4.05.2008

Yok bişey

Hayatımın en ilginç sevgililer günüydü.. Hoş benim hiç sevgililer gününde sevgilim olmadı ama! nedense şerefsizler ayın 11'i olduğunda pislik çıkarıp kavga ediyolardı benle!Bütün gün gazetedeydim EXPO denilen zımbırtı için uğraşıp durdum, pekmezde delegelelerle birlikte sempozyumdaydı, bütün gün bir teleonunu bekledim.. cıks aramadı... Akşam olunca çıktı geldi, sana süprizim var diye, ben tabi direk hayallere daldım şarap, güller şık lokantalar falan derken o da ne? Abdullah Gül EXPO için gazetecilere ve delegelere yemek veriyomuş oraya götürdü beni! Hep hayalimdi zaten sevgililer gününde böyle bir yemek, tek lokma yiyemedim, hoş anlamadığım şey sen adamlara ülkeni tanıtıyosun yemekte türk yemeğine dair tek lokma yok peynir bile ithaldi..Bütün gün arayamamasının sebebi çok yoğunmuş kafasını kaşıyacak vakti yokmuş bla bla bla derken ulan bütün muhabir kızlar selam veriyo pekmeze.. yabancı muhabirlerle gelsin fine thanks and yoular tel alışverişleri, bizim yerli muhabirlerle öpüş koklaş "ayy bugün ne eğlendikk, yaa hep görüşelim senle pekmezzz" 3 kızdan biri ile aynı dialog, beni de tanıştırıyo tabii gelenle gidenle, bu hanfendi, bilmemne televizyonundan bilmem kim, Bu da pucca! demek bu da, bak senn!! benim surat beş karış sinirden köpürüyorum, kıskançlıktan dudaklarımı yiyorum, tek istediğim terkedip gitmek orayı, ama giderken kolunu bacağını kırıp gitmek istiyorum..kızlarla her konuşmasında gülüşmesinde sanki beni aşağılıyor gibi geliyor, Bu kıskançlık gelen duygu böyle mideme şırıngıyla hava dolduruyolarmış gibi his yaratıyor. Hem çok sinirliyim çekip gitmek istiyorum, gidersem arkamdan gelmezse diyede korkuyorum.- Neyin var Pucca?- Yok bişeyyim! sen işine bak!Herkes Gül'ün ağzından çıkacak 2 kelime için çırpınıyo, benimse tek derdim bütün gün o kızlarla nasıl eğlenmiş acaba? Sonra sıkıldığımı anlayıp dışarı çıkıyoruz, ağzımı bıçak açmıyor bi kumrucuya gidiyoruz adam gibi bişeyler yiyelim diye çok sinirliyim, kırgınım, ve kıskancım yani deli gibi tehlikeliyim..- Neyin var Pucca?- Yok bişey yemeğini ye sen!hediyede almamış diye düşünürken montunun cebinden kırmızı bir kutu çıkarttı.. Kazak bekliyodum aklımın ucundan yüzük falan geçmemişti, ihtimal dahilinde bile yoktu ama ama Allahım sana geliyorummmm, evleniyorummm sonunda, gelinlik modelim, evden çıkışım, kına gecem, dans müziğimiz, davetiyelerin modeli herşeyi o anda düşündüm, kırmızı kutuyu açınca hayal kırıklığımdan öte koca bir hööönnkkk oldum!!! yusufcuk kolyesi!!!- bu nee beee!!!- ne oldu, beğenmedin mi afadersin bilemedim üzgünüm yaa...- yok beğendimm, çok şaşırdım tam istediğim kolye nerden tahmin ettin diye şeyettim öyle..iğrenç beğenmedim bi kere! tek taş sandım salak PuCCa, tabii çocuk ne bilsin kafayı evlenmekle bozmuş çorçocuk doğurma meraklısı salak bi hatun olduğumu! Zaten hala İstanbul işini anlatmadı, bende hiç sormadım yüzüm beş karış asık bana şans getiren bi yusufcukla bi de etrafında dolanan her memeliyi kendine hayran bırakan bi sevgiliyle bir sevgililer gününü bitirdim.Evlencem ben ama yok, bunla olmazsa başkasıyla, bu 8.8.8 bu tarihe kadar evlencem diye kendime söz verdim bu olmazsa 9.9.9 zaten bunlarda olmazsa kesin evde kalırım, o zamanda kendimi işine adayan bi hatun olurum.. Ama şimdi işimden önemli olaylarım var...

3 yorum:

black moon dedi ki...

ahthjahh yine yusufçuk kolyesi

ChunLi Beauty dedi ki...

uuuuuu!!! :) Yusufcuk koleksiyonu oldu :D

3 nokta dedi ki...

Teoman'ın uçurtmalar diye bir şarkısı var,biliyor musun bilmiyorum ama,aklıma geldi sanki seni anlatmış