Hani bazı mesleklerin belli kaymaklarını yiyen, sonra meslekleriyle dünyayı kurtaracaklarını zanneden tipler olur ya.. Polislerde çok vardır bu olay, kasım kasılmalar, bu ülkeyi ben koruyorum ulan siz kimsiniz tavırları. Anlattığı herşeyin içini, "dediler gözünün yağına iki yumurta kırayım yapma abi, dedim siktirin lan kimsiniz siz" tarzı şeylerle süslerler. haa işte bunların basın versiyonu Sarma. her işini mesleği sayesinde hallettiriyor. Modern tehdit anlayışı olan"seni haber yaparım anan ağlar" versiyonunun suyunu çıkartıyor. Bilgisayarım bozulmuştu bi kez, bi yere yaptırmaya götürmüştük, onda bile sarmanın tamirciye dediği laf "Abi bak, bunun içinde özel bilgiler var.. Eğer başına birşey gelirse anında damlarım buraya, işini iyi yapmıyorsun diye harcarım 2 dk da seni" Özel bilgilerde benim 45 derecelik açıyla çekilmiş ablak sıfatım.. Zaten sürekli böyle, "Ahh siz ezik insanlar bu ülkede neler oluyor bilmiyorsunuz" tarzında konuşuyor. Lan sanki yarraam hergün özel haber yapıp birinin foyasını meydana çıkartıyorsun. Ajanslar ne düşüyosa onun aynısını yapıyosun işte neyine kasılıyosan. Diyorum bunu, -yani tabii yarraam demiyorum da-, o sağ dudağını hafif havaya kaldırıp "hıh hayatım bir çok şeyden haberin yok, pembe gözlüklerinle bakmaya devam et" diyor. Sonra sürekli facebookundaki resimleri kaldır, avatarındaki resimleri kaldır diye beynimi yemesi. Adam gibi söylese derdini yemin ederim sözünü dinlerim. Çok uysal biriyim aslında ben ama böyle aşağılayarak bana söyleyince tepem atıyor.. Yok işte "millet desin sana aaa kızın gözlere bak sırf bunun için koyuyorsun çünkü başka meziyetin yok. Eğer zekana güvenseydin resimlerini koymazdın oyana buyana." Artık gına getirtti bana, iki lafından biri başka meziyetin yok, yok teşhircisin, ille herkes fotolarını görsün istiyosun. Ananın amı, Sarma ananın amı.. İşten çıkmayı d
üşünüyorum haftalardır. Eve çıkcam abi, maaşımı bir alıyosam 3 alamıyorum.. Ben nasıl kira ödeyeceğim. En azından düzenli maaşımın olacağı yere geçmem lazım. Bana gelmiş diyor ki, "gözümün önünde dur işte, başka yerde yapamazsın sen. Sende yok o kapasite, burası iyi işte ekmek elden su gölden" diyorum bak şöyle şöyle bir proje var "Saçmalama sen beceremezsin" Ya sabır dedim ya sabır dedim, dayanamadım bende estim gürledim. O kadar soğuttu ki bu hareketleri beni kendinden. O kadar nefret ediyorum ki ondan. Sadece bana böyle değil ama, dünyadaki herkes gerizekalı, herkes mal, bir tek kendisi iyi, zeki ve kaliteli.. Haa bu arada oefendi, ellemeyen, koklamayan sarma oldu nuri alço. Bahar gelince herif pırpır etti tabi, gözler fıldır fıldır dönüyor.. Tenha bi köşe bulsa devirecek beni.. Bunun bu kıl kıl davranışları karşısında bende yatmadım onla.. yatıp da bu salağı başıma bela etmeyeyim dedim daha doğrusu.. sen bu bicikleri yoğuracağına evde gidip anca çavuşunu tokatlarsın dedim. Eve çıkcam diyince bu hemen atladı, "Sen bana hangi evi istediğini söyle kirasını trink 500 yaptırırım ben. Deniz kenarı, nişantaşı hiç mühim