görüşmem, konuşmam...
Bir
de kaç kez dolandırıldım, ne sen sor ne ben anlatayım.
Sonra
geçenlerde eski günlüklerimi okurken 30 yaşına gelmeden
yapılacaklar diye bir kâğıt buldum. Her şeyi yapmışım
neredeyse. Hayalimdeki eve kavuştum, kira ama olsun. Bir köpek, bir
kız kardeş, bahçede balıklar, bir de kedi ailemiz var başa bela
onlarla yaşıyorum.
O
fotoğrafta o kekomançi halimi görünce, şimşek çaktı beynimde.
Ben seni çok özledim blog! Sen yokken neler neler yaşadım ama gel
gör ki sana yazmadıktan sonra bir anlamı yokmuş onu anladım.
Milyon kez sana dönmeye çalıştım ama hep kendi kendime yok, işim
var, yok kafam karışık diye diye geri durdum.
Ama
bu kez, çocukluğumda dizlerimi karnıma çekip hayalini kurduğum
her şeye sahibim! Daha fazlasına da ihtiyacım yok! Biraz evin
hayalini kasvetli yapmışım sanırım, ev fazla testosteron
salgılıyor. Bir sevgilim var, kendi çapında ünlü sayılır o da
tamam. Bir köpeğim var, pekingese bir gözümüz görmüyor ama o
da tamam! Bir arabam var, kız jeep kia o da markadan kullanayım
diye verildi, ehh o da tamam. Sadece yazı yazarak yaptığım bi
işim var, ohh mis gibi.
Küçük
Aptalın Büyük Dünyası, Ve Geri Kalan Her Şey, Allah Beni Böyle
Yaratmış derken serinin dördüncüsü Ay Hadi İnşallah da çıktı
sonunda. Ben ölene kadar da devam edecekler. Kendi belgeselimi,
kendim yapıyorum işte daha ne! Ayrıca yazar değilim, internette
kendi blogu olan, o blog yazılarını kitap sayfasına aktaran
birisiyim sadece. Hürriyet Pazar ve Elele’de yazıyorum. Bir de
şimdi dizi yazıyorum, Allah’tan eğitimini aldığım, en
önemlisi zamanında ucundan kıçından girdiğim bir iş.
Yani
demem odur ki ben sana geri döndüm. Artık yine eskisi gibi yazmaya
başlıyorum, çünkü ancak yazdığım zaman kendimi iyi
hissediyorum. Ben benden çıktım ya, kendimi bulmam lazım!
Sen
hayatımda yokken neler oldu bir bilsen! Ne rezillikler, ne
kıroluklar, ne hassiktir lan bu da olmamıştır’lar.
Altı
hatta yedi senedir beni takip eden, derdimi dert bilenler, kimse
tarafından sevilmemiş birine öyle bir şey verdiniz ki hiç
haberiniz yok. İyi ki internet kahramanı olmuşum, iyi ki çirkin
blogger kız olmuşum, iyi ki terk edilmişim de burayı açmışım!
Ben
artık büyüdüm, ee boru mu seneler geçti, benimle beraber siz de
büyüdünüz, kim bilir başınıza neler geldi! Popçu gibi
bitirmek istemezdim ama vallahi seviyorum sizi, çünkü başka
yapacak bir şeyim yok!
NOT:
10 Kasım Pazar Saat:14.00 Tüyap İmza salonunda ‘Ay Hadi
İnşallah!’ için görüşürüz, görüşür müyüz?
İmza detay
Bu
arada Pucca, Allah seni kahretmesin, bunu da başardın kız!!!!
42 yorum:
ee tebrikler o zaman, her yere geri dön pucca Feed'lerine de blog sayfanda ki samimi sözlerini de...
Puccam biz seni çok seviyoruz yalnız değilsin kuzum benim
İyi ki kitaplardan çooook önce fark edip okumuşum seni
Kız Pucca iyi ki tumblr açmamışsın kız
😘
Puccacım seni blog zamanından beri takip ettim bir arkadaşımın tavsiyesiyle çünkü bizde aptal saptal ilişkiler içerisindeydik biz de çelişkiler içindeydik biz de içip saçmalayıp bunu herkesin bilmemesi ama herkese de anlatma ihtiyacı duyanlardandık.
Seni çok sevdik her derdini dert bildik ve ilk kitabın çıktığında deliler gibi sevindik. Şimdi dördüncü kitaptasın Ayy Hadi İnşallah bu da hayırlı olsun onu da okuyalım. Ama özlemişim blogunu okumayı
Hoşgeldin tekrardan. Seviyorum seni!
Nasıl sevindim ki hoşgeldinn..
sen blog yazmayı hiç bırakma hiç hiç hiç!
Çok ilginçtir. Bugün bloğunu okurken keşki burada yazmaya devam etseydi çok uzun zaman oldu diye geçirdim içimden. Ve şaşılacak şey onca zaman sonra bir post geldiğini gördüm. Hoşgeldin tekrar iyiki geldin.
Bir tavsiye uzerine ilk kitabini okudm sonra diyerlerini bir haftada hepsi bitt(zor zamanlarimdi kendimi kitaplaraa gomdum)gercek suki samimiyetini kaybetmediyin surece hep var olursun.cunku biz seni sevdik..
Şu hayatta cidden gerçek anlamda arkadaşlık kurmak istediğim bi insansın!
Yazın sonuna kadar bekledim burda yazmanı, sık sık kontrol ettim çünkü nasıl ki sana burda yazmak çok iyi geldiyse bana da iyi gelen şey seni okumaktı..iyi ki döndün takipteyim!
sonunda geri döndü beğ çok özlettin kendini :')))
blogu yıllardır takip diyorum kimse bilmezken bilirdim hatta 1 nisan şakası yapmıştınız ben evde yaşayan hasta bi erkeğim falan diye ne üzülmüştüm meğersem 1 nisan şakasıymış :) kitapları okurkende bir güler bi ağlarım. ve hep uzaktan sadece yazılarından tanıdığım birine çok ama çokkk mutlu olsun diye dua ederim.
Pucca iyi ki varsın ! Sen bizim yaşam koçumuz gerçeğe inancımızsınnn :)
Zilly perada seninle fotoğraf çektirdiğim an hayatımın en mutlu anlarındandı diyebilirim !
Sen yaz biz okuyalım başka ne isteriz ki... :)
Kıskançları da siktir et onlar gerçekten ezikler bir pucca olamazlar ho ho hooo ! :)
Puccaaaa inanmazsın ama daha geçen hafta Pucca da eskisi gibi yazmiyor artik, keşke bloguna yeniden başlasa diye içerlemiştim! Şimdi yukaridaki satırları okurken ne kadar sevindim anlatamam, sensiz buralarin tadı tuzu yoktu. Aramıza yeniden HOŞGELDİN :)))
Blog candır
Sen hayatımda gördüğüm en yürekli kadınsın.
Oleeeeeeeeeeey dönüyorsun ya sonunda!!!
puccaaaaaaaa! Sen yaz, biz okuyalım; sen yaz, biz okuyalım. Bir solukta biten kitapların, blog yazıların ve köşe yazıların için teşekkürler...
Pazarr günüü seninleyizzzzzzzz puccaaaaaamm :)
Pazaarrrr günüüüü seninleyizzzz puccaaaa:)
ankarada da bi imza günün olsa keşke.. neyse geri buralara dönmene çoo...ok sevindim :)
aslında son birkaç yıldır senden gerçekten soğumuştum ve tepkiliydim. yazdığın gibi düşünüyordum. ama şimdi yeniden blogda yazmaya devam edeceğini söylediğinde ne yalan söyleyeyim, çok sevindim. klasik, birinden hoşlandığında ve o kişi ulaşılabilirliğini yitirdiğinde olan şey aslında.
başarılar :))
Artık yazmazsın sanıyordum, yazdığını görünce şaşırdım... Eskisi gibi değil elbet buralar, ama bu halden de güzel bir şeyler çıkabilir... Eskiden bizbize dertleşirdik, senin artık dertleştiğin milyonların var ama olsun.. Kürkçü dükkanına hoş geldin; şahsen ben, bıraktığın gibiyim ;)
Aaaa bende nerede bu diyordum. İyi yaz o zaman kitaplarını okumuyorum ama blog yazılarını okumayı seviyorum.
Uzun falan ama aktı gitti yine :)
kurana isemisi gorunce bastim kahkahyi yine post un oyle bir yerinde kullanmissin ki bu lafi cuk oturmus :) hosgeldin..