değil" dedi. Bu böyle diyince bir geçmişe gittim. Ankaraya gittiğim de, bu lafların tıpatıp aynısını o zamanki sevgilim söylemişti. "Ankara benden sorulur kızım, orda hık desem 60 adam toplanır" demişti. Bana ne ev buldu, ne eşya, hepsinden öte ailesiyle yaşadım bi süre, sonra baktım o götünü kaldırıp bi bok yapamıyor.. kendi evimi kendim buldum. Eşyaları da kendim aldım, kendim topladım. Bi tane 34 ekran tv getirdi sadece. Onuda ayrılıktan sonra arkadaşıma "PuCCa tv mi geri versin ühüüü" diye ağlayarak aldı allahın kekomançisi. Buda aynı lafı söyleyince aman dedim PuCCa, hayatının dersini aldın sen sakin ol. Ama elleşmedim de, bıraktım erkek aslan kendi gücünü göstersin.. ilk gün tam 50 ev gösterdim mynetin emlak sayfasından, 50 sine kulp buldu. Arkadaşlar ev bulup gösteriyor, hepsi için, "O herifin olduğu mahallede oturamazsın, o mahalleye hırsız çok dananıyor, o kızı sevmiyorum ben, Orda çok fare olur, birinci katta oturamazsın, o ev ışık almaz, emlakçının adını beğenmedim" Sonra gece neyi nasıl planladıysa, benim için tutacağı ev oldu bizim evimiz. "Burası olmaz, ablamların evine uzak, akşam sana gelmem kolay olsun, o evin duvarları belli çok ses çıkarır olmaz, ev sahibi üst kattaymış ikimizin yaşamasına sorun çıkarır, benim odamı senin eve taşırız, yatağı ablamlardan alırız" Baktım iyice abarttı 3 ev daha göstersem, çocuk odasını ayarlıcak.
Dedim "Bize değil bana ev bakıyorum, ben için yani, bulamazsam pansiyona çıkcam zaten." Bu önce bozuldu, sonra işte başladı, korumacı tavrının arkasına gizlediği, ulan bütün maaşım cevahire gidiyor, gittiği de bi işe yaramıyor, eve çık rahat edelim yiyişelim moduyla,"Seni yalnız başına oturtturacağımı düşünebiliyor musun? Sen o evde yalnız yatarken ben sence evde rahat edebilir miyim? başına birşey gelirse ben senin ailene nasıl hesap veririm? Sen bana aitsin o yüzden senin değil bizim olacak tabi" Ulan salağa bak, kuzenimle tanıştı diye aileme ne hesap verecekmiş. derdine bak herifin. Çektim gittim yanından, 15 dk sonra geldi, dedi "ablamın yan apartmanında buldum" hayatta oturmam diyince, gene başladı bu ben aşağılamaya. Bişey söylemedim. Akşam da döndü gitti, bana haber vermeden. Zaten regl bunalımındaydım çekemem dedim aramadım hiç.. gerçi zaten arayamazdım, şey borcunu ödeyemediğimden kapanmış da hattım..
Gece düşündüm taşındım, olmaz dedim ben çekemiyorum abi, bide başkasından hoşlanıyor gibi bişeyim. O yüzden vicdanım rahat değil işte. Gece hoşlaştığım çocukla konuşuyorum, aklımın ucundan geçmiyor sarma, sabah bi uyanıyorum. Bi pişman oluyorum.. O yüzden ne dese abdullah diyorum.. Ayrılcam ama sırf bunun yüzünden ayrılamıyorum da, vicdanım beni nasıl yiyip bitiriyor. O böyle karşımda konuşurken iç sesim sürekli "Sen kaltaksın kızım herboku hakediyosun sen, pisliksin çocuk sana napsa haklı" diye yankılanıyor.. Ama abi vicdanına sıçarım, bende insan evladıyım.. Dedim en güzeli kes at, oda kurtulsun sende.. Sabah geldim kanala, baktım masasında oturuyor, çantamı falan bırakmadan yanına gittim.