Seni çok ama çok seviyorum mavişimm.kitapların ve blog yazıların bana öyle iyi geliyo ki genç bi kadın olarak içimde kalan yapamadığım söyleyemediğim ne varsa hepsini sen yaptın özgüvenine hayranım.lütfen bol bol kitap yaz bizi sensiz bırakma.vee 4.kitabın hayırlı olsun en kısa zamanda okumak istiyorum. (Bence ankaralı seni hiç haketmedi iyi ki onla evlenmedin sadece bil istedim)
Hoşgeldiiin:) Ben seni ilk yazdığında okuyordum sonra bir gün d&r 'da dolaşırken kitabını gördüm ve böylece hayatımin ortasına oturdun resmen. Blog çok güzel ya sen blogta güzelsin bütün kitaplarını ve tabiiki yazilarini da okuyorum ama blogta sevdim seni ben tekrar hoşgeldin:) Nedendir bilinmez çok seviyorum seni yaa sanki ablammissin, dostummussun gibi. Teşekkür ederim varlığın için gerçekten dualarimda hep varsın ve mutluluğun için duâ ediyorum.Ben çok güzel bir çocukluk yasadim dizim kanasa agliycak vakit olmadan annem koşar sarilirdi bu yüzden farklı bir hayat görmedim hic ve bu yüzen de duâlarimdasin işte mutlu olmasi sevilmesi gereken insan asıl sensin çünkü Allaha emanet ol:)
Yaa yeni sevgilini niye sakliyorsun kim ya kimm??:)
Tanınmak için yapmadığın şey kalmamışken bundan şikayet etme espirisini kullanman. imza günüde bu işin tuzu biberi olmalı. Şu başlık altına yazılan "adsız" yorum olmaktansa,fotoramanda baş kahraman olmanın nesi yanlış.. :)
seni seviyorummmmmmmmmm sevgili pucca
aman boşver, herkes hata yapar da kim senin gibi hatalarının arkasında durur. Ayrıca edebi olmasalar da okunuyor yazdıkların, hemde bir solukta okunuyor. Başarılarının devamını dilerim:)
Kitaplarını, diğer yayınlanan yazılarını ne kadar takip etsem de blogtaki samimiyetin bambaşka. Hiç gitme! :)
Oley be. Nasıl sevindim anlatamam. Anlatılmaz yaşanır bu duygu yani.. Hoşgeldin :D
Artık ümidi kesmiştim, kitap yokken okuyordum ve sonra kitaplar peşisıra çıkınca bıraktım okumayı geri dönmene çok sevindim.
İlk kitabını 2013 yazında okudum. Hem de tam bir depresyonik bir zamanda sonra aylar aylar geçti. Benim bir puccam vardı ona ne oldu dedim. Bir baktım benim dünyadan haberim yok. Puccam 2. Kitabını yazmış sonra 3. Kitabı. Ve ben geçen hafta 2. Kitabı bitirdim. Hemen 3. Kitaba başladım. Bu gece 3. Kitabı da bitirdim. Gecenin bu saatinde yani tam olarak saat 02.53 şu an. Son kitabı bu saatte alamayacağım için sabahı da bekleyemedim. Tüm e kitap sitelerinden Ay Hadi İnşallah'ı bulma çabası içine girdim. Yok anam bulamıyorum. Bu hatun beni benden aldı götürdü. :) Pucca sen hep yaz. Sabaha doğru son kitabı almaya gidiyorum. İyi geceler içimizdeki insan..
pucca, senin kitaplarını sınıfta bütün kızlar okuyordu. yazrı kim dediğimde Pucca dediler. Açıkcası o zamanlar seni yabancı, kitabını da çeviri zannettiydim. Benim blogerım yoktu sosyal medyayı da pek takip etmezdim. yani seni tanımıyordum. Ne yalan söyleyeyin kitabı da açıp bir kere de bakmadım. Dediğim gibi yabancı zannettiydim. ZAten yabancı kitap okuyamıyorum. Yabancı isimleri aklımda tutamıyorum sonrasındada kitaptan bişiy anlamıyorum diye okumuyordum. E seni de yabancı zannedince hiç tenezzül etmedim açıkcası. Zaten kitap kitap okumayı da seven birisi değildim. Sonra ablamla alışverişen kittiydik. D&R a uğradık. YAni kitap okumuyorum ama garip bir şekilde kitap seçmekte hoşuma gidiyordu. Neyse ablam gel pucca'yı alalım dedi. Ben "hıı okulda herkes okuyordu ama ben okumadıydım." dedim. Sonra bu kitabı aldı. Kitabın eve gelince şöyle bir sayfasını karıştırayım dedim sonra elimden bırakamaz oldum. "Olum bu çok güzel lan." dedim. Ablamla kitap için yarışıyoruz. O tabiki ben parasını ödedim diyerek vermedi banaa bende anca o elinde düşünce zaten bi günde bitirdi, elime aldım. Gece boyunca okudum. HAni sen gülmeyin diyorsun ya ama bizi de anla gülmeden edemedik. Gülünç olan sen değildin bence çevrendekiler çok daha gülünçtü. Hele ankaralı ayısı tam bir ayıydı mesela. Ama bazı yerlerinde de sana üzülmedim desem yalan olmaz. Çünkü şu an ben de üniversitedeki yaşlarındayım ve senin ona olan aşkın beni çok üzdü. Sonra üvey babanla olanlar. Sana fazlasıyla üzüldüm. Hatta seni evlat bile edinebilirdim yani öyle. Neyse işte içimizden biri oldun anla. Sonuç mu seni seviyoruz ve serinin bütün kitaplarını alıyoruz. Sen de yenisini yazarsın belki ama bu sefer kariyerini başarını yazarsın. Hani sana laf atan şu tipler var ya onlara da hava atrsın. Çünkü bence aslında seni kıskanıyorlar. ..
Kitaplara karşı hep bi heves hep bi alayım okuyayım modunda biriyim . Ama eve gelince nedense büyüsü bozuluyor bu durumun kitaplar boyunları bükük kalıyorlar rafımda . Senin kitabını ilk aldğımda şöyle bir sayfa okuyum dedim baktım kitap bitmiş . En son sevgilim ömür törpüsü kelebeğim senin '' Allah Beni Böyle Yaratmış'' adlı kitabını almış biliyorsun bi instagram bi twitter sendende bi rt aldıktan sonra cümle alem öğrendi seni okduğumu :) . Öncelikle senin kitabını bir heyecanla okumaya başladım tabi bu heyecann içinde sevgilimin almış olduğu gerçeği de var her neyse popom uyuştu kitabını okuyacm diye o çok kıymetli popoma değdi şaka bi yana kadınım seni çook seviyorum İzmir kitap fuarında birleşememiş olabiliriz ama senin kitabını ilk okumaya başladığımda '' anaaaaa aynı bizim gibi , bizim gibi küfürde ediyor , biz vazoyu 10 sayfa tavirlememiş '' diye diye okumuştum . Ya bir insan kitabın içinde biraz küfür de var diye sevinir mi valla kendimi buldum sende adeta meğer biz hep bekliyormuşuz şu içimizdeki dünyayı biri artık bütün Türkiye'ye yaysın bizde rahat edelim diye adeta iç sesimiz oldun PuCCam :)
Kitaplara karşı hep bi hevesli heyecanlı olmuşumdur tabi bu heyecanım hevesim aldıktan sonra devam etmez o bi ayrı . Büyüsü bozuluyor o heyecanın eve gelince sonra kitapcıklarım raflarda boynu bükük kalıyor nedense . Senin kitabını ilk aldığımda şöyle bi sayfa okuyayım dedim enee kitap bitmiş. Daha sonra bütün serileri derken geçenlerde sevgilim ömür törpüsü kelebeğim bana senin ''Allah Beni Böyle Yaratmış'' adlı kitabını almış biliyorsun aslında bir instagram bir twetterde senden rt derken rahatladım bütün dünya seni okduğumu da anladı. Ben bir heyecanla başladım kitaba tabi bu heyecanın içinde pek kıymetli sevgilim kitabı aldı da var :) her neyse popom uyuştu okuyacam diye pek kıymetli popomada değdi doğrusu şaka bi yana kadınım seni çok seviyorum her ne kadar İzmir kitap fuarında buluşamasakta gönüller bir :) kitabını ilk okuduğumdaki tepkim '' anaaa aynı bizim gibi , aynı bizim gibi , bi vazoyu 10 sayfa tasvirlememiş , içi dünyasını, yaşadıklarını çatır çatır yazmış helal olsun '' dedm ya bir insan kitabın için bir nebze küfür de var diye sevinir mi :) valla sevindim aynı bizim gibi sinirleniyor diyorum . Düşün daha önce kitaplarla aramdaki mesafeyi onlar bizler kimsek :D okumadan üşenen kız sen ol bana kitap kurdu . velhasılkelam bu kelimeyide hiç düzgün yazamam ama söylerim , sen bizden birisin puccam kızların iç sesinin açığa çıkardın bizde yıllardır birimiz patlasa artık diyor idik :)
Yorum Gönder