- biraz konuşabilir miyiz aşağıya gelsene
- gelemem işim var
- ben ayrılmak istiyorum.
dedim ve gittim. Sadece bu kadar.. Sonra sanki hiç sevgili olmamışız gibi unuttum ben bunu, öğle yemeğinde karşıdan bakışlarını görene kadar. yanımda iki kız vardı, ben onları "sana cimin selamı var ahahaha hangi cim desene ahahah euzumineşşeytaniracim ahahaha" tarzı iğrenç esprilerimle boğuyordum ki, gözgöze geldik Sarmayla, o an beynimde bir şarkı çalmaya başladı.. benim saçlar sarı oldu, hertaraf dumanlandı yanımdaki 2 kız arp çalmaya başladı, beyaz elbisemle ağlayarak sarmaya doğru şarkı söylemeye başladım.. "Ayrılmalıyız artık, gitmeliyim bu yerden, saadet diliyorum sana beyaz güllerden" En dramatik halimle, ayrılmak istemiyorum ama şartlar bebeğim, seni ömrümün sonuna dek seveceğim derken, yanımdaki kızların "PuCCa iyi misin noldu" sorularıyla kafamdaki klip bitti. kaçamak bakışlarımla "yapma bana bunu bakma bana öyle" diye bakışlar attım sarmaya..
....
Oysa ki işin aslı öyle değildi işte, içimden geçen duygularla yaptığım hareketlerin alakası yoktu. Abi sırf bu yüzden birinden ayrılmayı sevmiyorum. Niyeyse otomatik olarak, acı çekmeliyim gibi bir imaj yükleniyor bana. Utanıyorum terkettiğim herifin önünde kahkahalar atmaya. Ayrılmak istemiyorum senden mesajı veriyorum sürekli. Oysa ben terkedildiğimde hayat daha kolay, yapmacık değilim en azından. "Neler kaçırıyorsun sen dangoz, bu bicikleri bi daha elleyemiceksin hahayy" durumunu yaşamak daha basit. Mesela orda karşıdan sarma bakarken bana kafamdan geçen asıl müzik "Ölenle ölünmez derler, İstisna tanımam, Çiğnediğin güller başına, Siyah çelenk olacak, Seninle bir gün daha mı? Yok, hadi yok Bana yatacak yorgan yastık Çok ama çok.." Sonra benim saçlar siyah dalgalı belimde, deri şort var altımda, yanımdaki iki kız britneyin saz arkadaşları gibi 19 mayıs figürlerini seksi seksi yapıyorlar. Bende ona doğru yürüyüp kameraya dans ediyorum. Kafamda çalan klip buyken, ben orda türk filmi çeviriyorum. Çok sıkıcı, tam 1 hafta bu yastayım bu yüzden hastayım modu devam edecek birde. etmezse başıma gelecek olanı biliyorum çünkü. "yazıklar olsun değmezmişsin, hıh demişlerdi bana ama" gibi lafları kaldırmaya gücüm kuvvetim yok..
Sonra masadan aradı beni, "Neden PuCca sadece neden?" dedi. "nedeni aybalam götün ve boş beleş herifin teki olduğun halde, kendini nimetten sanman" demem lazımken, ses çıkartamadım, sanki heran konuşacakmışım da konuşamıyor muşum, konuşursam ağlarmışım tarzı bir durum yarattım.. De aslında dimi ne olacak, yapamıyorum ama işte, ben o hayır diyemeyen ama bahane üreten tiplerdenim. Ayrıldığım adamlarda, ben kasım kasım kasılıyorum o yüzden, terkedilmek daha rahat yada bağışıklık kazandım bana daha rahat geliyor. Terkedildiğinde böyle gereksiz yere üzerine kurulan acı çekmelisin baskısı olmuyor en azından.. Bu bende ki şeyde değil, aa elimin altında kalsın cebimde dursun muhabbeti, hatta mümkünse bana uzak allaha yakın olsun. O kadar nefret ettirtti kendinden. Kezban Pariste gibi hissettiriyor bana devamlı kendimi. Herşeyin en iyisini bilmesi, entel dantel deli saçması lafları, o siktiriboktan arkadaşları, habire spora gitmesi, her lafın sonunda kaşlarını havaya kaldırıp "bakın gene ben bildim" havaları. o kadar sinirimi bozuyor ki. Neden ilişkilerinin uzun zamanlı olmadığını anlayabiliyorum. En önemlisi şu "ben imkansız aşklar için yaratılmışım" durumumdan çıktığım anda yeğenini de, onu da ıslak sopalarla dövcem!!! Zaten ne yaşadık yani, o yüzden en fazla 3 gün öyle melül melül bakar neden neden der, oda sevişemedik ya o yüzden onun pişmanlığını yaşar. Aşkından falan değil yani, zerre inanmıyorum öyle duyguları olduğuna.. beceremedi diye dizlerini döver durur, bir hafta sonra kendine gelir..








